{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  24. HUKUK DAİRESİ     <br>                       T.C.<br>                   ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         24.HUKUK DAİRESİ      <br><br><br>ESAS NO\t: 2023/1960 <br>KARAR NO\t: 2023/1875<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  \t (...)<br>ÜYE\t\t: ...  \t (...)<br>KATİP\t\t: ...  \t (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 12/10/2023<br>NUMARASI\t\t: 2023/474 E.- 2023/558 K. <br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLLERİ\t: <br>DAVALILAR\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: TİCARİ ŞİRKET (TASFİYEYE İLİŞKİN)<br>İSTİNAF TALEBİNDE <br>BULUNAN\t: TARAF VEKİLLERİ<br>KARAR TARİHİ\t: 21/12/2023<br>KARARIN YAZILDIĞI <br>TARİH\t: 22/12/2023<br><br>\tMahkemece verilen karara karşı taraf vekilleri  tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>\tİstinaf talebinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya okunup gereği düşünüldü: <br>TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde, eş olan davalılardan ...'in davacının kardeşi olduğunu, taraflar arasında adi ortaklık kurulduğunu, adi ortaklık öncesinde davacının babasından kalma işletmesinde gıda toptancılığı yaptığını, gayrimenkul alım satım işleri ile uğraştığını, davalı ... ile birlikte ... Ltd Şirketi bünyesinde yol ihaleleri ile uğraştığını, diğer davalı ...’in ise tıp fakültesinde öğretim görevlisi olduğunu, davacının önce ... olarak bilinen akaryakıt istasyonunu satın aldığını, diğer davalı ...’nin burayı birlikte işletmek istemesi üzerine davalıyı bu yere ortak ettiğini ve tarafların birlikte çalışmaya başladıklarını, akaryakıt satış işletmesini bir süre birlikte çalıştıran tarafların Aralık 1999 tarihinde ... Ltd şirketini kurduklarını, bu arada davalıların .... Ltd Şirketini 2001 yılı Ağustos ayında kurduğunu ve davalı ...’nin ağabeyi ile birlikte yaptığı taahhüt işlerinden ayrılması üzerine bu ayrılıktan kendisine düşen işleri yapmaya başladığını, tarafların davacı % 50, davalı ... % 50 oranında eşit pay ile ortak olarak kurdukları ... Tic. San. Ltd Şirketi firması ile kamu kurumlarında ihale ile iş aldıklarını, ... inşaat firmasının da ortaklık faaliyetlerine katılması teklifi üzerine bu firmanın da adi ortaklığa dahil edildiğini, davalı ...'nin, ... İnşaattaki paylarının tamamını inançlı temlik yolu ile 3. kişi ...’a devir ettiğini, bu yolla ... İnşaat firmasının da adi ortaklığın içine fiilen alındığını, her bir firmanın ayrı çalıştığını, gelirlerin hep ortak şekilde kullanıldığını, sonuç olarak adi ortaklığın enstrümanları olarak ... ve ... İnşaat şirketlerinin kullanıldığını, her iki şirkette de gelir gider alacak, borç her ne varsa tüm ticaretin yarı yarıya olmak üzere eşit hissedarlık prensibine göre ortaklığın devam ettiğini, şirketlerin şeklen var olduğunu, adi ortaklık şemsiyesi altında adi ortaklık tarafından sevk ve idare edildiğini, adi ortaklığın malı olarak varlıklarını sürdürdüklerini, tarafların ortaklıkları ve çalışma hayatları boyunca firma ve iş ayırt edilmeksizin birlikte hareket ettiklerini, firmaların aynı telefon ve faks numaralarını kullandıklarını, ortak muhasebe ve harcama personelince finans işlemlerinin yürütüldüğünü, alacaklar ve borçların tek bir merkezden idare edildiğini, ortak kasa kullanılarak gelirlerin aktarıldığını, gider ve harcamaların ihtiyaca göre kullanıldığını, 1999 yılından bu güne kadar devam eden ortaklıkta davacının iş ve ihale takibi, davalı ...’nin şirket içinde teklif gerçekleştirme mali ve idari yönetim, diğer davalı ... ise ailenin toplumsal yanı, sosyal sorumluluk ve diğer faaliyetlerde temsil görevini yerine getirdiğini, adi ortaklık kapsamında  çok sayıda şirketin bulunduğunu, davacının adi ortaklığa dahil ... inşaat firmasında gizli ortak olduğunu, davalı ...’nin sanık sıfatı ile mahkeme huzurunda verdiği ifadelerinde davacının ortağı olduğunu kabul ettiğini, davalının bu beyanının mahkeme içi ikrar niteliği taşıdığını, taraflar arasında uyuşmazlık çıktığını, uyuşmazlıkların giderilememesi üzerine adi ortaklığın sona erdirilmesi için görüşmeler yapıldığını ve 18/04/2022 tarihli protokol düzenlendiğini, taraflar arasındaki adi ortaklığın sona erdirilmesine ilişkin protokolün önemli ölçüde infaz edildiğini, ortak taşınmazların bölüşümünün davalıdan kaynaklanan sebeplerden dolayı yapılamadığını, davalı tarafın sözleşmeyi ihlal ettiğini, ... firmasında davalı tarafın hisselerini davacıya devir etmediğini, davalıların davacıya ait işlerden gelen hak ediş ödemelerine el koyarak sözleşmeyi ihlal ettiklerini, tasfiye sözleşmesinde ön görülen ceza-i şart  talep etme koşullarının oluştuğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 18/04/2022 tarihli sözleşme uyarınca adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine, ... şirketinde davalı ... adına kayıtlı bulunan 8160 adet payın, ... işletmelerinde ... adına kayıtlı bulunan 50 bin adet payın, .... AŞ’de davalı ... adına kayıtlı 180 adet payın iptali ile davacı adına kayıt ve tesciline, 18/04/2022 tarihli protokole konu edilmeyen, davalı ... adına kayıtlı bulunan ... ... San. Tic. A.Ş. de 550.200.000 adet payın, ... ... A.Ş. de 80 adet payın iptali ile davacı adına kayıt ve tesciline, bir kısım taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tesciline, araç ve ekipmanların sicil kayıtlarının iptali ile ... adına kayıt ve tesciline, 2 Milyon TL tutarındaki alacağın şimdilik 50 bin TL sinin davalılardan tahsiline, 11.350.000 USD nin şimdilik 15.000.USD lik kısmının davalı ... den tahsiline,  davacıya ait ½ pay olan 1.800.000 Euro nun 1.000 Euro luk kısmının davalılardan tahsiline ve ... şirketine ödenmesine, iş makinesi ve araçların kira bedeli olan şimdilik 100.000 TL nin davalılardan tahsili ile ... şirketine ödenmesine, davalının Konya Çevreyolu ve Sevdişehir Tünel yapım işlerini haksız şekilde kendilerine bırakılan firmalara devretmesine yönelik işlemin iptali ile eski hale iadesine, bu talep kabul görmez ise ... inşaatın marka değeri için davacı tarafından davalı tarafa ödenen 4.500.000 Euro nun şimdilik 15.000 Euro nun davalılardan tahsiline, ... inşaatın hak ediş bedeli olan 25.888.473 TL nin şimdilik 10.000 TL sinin davalı ... den tahsili ile ... şirketine ödenmesine, Adi ortaklık hesabına aktarılan 20.371.000 TL’den davacının hissesine düşen ½ hissesine isabet eden 10.185.500 TL nin şimdilik 20.000 TL sinin davalı ... den tahsili ile ... şirketine ödenmesine, ... firmasından gönderilen 2.974.580,98 TL nin şimdilik 10.000 TL simin davalı ... den tahsili ile ... şirketine ödenmesine,  davalı ... inin ... şirketindeki müdürlük yetkisinin sona erdiğinin tespiti ile davalının müdürlük yetkisinin kaldırılmasına, 50.000.000,00 USD ceza-i şartın şimdilik 10.000 USD sinin davalılardan tahsiline, taleplerin uygulanmasının mümkün bulunmaması halinde davaya konu ekli listede yer alan şirketlerin şirket paylarının menkul ve gayrimenkul varlıkların, tesisler ve makinelerin, kimin adına kayıtlı olduğuna bakılmaksızın  adi ortaklığın  malı olarak kabul edilmek sureti ile 18/04/2022 tarihli sözleşmeye bağlı kalınarak tasfiye ve taksim edilmesine, ortaklığa ait menkul, gayrimenkul, şirket payları, nakit v.s. tüm varlıkların davacıya ½ oranında pay, davalıların  toplam 1/2 oranında pay olmak üzere eşitlik prensibine göre taksim ve tasfiye edilmesini,  ortaklığın taksim ve tasfiyesi sırasında mümkün mertebe tarafların rızalarının gözetilmesini, ortaklığın ve ortaklık varlıklarının mümkün mertebe ayni olarak taksim ve tasfiyesine,  ayni olarak taksim ve tasfiyesi mümkün görülmeyen kısımların nakde çevrilerek taraflar arasında eşit oranda nakden paylaştırılmak suretiyle taksim ve tasfiyesini, davalıların sözleşmeyi planlı, kararlı, kötü niyetli bir şekilde defalarca çok ağır ihlallerde bulunmaları ve halen ihlal etmeye devam etmeleri nedeniyle doğan ifaya ekli ceza niteliğindeki 50.000.000,00 USD'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, Adi Ortaklığın tasfiyesi için yeterli sayıda konusunda ehil tasfiye memurun atanarak tasfiye heyeti oluşturulmasını, davaya konu tüm şirketlere yönetim kayyumu atanmasını talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde, iş bu davanın nispi harca tabi olduğunu, bu nedenle dava dilekçesinde talep edilen miktarlar karşılığı olarak eksik harcın ikmal edilmesi gerektiğini, ... İnşaatın kuruluşundan bugüne kadar geçen sürede, hiçbir dönem davacının hissedarlığının olmadığını, davacının ... İnşaatta hak sahibi olmasının mümkün bulunmadığını, bu yöndeki iddiaların tümüyle kötü niyetli olduğunu, davacının, taraflar arasında gizli bir adi ortaklık ilişkisi olduğunu iddia ettiğini, iddiaların asılsız olduğunu, tarafların ortaklıklarının olduğunu, ancak ortaklıkların resmiyette olanlar ve ticaret sicil gazetesinde ilan edilenlerden ibaret olduğunu, taraflar arasında hiçbir zaman gizli ortaklık söz konusu olmadığını, ... İnşaatın kuruluş veya geçmiş sürecinin herhangi bir aşamasında davacı ...’ın fonksiyonu olmadığını, bir kişiye, herhangi bir şirkette görev vermenin, o kişinin o şirketin ortağı olduğu anlamına gelmediğini, tek ortaklı olan ... ... A.Ş.'nin ... tarafından kurulduğunu, kendisi dışında hiç kimsenin etkisi, katkısı ve hissesi olmadığını, davacının, ... ... ya da ... İnşaatın, ...’nin kurulumunda özkaynak katkısı ve diğer tüm iş ve işlemlerinde hiçbir hakkı, katkısı ve etkisi bulunmadığını, davalıların kabul etmediği ve hükümsüz olan 18.04.2022 tarihli protokolde bile ... ve ...’nın bu protokol kapsamındaki şirketlere dahil olmadığını özel bir madde ile belirtilmiş olmasına rağmen, davacının halen bu şirket üzerinde de adi ortaklık kurgusu oluşturmaya çabaladığını,  bu talebin ise davacının ... şirketinden kendi bünyesine 110.000.000 USD aktardığının davalılarca tespit edilmesi üzerine başladığını, davacının, 18.04.2022 tarihli protokolün içerik ve muhteviyatı konusunda mahkemeyi yanıltmaya çalıştığını, davacının herhangi bir hak ve alacak talebinde bulunma imkanı kalmadığını, çünkü davacının kendi eylemleri sebebi ile protokolü uygulamaktan kaçındığını, tüm hesapların davacıya iletildiğini, ancak davacının, ısrarla kendi edimlerini yerine getirmekten kaçındığını, bunun üzerine davacıya; 14.03.2023 tarihinde Ankara 17. Noterliği 03606 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile protokolün davacı ... tarafından hiçbir hükmünün yerine getirilmemesi ve esasen emredici hukuk kurallarına aykırı olması sebebiyle hükümsüz olması nedeniyle geçersiz olduğunu ve bu nedenle davalıların protokol hükümleri ile bağlı olmadıkları hususunun ihtar edildiğini, davacının, ... İnşaatta inançlı işlem gereği hissedar olarak görünen ...’un hisselerini kendi üzerine almaya çalışarak protokolü ihlal ettiğini, protokolün bu sebeple de geçersiz olduğunu, ayrıca diğer maddelerinin de infaz edilmediğini, davacının adi ortaklık yönündeki iddiaları ve 18.04.2022 tarihli protokolün geçerliliği konusunda uzman görüşü alındığını, taraflar arasında kurulu bir adi ortaklık olmadığı ve 18.04.2022 tarihli protokolün geçersiz olduğu yönünde görüş bildirildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : \t<br>Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin, 12/10/2023 tarih, 2023/474 E., 2023/558 K. sayılı kararı ile davanın HMK'nın 114/1-c, 115/1-2 maddeleri uyarınca görev dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunun tespitine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli Ankara Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde; görevli mahkemenin Ankara Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, adi ortaklığın Ticaret Şirketleri eliyle yürütüldüğünü, 18.04.2022 tarihli ortaklıktan ayrılma ve uzlaşma protokolü ile tarafların adi ortaklığa ait şirketleri paylaştığını, protokolde bu şirketlerin hisse devirleri konusunda ve şirket yöneticilerinin yetkilerinin sona erdirilmesi hususunda hükümler bulunduğunu, Anonim ve Limited şirketlere ilişkin tüm hükümlerin TTK'da düzenlendiğini, adi ortaklığın tasfiyesine ilişkin protokolün uygulanmasına ilişkin olan ve ayrıca ... AŞ. hisselerinin davacıya ait olan %50 hissesinin tescili talebini de içeren bu davanın TTK 4/1 maddesi anlamında mutlak ticari dava olduğunu, tarafların adi ortaklığı bünyesinde kurulan anonim ve limited şirketleri adına, otel, akaryakıt istasyonu, hidroelektrik santrali ve birçok yol, tünel, baraj vs. şantiyesi bulunduğunu, bu yerlerin hepsinin ayrı ayrı birer ticari işletme olduğunu, davanın da bu ticari işletmelerin de paylaşımına yönelik olduğunu,  davalı ...'ın tacir sıfatını taşıdığı konusunda mahkemenin de tereddüdü bulunmadığını ancak davacı ... ile davalı ...'ın, tacir sıfatı bulunmadığı kanaatine varmış ise de verilen cevaplarda davacı ve davalıların tacir olduğunun anlaşıldığını, uyuşmazlık bir mutlak ticari dava konusu olduğundan tarafların tacir olması hususunun değerlendirilmesinin dahi gerekmediğini, adi ortaklığın zaten ticari şirketler şeklinde vücut bulduğunu, yargılamada Ticaret Şirketleri için yasada belirlenen ölçü kural ve normların uygulanacağını, davada ortaklığa konu malvarlığı değerlerinin ticaret şirketleri adına kayıt ve tescil edilmiş olduğu dikkate alındığında, genel hükümlere ilave olarak ticaret ve şirketler hukukuna yönelik hükümlerin ayrıca dikkate alınması gerektiğini, talepler arasında davalı ...’ın .... Tic. ve San. Ltd. Şti.’ndeki müdürlük yetkisinin 18.04.2022 tarihi itibari ile sona erdiğinin tespiti ile müdürlükten azlinin ve davalılar ve üçüncü kişilerin şirket paylarının iptalinin de bulunduğunu, ticaret şirketlerinde temsil ve ilzama yönelik yönetim kurulu ya da müdürlük yetkisinin hakim-mahkeme müdahalesi ile kısıtlanması ya da azline yönelik uyuşmazlıklar ile kayıtlı payın iptal ve tesciline ilişkin davaların mutlak şekilde ticaret mahkemelerinin görev alanında bulunduğunu, davalı ... tarafından, davacı aleyhine, davacının ... şirketindeki mevcut müdürlük yetkisinin kısıtlanması ve azli talepli davanın Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/175 esas sayılı dosyasında derdest olduğunu, bir kısım taleplerin şirket müdürünün hukuka, ahlaka, objektif özen borcuna ve görev gereklerine aykırı eylemlerinin neden olduğu zararların tazminine yönelik olduğunu, müdür yetkilinin bu tür eylemlerinden kaynaklı tazmin sorumluluğuna ilişkin davaların da mutlak şekilde Asliye Ticaret Mahkemelerinin görev alanında bulunduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılarak, Ankara Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğuna karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalılar vekili istinaf dilekçesinde, mahkemece; davanın adi ortaklık hükümlerine dayalı olarak açıldığını, tarafların tacir olmadığını, TTK hükümleri kapsamında düzenlenmiş hususlardan doğan bir çekişme bulunmadığı gerekçeleriyle isabetli bir biçimde görevsizlik kararı verildiğini, ancak kararın 5 numaralı bendinde, \"İhtiyati tedbir taleplerinin, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin görevli mahkeme tarafından nazara alınmasına,\" şeklinde karar verilmişse de kararın vekalet ücreti bakımından hatalı olduğunu, lehlerine  vekalet ücreti hükmedilmesi gerekirken bunun görevli mahkeme tarafından nazara alınması şeklinde karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, kararın vekalet ücreti bakımından davalılar lehine kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. \t <br>GEREKÇE: Davada, taraflar arasında düzenlenen 18.04.2022 tarihli Adi Ortaklık Tasfiye Sözleşmesi gereğince adi ortaklığın tasfiyesi talep edilmektedir.<br>Uyuşmazlık, davada Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.<br>Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/05/2023 tarih,  2023/346 E.- 2023/312 K. sayılı uyuşmazlığın genel mahkemelerin görevine girdiği dikkate alınarak, dava mutlak ticari dava niteliğinde de olmadığından, davanın HMK'nın 114/1-c, 115/1-2 maddeleri uyarınca görev dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, Ankara Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunun tespitine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine ilişkin kararına karşı taraf vekillerinin istinaf başvurusu üzerine, Dairemizin 21/06/2023 tarih, 2023/1084 E., 2023/1108 K. sayılı ilamı ile \"… Mahkemece; davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiş ise de; dosya içeriğinden davanın taraflarının tacir olup olmadıkları ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmelerinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususunun araştırılmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda, mahkemece; davanın açıldığı tarih itibariyle Ticaret Sicil Gazetesi ve ilgili tüm belgeler getirtilerek davacı ve davalıların tacir olup olmadıklarının net bir şekilde belirlenmesinin ardından, tarafların tacir olduklarının ve davanın ticari işletmeleri ile ilgili olduğunun tespit edilmesi halinde, davanın esası hakkında inceleme yapılarak, oluşacak sonuca göre karar verilmesi, aksi halde şimdiki gibi görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, açıklanan hususlarda araştırma yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Belirtilen nedenlerle, mahkemece; yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan yazılı şekilde mahkemenin görevsizliğine ilişkin hüküm kurulması doğru görülmediğinden,” taraf vekillerinin istinaf başvurularının (şimdilik başka hususları incelenmeksizin) kabulü ile HMK.'nun 353/1-a,3.maddesi gereğince, mahkeme kararının kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.<br>Mahkemece, 12/10/2023 tarihli kararı ile adi ortaklığın tasfiyesine ilişkin iş bu dava mutlak ticari dava olmadığı gibi, her iki taraf da tacir olmadığından, nispi ticari dava da sayılamayacağından genel mahkemelerin görevli bulunduğu kanaatine varılmakla, açılan bu davada Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesi ile görev nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine ilişkin hüküm kurulmuştur.<br>TBK'nun 620. maddesinin birinci fıkrasına göre; adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. Diğer bir anlatımla, adi ortaklık; birbirini tanıyan, birbirlerinin kabiliyet ve şahsiyetlerine güvenen, eşit ve aynı durumda olan gerçek veya tüzelkişilerin, müşterek amacın gerçekleştirilmesini sağlayacak vasıtaları (sermaye paylarını veya emeklerini) ortaklığa getirme konusunda karşılıklı ve uygun irade beyanlarının birbirine ulaşmasıyla teşkil eden bir kişi topluluğudur. <br>HMK'nın 2.maddesinde Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevi düzenlenmiş olup, bu hükme göre \"Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesidir. \" Ancak aynı maddenin ikinci fıkrasında istisna öngörülerek \"Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, Asliye Hukuk Mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir.\" ifadesine yer verilmiştir. <br>6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4.maddesinde nisbi ve mutlak ticari davalar düzenlenmiş olup her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nisbi ticari dava olup, tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın maddenin ilk fıkrasında a,b,c,d,e ve f bentlerinde sayılan hususlardan doğan hukuk davaları ise mutlak ticari dava niteliğindedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 19/II.maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.<br>6335 sayılı Kanun'un 2.maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5.maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 1 inci maddesi gereğince kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkemelerce re'sen dikkate alınması gerekir.<br>Dosya kapsamından, Elazığ Valiliği, Elazığı Defterdarlığı, Harput Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 19/07/2023 tarihli yazısı ile  davalı ...'ın 1.sınıf tüccar olduğu, Ankara Ticaret Odası, Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 14/07/2023 tarihli yazısında; davacı ile davalıların ayrı ayrı birden çok ticari şirkette ortaklık durumlarının halen devam ettiği hususlarının açıklandığı, tarafların davaya konu 18/04/2022 tarihli \"Ortaklıktan Ayrılma Uzlaşma Protokolü\"nde paylaşılması kararlaştırılan şirketlerin ortakları  oldukları, ayrıca, davaya konu 18/04/2022 tarihli protokolün başlangıcında, \"davacı ve davalıların protokolün 2.maddesinde sayılan şirketlerdeki ortaklık durumlarının tasfiye edilerek ortaklıklarının sona erdirilmesi\" hususun kararlaştırıldığı anlaşılmıştır. <br>Bu durumda, yukarıda yapılan açıklamalar sonucunda tarafların dava konusu adi ortaklığın tasfiye protokolünde belirtilen şirketlerin ortakları olup ve dolayısı ile tacir oldukları, uyuşmazlığa konu davanın ticari dava niteliğinde bulunduğu anlaşıldığından, davada Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğuna karar verilmiştir.<br>Belirtilen nedenlerle, mahkemece; uyuşmazlıkta Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olduğundan, işin esası hakkında inceleme yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmediğinden, (davalılar vekilinin istinaf taleplerinin ve diğer hususlar incelenmeksizin) davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a.3. maddesi gereğince KALDIRILMASINA karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-)Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin, 12/10/2023 tarih, 2023/474 E., 2023/558 K. sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,<br>2-)Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,\t\t\t<br>3-)Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>4-)Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının talep halinde iadesine,<br>5-)İstinaf kararının ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a ve 362/1-c maddeleri uyarınca KESİN olmak üzere, 21/12/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi. <br>Başkan<br>...<br> e-imzalıdır<br><br>Üye<br>...<br>e-imzalıdır <br><br>Üye<br>...<br>e-imzalıdır <br><br>Katip<br>...<br>e-imzalıdır <br><br>  İş Bu Karar İlamı E-İmza ile İmzalanmıştır. <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a51c4c73650b0fb6","SID":"3fbf540fc26565cf"}}