{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1722 <br>KARAR NO: 2023/1827<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 04.03.2020<br>NUMARASI: 2018/827 E. - 2020/239 K.<br>DAVANIN KONUSU: Genel Kurul Kararının İptali<br>Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili  dava dilekçesinde özetle;  müvekkilinin davalı şirketin ortaklarından olduğunu, dava dilekçesine ekli 22/06/2018 tarihli toplantı tutanağında şirket merkezinde topIanıldığının yazıldığını, oysa belirtilen gün ve saatte toplantının gerçekleşmediğini, bu duruma şirket çalışanı bir kişinin de şahitlik ettiğini, toplantı tutanağında müvekkilinin imzasının bulunmadığını, toplantı tutanağında ortaklar kurulu kararı diye yazıldığını, halbuki bunun bir genel kurul kararı niteliğini taşıdığını, bu nedenle genel kurul kararlarının butlanı ve iptaline ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiğini, toplantı yapılmış olsa bile müvekkiline haber verilmeden yapıldığını, müvekkilinin toplantıya katılmış gibi gösterildiğini, Yargıtay kararına göre toplantının yoklukla malul olduğunu, davalı hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, dosya numarasının bildirileceğini, genel kurul kararının batıl olmadığı düşünülse bile iptal davasına konu olabileceğini iddia ederek; davalı şirketin 22.06.2018 tarihli ve 2018/04 sayılı genel kurul kararının yoklukla malul olduğuna, bu mümkün olmadığı takdirde iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davacıya 22-06-2018 tarihinde toplantı yapılacağına ilişkin toplantı yerini, gününü, saatini ve gündemi ihtiva eden davetin iadeli - taahhütlü olarak gönderildiğini, ... barkod numaralı gönderinin davacıya 19-06-2018 tarihinde ulaştığını, davacının çelişkili iddialarda bulunduğunu, kötü niyetli olduğunu, kararın salt çoğunlukla alındığını, karar incelendiğinde davacının imzasının olmadığının görüleceğini, şirketin diğer ortaklarının da davacı hakkında suç duyurusu yaptığını, davacının %25 oranında, karar alan ortakların da %75 oranında hisseye sahip olduklarını, davacının toplantıya katılmış olması halinde bile karara bir etkisinin olamayacağını, Kamu Borçlarının Yapılandırılmasına ilişkin 7143 Sayılı Yasanın 11-05-2018 tarihli Resmi Gazetede yayımlandığım, Yasa ile tanınan hakkın kullanılması için toplantının yapıldığını, alınan kararların da davalı şirketin ve davacının lehine olduğunun görüleceğini savunarak, haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"... Davalı şirketin ödenecek vergi borcunun, ortaklardan ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olan davalı şirketin yükümlülüğü olduğu çok açıktır. Davalı şirket bu vergi borcunu sermayeyi artırmak suretiyle, bir gelir elde ediyorsa bu faaliyet geliri ile veya uygun gördüğü başka bir yöntemle pek tabi ortaklardan alınarak ödenmek suretiyle de ödenmesini sağlayabilir. Ancak şayet ortaklardan tahsil etmek yoluyla ödenmesine karar verilecekse, bu kararın kanunun aradığı nisaplara uygun olması gerekir. TTK.nun 607. maddesine göre ortakların sermaye koyma borcu dışında yükümlülüğünü artıran kararlar oybirliği ile alınmak zorundadır. Bunun aksini öngören bir madde de  ana sözleşmede olmadığına göre ek yükümlülük kararı için davacının da oyunun olması şarttır. Gereken karar nisabı kurucu unsur olduğundan öngörülen nisabı taşımadan alınan kararlar yoklukla sakat kararlardır. (Yargıtay, 11 HD, 2018/835 E, 2019/5869 K, 2013/2111 E. 2013/15128 K, 2014/13505 E. 2015/10256K)  Bu bakımdan bilirkişinin gereken nisaba ilişkin tespitleri mahkememizce de benimsenmiş, ancak bilirkişinin kararların iptali gerektiği görüşü benimsenmemiştir.(Kaldı ki iptal için, muhalefet şerhi olması dava şartı olup davacının toplantıya katılmadığı sabit olduğuna göre muhalefet şerhi koymuş olması da beklenemeyeceğinden kararların iptali isabetli değildir)  Davalı şirketin itirazları üzerinde de kısaca durmak gerekir. Davacı, dava dilekçesinde kendisi varmış gibi gösterilerek toplantı yapıldığını ileri sürmüş; alınan kararlarda nisapların sağlanamadığına ilişkin bir  itirazda bulunmamıştır. Bu nedenle davalı da davacının dahi dayanmadığı bir hususa göre hüküm kurulamayacağını ileri sürmüştür. Ancak yukarıda açıklandığı üzere yokluk söz konusu olduğu için dava dilekçesinde buna dair bir iddia veya talep olması gerekmez...\"   gerekçesiyle, davanın kabulüne, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasına kayıtlı ... Limited Şirketi'nin 22/06/2018 tarihli genel kurulunda alınan 2 ve 3 nolu kararların yok hükmünde olduğunun tespitine,   karar  verilmiştir. Bu karara karşı,  davalı şirket vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından genel kurul kararının yoklukla sakat olduğu kanaatine varıldığını, TTK 607.maddesinde belirtilen karar nisabının yokluğundan bahisle baştan itibaren hükümsüzlüğüne değinildiğini, oysa burada 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsilİ Usulü Hakkında Kanunun 35/1.maddesinin dikkate alınmasını gerektiğini, 35/1 fıkrasında limited şirket ortaklarının şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemediği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacaklarının belirtildiği husunun dikkate alınmasının gerektiğini, kanun maddesinden anlaşılacağı üzere şirket ortaklarının herhangi bir genel kurul kararına gerek duyulmadan zaten kanunen amme alacaklarından sermaye hisseleri oranında sorumlu tutulacaklarının aşikar olduğunu, dolayısıyla kanunen hüküm altına alınmış olunan bir durumun TTK'nın 607.maddesindeki yan/ek edim yükleyerek oy birliği şartını haiz olmamasından bahisle yoklukla ilişkilendirilmesinin mümkün olmadığını, ayrıca 6183 sayılı Kanunun 35/1maddesindeki şartların gerçekleştiğini, davalı şirketin son yıllarda kar elde etmediği, ciddi zarar ettiği ortaklarca bilindiğini, ciddi zararla karşı karşıya gelen şirketin birde yüksek oranda amme borçlarıyla karşı karşıya geldiğini, ayrıca şirket sermayesinin bu borçlar ve zarar karşısında miktarı göz önünde bulundurulduğunda şirketin amme borçlarının şirketten tahsil edilmesinin mümkün olmadığının bilindiğini, şirketin üzerinde kayıtlı hiçbir taşınmazının mevcut olmayıp şirket zararının bilançolar ile de sabit olduğunu, bu durumun İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/355 Esas sayılı dosyasında alınan raporla da sabit olduğunu, raporda şirketin 2016 ve 2017 yıllarında büyük zararlara uğradığı ve  kar elde etmediğinin belirtildiğini, aynı raporda ortaklığın payı oranında borçlu bulunduğunu, sonuç olarak şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları için şirket ortaklarının sermaye hisseleri oranında direk sorumluluğun zaten kanunen mevcut olduğunu, dava konusu genel kurul kararının şirket ortaklarına yan/ ek edim yüklemediğini, zaten kanun doğan bir edim olduğunu, yoklukla sakat olmasının mümkün olmadığını, TTK 446 maddede genel kurul kararlarının hangi koşullarda iptal edileceğinin düzenlenmiş olduğu, davacının usulüne uygun davetiyeye rağmen toplantıya katılmadığı hususu ve davacının oy durumunun genel kurul kararlarında etki kuralı hususunun dikkate alınmadığını, davacının özel belgede sahtecilikten suç duyurusunda bulunduğunu beyan ettiğini, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/137305 Soruşturma numarası ile yapmış olduğu başvuruda toplantı belgesinde atılan imzanın sahte olduğunu dile getirdiğini, yapılan tetkiklerde toplantı tutanağında imzası olmadığı, toplantıya katılmadığı sebebiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, davacı iddialarının hiçbir hukuk merci önünde ispatlayamadığını, mahkemece bu dosya getirtilmeden karar oluşturulduğunu, davacıya toplantı gününden çok önce iadeli taahhütlü davetiye gönderildiğini, tebliğ edildiğini buna rağmen toplantıya katılmadığını, bu hususların göz ardı edildiğini, ayrıca alınan kararlara karşı bir itirazının da olmadığının dilekçede görüldüğünü, davacının şirket hissesine bakıldığında %25 oranında olduğunu, muhalefet şerhi koymuş olsa dahi etki prensibi gereği alınan kararda etkisi olmayacağının açık olduğunu, davacının TMK 2.maddesinde yer alan hakkın kötüye kullanılmaması kuralına aykırı olarak iş bu davayı açtığını, yine alınan genel kurul kararının davacı ve şirket lehine olduğunu, amme alacaklarının şirket batık olsa dahi ortaklardan hissesi oranında alınacağının kanunlarca belirtildiğini, iptal kararı verilmesinin  hukuka aykırı olduğunu iddia ederek, kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE  Dava, TTK'nın 622. maddesi atfıyla 445 vd. maddeleri gereğince limited şirket genel kurul kararının batıl olduğunun tespiti, olmadığı takdirde iptali  taleplerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında, davacının davalı şirketin hissedarlarından olduğu, şirket yetkilisinin dava dışı ... olduğu, 22.06.2018 tarihinde dava konusu ortaklar kurulu kararının alındığı yönünde herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, 22.06.2018 tarihli ortaklar kurulu kararının batıl olup olmadığı, davacının toplantıya davetiye gönderilmiş olmasına rağmen kendi isteği ile katılıp katılmadığı, toplantıda alınan kararın 6183 sayılı yasanın 35. maddesi kapsamında değerlendirilmesi halinde alınmasında gereklilik olup olmadığı, mahkeme kararının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, 22.06.2018 tarihli 2018/04 Karar nolu ortaklar kurul karar örneğinin incelenmesinden, Beyoğlu ... Noterliğinde tasdik edilen 22.06.2018 tarihli ... nolu ortaklar kurulu kararında davacı adı altında imzanın mevcut olduğu, dava dilekçesine ekli örnekte ise imzanın olmadığı, toplantının ... ve ... tarafından gerçekleştirildiği, davacı adına yer verildiği, gündemin şirketin müdürlüğünün 25.05.2018/02 nolu kararının İstanbul Beyoğlu .... Noterliğinde onaylatılarak tüm şirket ortaklarına gündem maddelerini görüşmek üzere 22.06.2018 tarihinde toplantı hazır bulunmalarının tebliğ edildiği hususu belirtilerek 1. nolu gündem maddesinde, şirketin mali yapısının düzeltilmesi için sermaye arttırımına gidilip gidilmemesi hususunun görüşelerek şimdilik sermaye artışına gerek olmadığını, 2 nolu maddede, şirketin kamuya olan vergi ve sigorta borçlarının 11.05.2018 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan 71143 sayılı yasadan faydalanarak taksite bağlatılan borçların taksit tutarlarının ortakların hisseleri oranında ödemelerine, 3 nolu maddede ,ortaklardan sermaye hisseleri oranında bu taksitleri ödememesi halinde yasal hakkında ihlal edilmemesi için diğer ortakların bu borcu ödemesi ,yaptığı ödeme kadar diğer ortağın alacağını tahsil etmesi hususlarının görüşüldüğü ve oy çokluğu ile kabul edildiğinin belirtildiği, davalı şirket ve dava dışı ... tarafından davacı ile dava dışı ... ve  ... hakkında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına nitelikli dolandırıcılık, resmi belgeyi gizlemek, emniyeti suistimal, görevi kötüye kullanma, kasten zarara uğratma iddiaları ile 13.04.2018 tarihinde toplantı tarihinden önce şikayette bulunulduğu, şikayet dilekçesinde, şüpheli ... halen şirketin %25 ortağı ve yönetim kurulu kararı ile CEO unvanıyla şirketi yöneten kişi olduğu, yasal vekil olarak yetkilendirildiği, şüpheli ... genel müdür olarak görev yaptığı, ...'nin ofis müdürü ve idari sorumlu olarak görev yaptığı, şüphelilerden ...'un 29.03.2018 tarihinde müştekiler aleyhinde belgeye dayalı olmaksızın 2 ayrı ilamsız icra takibi yaptığı, icra tebligatlarını şüphelilerin gizledikleri, bir takım işçilik alacakları iddiası ile şüpheli ... takip yaptığı vb iddialarda bulunulduğu, davacı tarafça soruşturma kapsamında verilen ifadeler neticesinde İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/77668 Soruşturma nolu dosyasında, 15.10.2018 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, karar içeriğinde şüpheli ... ile müşteki aralarında olan alışveriş kaynaklı alacak davasını konusuz bırakmak için şikayette bulunulduğunu iddia ettiği, diğer şüphelilerin ise iddiaları kabul etmedikleri hususlarına yer verilerek kamu davası açılmasına yeterli delil bulunmadığının ifade edildiği, davacı tarafça 04.07.2018 tarihinde dava dışı ... hakkında İstanbul Anadolu  Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunulduğu, şikayet dilekçesinde şüphelilerin yokluğunda genel kurul toplantısı düzenlediklerini, toplantıda varmış gibi gösterilerek TCK 207.maddesi uyarınca özel belgede sahtecilik suçunu işlediklerinin iddia edildiği, dilekçe içerisinde davacının toplantının yapıldığı iddia edilen yerde ve zamanda orada bulunmuş olduğunu ancak kimsenin gelmediğini, bu bağlamda şirketin çalışanı ... isimli kişinin orada hazır bulunulduğuna dair şahitlik ettiğini belirterek kamu davası açılmasının talep ettiği, 22.06.2018 günü genel kurul toplantısından önce ... tarafından şirket müdürlüğü olarak karar alındığı, alınan kararda şirketin mali yapısının düzeltilmesi için sermaye artırımına gidilip gidilmemesi ve şirketin kamuya olan vergi ve sigorta borçlarının 11.05.2018 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan 7143 sayılı yasadan faydalanılarak taksite bağlatılması ortakların hisseleri oranında ödenmeleri hususlarının görüşülüp karara bağlanması, alınan bu kararın ortaklara bildirilmesine dair olduğu, söz konusu kararın davacı adına 17.06.2018 tarihinde tebliğ edildiği, davacının savcılık şikayeti üzerine incelemelerin gerçekleştirildiği, yazı örnekleri ve inceleme  neticesinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, davacı tarafça davalı ... hakkında başlatılmış olan ilamsız icra takibinin mevcut olduğu ve yine davacının davalı şirket hakkında sözleşme kapsamında alacağının tahsili amacıyla icra takibini başlatılmış olduğu, taraflar arasında uyuşmazlıkların mevcut olduğu anlaşılmıştır. 19.11.2019 tarihli bilirkişi raporunda; ... davalı şirketin 26.05.2021 tarihine kadar münferiden temsil ve ilzama yetkili müdür olduğu, davacının davalı şirketteki hisse oranının %25 olduğu, davacının 22.06.2018 tarihinde yapılan toplantıya katılmadığı, davacının belirtilen gün ve saatte şirket merkezine gittiği ancak toplantının yapılmadığını iddia ettiği, TTK'nın 622  maddesine göre bu kanunun anonim şirket genel kurul kararlarının butlanına ve iptaline ilişkin hükümlerinin kıyas yoluyla limited şirketlere de uygulanacağını, 26.02.2018 tarihinde yapılan toplantıda kararlar alındığını, kararlar altında oy çokluğuyla kabul edilmiştir diye yazının olduğu, imzalayan ortakların hisse oranlarının toplam %75 olduğu, kural olarak şirkete ait vergi borcunun şirket tarafından ödenmesi gerektiği, borcun şirketin tüzel kişiliğine ait olduğu, limited tüzel kişiliğinden tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan vergi borcunun şirket ortaklarından tahsil hakkının alacaklı vergi dairesine yani idareye ait olduğu, bunun için öncelikle kanuni temsilcilerin takibine de gerek bulunmadığı, doktrinde tartışmaya sebep olan Danıştay İçtihatları birleştirme kurulunun 2013/1 Esas, 2018/1 Karar ve 11.12.2018 tarihli kararının bu şekilde olduğunu, kararın 20.06.2019 tarihli Resmi Gazetede yayınlandığını, görüleceği üzere limited şirketlerin vergi borçlarında kanuni temsilci ile ortak arasında bir öncelik sıralaması bulunmadığı belirterek vergi alacağı için direkt ortağa gidilebileceğine karar verildiğini, ortağın limited şirket için ödediği vergi borcundan ötürü doğrudan diğer ortağa hissesi oranında gitmesinin yani rücu etmesinin mümkün olmadığını, ortağın öncelikle şirkete rücu etmesi gerektiğini, ancak şirketten tahsilinin mümkün olmaması durumunda ortakların sorumluluğunun gündeme geleceğini, Yargıtay görüşünün bu doğrultuda olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2005/7770 Esas, 2006/7708 Karar ve 29.06.2006 tarihli ilamında amme borcunun muhatabı olan şirketten tahsili yoluna gidilmesine rağmen tahsilinin mümkün olmaması halinde ortakların sorumluluğunun söz konusu  olacağının belirtildiğini, ortağın sorumluluğunun sermaye payı oranıyla sınırlı olacağını, diğer yandan 6183 kanunun mükerrer 35 maddenin son fıkrasında, temsilcilerin teşekkülü idare edenler veya mümessillerin bu madde gereğince ödedikleri tutarlar için asıl amme borçlusuna rücu edebilirler şeklinde olduğunU, asıl amme borçlusunun ise şirket olduğunu, kaynak yaratma sorumluluğunun şirkete ait olduğunu, davalı şirketin ana sözleşmesinde TTK'nın 603.maddesinde şart kılındığı şekilde ortakların esas sermaye payı bedeli dışında ek ödeme ile yükümlü tutulabileceklerine dair bir hüküm bulunmadığını,  606.maddedeki yan edim yükümlülüğünün sözleşmede olmadığını, TTK'nın 607.maddesi gereğince şirket sözleşmesini değiştirip ek ya da yan edim yükümlülükleri öngören veya mevcut yükümlülükleri artıran genel kurul kararlarının ancak ilgili tüm ortakların onayıyla alınması gerektiği, dava konusu toplantıya davacı katılmadığından 2 ve 3 numaralı kararların ortakların onayıyla alınmadığı, iptali gerektiği belirtilmiştir. Davalı vekili tarafından genel kurul kararının amme alacaklarına ilişkin olduğu, ortakların ödemesinde hiçbir behis olmadığı, davacı ortağın yatırmadığı tutarı ortak ...'un  yatırdığını ve buna ilişkin icra takibi başlattığını, itiraz üzerine ise davacı hakkında İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/355 Esas sayılı dosyada itirazın iptali davası açıldığını belirterek, mahkemenin kabul kararına dair 24.12.2019 tarihli karar örneğini ve söz konusu dosyada alınan bilirkişi rapor örneğini dosya içerisine ibraz ederek, itirazlarını tekrar etmiştir. İlgili dosyada alınan 23.09.2019 tarihli bilirkişi heyet raporunun sonuç bölümünde, mükellefin 7143 sayılı borç yapılandırma kanunundan faydalandığı, 2017/2018 takvim yılına ait vergileri için 18 taksit talebinde bulunduğu bugüne kadar ödenmesi gereken 4 taksitin ödendiği ve ödenen vergi ve SGK kayıtları toplamının 31.663,00 TL olduğu, kamu alacağının mükellefi olan şirketin borca batık olması sebebiyle ödemesinin mümkün olamayacağı, söz konusu vergi ve SGK borcunun davacı ortak tarafından ödendiğinin belirtilmiş olduğu görülmüştür. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden alınan kararların Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin emsal kararları kapsamında yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmiştir. TTK'nın 622. maddesinde genel kurul kararlarının butlanı ve iptali düzenlenmiştir. maddede, bu kanunun anonim şirket genel kurul kararlarının butlanına ve iptaline ilişkin hükümlerinin kıyas yoluyla limited şirketlere de uygulanacağı belirtilmiştir. TTK'nın 445. maddesinde ''446. maddede belirtilen kişiler, kanun ve esas sözleşme hükümlerine özellikle dürtüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine karar tarihinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinde iptal davası açabilirler'' hükmüne yer verilmiştir. TTK'nın 446. maddesinde ise iptal davası açabilecek kişiler sayılmış ve toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun ya da bulunmasın,  olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın, çağrının usulüne uygun yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına veya oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, yönetim kurulu ve yönetim kurulu üyelerinden her birinin iptal davası açabileceği belirtilmiştir. Buna göre genel kurul kararlarına karşı iptal davası açılabilmesi için iptali istenen karara olumsuz oy vermenin dışında TTK'nın 446. maddesi gereğince muhalefet şerhinin de tutanağa geçirilmesi gerekmektedir. TTK 447.maddesinde ise butlan düzenlenmesine yer verilmiştir. Maddede pay sahibinin genel kurula katılmamış , asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını kanunun izin verilen ölçü dışında sınırlandıran anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararların batıl olduğu belirtilmiştir. TTK'nın 606.madde başlığı  \"Yan edim yükümlülüğü\"dür. Maddede,  şirket sözleşmesi ile şirketin işletme konusunun gerçekleşmesine hizmet edebilecek yan edim yükümlülüklerin öngörülebileceği, bir esas sermaye payına bağlı yan edim yükümlülüklerinin konusunun, kapsamı, koşulları ve diğer önemli  noktaların şirket sözleşmesinde belirtileceği, ayrıntıyı gerektiren konuların genel kurul düzenlemesine bırakılabileceği, şirket sözleşmesinde açıkça belirtilmiş bir karşılığı veya uygun bir karşılığı bulunmayan ve öz kaynak ihtiyacını karşılamaya hizmet eden nakdi ve ayni edim yükümlülüklerinin ek ödeme yükümlülüğüne ilişkin hükümlere tabi olduğu belirtilmiştir. TTK'nın 607.maddesinde ise \"Sonradan öngörülme\" başlığı ile şirket sözleşmesini değiştirip ek ya da yan edim yükümlülükleri öngören veya mevcut yükümlülükleri artıran genel kurul kararlarının ancak ilgili tüm ortakların onayıyla alınabileceği belirtilmiştir. Somut olayda ise aksi taraflarca itiraz edilmediği üzere, dava konusu olan 22.06.2018 tarihli genel kurul kararında bir kısım kamu borçlarının taksit tutarlarının şirket ortaklarının hisseleri oranında ödemeleri, bu taksitlerin ödenmemesi halinde diğer ortağın ödemesi ve alacağını tahsil etmesine dair düzenlemelerin şirket ana sözleşmesinde yer almamaktadır. TTK'nın 603. maddesi gereğince, şirket ortaklarının esas sermaye payı dışında ek ödeme ile ilgili sorumlu tutulacaklarına dair bir düzenleme ana sözleşmede mevcut değildir. TTK'nın 607. maddesi kapsamında ise genel kurul kararının tüm ortakların onayı ile alınması gerekir iken davacının katılımının veya onayı da mevcut değildir. Kanun'un emredici düzenlemesenin aksine gerekli nisap sağlanmadan   alınan bu kararın yok hükmünde olduğu gerekçesiyle  verilen hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Davalı vekili tarafından her ne kadar 6183 sayılı yasa kapsamında amme  alacaklarının tahsili için şirket ortaklarına gidilebileceği belirtilmiş ise de somut olayda uygulanması gereken yasal düzenleme 6183 sayılı Yasa olmadığı gibi söz konusu yasanın uygulayıcısı dava dışı ilgili idare, vergi  dairesi olacaktır. Limited şirketlerde, şirket ortağının şirkete karşı sorumluluğu bilindiği üzere, koymayı taahhüt ettiği sermaye miktarıyla sınırlıdır. Somut olayda, TTK'nın 607. maddede düzenlenen karar nisabı mevcut olmadığından, davaya konu karar yok hükmündedir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı  tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 215,45 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  tarihinde, oybirliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi. 16.11.2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c0e04fb46ff3ab38","SID":"d94bbe1e2b63e409"}}