{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>ESAS NO:2019/544 <br>KARAR NO\t:2023/810<br><br>DAVA:Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>DAVA TARİHİ:29/08/2019<br>KARAR TARİHİ:23/11/2023<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri davacıların ... A.Ş'nin hissedarları olup davalı şirketin diğer hissedarının ise... A.Ş olduğunu, müvekkilleri ... ve diğer aile bireylerinin otelin kuruluşunu gerçekleştirdiklerini, ancak kullandıkları kredilere teminat olmak üzere ... A.Ş'nin %51 hissesinin ... Bankasına devredildiğini ve bu yapılanmanın 1998 yılına kadar devam ettiğini, 1998 yılında ise hissedar olan...'nın kendi hisselerini satışa çıkardığını, hisseleri ...'ın satın aldığını, banka adına şirket yönetiminden temsilci olan yetkililerin görevlerinden istifa ettiklerini ve yeni yönetim kurulunun ... ile aile bireylerinden oluştuğunu, ancak bu kez de satışa müteakiben hukuki ihtilafın baş gösterdiğini ve 2004 yılına kadar hukuki ihtilaflar'ın Ankara ve İstanbul Mahkemelerinde devam ettiğini, 2004 yılında bir araya gelen tarafların aralarında var olan ihtilafları sulhen gidermek için anlaşmaya vardıklarını ve davalı şirkete .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nden kayyum olarak ...'in atandığını ve kayyumun daveti üzerine 22/12/2004 tarihinde toplanan genel kurulda yeni yönetim ve denetim kurulu oluşturularak sulh çalışmalarına başlanıldığını, bundan sonra günümüze kadar gelen süreçte ise... tarafından yönetim ve denetim kurullarının TTK'na aykırı olarak sadece ... A.Ş içinden ve ... A.Ş tarafından atandığını, yeni atanan yönetim kurulu üyelerinin tüm imza yetkilerini kendi uhdelerinde topladığını ve bu aşamadan itibaren yönetim kurulunda alınan tüm kararların muhalefet şerhli olarak alınmaya başlandığını, ... A.Ş'nin nakdi durumunun kötü olmasına rağmen yeni atanan yönetim kurulu üyelerinin önce kendilerine  huzur hakkı ödemesi için çift imza ile karar aldıklarını, akabinde ise şirket adına yeni bir avukat ve mali müşavir atanması için çift imza ile ayrı bir karar aldıklarını, yeni atanan avukat ve mali müşavire normalin çok çok üzerinde maaşlar bağlandığını, şirketin kasasında nakit bulunmadığından sürekli olarak büyük ortak olan bankadan nakit kredi çekilerek usulsüz harcamalar yapıldığını, müvekkilinin hissedarlarının itirazlarına rağmen bu harcamaların devam ettiğini, gelinen bu aşamadan sonra ise yaptıkları nakit sermaye artışı ile şirketin %99'una sahip hale gelen...'nın  atadığı yönetici ve deneticilerle şirketi ve şirketin tek malvarlığı olan oteli uçurumun kenarına getirdiğini, alacaklı bankanın borçlu davalı ... Turizm  A.Ş'ye verdiği krediler sonrası şirketin borç kıskacı altına alarak borçlu şirketin yönetimini ele geçirdiğini, şirket ortaklarından müvekkili keşideci şahısların şirket hisse oranları olan %48.9796 oranından %0.2  oranlarına düşürüldüğünü, nakit sermaye artırımlarının muhatap bankanın 19/03/2007 tarihli olağan genel kurul kararı ile 492.650,00 TL artırılarak 500.000,00 TL'sine çıkarıldığını, 02/07/2009 tarihli olağan genel kurul kararı ile de sermayenin 750.000,00 TL daha artırılarak 1.250.000,00 TL'ye çıkarıldığını, hukuka aykırı şekilde yapılan nakit sermaye artırımları ile müvekkilinin mevcut %48.9796 oranındaki payları %0.2 gibi bir orana çekildiğini, sermaye artış kararlarının alındığı 19/03/2007 tarihli olağan genel kurul kararı aleyhine müvekkilleri adına açılan davada İstanbul... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/06/2009 tarihli davanın reddi kararının temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2010/5601 Esas sayılı 23/11/2010 tarihli bozma ilamı ile borçlu şirketin yönetim kurulu üyelerinin  tamamının hissedar banka temsilcilerinden oluşmasının iyi niyet kullarına aykırı olduğunu ve nihayetinde belirtilen genel kurulun 11.ve 12.gündem maddelerinin iptal edilmesi gerektiğinin karara bağlandığını, iş bu bozma ilamı sonrası ....(Eski 7ATM) Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Sayılı dosya ile yapılan yargılama sonucunda dosyada 28/12/2011 tarihinde 11.ve12.gündem maddeleri yönünden genel kurul kararlarının iptaline şeklinde hüküm kurulduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin bu kere 2012/3600 Sayı ile gerekçenin soyut yazıldığı sebebiyle 04/03/2013 tarihinde bozma ile verdiğini ve İstanbul 11.(Kapatılan... Ticaret Mahkemesi sonra 29 Ticaret) Asliye Ticaret Mahkemesi 11.ve 12.gündem maddeleri yönünden ... Sayılı dosyası ile 19/11/2013 tarihinde 11.ve 12.gündem maddelerinin iptaline karar verdiğini, iş bu kararın yargıtayın tüm denetimlerinden geçerek kesinleştiğini, böylece davalı şirketin 19/03/2007 tarihinden itibaren yapılan tüm genel kurul kararlarının butlanla geçersiz hale geldiğini, 2007 yılından sonra yapılan 02/07/2009 tarihli olağan genel kurul toplantı kararlarına karşı .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../... Sayılı dosyası ile genel kurul iptal davası açıldığını ve mahkemenin  gündemin maddelerini iyi niyet kurallarına aykırılık ve yoklukla malul olduğunun tespit edildiğini, henüz kararın kesinleşmediğini, 17/11/2008 tarihli olağan genel kurul toplantı kararlarına karşı .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Sayılı dosyası ile genel kurul iptal davası  açıldığını ve mahkemenin gündemin maddeleri iyi niyet kurallarına aykırılık ve yoklukla malul olduğunun tespit edildiğini, kararın henüz kesinleşmediğini, 17/04/2012 tarihli olağan genel kurul toplantı kararlarına karşı .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../... Sayılı dosyası ile genel kurul iptal davası  açıldığını ve mahkemenin gündemin maddeleri iyi niyet kurallarına aykırılık ve yoklukla malul olduğunun tespit edildiğini, kararın henüz kesinleşmediğini, 11/05/2011 tarihli olağan genel kurul toplantı kararlarına karşı .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/... Sayılı dosyası ile dava açıldığını ve davanın henüz derdest olduğunu, görüldüğü üzere 2007 yılından sonra yapılan genel kurul toplantılarına karşı iptal davaları açılmış olmasına karşın davalı şirketin sermaye yapısı ve yönetim kurulu oluşumunun bir türlü değiştirilemeyerek aynı içerikte kararlar alınmaya devam edildiğini, yaptıkları açıklamalara ek olarak 30/05/2019 tarihinde yapılan 2017 ve 2018 faaliyet yılı olağan genel kurul toplantısında alınan kararların iptalini, genel kurul toplantısında alınan tüm kararların sermaye yapısı ve yönetim kurulu oluşumu sebebiyle kesinleşen .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin kararı gereği mutlak butlan olup bu durumun öncelikli olarak tespit edilmesini, 30/05/2019 tarihinde yapılan 2017 ve 2018 yılı olağan genel kurul toplantı gündeminin 6.maddesinde ... A.Ş Yönetim Kurulu Üyeliklerine 3 yıllık süre ile ... tüzel kişiliği seçildiğini, 19/03/2007 tarihli olağan genel kurul kararında şirketin üç yönetim kurulu üyesinin de tamamının ...'nin gösterdiği kişilerden seçilmesinin uygun olmadığına dair açıklanan Yargıtay 11. HD'sinin 2010/5601 Esas 2010/11891 nolu kararın 3.sahifesini 3.maddesinde yazılı olan gerekçelerle aykırı şekilde yapılan yönetim kurulu seçimlerinin yok hükmünde olduğunu, şirketin organsız durumda olup mevcut yönetimin yaptığı tüm işlemlerin geçersiz olduğunu, belirtilen nedenlerle 30/05/2019 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan kararların tamamının yoksayılması ve iptal edilmesi gerektiğinden iş bu davanın açılması zaruretinin doğduğunu, müvekkili hissedarların daha fazla mağdur edilmemesi için 30/05/2019 tarihli ... A.Ş'nin Olağan Genel Kurulu'nun tüm gündem maddelerinin butlan ile yok hükmünde olduğunun tespitini ve ve ilgili maddelerin iptalini, öncelikle yönetim kurulunun işlem yapma yetkisinin durdurulması için ihtiyati tedbir yolu ile yönetim kurulu faaliyetlerinin yürütmesinin durdurulmasına karar verilmesini, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki aleyhe iddiaları kabul etmediklerini ve yokluklarında yapılan 27/02/2020 tarihli ön inceleme duruşmasında müvekkili şirket aleyhine beyanları ve kararları kabul etmediklerini, haksız davanın ve ihtiyati tedbir talebinin reddini, müvekkili şirketin 30/05/2019 tarihinde yapılan 2017 ve 2018 Yılları  Faaliyetlerinin Görüşüldüğü Olağan Genel Kurul Toplantısının, çağrı ve toplantı usulünün, karar ve toplantı nisaplarının, bu toplantıda alınan kararların, Hazirun Cetveli ve diğer hususların Türk Ticaret Kanunu hükümlerine uygun olup, davacılarca da aksi yönde hukuken kabul edilebilir yeterli bir delil de öne sürülmediğinden; davacıların tüm gündem maddelerinin butlan ile yok hükmünde olduğunun tespiti ve ilgili maddelerin iptali, Yönetim Kurulunun işlem yapma yetkisinin durdurulması için ihtiyati tedbir yolu ile Yönetim Kurulu faaliyetlerinin yürütmesinin durdurulması ve diğer taleplerinin  külliyen reddini, dava süresinde açılmamış ise öncelikle davanın işbu yönden reddine karar verilmesini,  yargılama giderleri ile ücret-i vekâletin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.\t<br>Taraflar arasında uyuşmazlık bulunan hususların; 30/05/2019 tarihinde yapılan 2017 ve 2018 yıllarına ait olağan genel kurul toplantısında alınan kararların tümünün iptal edilip edilemeyeceği, ibaret olduğu görülmüştür.<br>DELİLLER;<br>...'ne müzekkere yazılarak davalı şirketin sicil kayıtları celp edilmiştir.<br>Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'na müzekkere yazılarak dava konusu  30/05/2019 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısı tutanağının, Hazirun cetveli ve kayıtları celp edilmiştir.<br>.... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne müzekkere yazılarak ...Esas sayılı dosya uyap üzerinden celp edilmiştir.<br>.... ... tarafından davalı ... Anonim Şirketi'nin .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 31/03/2022 tarih ve ... Esas sayılı kararı ile iflasına karar verildiğinin bildirildiği görüldü.<br>.... ...'ne müzekkere yazılarak ... İflas sayılı dosyada iflasına karar verilen ... A.Ş.'ye iflas idare memuru atanıp atanmadığı hususları sorulmuştur.<br>.... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne müzekkere yazılarak ... Esas sayılı dosya uyap üzerinden celp edilmiştir.<br>Davacı tarafça 19/03/2007 tarihli genel kurul kararının iptali istemiyle İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında açılan dava bozularak .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esasını aldığı, burada verilen kararında da bozularak .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... numarası ile 19/03/2007 tarihli olağan genel kurul toplantısının 12.maddesinde alınan kararın şirketin 3 yönetim kurulu üyesinin tamamının... A.Ş'nin gösterdiği adaylardan seçilmesinin ortaklar arasındaki yarar dengesini bozduğu gerekçesiyle iptaline karar verildiği görülmüş, karar örneği dosya içerisine alınmıştır.<br>Mahkememizce verilen ara karar gereğince bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup 24/09/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davalı şirketin 2009-2010-2011-2012-2013-2014-2015-2016-2017-2018-2019 yılına ait ibraz ettiği ticari defterlerin açılış tasdiklerinin zamanında ve usulüne uygun olarak yaptırılmış olduğu, defterlerin birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, kayıtların düzenli ve yasalara uygun tutulduğu, ticari defterlerin HMK 222.maddesi uyarınca sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, 2007-2008 yılları ticari defterlerin kapanış süresnide yapılmaması nedeniyle delil niteliğine haiz olamayacağı, 30/05/2019 tarihli olağan genel kurulda pay sahipliği oranlarının 19/03/2007 tarihindeki (iptal edilen sermaye artırımı öncesi) sermaye yapısına göre belirlenmesi gerektiği, gündemin 4.maddesinin genel kurul toplantı ve karar yetersayılarına uygun olarak alındığı, gündemin 5.maddesi bakımından karar metninde yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullandığı bilgisine yer verilmiş olduğu, yönetim kurulu üyesi olmayan pay sahibinin üyelerin ibrasına ilişkin kararda oy hakkını kullanabileceği, üyelerin şahsen kendi ibralarında oy kullanmadığı ihtimalinde gündemin 5.maddesinin iptalini gerektirir bir durum olmadığı, gündemin 6.maddesi bakımından iptal şartlarının oluştuğu, gündemin1., 2., 3.ve 8.maddelerinde herhangi bir karar alınmadığı ve madde 7'deki kararın ise oy birliği ile alınıp bir ihtilaf içermediği anılan maddelerin yasaya, esas sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırı olmadığının görüldüğü görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.<br>Mahkememizce verilen ara karar gereğince ek bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup 26/04/2022 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; davalı şirket tarafından ibraz edilen ticari defterler ve tüm muhteviyatı belgeler üzerinde yapılan incelemelerde, 13/09/2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda esas sözleşmenin 7.maddesinde yapılan herhangi bir değişikliğin tespit edilemediğine yer verildiği, söz konusu esas sözleşme değişikliğinin kök rapora karşı yapılan itirazla beyan edilmesi üzerine yapılan inceleme neticesinde gündemin 6.maddesiyle (... A.Ş'nin yönetim kurulu üyesi olarak seçilmesi) ile ilgili kararın iptalini gerektirir bir durum olmadığı, bunun dışında kök heyet raporuna yönelik itiraz ve beyanların yapılan inceleme, tespit ve varılan sonucu değiştirecek nitelik taşımadığı görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;<br>Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; <br>Dava, 30/05/2019 tarihli genel kurulda alınan kararların butlan ile yok hükmünde olduğunun tespiti ve ilgili maddelerin iptali istemiyle davalı şirketin hissedarı olan davacılar tarafından açılmıştır.<br>Davacılar, 30/05/2019 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan kararların sermaye yapısı ve yönetim kurulu oluşumu sebebiyle kesinleşen .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı kararının yok sayılarak genel kurula sunulan hazirun listesinin karara uygun olarak düzenlenmediği, kesinleşen yargı kararı sonrası hazirun cetvelinin güncelleştirilmesi görevinin yönetim kuruluna ait olduğunu, hazirun cetvelinin gereği gibi ve güncel olarak hazırlanmamasının genel kurulun iptal edilebilirliğine yol açtığını, bu emredici kurala aykırılığın yaptırımının yokluk olduğunu, toplantı tutanağının 5.maddesinde yönetim kurulu üyelerinin ibrasının yer aldığını, hissedar ...'nin kendi memurlarının kendilerini ibra etmesinin hukuksuz olduğunu, gündemin 6.maddesinde yönetim kurulu üyeliklerine 3 yıllık süre ile ... Tüzel Kişiliği'nin seçildiğini, 19/03/2007 tarihli olağan genel kurul kararında şirketin 3 yönetim kurulu üyesinin de ...'nin gösterdiği kişilerden seçilmesinin uygun olmadığına dair Yargıtay 11 HD'sinin 2010/5601 Esas 2010/11891 Karar sayılı ilamına rağmen yapılan seçimin yok hükmünde olduğunu, mevcut yönetimin yaptığı tüm işlemlerin geçersiz olduğunu beyan ederek eldeki davayı açmıştır.<br>Somut olay yönünden; iptali talep edilen genel kurul kararının 30/05/2019  tarihli olduğu, davanın 29/08/2019  tarihinde 3 aylık yasal süre içeresinde şirket merkezinin bulunduğu yer olan mahkememizde açıldığı anlaşılmıştır.<br>Dava açıldıktan sonra davalı şirketin .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile 31/03/2022 tarihinde iflasına karar verilmiş olup, iflas kararının 04/05/2023 tarihinde kesinleştiği, iflas tasfiyesinin .... İflas Dairesi'nin ... İflas sayılı dosyası üzerinden basit usul tasfiye ile ... tarafından yapıldığı, taraf teşkilinden bahisle iflas müdürlüğüne gerekli tebligatların yapıldığı anlaşılmıştır.<br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/11-701 Esas 2022/275 Karar sayılı ilamı aşağıdaki şekildedir. <br>\"Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle genel kurul kararlarının hükümsüzlüğü hakkında açıklama yapılmasında yarar bulunmaktadır.<br>Hukukî işlem, bir veya birden çok kişinin hukuk düzeninin öngördüğü sınırlar içinde gerektiğinde diğer unsurlarla birlikte hukukî sonuçlar doğurmaya yönelik irade açıklamasından oluşan hukukî bir olgudur. İrade açıklamasının yönelmiş olduğu hukukî sonuç, bir hakkın veya hukukî ilişkinin kurulmasından, değiştirilmesinden, devredilmesinden veya ortadan kaldırılmasından ibaret olabilir. Bir hukukî işlemin meydana gelmesi, hüküm ve sonuçlarını doğurabilmesi, birden çok kişinin irade beyanına bağlı ise bu hukukî işlemlere iki veya çok taraflı hukukî işlem denir. Çok taraflı hukukî işlemler, sözleşme ve karar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Karar, aynı gruba dâhil kişilerin ortak bir iş veya amaca ilişkin olarak başkana yöneltilmiş irade beyanıdır. Dolayısıyla hukukî işlemlerin hükümsüzlük hâlleri “karar” için de geçerlidir. Dolayısıyla karar şeklindeki bir hukukî işlemin hükümsüz olması, onun yöneldiği hukukî sonucu gerçekleştirme gücünün olmadığı anlamına gelmektedir.<br>Sermaye şirketlerinde genel kurul kararlarının doğrudan veya dolaylı etkilerini gösterebilmeleri her şeyden önce hukuk kurallarına aykırı bulunmamalarına, hukuken mevcut ve geçerli olmalarına bağlıdır. Kararların mevcudiyet ve geçerlilik şartları, kanun koyucu tarafından şirketin, azınlığın, şirket alacaklılarının ve müstakbel pay sahiplerinin hak ve çıkarları ile kamu düzeninin diğer gerekleri göz önünde bulundurulmak suretiyle çeşitli kanun hükümleriyle tespit edilmiştir. Meydana gelişi veya içeriği bakımından bu hükümlere ve bunların ışığında düzenlenmiş olan şirket esas sözleşmesine aykırı bulunan kararlar hukuken hükümsüz olurlar. Genel kurul kararlarında bu hükümsüzlük, ihlâl edilen hukuk kuralının niteliğine göre iptal edilebilirlik, butlan veya yokluk olarak karşımıza çıkmaktadır.<br> Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden iptal edilebilirlik anonim şirketlere yönelik olarak somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 381. (6102 sayılı TTK’nın 445.) maddesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. 6762 sayılı TTK’nın 536. (6102 sayılı TTK’nın 622.) maddesi yollamasıyla anonim şirket genel kurul kararlarının iptali hakkındaki hükümlerin limited şirket için de uygulanması gerekecektir. 6762 Sayılı TTK’nın 381. (6102 sayılı TTK’nın 445.) maddesi gereğince kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açılabilecektir. İptal davasına konu bir genel kurul kararı, şekil veya içeriği bakımından sakat olsa bile iptaline dair hüküm kesinleşinceye kadar geçerli bir karar olarak kabul edilir. Süresinde ve usulüne uygun olarak açılan bir iptal davasında verilen iptal kararı kesinleşirse, bu karar geçmişe etkili olarak hüküm doğurur. Kararın alınmasından itibaren üç ay içinde dava açılmazsa veya açılan dava reddedilirse söz konusu aykırılık ve bu nedenle kararın iptal edilebilirliği artık ileri sürülemez.<br>Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden butlan, 6762 sayılı TTK’da ayrıca düzenlenmemiştir. Ancak 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 20. maddesinde düzenlenen butlan yaptırımı, genel kurul karalarının butlanı hakkında da uygulanmaktadır. Bu itibarla emredici hukuk kurallarına, ahlaka aykırı veya imkânsız olan genel kurul kararları da batıl sayılmaktadır. Öte yandan 6102 TTK’nın 447. maddesi ile genel kurul kararlarının butlanı açıkça düzenlenmiştir.  Buna göre genel kurulun, özellikle; pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran; pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran; anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları batıldır. 6102 sayılı TTK’nın 447. maddesinde genel bir düzenleme yapılmamış, sadece örnek niteliğinde butlan sebepleri sayılmakla yetinilmiştir. Dolayısıyla 6102 sayılı TTK’nın 447. maddesinde sayılmayan durumlarda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 27. maddesi uygulanacak; emredici hukuk kurallarına, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan genel kurul kararları da batıl sayılacaktır.<br>Batıl bir hukukî işlem, unsurları itibariyle şeklen ve fiilen mevcut olmakla birlikte, konusu ve içeriği bakımından amaçlanan hukukî hüküm ve sonuçları daha başlangıçtan itibaren kesin olarak hükümsüzdür. Bu kesin hükümsüzlük kural olarak düzeltilemez nitelikte olup hukukî yararı bulunan herkes tarafından bir süre ile sınırlı olmaksızın ileri sürülebilir. Mahkemeye sunulmuş olan olaylardan anlaşılmak koşuluyla hâkim tarafından res’en göz önünde tutulur.<br>Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden olan yokluk, ne 6762 sayılı TTK’da ne de 6102 sayılı TTK’da düzenlenmemiştir. Yokluk yaptırımının kanunlarda düzenlenmemiş olması, yokluk yaptırımının hukukî işlem niteliğinde olan genel kurul kararları hakkında uygulanamayacağı anlamına gelmemektedir. Bir hukukî işlem, meydana gelişi bakımından emredici hukuk kurallarına aykırı ise o işlem yok hükmündedir. Meydana gelişe ilişkin olan emredici hukuk kuralları, hukukî işlemin unsurlarını oluşturan, onun mevcudiyet şartlarını belirleyen kurucu-şekli nitelikteki hükümlerdir. İçeriğe ilişkin emredici hukuk kurallarına aykırılık hâlinde butlan söz konusu olup hukukî işlem şeklen mevcut olmakla birlikte konusu ve içeriği bakımından amaçlanan hüküm ve sonuçları, daha başlangıçtan itibaren hiç kimseye karşı meydana gelmez. Kurucu-şekli nitelikteki emredici hukuk kurallara aykırılık hâlinde ise yokluk söz konusu olup kurucu unsurların veya kanuni şeklin eksikliği sebebiyle hukukî işlem şeklen meydana gelememektedir. Dolayısıyla butlanda hukukî işlemin meydana gelmesi için gerekli olan içerik unsurları vardır; fakat hukuk düzeni bu içerik bakımından amaçlanan sonuçların meydana gelmesini kesinlikle reddetmektedir. Yoklukta ise hukukî işlem için gerekli olan içerik şekli bakımdan dahi meydana gelmiş değildir (Tekinay, S. Sulhi/Akman, Servet/Burcuoğlu, Haluk/Altop, Atilla: Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul, 1993, s. 378).<br>Görüldüğü üzere yokluk ve butlan arasında, sebepleri yönünden bir farklılık olmakla birlikte ayrıca bu iki kavrama bağlanan hukukî sonuçlar da, sınırlı da olsa, farklıdır. Bu farklardan birisi hukukî tahvil müessesesidir. Hukuken yok olan bir işleme hiçbir sonuç bağlanması mümkün değilken şeklen mevcut ancak batıl olan hukukî işleme hukukî tahvil yoluyla bir hukukî sonuç bağlanması mümkündür. Yokluk ile butlan arasındaki en önemli fark ise TMK’nin 2. maddesi gereğince hakkın kötüye kullanılması yasağı bağlamında ortaya çıkar. Butlan durumunda şekli anlamda bir genel kurul kararı mevcut olduğundan bu kararı ve butlan sebeplerini bilen bir kişinin aradan uzun bir süre geçtikten sonra dava veya itiraz yoluyla genel kurul kararının butlanına dayanması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olabilir. Hâkim butlanın ileri sürülmesinin dürüstlük kuralına aykırı veya hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup olmadığını her olayda re’sen ve ahval ve şartların heyeti umumiyesini göz önünde tutarak serbestçe takdir edecektir (Moroğlu, Erdoğan: Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, İstanbul 2017, s. 194). Oysa yokluk durumunda, ortada şekli bakımdan dahi bir genel kurul kararı bulunmadığından bunun yokluğunun tespit edilmesinin istenmesi hiçbir şekilde hakkın kötüye kullanılması kapsamında değerlendirilemeyecektir (Moroğlu, s. 37).<br>Yokluğun bir hukukî işlemin kurucu unsurlarındaki eksikliği ifade etmesinden hareketle genel kurul kararlarının yokluğunun tespitine karar verilmesi için öncelikle kurucu unsurlarının neler olduğunun belirlenmesi gerekir. Genel kurul kararlarının kurucu unsurları “genel kurul” ve “karar”dır. Dolayısıyla bir genel kurul, kanunun öngördüğü kurucu-şekli emredici hükümlerine aykırı bir şekilde toplanmış veya kanunun öngördüğü kurucu-şekli emredici hükümlerine aykırı bir şekilde karar almışsa, alınan bu karar yoklukla maluldür. Örneğin usulüne uygun çağrı yapılmadan toplanan genel kurullarda alınan kararlar, toplantı ve karar nisaplarına riayet edilmeksizin alınan kararlar, Bakanlık temsilcisinin bulunması gerektiği hâllerde temsilci olmaksızın gerçekleştirilen toplantılarda alınan kararlar, hakkında hiç oylama yapılmadığı hâlde yapılmış gibi gösterilen kararlar kurucu-şekli unsurları eksik olduğundan yoklukla malul kararlardır.\"<br>Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafça 30/05/2019 tarihli olağan genel kurulda pay sahipliği oranlarının 19/03/2007 tarihindeki sermaye yapısına göre belirlenmesi gerektiğini, hazirun cetvelinin gereği gibi ve güncel olarak hazırlanmamasının genel kurulun iptal edilebilirliğine yol açtığını, bu emredici kurala aykırılığın yaptırımının yokluk olduğunu, toplantı tutanağının 5.maddesinde yönetim kurulu üyelerinin ibrasının yer aldığını, hissedar ...'nin kendi memurlarının kendilerini ibra etmesinin hukuksuz olduğunu, gündemin 6.maddesinde yönetim kurulu üyeliklerine 3 yıllık süre ile ... Tüzel Kişiliği'nin seçildiğini, 19/03/2007 tarihli olağan genel kurul kararında şirketin 3 yönetim kurulu üyesinin de ...'nin gösterdiği kişilerden seçilmesinin uygun olmadığını belirterek açılan davada yaptırılan bilirkişi incelemesi ile de tespit edildiği üzere; 30/05/2019 tarihinde olağan genel kurul toplantısında sermayenin tamamını temsil eden pay sahiplerinin hazır olduğu, toplantıda alınan kararların hem mevcut pay sahipliği oranına hem de 19/03/2007 tarih öncesi (iptal edilen sermaye artırımı öncesi) için yapılacak hesapla oyların çoğunluğu ile alınmış olduğu, kararlar arasında ağırlaştırılmış nisaba tabi olacak bir gündem başlığı bulunmadığı, 4.maddenin değerlendirilmesinde sermaye artırımı öncesindeki sermaye yapısına uygun olarak oy kullanılsa dahi karar sayılarının yeterli olacağı, bu kapsamda alınan kararın hukuka uygun olduğu, 5.maddenin değerlendirilmesinde yönetim kurulu üyelerinin ibrasının adi nisaba tabi olup hem güncel pay sahipliği yapısı hem de artırım öncesi pay sahipliği oranları dikkate alındığında gerekli yeter sayıların sağlandığı, 6.maddenin değerlendirilmesinde yönetim kurulu üye sayısının belirlenmesi ve üyelerin seçilme hakkındaki müzakerede ... ... vekilinin biri ... Ailesi'nden olmak kaydıyla iki yönetim kurulu üyesi seçilmesine ilişkin teklifin çoğunluk oyuyla reddedildiği, buna karşılık ... A.Ş. Tüzel Kişiliği'nin 3 yıllığına tek yönetim kurulu üyesi olarak seçilmesi teklifinin çoğunluk oyuyla kabul edildiği, sermaye artırımı öncesi hesaplamayla da aynı sonuca ulaşıldığı, her ne kadar esas sözleşmenin 7.maddesinde yönetim kurulunun seçilecek 3 üyeden oluşacağının belirtildiği kök raporda bildirilmiş ise de; bilirkişi raporuna ihbar olunan tarafından yapılan itiraz ekinde sunulan Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 24/11/2008 ve 06/05/2013 tarihli nüshalarında bu maddenin 2008 ve 2013 yıllarında en fazla 5 üyeden oluşan bir yönetim kurulu tarafından yürütülür şeklinde değiştirildiği, nitekim bu hususun da ek raporda belirtildiği, bu nedenle 6.madde yönünden de kararın iptalini gerektirir bir durum olmadığı, gündemin 1,2,3 ve 8.maddelerinde herhangi bir karar alınmadığı, sonuç olarak incelemeye konu genel kurul toplantısında %100 nisapla toplanılmış olup alınan kararların hem mevcut pay sahipliği oranına hem de iptal edilen sermaye artırımı öncesine göre nisaba uygun olarak alındığında sonucu etkilemediği, kaldı ki davalı şirketin ...'ne anılan mahkeme kararı doğrultusunda sermaye yapısının dikkate alınmasına dair başvurusunun ...'nün 22/12/2017 tarihli yazısı ile reddedildiği, yine bahsi geçen kararda şirket dosyasına intikal eden en son sermaye artırımına ilişkin 02/07/2009 tarihli genel kurul kararı 17/07/2009 tarihinde tescil edildiğinden ve sicil müdürlüklerince tescil olunan hususların resen terkini mümkün olmayıp tescil edilen hususların iptallerinin ancak kesinleşmiş yargı kararıyla mümkün olduğundan kayıtlara tescil edilmiş sermayesine ilişkin bilginin değiştirilemediği, bu sebeple şirket genel kurulunda 17/07/2009 tarihinde tescil olunan sermayeye göre hareket edildiği, zaten bu hususun sonuca da etkili olmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davanın REDDİNE;<br>2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan  269,85 TL maktu red karar  harcından peşin alınan 44,40 TL harcın mahsubu ile bakiye  225,45 TL harcın davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 17.900,00TL  vekalet ücretinin davacılardan  alınarak  davalıya verilmesine,<br>4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,<br>5-Davalı tarafından yapılan 1.148,78 TL yargılama masrafının davacılardan alınarak davalıya verilmesine,<br>6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,<br>Dair, davacılar vekilinin yüzüne, davalı yokluğunda;  6100 sayılı HMK'nun 342. ve  345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle  tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile  HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere  oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/11/2023<br><br>Başkan ...<br>  *e-imzalıdır <br>Üye ...<br>  *e-imzalıdır <br>Üye ...<br> *e-imzalıdır  <br>Katip ...<br> *e-imzalıdır  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fd6dd5c8eef10aac","SID":"cd17c85468778c3c"}}