{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2021/438 <br>KARAR NO\t\t: 2023/1724<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 15.12.2020<br>NUMARASI\t\t: 2017/598 E. 2020/772 K. <br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat ( Cismani Zarar Sebebiyle)<br>KARAR TARİHİ\t: 29.11.2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 29.11.2023<br><br>\tİzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 15.12.2020 tarih 2017/598 E. 2020/772 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacı vekili, davalı yana 19534468 sayılı ZMMS poliçesiyle sigortalı ... plakalı vasıtayla 21.01.2011 tarihinde ... plakalı vasıtanın karıştığı  kaza sonucu, ... plakalı vasıtada yolcu konumunda bulunan davacının   kazaya bağlı 9 Eylül Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesinden almış olduğu 10.11.2015 tarih ve 577 nolu sağlık kurulu raporu ile %19.2 psikiyatrik bozukluğuna ilişkin kalıcı rapor aldığını, maluliyet durumunda artış saptanması durumunda fazlaya ilişkin talep haklarının saklı olduğunu, davalıya daha önce yapılan müracaat üzerine  davalı nezdinde açılan 1612063/5 nolu hasar dosyası kapsamında, kas iskelet sistemi bakımından arızasına ilişkin bir kısım ödeme yapıldığını, fakat psikiyatri bozukluğu bakımından ödeme yapılmadığını, Çanakkale 1.Ağır Ceza Mahkemesi 2014/344E sayılı dosyasında yargılama yapılmakta olduğunu, zarar istemine ilişkin sigorta tahkim komisyonu nezdinde yargılama yapıldığını, fakat uyuşmazlık noktasında kararın mahkemece verilmesi gerektiği gerekçesiyle dosyanın tahkime iade edildiğini, dosyanın İstanbul Anadolu 2 Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/2419D. İş sayılı numarasına kayıt edildiğini ileri sürerek şimdilik ... için 500 TL. kalıcı iş görmezlik (maluliyet) maddi tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini arz ve talep etmiştir.<br>\tDavacı vekili, ıslah dilekçesi ile dava değerini 164.115,67 TL olarak arttırmıştır.<br>\tCEVAP : Davalı vekili, ... plakalı aracın davalı şirket nezdinde 10.07.2010/2011 tarihleri arasında ölüm ve sakatlanma halinde azami  200.000-TL. limitle sınırlı olmak üzere 19534468-0 sayılı ZMMS (trafik) poliçesiyle sigortalı olduğunu, davalı  şirketin şahıs başına poliçe limitiyle sınırlı olarak sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğunu, davacılara yapılan ödeme tarihi ile dava açılış tarihi arasındaki 2 yıllık süre bakımından talep hakkı sona erdiğini, dava tarihi ile kaza tarihi arasında geçen süre bakımından talep hakkı zaman aşımına uğradığını, davalı sigorta şirketine poliçe genel şartları ve mevzuat çerçevesinde başvuru yapılmadığını, talep edilen faiz türü yasal faiz olması gerektiğini, kusurun ve zararın ispata muhtaç olduğunu, davacının söz konusu olaydan dolayı SGK dan herhangi bir ödeme alıp almadığının tespiti gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 21/01/2011 tarihinde davacının yaralanmasına sebep olan kaza dolayısı ile kazaya karışan ... plakalı aracın sigortacısı olan davalıdan uğramış olduğu bedensel zarar nedeniyle kalıcı iş göremezlik maddi tazminatı talep ettiği, trafik kazaları sonucu uğranan zararın tazmini hususunda temel dayanak haksız fiil sorumluluğu olduğu, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası'nın motorlu bir aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğunun anlaşıldığı, sigortacının sorumluluğunun  işletilen aracın işleteninin veya işletenin kusurundan sorumlu olduğu, sürücünün kusurlarından kaynaklanan zararlarla sınırlı olduğu, bu noktada aracın işleteninin veya sürücüsünün kusur durumunun incelenmesi gerektiği, adli trafik bilirkişisi tarafından düzenlenen 27/06/2018 havale tarihli bilirkişi raporunda davalı sigorta şirketinin sigortalısı aracın sürücüsünün %75 oranında kusurlu bulunduğu, dava konusu kaza ile ilgili yürütülen ceza kovuşturması sırasında da kusur raporları alınmış olup, Çanakkale 1.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2014/344 Esas 2018/415 Karar sayılı ilamında kusur dağılımının davalı sigorta şirketinin sigortacısı olduğu araç sürücüsü ile karayolları çalışanları arasında paylaştırıldığını, anlınan ilk derece mahkemesi kararının Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10.Ceza Dairesi'nin 26/02/2020 tarihli 2019/271 Esas 2020/405 Karar sayılı ilamı ile düzeltilerek onandığını, tespit edilen kusur oranı ile ceza yargılamasında tespit edilen nihai kusur dağılımının birbiri ile uyumlu olduğunun görüldüğü, davacının davalının kusurundan sorumlu olduğu kişilerin kusurunun ispat edildiğinin anlaşıldığı, kusur durumlarının tespiti sonrasında ise Ege Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan maluliyet raporları alındığı, adli tıp raporuna göre davacının sürekli iş göremezlik oranının kaza tarihine göre %54 bugünkü yaşına göre %57 olarak bulunduğu, tıbbi iyleşme süresinin 6 ay olduğunun anlaşıldığını, aktüer bilirkişi kaza tarihinde geçerli poliçe tarihini dikkate alarak PMF 1931 tablosuna göre tazminat hesabı yaptığı, hesap yaparken belirlenen sürekli işgöremezlik oranı ve tıbbi iyileşme süresine göre tazminat miktarının hesaplandığı, kusur indiriminin dikkate alındığını ve davalının yaptığı ödemenin mahsup edildiği, buna göre davacının 3.999,69TL geçici iş göremezlik tazminatı ile 258.611,90-TL sürekli iş göremezlik tazminatı alacağı olduğunun belirtildiği, davalının sigortalısının kusur oranı olarak belirlenen ve mahkemece de uygun bulunan %75 oranına tekabül eden maluliyet zararının ise 2.999,69TL geçici iş göremezlik tazminatı ile 193.958,94TL sürekli iş göremezlik tazminatı olduğu, davalı sigorta şirketinin dava öncesinde 01/07/2013 tarihinde ödenen 19.781,00TL'nin güncel değerinin 32.842,96TL olduğu tespit edildiği, aktüerya bilirkişisi tarafından hesaplanan toplam tazminat tutarından davalı sigorta şirketinin sorumluluğunda olan 193.958,94TL tutardan düşüldüğünde bakiye 161.115,98TL sürekli iş göremezlik tazminatı kaldığı, dava açılışında talep edilmeyen bir alacak kaleminin ıslah ile eklenmesi mümkün görülmediğinden geçici iş gücü kaybı tazminatı miktarı yönünden davacı talebinin kabul edilmediği, davacının iddiasının artan maluliyet oranı nedeniyle önceki ödemenin geçersizliği üzerine olup, ilk başvuru tarihinde tazminatın tümü üzerinden temerrüt oluşmadığının değerlendirildiği, davacı vekilince davalı sigorta şirketine maluliyetin yeniden değerlendirilerek artan maluliyet oranına göre tazminat talep edildiği, belirtilen talep dilekçesinin 23/11/2015 tarihinde davalı sigortaya tebliğ edildiğinin görüldüğü, 8 iş günü sonrası olan 04/12/2015 tarihi temerrüt tarihi olarak belirlendiği ve bu tarihten itibaren tazminatın tamamına faiz işletilmesinin uygun olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile, 161.115,98-TL sürekli iş gücü kaybı tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, tazminata temerrüt tarihi olan 04/12/2015'ten itibaren yasal faiz yürütülmesine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, davacı tarafından 01.07.2013 tarihinde ibraname imzalandığını, kendisine aynı tarihte ödeme yapıldığını, açılan davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından reddine karar verilmesi gerektiğini, çelişkili maluliyet raporlarına istinaden hüküm kurulmasının yerinde olmadığını, KTK 111.maddesine göre yetersiz veya fahiş ödemelerle ilgili anlaşma veya uzlaşmaların yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içerisinde iptallerinin istenebileceğini, alınan bilirkişi raporlarının eksik inceleme ile tanzim edilmiş olduğundan yeniden rapor alınması gerektiğini, Ege Üniversitesinden alınan raporlar arasında ciddi çelişki mevcut olduğunu, raporda davacıya etkin ve düzenli psikiyatri tedavi uygulandığına dair ifadenin yer almadığını, bu raporlara göre karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosyada rapor tanzim eden aktüerya bilirkişisinin usul ve yasaya uygun olmayan hukukçu bilirkişi tarafından hesaplanmasını kabul etmediklerini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tGEREKÇE : Dava, 21.01.2011 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle yaralanan davacının bedensel zararının davalı ZMMS sigortacısından tahsiline yönelik maddi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulü ile, 161.115,98-TL sürekli iş gücü kaybı tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, tazminata temerrüt tarihi olan 04/12/2015'ten itibaren yasal faiz yürütülmesine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br> \tTrafik Sigortası Genel Şartları c.8. maddesi 2.fıkrasında (Karayolları Trafik Kanunu'n 109. maddesi 2. fıkrasına ve B.K 60/2. maddesi (yeni B.K 72. maddesi ) koşut olarak) ölüm ve yaralanmalarda sigortacının sorumluluğu yönünde uzamış ceza zamanaşımı sürelerinin uygulanacağı hükmünün yer aldığı, uzamış (ceza) zaman aşımı sürelerinin eski 765. Sayılı T.CK'nun 455-456 maddelerindeki eylemler nedeniyle 102. maddeye göre bir ölü veya bir yaralı varsa 5 yıl, birden fazla ölü ile bir veya birden fazla yaralı varsa 10 yıl iken 5237 sayılı Yeni TCK 66 maddesine göre, bir yolcu ölmüş veya biri yaralanmış ise zaman aşımı süresinin 8 yıl, ölü sayısı birden fazla ise ya da bir ölümle birlikte bir veya birden fazla yaralı varsa zaman aşımı süresinin 15 yıl olduğu belirlenmiştir.<br>\tYargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşik kararlarında belirtildiği üzere, bedensel bütünlüğün zarar gördüğü ve tedavinin uzunca bir süreye yayıldığı durumlarda, oluşan zararın miktarı tıbbi bakım ve tedavi sonucunda düzenlenen hekim raporuyla belirli bir açıklığa kavuşmaktadır. Gelişen bir durumun bulunduğu, zararın niteliği ve kapsamının  bu nedenle sonradan  öğrenildiği  hallerde zamanaşımı zararın kesin miktarının öğrenildiği tarihten başlayacaktır. (Yargıtay HGK 21.03.2001 gün ve 2001/4-258 E., 2001/276 K.; 05.06.2002 gün ve 2002/4-470 E., 2002/477 K.; 15.05.2015 gün ve 2013/21-2035 E., 2015/1345 K. ve 01.03.2017 gün ve  2014/21-2372 E., 2017/379 K. Sayılı ilamları) Buna göre davacının süregelen kazaya bağlı psikiyatrik rahatsızlığı nedeniyle tanzim edilen rapor tarihine nazaran davanın açıldığı 31.05.2017 tarihi itibariyle zamanaşımı ve KTK 111.maddesindeki hak düşürücü süresinin dolmadığı anlaşılmıştır.<br>\tDosyada meydana gelen kaza nedeniyle taraflara atfı kabil kusur durumu yönünden alınan trafik bilirkişisi tarafından düzenlenen 27/06/2018 havale tarihli bilirkişi raporunda davalı sigorta şirketinin sigortalısı aracın sürücüsünün %75 oranında kusurlu bulunduğu, dava konusu kaza ile ilgili yürütülen ceza kovuşturması sırasında da kusur raporları alındığı, meydana gelen kaza nedeniyle Çanakkale 1.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2014/344 Esas 2018/415 Karar sayılı ilamında kusur dağılımının davalı sigorta şirketinin sigortacısı olduğu araç sürücüsü ile karayolları çalışanları arasında paylaştırıldığını, anlınan ilk derece mahkemesi kararının Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10.Ceza Dairesi'nin 26/02/2020 tarihli 2019/271 Esas 2020/405 Karar sayılı ilamı ile düzeltilerek onandığını, tespit edilen kusur oranı ile ceza yargılamasında tespit edilen nihai kusur dağılımının birbiri ile uyumlu olduğu değerlendirilmiştir.<br>\tİDM'ce Ege Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan maluliyet raporları alındığı, buna göre kaza tarihinde geçerli olan yönetmelik hükümlerinin doğru olarak tespiti ile davacının sürekli iş göremezlik oranının kaza tarihine göre %54 bugünkü yaşına göre %57 olduğu, tıbbi iyleşme süresinin ise 6 ay olduğunun rapor edildiği, meydana gelen kaza sebebiyle davacının psikiyatrik yönünden de rahatsızlandığının alınan ilk maluliyet raporunda da yer aldığı, dosyaya sunulan 11.03.2020 tarihli Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nden alınan adli sağlık kurulu raporunda, davacının 21.01.2011 tarihli trafik kazasına bağlı olarak söz konusu kalıcı ve geçici maluliyet durumunun Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne göre tayin edildiğinin belirtilmiş olmasına ve kişideki psikiyatrik rahatsızlığın aradan geçen süre zarfında gelmiş olduğu noktaya nazaran alınan maluliyet raporunun hükme esas alınması yerindedir.<br>\tTazminatı isteminde bulunan hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda 1931 tarihli PMF cetvellerine göre saptanmakta ise de gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle TRH 2010 yaşam tablosu'na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesi güncel veriler ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olduğundan tazminat hesaplamasında TRH 2010 yaşam yönteminin kullanılması gerekir. (Yargıtay 4. H.D.  03.01.2022 tarih ve 2021/9412 E - 2022/3622 K.,  17. H.D. 23.03.2021 tarih 2020/ 6173 E. - 2021/ 3121 K. Sayılı ilamları) Aynı şekilde, yeni genel şartlar zamanında düzenlenen poliçelerde yeni genel şartlardaki hesaplama tekniği uygulanamayacağı için tazminat hesabında eski uygulamalardaki gibi progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi icap etmektedir. (Yargıtay 17. HDB'nin 24.02.2021 tarih ve 2019/3292 E. 20121/1848 K. Sayılı ilamı) Hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda bilinmeyen devredeki gelir hesabı yönünden %10 artırılıp %10 iskonto yönteminin uygulanması yerindedir. TRH 2010 Yaşam Tablosundaki ömür sürelerinin PMF 1931 Yaşam Tablosundaki ömür sürelerine göre daha uzun olduğu bilinen bir gerçek olup, TRH 2010 Yaşam Tablosu zarar gören yararınadır. Bu nedenle, her ne kadar bilirkişi tarafından PMF yaşam tablosu esas alınarak hesaplama yapılmış ise de istinafa gelenin sıfatına göre bu husus da kaldırma sebebi yapılmamıştır. <br>\tBu kapsamda dosyada uzman aktüerya bilirkişisinin kaza tarihinde geçerli poliçe tarihini dikkate alarak PMF 1931 tablosuna göre tazminat hesabı yaptığı, hesap yaparken belirlenen sürekli işgöremezlik oranı ve tıbbi iyileşme süresine göre tazminat miktarının hesaplandığı, kusur indiriminin dikkate alındığını ve davalının yaptığı ödemenin mahsup edildiği, buna göre davacının 3.999,69TL geçici iş göremezlik tazminatı ile 258.611,90-TL sürekli iş göremezlik tazminatı alacağı olduğunun belirtildiği, davalının sigortalısının kusur oranı olarak belirlenen ve hükme esas almaya elverişli bulunan kusur raporuna göre %75 oranına tekabül eden maluliyet zararının ise 2.999,69TL geçici iş göremezlik tazminatı ile 193.958,94TL sürekli iş göremezlik tazminatı olduğu, davalı sigorta şirketinin dava öncesinde 01/07/2013 tarihinde ödenen 19.781,00TL'nin güncel değerinin 32.842,96TL olduğu tespit edildiği, aktüerya bilirkişisi tarafından hesaplanan toplam tazminat tutarından davalı sigorta şirketinin sorumluluğunda olan 193.958,94TL tutardan düşüldüğünde bakiye 161.115,98TL sürekli iş göremezlik tazminatının hesaplanmasına ilişkin aktüerya raporunun hükme esas almaya elverişli ve denetime açık olarak tanzim edildiği görülmüştür.<br>\tKabule göre ise; her ne kadar açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmesine karşın hüküm fıkrasının (1) no'sunda kabulü şeklinde belirtilmiş ise de, hükmedilen tazminat miktarının verilen kısa ve gerekçeli kararda belirtilmiş olmasının ve fazlaya dair istemin reddine yönelik hüküm ihdas edilmesine nazaran bu husus kaldırma nedeni yapılmamıştır.<br>\tAçıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir.\t<br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 11.005,83 TL'den peşin alınan 2.751,50 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 8.257,33 TL'nin davalıdan tahsiline,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeni ile davalının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a1b48fca9affd751","SID":"a5f4eaa90d8a2965"}}