{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1800 Esas <br>KARAR NO: 2023/1857 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 24/03/2021<br>NUMARASI: 2020/587 Esas 2021/306 Karar <br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 30/11/2023<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile,  davacıya olan borcundan dolayı davalı/borçlu aleyhine Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takip dosyası ile icra takibi yapıldığını, davalı borçlu gönderilen ödeme emrine karşı “Alacaklı şirket ödeme emrinde bahse konu faturadan dolayı herhangi bir borcu olmadığını böyle bir ticari ilişkilerinin olmadığını söyleyerek” itiraz ettiğini ve yapılan itiraz üzerine icra takibi durdurulduğunu, Davacı şirket emlak sektöründe çalışan bir firma olduğunu,  zaman zaman kendisine başvuran müşterileri davalı şirket gibi konut işi yapan firmalara yönlendirerek bu firmalardan taşınmaz satın almasını sağladığını, bu hizmetinden dolayıda davalı gibi firmalara komisyon hizmet bedeli faturası keserek ücretini aldığını,  Davalı/borçlu aleyhine yapılmış icra takibine dayanak olan faturada  ...  isimli şahsın davalı firmadan konut almasına aracılık etmesi nedeni ile tanzim edilmiş bir fatura olduğunu, aynı tarih de davacı şirketin yetkilisinin eşi olan ... da aynı işlemi yaptığını davalı firmaya konut satışı için ...  isimli şahsı götürmüş ve bu satıltan dolayı davaya konu olan faturayla aynı içerikli bir fatura tanzim etmiş bu faturada davalı firma tarafından ödendiğini, gerek davacının tanzim etmiş olduğu 14.02.2020 tarihli ... numaralı gereksede davacının eşi olan ... isimli kişi tarafından tanzim edilmiş olan 14.02.2020 tarihli ... numaralı fatura e-posta yoluyla aynı e-postanın eki olarak davalı şirket çalışanı olan ...@...  s-posta kullanıcısına 14.02.2020 tarihinde saat 17.15 te gönderdiğini, davanın kabulü  ile davalı/borçlunun  Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasına yönelik itirazının iptalini,icra takibinin devamına alacağın %20 dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davalı/borçludan alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile, davanın reddini, davacının haksız ve kötü niyetli icra takibi nedeni ile %20'dan az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 24/03/2021 tarih 2020/587 Esas 2021/306 Karar sayılı kararında;\"...Somut davaya uygulanması gereken TBK'nın 520/3. maddesinde \"Taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz.\" hükmünün yer aldığı, taşınmaz simsarlık sözleşmesine ilişkin öngörülen bu şekil şartının bir  geçerlilik şekli olduğu, bu nedenle yazılı şekilde yapılmayan taşınmaz hakkındaki simsarlık sözleşmelerinin geçerli olmayacağı, taraflar arasında yazılı bir simsarlık sözleşmesi bulunmadığının her iki tarafın da kabulünde olduğu, bu durumda davacının alacak talebinin geçerli bir sözleşmeye dayanmadığından yerinde olmadığı, davaya konu talebin senetle ispat sınır üzerinde olduğu, bu nedenle tanık dinlenemeyeceği, yine yazılı sözleşme olmadığından, tarafların ticari defterlerinin incelemesinin mevcut şekil eksikliğini giderecek nitelikte  olmadığı, hal böyle olunca davacının, TBK 520/3. maddesi gereğince taşınmaza ilişkin simsarlık sözleşmesi  bulunduğunu ispat edemediğinden ve bu hususta yazılı sözleşme sunmadığından  simsarlık hizmeti verilmiş olması halinde bile geçerli olmayan sözleşmeye dayalı olarak alacak talebinde bulunmasının hukuken mümkün bulunmadığından davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile, 1-Açılan itirazın iptali davasının reddine,2-Koşulları oluşmayan kötüniyet tazminat talebinin reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile, yerel mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu,Müvekkili şirketin emlak sektöründe çalışan bir firma olup zaman zaman kendisine başvuran müşterileri davalı şirket gibi konut işi yapan firmalara yönlendirerek bu firmalardan taşınmaz satın almasını sağladığını, bu hizmetinden dolayıda davalı gibi firmalara komisyon hizmet bedeli faturası keserek ücretini aldığını, davalı/borçlu aleyhine yapılmış icra takibine dayanak olan faturada   ... isimli şahsın davalı firmadan konut almasına aracılık etmesi nedeni ile tanzim edilmiş bir fatura olduğunu, Aynı tarih de müvekkili şirketin yetkilisinin eşi olan ... da aynı işlemi yapmış davalı firmaya konut satışı için ...  isimli şahsı götürdüğünü ve bu satıştan dolayı davaya konu olan faturayla aynı içerikli bir fatura tanzim ettiğini, bu faturanında davalı firma tarafından ödendiğini, müvekkilinin eşininde davalı firma ile yazılı bir simsarlık sözleşmesi bulunmadığını, davalı firma bu simsarlığı kabul ettiğini ve ödemesinide hiçbir itirazda bulunmadan yaptığını, Müvekkilinin tanzim etmiş olduğu 14.02.2020 tarihli ... numaralı gereksede müvekkilinin eşi olan ...  isimli kişi tarafından tanzim edilmiş olan 14.02.2020 tarihli ... numaralı fatura e-posta yoluyla aynı e-postanın eki olarak davalı şirket çalışanı olan ...@... s-posta kullanıcısına 14.02.2020 tarihinde saat 17.15 te gönderildiğini, bu faturalardan ... adına olan fatura ödenmiş müvekkili adına olanın ödenmediğini, müvekkiline ait fatura ödenmediği gibi yasal süresi içerisinde faturaya yönelik herhangi bir itirazda da bulunulmadığını, Borçlar Kanunundaki düzenlemeye göre faturalara tebliğ tarihinden itibaren 8 gün içerisinde itiraz edilmez ise fatura içeriği muhatap tarafından kabul edilmiş sayılacağını, bu hüküm uyarınca davalı/borçlu faturayı kabul ettiğini ve itirazda bulunmadığından fatura içeriğini kabul etmiş sayıldığını, davanın reddedilmesinin hukuka uygun olmadığını,  Müvekkili tarafından dava konusu fatura ...  isimli kişinin davalının sahibi olduğu taşınmazdan mülk alması nedeni ile  tanzim edildiğini, tapu kayıtları incelendiğinde bu kişinin taşınmaz satın aldığı açıklığa kavuşacağını, ayrıca mahkeme gerekli görürse bu kişi mahkemede bu konuda tanıklık edebilecek durumdayken mahkeme hiçbir şekilde bu kişiyi tanık olarak dinlemediğini, Ayrıca davalı tarafından mahkemeye delil olarak sunulan bilgisayar ekran görüntüleri incelendiğinde ... isimli müşterinin müvekkili tarafından getirildiği ve satışın bu şekilde yapıldığının görüleceğini yani davalı taraf kendi delillerinin arasında sunduğu belgede dahi müvekkili ile aralarında söz konusu ticari bir ilişkinin olduğunu kabul ettiğini, Davalı ile müvekkili arasında görülen dava simsarlık sözleşmesinden kaynaklı olan bir dava olmayıp müvekkili tarafından tanzim edilen ve davalıya gönderilen faturadan kaynaklandığını, davalı taraf söz konusu faturayı tebliğ aldığını ancak herhangi bir itirazda bulunmadığını, bu şekilde fatura içeriğini kabul etmiş sayıldığını, yerel mahkeme tarafından bu şekilde araştırma yapılması gerekmekte iken bu yönden hiçbir araştırma yapılmadan davanın reddine karar verilmesi hukuka aykırı olduğunu,   İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasını talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.  Dava, tellalık sözleşmesi uyarınca ücret alacağının tahsili için düzenlenen faturaya dayalı  alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın  iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  TBK’nun 520/3. maddesinde “Taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz.” hükmü düzenlenmiştir. Geçerlilik koşuluna uyulmadan yapılan sözleşme geçersizdir. Hukuk düzeninde sonuç doğurmaz. Geçersiz sözleşmenin varlığı durumunda; tarafların birbirlerinden sözleşmenin ifasını istemeleri mümkün değildir. Şayet; ifa edilmiş edim var ise ancak bunlar geri alınabilecektir.  Somut davada taraflarca yazılı şekil şartına uyularak yapılan bir sözleşmenin  dosyaya ibraz edilmediği gibi bu yönde bir iddianın da olmadığı ve taraflar arasında yazılı tellalık sözleşmesi bulunmadığı tarafların kabulünde olup bu hususta ihtilaf bulunmamaktadır. Davacı davalıya ait gayrımenkulün satımına aracılık ettiğini, icra takibine konu faturanın davalıya tebliğ edildiğini, faturaya itiraz edilmediği ve ödendiğini iddia ederek  tellalık  komisyon ücret alacağının tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatmıştır. Taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesinin  yazılı şekilde yapılması geçerlilik şartı olup,Yargıtay13. Hukuk Dairesinin 2015/19626 Esas- 2016/14059 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere taraflar arasındaki simsarlık sözleşmesi yazılı olarak düzenlenmediği için geçersiz olduğuna göre geçersiz sözleşmeye dayalı olarak fatura düzenlenip tebliğ edilmesi de geçersiz sözleşmeyi geçerli hale getirmez.Bu durumda mahkemenin taraflar arasında geçerlilik koşullarını taşıyan yazılı tellallık sözleşmesi bulunmadığı gerekçesiyle  davanın  reddine yönelik verilen kararda yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, mahkemenin kabulüne yönelik davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf  sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85.TL istinaf karar harcından, istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 59,30.TL harcın mahsubu ile bakiye 210,55.TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 30/11/2023 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c97f6f5ff5f24575","SID":"c7534f0e5680a465"}}