{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   27. HUKUK DAİRESİ        <br>     Esas No: 2022/234 - Karar No:2023/1191<br>                       <br>                      T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>        27. HUKUK DAİRESİ        <br><br>DOSYA NO\t: 2022/234 <br>KARAR NO\t: 2023/1191<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 20/10/2021<br>NUMARASI\t\t: 2019/360 E- 2021/752 K<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t: <br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 21/11/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 15/12/2023<br>\t<br>\tDavacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan itirazın iptali davasında mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:\t<br>\tDavacı vekili; davalı aleyhine Ankara 28. İcra Müdürlüğü’nün 2017/23080 Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine, davalı vekilince haksız olarak itiraz edildiğini, alacaklı .... San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin, borçlu ... İnş. ve Tic. Ltd. Şti.’ne irsaliyeli faturaları ekte sunulan işleri yaptığını, bu faturaların toplam bedelinin 620.740,23 TL olduğunu, faturalar bedelinin 575.740,23 TL'sinin ödendiğini, bakiye 45.000 TL'nin ise ödenmediğini, davalının icra takibine itirazında herhangi bir ödeme belgesi sunmadığını, tarafların ticari defterleri incelendiğinde işlerin satış ve teslim tarihlerinin görüleceğini, davalının icra takibinde talep edilen faize de itiraz ettiğini, takibe dayanak faturalar irsali olup, faizin başlangıç tarihinin faturaların düzenleme tarihi olduğunu, faturalara ait düzenleme ve sevk tarihlerinden sonra davalı tarafından irsaliyeli faturalara itiraz edilmediğini, bu durumda müvekkilinin edimini ifa etmiş sayıldığı gibi, alacağın da muaccel hale geldiğini, ayrıca davalının arabuluculuk faaliyetlerine mazeretsiz ve bildirimsiz olarak katılmadığını, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun madde 18/A maddesinin 11.fıkrasına göre davalının davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderlerinin tamamından sorumlu olacağı gibi, bu taraf lehine vekâlet ücretine de hükmedilemeyeceğini belirterek; davalının Ankara 28. İcra Müdürlüğü’nün 2017/23080 Esas sayılı icra takibine yaptığı itirazın iptalini, davalı aleyhine alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatı takdirini talep etmiştir.<br>\tDavalı vekili; takibe dayanak faturanın 5 nolu hakedişe istinaden kesildiği iddia edilen 15/12/2014 tarih ve 15002 nolu 41.300,00 TL tutarlı fatura olduğunu, müvekkili ile dava dışı ... Belediyesi arasında 13/11/2012 tarihli \"... Belediyesi Mevcut Kent Bilgi Sistemi ile Bütünleşik Adres Bilgi Sistemi Verilerinin Sahadan Güncellenmesi ve Mekana Dayalı Belediye Gelirlerinin Artırılması Hizmet Alımı İşi\" kapsamında sözleşme olduğunu, söz konusu işin bir kısmının davacı şirkete yaptırıldığını, davacının bu iş kapsamda yaptığı tüm işlerin bedelinin banka marifetiyle ödendiğini, takibe dayanak olarak gösterilen 15/12/2014 tarih ve 15002 nolu 41.300,00 TL bedelli faturanın ise müvekkilinin dava dışı iş sahibi İdareye düzenlediği 5 nolu hakedişe istinaden kesildiğinin anlaşıldığını, ancak, 5 nolu hakedişin İdarece kabul edilen onaylı içeriğindeki (a) maddesinde belirtilen \"Kapı Veri Setlerinin Oluşturulması işi\"nin, ... Dan.Hizm.Ltd.Şti. ile 18/09/2013 tarihinde \"Bursa Gemlik Belediyesi İmar Şehircilik Müdürlüğü CBS Yazılımlarının Güncellenmesi, Kazıma Levhası Temini, Orormozaik Pafta Üretimi ve Montajı Hizmet Alımı Sözleşmesi\" kapsamında bu şirkete yaptırıldığını, hakedişin (b), (c) ve (d) maddelerinde belirtilen işlerin ise müvekkili şirket tarafından (bünyesinde çalışan Harita Teknikerleri ve Şehir Planlamacısı marifetiyle) yapıldığını, dolayısıyla, müvekkili şirket tarafından 5 nolu hakedişle ilgili olarak davacıdan hiç bir mal ve hizmet satın alınmadığını, takibe konu faturanın dayanağı olan 5 nolu hakediş konusu işlerle ilgili olarak davacı tarafından SGK’ya yapılmış bir bildirim bulunmadığını, kaldı ki, davacı tarafından 5 nolu hakedişle ilgili olarak ne müvekkili şirkete ne de idareye yapılmış iş, mal ve hizmet teslimi de olmadığını, sözü edilen iş için İdareye en son 03/01/2014 tarih ve 21824 nolu faturanın kesildiğini ve işin ödemelerinin tamamlanarak 10/07/2014 tarihinde de kesin kabulünün yapıldığını, bu süreçte davacı tarafından 5 nolu hakedişle ilgili olarak ne müvekkili şirkete ne de idareye yapılmış bir teslimat da bulunmadığını, davacının 45.000,00 TL olduğunu iddia ettiği alacağını (takip dayanağı olarak gösterilen fatura 41.300,00 TL olmasına rağmen 45.000,00 TL tutarına nasıl ulaşıldığı da anlaşılamamıştır.) takip tarihine kadar yaklaşık 4 yıl talep ve dava etmemesinin, hatta ihtar dahi keşide etmemesinin, alacağının var olmadığının en önemli göstergelerinden biri olup, aksinin kabulünün hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, keza, davacı şirketin dava dilekçesinde açıkça beyan, kabul ve ikrar edildiği üzere; müvekkili şirket tarafından takibe konu edilen iş bu fatura dışında, davacının yapmış olduğu işlerin tamamının karşılığının eksiksiz ve zamanında ödendiğini, bu durumun müvekkili şirketin ne kadar borcuna sadık bir şirket olduğunu gösterdiğini, faturanın, VUK'nun 231/5 maddesine göre işin yapılmasından sonra en geç 7 gün içinde düzenlenmesi gerektiğini, somut olayda ise faturanın hakedişin düzenlenmesinden 11 ay sonra, kesin kabul yapılmasından ise 6 ay sonra düzenlenmiş olup, bu nedenle de gerçeği yansıtmadığını, faturayı alan kimsenin, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde kapsamı hakkında itirazda bulunmaması sonucu fatura kapsamını kabul etmiş sayılabilmesi için, faturanın, yanlar arasındaki yazılı sözleşme şartını değiştirir nitelikte de olmaması gerektiğini, zira, yanlar arasında bir yazılı sözleşme mevcut ise taraflardan birisinin tek yanlı olarak sözleşme hükümlerini değiştiremeyeceğini, fatura düzenlenmesiyle imalatın yapıldığı ve teslim edildiğinin kanıtlanamayacağını, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması için, faturayı düzenleyen kişinin ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olması gerektiğini, davacı şirketin ise bu bağlamda 5. hakedişle ilgili olarak hiçbir iş görmediği, hiçbir hizmet sağlamadığı dikkate alındığında takibe konu alacağın kabulünün mümkün olmadığını, davacı tarafından müvekkili şirketin arabuluculuk toplantısına katılmadığı bu nedenle huzurdaki davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulması gerektiği ve lehine vekâlet ücretine hükmedilemeyeceği beyan edilmişse de arabuluculuk toplantısına ilişkin tebligatın usulüne uygun yapılmadığını, dolayısıyla davacının bu yöndeki iddialarının da kabulünün mümkün olmadığını, ayrıca alacak likit olmadığından icra inkâr tazminatı da talep edilemeyeceğini belirterek; davanın reddini, davacı aleyhine %20’den az olmamak kaydıyla tazminat takdirini savunmuştur.<br>\tMahkemece; davanın faturaya dayalı alacak nedeniyle itirazın iptali davası olduğu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 14/05/2019 tarih ve 2017/19-823 Esas, 2019/553 E. Sayılı kararında \"faturayı alan kişi 8 gün içinde faturaya itiraz etmezse, faturanın dayandığı temel borç ilişkisinin bulunmadığının faturayı alan kişi tarafından ispat edilmesi gerekir. Ancak, faturayı alan kişi, öngörülen süre içinde faturaya ve bununla birlikte temel borç ilişkisine de itiraz ederse, genel hükümler çerçevesinde ispat yükü faturayı düzenleyen tacire ait olacaktır.\" şeklinde karar verildiği, dosyaya sunulan ve takibe dayanak olan faturaların incelendiği, faturaların davalıya teslim edilip edilmediğine dair bilirkişi incelemesi de yaptırıldığı, davalı tarafından faturaların teslim alındığına dair herhangi bir imza ya da kayda rastlanılamadığı, bu haliyle davacının faturalarının kesinleşmediği, tarafların defter incelemelerinin yaptırıldığı, her iki tarafın defterlerinin de usulüne uygun olarak tutulduğunun anlaşıldığı, davacının takip konusu faturalara dayalı işi teslim ettiğine dair kesin delil bulunmamakla yapılan işin şüpheli olduğu, bu haliyle davacının dava konusu faturalara dayalı alacağı bulunduğunun ispatlanamadığı, bu durumun bilirkişi heyet raporu ile de tespit edildiği, gerek Bursa Asliye Ticaret Mahkemesi'nce alınan bilirkişi raporu, gerek mahkemece alınan bilirkişi raporları açık ve ayrıntılı olup, hükme esas alınarak hüküm kurulduğu, davalının kötüniyet tazminatı talebinin taraflar arasında ticari ilişki bulunması nedeniyle reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. <br>\tDavacı vekili istinaf başvurusunda; borçlunun icra takibine itirazının iptali gerektiğini, zira davalının itiraz ettiği meblağı ödediğine dair herhangi bir belge sunamadığını, davacı ve davalının ticari defterleri incelendiğinde kayıtların birbiri ile uyumlu olduğunun da ortada olduğunu, Mahkeme tarafından aldırılan ilk raporda(Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce) müvekkilinin ticari defterlerinin incelendiği, usulüne uygun bir şekilde tutulan defterde müvekkilinin davalı yandan 45.000,00 TL alacaklı olduğunun bilirkişi tarafından teyit edildiği, Mahkeme tarafından aldırılan 02/07/2021 tarihli ikinci raporda ise müvekkili ile davalının ticari defter kayıtlarının bir biriyle uyumlu olduğunun, müvekkilin 10.000,00 TL alacaklı olduğunun tespit edilmiş olup, 45.000,00 TL'den eksik kalan 35.000,00 TL'nin davalı tarafından \"cari hesap kapama\" açıklamalı yevmiye kaydından kaynaklandığının, bu 35.000,00 TL'nin davacıya verilip verilmediğine dair bir kayda ulaşılamadığının rapor edildiği, ikinci rapordan da açıkça anlaşılacağı üzere davalının 10.000,00 TL zaten borçlu göründüğünü, kalan 35.000,00 TL'nin ödediğine dair delil getirilmesi halinde defterdeki bu kaydın geçerli sayılacağını, bunun davalı tarafından ödendiğinin ispat edilmesi gerekirken dosyaya böyle bir delil sunulamadığını, tarafların ticari defterlerinin birbiri ile uyumlu olduğunu, bu ticari defterlere göre müvekkili tarafından kesilen faturaların davalı yanca ticari defterlerine işlendiği, yani yapılan iş ve verilen hizmetin davalı yanca kabul edildiği, lehe gelen bu iki rapora rağmen mahkeme tarafından davanın reddinin hukuka aykırı olduğunu, faturalardaki iş ve hizmetlerin yerine getirilebilmesi için müvekkili tarafından harita teknikerleri, harita mühendisleri ve diğer gerekli tüm personelin istihdam edildiğini, buna ilişkin SGK evraklarının taraflarınca mahkeme dosyasına da sunulduğunu, dosyaya kazandırılan bu delillere rağmen faturadaki işler için personel istihdam edilmediğinden bahisle davanın reddinin hatalı olduğunu, ayrıca karşı tarafın başvurulan arabuluculuk faaliyetlerine(İlk toplantıya) mazeretsiz ve bildirimsiz olarak katılmadığını, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun madde 18/A'nın 11. Fıkrasına göre vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesi gerekirken davacı yan üzerine bırakılmasının da hukuka aykırı olduğunu belirterek; mahkeme kararının kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedelinin tahsili için faturaya ve cari hesaba dayanılarak yapılan ilamsız icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>\tİnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tTaraflar arasında davalı ile dava dışı ... Belediyesi arasında 13/11/2012 tarihli \"... Belediyesi Mevcut Kent Bilgi Sistemi ile Bütünleşik Adres Bilgi Sistemi Verilerinin Sahadan Güncellenmesi ve Mekana Dayalı Belediye Gelirlerinin Artırılması Hizmet Alımı İşi\" kapsamında bir kısım işlerin davacı tarafından yapılması konusunda eser sözleşmesi olduğu tarafların kabulünde olup, davacı taşeron, davalı yüklenicidir.<br>\tDavacı taşeron tarafından Bursa 11.İcra Müdürlüğü'nün 2017/12131 Esas sayılı dosyası üzerinden 03/11/2017 tarihinde 14 adet fatura ve bu faturalardan kaynaklanan cari hesap alacağı nedenine dayanılarak 45.000,00 TL asıl alacak, 101,25 TL işlemiş yasal faizi olmak üzere toplam 45.101,25 TL alacağın tahsili için ilamsız icra takibinde bulunulmuş, bu takibe davalı borçlu yüklenici tarafından borca, fer'ilerine ve yetkiye olmak üzere itiraz edilmiş, yetki itirazının alacaklı tarafından kabulü ile dosya Ankara 28. İcra Müdürlüğü'nün 2017/23080 Esasına kaydedilmiş, bu Dairece gönderilen ödeme emrine de itiraz edilmesi üzerine takibin durdurulmasına karar verilmiştir.<br>\tMahkemece mali müşavir bilirkişilerden tarafların ticari defterlerinin incelenmesi suretiyle alınan raporlardan; taraf ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, davacı taşeron tarafından düzenlenen ve icra takibine dayanak yapılan toplam 620.740,64 TL bedelli 14 adet faturanın ve banka aracılığı ile yapılan toplam 575.740,63 TL ödemenin taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı şirketçe vergi dairesine anılan faturalara ait form BA beyannamelerinin verildiği, her iki taraf defterlerinde davacı 45.000,00 TL alacaklı iken, davalı şirketin 15/12/2014 tarih ve 341 nolu yevmiye defteri kaydı ile 35.000,00 TL'lik \"merkez kasadan cari hesap kapama\" işlemi yaptığı, bu işlem ile birlikte davalı şirkete ait 320.11.A00 Satıcılar Hesabının 10.000,00 TL alacak bakiyeli olarak bir sonraki aya/yıla devrettiği anlaşılmıştır. <br>\tDavalı defterlerinde kayıtlı \"merkez kasadan kapama\" işleminin dayanağına ilişkin herhangi bir belge sunulmamıştır. Yine her ne kadar davalı tarafından 15/12/2014 tarih ve 15002 nolu, 41.300,00 TL bedelli faturaya itiraz edildiği ileri sürülmüşse de, bu savunmasını ispat eder nitelikte herhangi bir bilgi ve belge dosya kapsamında bulunmamaktadır. Bu durumda davalının usulüne uygun olarak tutulan ticari defterlerine kaydettiği faturalara itiraz edildiği ispatlanamadığından, faturaların kesinleştiği kabul edilmiştir. <br>\tTicari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK'nın 222. maddesinde yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Ticari defterler uyumlu değil ise muntazam tutulmuş olsun veya olmasın sahibi aleyhine delil olacaktır. Ancak defterlerden biri muntazam olsa da her iki defter de sahibi aleyhine kayıt içeriyor ise aleyhe delil sayılma yönünden öncelikle iddiasını ispat yükü altında olan taraf defterleri aleyhine delil sayılmalıdır. Yani ispat yükü altında olan taraf kendi defterindeki aleyhe kayıtları bertaraf edecek şekilde karşı tarafın aleyhine olan ticari defterler kayıtlarından yararlanmamalıdır. Bunun sonucu ise aleyhe kayıtların uyuşmayan kısmından  ispat yükü altında olan tarafın yararlanamayacağı kabul edilmelidir.  Çünkü ispat yükü, uyuşmazlık konusu hususlar için olup, karşı tarafın ileri sürmediği bir husus için ispat yükü de söz konusu olamayacağından bu sonuca varılması usul kurallarının da temel bir sonucudur. Nitekim Yargıtay (Kapatılan) 15.Hukuk Dairesi'nin  27/06/2018 tarih ve 2017/23 Esas- 2018/2735 Karar sayılı içtihadı da bu yöndedir.<br>\tYukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; davacı taşeron faturaya ve cari hesaba dayalı takip yapmış, itiraz üzerine eldeki itirazın iptâli davasını açmış, davalı yüklenici ise takibe dayanak faturalardan sadece 15/12/2014 tarih ve 15002 nolu, 41.300,00 TL bedelli faturaya ve bu faturadaki bedele itiraz ederek, 5 nolu hakediş kapsamındaki bir kısım işlerin dava dışı şirketlere yaptırıldığını, bir kısmının ise kendi bünyesindeki çalışanlar marifetiyle yapıldığını ileri sürmüştür. Dosyada, 15/12/2014 tarih ve 15002 nolu, 41.300,00 TL bedelli faturaya davalı tarafından usulüne uygun olarak yapılmış bir itiraz ve bu itiraza ilişkin bir belge bulunmamaktadır. Yapılan bilirkişi incelemesi ile kabul edilmeyen fatura da dahil icra takibine dayanak tüm  faturaların her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve yine banka aracılığı ile yapılan ödemelerin de tarafların ticari defterlerinde aynı miktarla kayıtlı olduğu, davacı defterlerinde fatura bedellerinin takipte talep edilen asıl alacak kısmı dışında ödendiğine dair kayıt bulunduğu, davalı defterlerinde ise, kalan 45.000,00 TL borcun 35.000,00 TL'sine dayanak belgesi sunulmadan  \"kasadan cari hesap kapama işlemi\" yapıldığı, bakiye 10.000,00 TL borçlu göründüğü anlaşılmıştır.<br>\tEser sözleşmelerinde eserin yapıldığını ispat yükü yüklenicide (iş bu davada taşeronda), iş bedelinin ödendiğini ispat yükü ise iş sahibindedir (iş bu davada yüklencide). Davalı 15/12/2014 tarih ve 15002 nolu, 41.300,00 TL bedelli fatura yönünden işin yapıldığını kabul etmemiş, davacı ise işin yapıldığını taraf ticari defter kayıtlarıyla ispatlamıştır. Artık iş bedelinin ödendiğini ispat yükü davalıda olup, davalının tüm akdi ilişki kapsamında kalan 45.000,00 TL borcu ödediğini usulüne uygun delillerle ispatlaması gerekmekte olup, sunulan deliller kapsamında ödemenin ispatlanamadığı gibi, bu miktar yönünden davalının ödeme savunması da olmadığı, istinaf başvurusuna cevap dilekçesinde taraflar arasındaki mutabakat ile cari hesap ilişkisinin 15/12/2014 tarihli 35.000,00 TL'lik kayıtla kapatıldığı ileri sürülmüşse de, mutabakatı ispata yarar herhangi bir belge de sunulmadığı anlaşılmıştır. <br>\tBu durumda mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.<br>\tYine takibe dayanak tüm faturalar taraf ticari defterlerinde kayıtlı olup, takipte talep edilen asıl alacak likit ve belirlenebilir olduğundan İİK'nın 67/2 maddesi uyarınca asıl alacağın %20'si oranında  icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.<br>\tİcra takibinde talep edilen işlemiş faiz yönünden ise, usulüne uygun olarak harcı yatırılarak iptal talebinde bulunulmadığından bu hususta bir değerlendirme yapılmamıştır.<br>\tHer ne kadar davalı vekilince arabuluculuk görüşmeleri yönünden müvekkiline usulüne uygun tebligat yapılmadığı ileri sürülmüşse de, dosyada örneği bulunan 10/05/2019 tarihli Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutunağı'nın incelenmesinde; tutanakta, taraflardan ... İnş.ve Tic.Ltd.Şti.'ye gerek telefon ile bilgi verilmesine, gerekse posta yolu ile davet yapılmasına rağmen arabuluculuk toplantısına katılmadığı belirtilmiş olmakla, davalının arabuluculuk görüşmelerine usulüne uygun olarak davet edildiğinin kabulü gerekmiştir. <br>\tAçıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kabulü ile davalının Ankara 28. İcra Dairesi'nin 2017/23080 sayılı icra dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin 45.000,00 TL asıl alacak üzerinden takipteki şartlarla devamına, 45.000,00 TL asıl alacağın %20'si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, <br>\t2-Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/10/2021 tarih ve 2019/360 Esas- 2021/752 Karar<br> sayılı kararının HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, <br>\t3-Davanın KABULÜ ile,<br>\tDavalının Ankara 28. İcra Dairesi'nin 2017/23080 sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin 45.000,00 TL asıl alacak üzerinden takipteki şartlarla devamına, <br>\t4-Hüküm altına alınan alacağın %20'si oranında 9.000,00 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t5-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.073,95‬ TL karar ve ilam harcından peşin alınan 768,49 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.305,46‬ TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, <br>\t6-Davacı tarafından yatırılan 768,49 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t7-Davacı tarafından yapılan 44,40 TL başvurma harcı, 3.000,00 TL bilirkişi ücreti, 76,40 TL tebligat gideri ile  40,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 3.160,8‬0 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t8-6325 Sayılı Kanun ve 2019 yılı Arabuluculuk Tarifesi gereği 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,<br>\t9-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t10-Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t11-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince, taraflarca yatırılan gider ve delil avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde  yatıran ilgili tarafa iadesine,<br>\tİstinaf incelemesi yönünden;    <br>\t12-Davacı tarafından yatırılan 59,30 TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine, <br>\t13-İstinaf talep eden davacı tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 16,50 TL tebligat gideri ile 40,00 TL dosya posta masrafı olmak üzere toplam 218,60 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 21/11/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi. <br><br>Başkan <br>  e-imzalıdır<br><br>Üye <br>  e-imzalıdır<br><br>Üye <br> e-imzalıdır <br><br>Katip <br>  e-imzalıdır<br><br>   <br>e-imzalıdır       e-imzalıdır        e-imzalıdır       e-imzalıdır<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d6d6aeda4a4da4e2","SID":"fd523340b822bb90"}}