{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1996 Esas <br>KARAR NO: 2023/1863 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2017/607 Esas - 2021/390 Karar<br>TARİH: 26/05/2021<br>DAVA: Alacak (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 30/11/2023<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkilinin, davalı bankanın Çağlayan Şubesinden dövize endeksli bireysel kredi kullandığını, müvekkilinin talebi üzerine davalı banka tarafından müvekkiline verilen 17.11.2014 basım tarihli müvekkilden tahsil edilen dosya-kredi masraflarını içeren dekonta göre, müvekkilden 02.09.2009 tarihinden komisyon Tutarı adı altında 32.378,57- TL ve BSMV adı altında 1,618,93- TL olmak üzere toplam 33.997,50- TL dosya masrafı tahsil edildiğini, müvekkilinin, bankaya kendisinden tahsil edilen işbu dosya masraflarının iadesi için başvurduğunu, ancak davalı tarafından taleplerinin reddedildiğini, müvekkilinin, davalı banka tarafından sunulan sözleşmeye müdahale imkanının olmadığını, bu nedenle, söz konusu kredi sözleşmesindeki müvekkili aleyhine olan hükümlerin haksız şart niteliğinde olduğunu ve kesin olarak hükümsüz olduğunu, davalı banka tarafından verilen cevapta, tahsil edilen tutarın banka ile müvekkili arasında imzalanan sözleşmenin hükümleri doğrultusunda tahsil edildiğinin gerekçe gösterildiğini, ancak bu işbu sözleşmenin müvekkili aleyhine olan hükümleri haksız şart niteliğinde olup, batıl olduğunu, davalı bankanın, zorunlu masrafların ne olduğunu somut belgelerle ispatlamakla yükümlü olduğunu. ispatlayamadığı miktar haksız tahsil edilmiş olacağından, fiili ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte iadesini talep ettiklerini, davalı bankanın tacir olması ve alacağın da banka işlemi ile ilgili olması sebebiyle, müvekkilden kredi-dosya masrafı adı altında tahsil edilmiş ücretlerin fiili ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep ettiklerini, taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunmakla birlikte, banka tarafından alınan bedelin sözleşmedeki haksız şart niteliğinde olan hükümlere dayanılarak alındığı sözleşmenin bu hükümlerinin geçersiz olduğunun açık olduğunu, bu nedenle, sözleşmeye dayalı olarak haksız verilen paranın iadesi sebepsiz zenginleşme hükümlerine tabi olup, zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olacağından, fiili ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizin müvekkiline ödenmesi gerektiğini belirterek, sonuç olarak; davalı bankadan kullanılan kredisinden Bireysel Kullanım Kurumsal Onaylı Komisyon, Bireysel Kredi Kullandırım Bireysel Komisyon vs. adı altında tahsil edilen bankadan gelecek yazı cevabı ve sunulacak bilirkişi raporuna göre tespit edilecek toplam tutarın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 3 500,00 TL'lik kısmının fiili ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili, 28/09/2020 tarihli ıslah dilekçesi ile; dava konusu alacak bakımından, hazırlanan 09.03.2020 tarihli bilirkişi raporunda yapılan  hesaplamaları sonucunda müvekkilinin alacak miktarı  3.450 USD almaya hak kazandığı sonucuna varıldığını, alacak miktarı  3.500,00 TL (450 USD) olan taleplerini, öncelikle taleplerinin döviz cinsi üzerinden 3,000- USD yükselterek talebini toplam 3.450,00 USD olacak şekilde ıslah Ettiğini, bu talepleri Mahkeme tarafından kabul görmez ise  3.500,00 TL talebini 23.400-TL( 3000 USD) yükselterek taleplerini  toplam 26.900 TL olacak şekilde ıslah ettiğini, 26.900 TL(3.450 USD)'nin 17/11/2014 tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek avans faizi ile, mahkemece alacaklarda indirim yapılması halinde yapılan indirimden kaynaklanan reddedilen kısım bakımından davalı lehine avukatlık ücretine hükmedilmemesine, yargılama giderleri ve ücret-i vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiş, ıslah harcını yatırmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesi ile, davacının, davayı belirsiz alacak şeklinde ikame etmesinde hukuki menfaatinin bulunmadığını, davacının, kendisinden ne kadar tahsil edildiğini bildiğini, davacının belirsiz alacak davası açmasının kötüniyeli ve haksız olduğunu, dava konusu kredi, ticari kredi olduğundan, Tüketici Mahkemelerinin görevli olmadığını, davacı ticari amaçlı kredi için müvekkili bankanın Çağlayan Şubesine başvurduğunu ve davacı ile Genel Kredi Sözleşmesi ve Ticari Kredi Ödeme Plânı imzalanarak davacıya kredi kullandırıldığını, iş bu ödeme plânında; davacıya kullandırılan kredi miktarı, toplam borç tutarı, aylık kâr oranı, toplam kâr, toplam vergi, masraf ve komisyon tutarı ile kredi geri ödeme taksit tutarlarının açıkça yazılı olduğunu, öncelikle davacının huzurda görülmekte olan davayı belirsiz alacak niteliğinde ikame etmesinde hukuki menfaati bulunmaması ve davacının kullandığı kredinin ticari kredi olması ve mahkememizin görevli olmaması sebebi ile usulden reddine, usul ve yasaya aykırı olarak ikame edilen davanın reddine karar verilmesini belirterek, sonuç olarak; öncelikle usulü itirazları dikkate alınarak, görevsiz mahkemede açılan davanın reddine, usul, yasa ve taraflar arasındaki sözleşmelere aykırı davanın reddine, yargılama iiderleri ve ücreti vekâletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 26/05/2021 tarih 2017/607 Esas 2021/390 Karar sayılı kararında;\"....Tüm dosya kapsamı incelendiğinde; taraflar arasında 02/09/2009 tarihli Genel Kredi<br>Sözleşmesi imzalandığı, imzalanan sözleşmede, proje komisyon alacağına ilişkin hüküm bulunmadığı, kredi ödeme plânı ile 22.500,00-USD proje komisyonu alacağının belirlendiği, sözleşme tarihinde diğer bankalarca uygulanan oranlar üzerinden tespit edilen ortalama komisyon oranının %1,27 olmakla, davalının genel bankacılık uygulamalarına uygun olarak %1,27 oranına tekâbül eden 19.050,00-USD tutarında komisyon tahsilatı yapması gerekirken, 22.500,00-USD tahsilat yapılarak, 3.450,00-USD fazla tahsilat yapılmış olduğu, davacının, dava tarihindeki kur değerine göre tespit edilen 3.450,00-USDx2,5589=8.828,20-TL alacaklı olduğu anlaşılmakla, davanın kısmen kabulü ile 8.828,20-TL nin davacıdan tahsilat tarihi olan 17/11/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, aşağıda belirtildiği şekilde hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile, 1-Davanın kısmen kabulü ile 8.828,20TL nin 17/11/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine.Fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesi ile, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu,Dava konusu genel kredi sözleşmesi 02.09.2009 tarihinde akdedilmiş olduğundan söz konusu genel kredi sözleşmesi ve eklerinin bu tarih itibariyle yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanununa göre değerlendirilmesi gerektiğini, yerel mahkeme tarafından yapılan yargılamada bu hususun hiçbir şekilde incelendiğini ve değerlendirmediğini; doğrudan diğer bankalarda uygulanan oranlar belirlenmeye çalışıldığını ve tutarın hesaplanması üzerinden değerlendirme yapıldığını, yerel mahkeme kararında taraflar arasında 02.09.2009 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, imzalanan sözleşmede, komisyon alacağına ilişkin hüküm bulunmadığı belirtilmiş olsa da müvekkili Banka ile davacı müşteri arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinde cevap dilekçesi ekinde yerel mahkemeye de sunulduğu üzere; bu hususa ilişkin hüküm bulunmakta olduğundan yerel mahkemenin kararı bu yönüyle de eksik incelemeye dayanarak oluşturulduğunu, yerel mahkemenin kararına dayanak oluşturan 09.03.2020 tarihli ek bilirkişi raporunda da genel kredi sözleşmesinin tüm sayfalarının dava dosyasına sunulmamış olduğu ifade edilmemiş olsa da müvekkili Banka tarafından cevap dilekçesinin ekinde söz konusu genel kredi sözleşmelerinin tüm sayfaları sunulduğunu, söz konusu ek bilirkişi raporunun bu anlamda da hükme esas oluşturamayacak olup yerel mahkeme tarafından da söz konusu hususla ilgili bir inceleme/değerlendirme yapılmadan hüküm kurulduğunu, Söz konusu komisyona ilişkin hükmün bulunmadığı düşünülse dahi yerel mahkemenin gerekçeli kararında da belirtildiği üzere komisyon alacağı kredi ödeme planında 22.500,00-USD olarak belirlendiğini, davacı müşteri de açıkça söz konusu sözleşmeyi ve sözleşmenin eki ve ayrılmaz bir parçası niteliğindeki ödeme planını imzaladığını ve tüm bu hususlarda müvekkili banka ile mutabık kaldığını, müvekkili banka tarafından da davacı müşteri ile arasında akdedilmiş sözleşmelerde belirtilen hüküm ve koşullar aynen uygulanmış olup hiçbir yönüyle usul ve yasaya aykırı bir tahsilattan bahsedilemeyeceğini, müvekkili banka tarafından söz konusu tahsilat aynen ödeme planında belirtildiği üzere 22.500,00-USD olmak üzere yapıldığını, (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19.01.2016 tarih ve 2015/9602 E. Ve 2016/479  K. sayılı kararı) (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 25.04.2016 tarih ve 2015/15377 E. Ve 2016/4585 K. sayılı kararı), (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 25/01/2016  tarih ve 2015/5924 E. Ve 2016/809 K. sayılı kararı)Yerel mahkeme tarafından verilen kararda faiz başlangıcı 17.11.2014 olarak belirtilmiş olsa da müvekkili banka temerrüde düşmediğinden yerel mahkemenin kesinti tarihinden itibaren faiz işletmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 117.maddesi gereğince muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarı ile mütemerrit olduğunu, müvekkili banka söz konusu olayda temerrüte düşürülmediğini, davacı 17.11.2014 tarihi itibariyle faiz istemekteyse de söz konusu tarih itibariyle temerrüt durumunun oluşup oluşmadığı yönünde bir ispat vasıtası bulunmadığını, söz konusu haksız ve mesnetsiz iddianın reddi gerektiğini, müvekkili bankayı temerrüte düşürdüğünü ve temerrüt tarihini ispatlayamamakta olduğundan davacı müşterinin bu yöndeki taleplerinin kabul edilmesi mümkün olmayacağını, (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 2014/46657 E. 2015/470 K. Sayılı 19.01.2015 tarihli kararı), (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 2014/31543 E. 2014/31093 K. Sayılı 14.10.2014 tarihli kararı) (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 22.02.2013 tarih, 2012/27769 E.,  2013/4213 K. Sayılı Kararı), (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin . 2003/17366 E.,  2004/6705 K. sayılı 4.5.2004 tarihli kararı)Davacı tarafından dava konusu edilen ticari kredi açısından kendisinden alınan komisyon ücreti, dosya masrafının iadesi talep edildiğini ancak davacının kullandığı kredinin Ticari kredi olduğunun sabit olduğunu, Davaya konu kredide gerek kredi komisyonu gerekse de ekspertiz ve diğer masraflar müşteri ile banka arasında serbestçe belirlendiğini ve kredi sözleşmesinde de açıkça belirtildiğini, davacının sözleşmede açıkça kararlaştırılmış hükümlerin iptaline ve ödenen tutarın iadesine yönelik iş bu davası Tüketici Kanunu; Ticaret Kanunu ile ilgili yönetmelik ve taraflar arasındaki sözleşmeye açıkça aykırı olduğunu, Yargıtay kararı da bankaların ticari krediler de müşterilerinden komisyon masrafı vs isim altında münasip bir ücret tahsil edebileceğine belirttiğini, (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 08.012.2014 tarih ve 2014/17411 E. Ve 2014/19233 sayılı kararı), (Yargıtay 11. H.D. Nin 20.10.2014 Tarih, 2014/8733 E. 2014/16023 K. Sayılı kararı)  İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, davacının davalı bankadan kullandığı ticari kredi nedeniyle davalı bankanın haksız olarak tahsil ettiği iddia olunan komisyon adı altında alınan ücretin iadesi istemine ilişkin  alacak davasıdır.Mahkemece,  davanın Kısmen Kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Mahkemece, tahsil edilen erken kapama komisyonunun  emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığının tesbiti için bankalara müzekkere yazılıp gelen cevabi yazılar doğrultusunda bilirkişiden kök ve ek rapor alınarak bilirkişi ek raporundaki tesbitlere göre karar verildiği anlaşılmıştır.TTK'nun 20. maddesi uyarınca tacir olan bankanın verdiği hizmet karşılığında  ücret talep etmesi mümkündür. 09.12.2006 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan ve 2014/6 sayılı Tebliğ ile güncellenen 2006/1 sayılı Tebliğin 3. maddesinde, bankalarca mevduata uygulanacak sabit veya değişken faiz oranlarının serbestçe belirleneceği, 4. maddesinde ise reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanacak faiz oranları ile faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve sınırlarının, serbestçe belirleneceği kabul edilmiştir. Yine aynı Tebliğin 6/2. maddesine göre; bankalar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına bildirdikleri azami oranları aşmamak kaydıyla, mevduat ve kredi işlemlerinde uygulayacakları faiz oranlarını ve katılma  hesaplarında uygulayacakları kâr ve zarara katılma oranlarını vadelerine göre tüm şubelerinde  halkın  görebileceği şekilde ilan eder ve bu oranları internet sitelerinde yayımlar.Bu durumda ticari  kredilerde bankalar tarafından alınacak olan masrafların hukukilik denetimi yapılırken öncelikle, kredi sözleşmesiyle belirlenen bir oran olup olmadığı araştırılmalı, olması halinde bu oran üzerinden masraf tahsil edilebileceği kabul edilmeli, sözleşmeyle bir oran belirlenmediğinin tespiti halinde ise, bankanın masraflara ilişkin olarak belirlediği ve ilan ettiği oranlar bulunup bulunmadığı tespit edilmeli, varsa yine bu oran üzerinden masraf tahsil edilebileceği kabul edilmeli, ilan edilen bir tutar bulunmaması halinde ise tahsil edilen masrafların emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.Somut olaya döndüğümüzde, taraflar arasında 02/09/2009 tarihli 3.000.000,00 USD miktarlı GKS. İmzalandığı, imzalanan GKS.''ne İstinaden davacının 02/09/2009 tarihinde 40 ay vadeli 1.500.000,00 USD. Miktarlı kredi kullandığı,\"Taraflar arasında bağıtlanan sözleşmenin eki mahiyetinde bulunan ve davacı tarafından imzalanan Dövize Endeksli Taksitli Ticari Kredi Ödeme Planında proje komisyonlarının ve diğer masrafların miktarı net olarak gösterilmiş, ödeme planında BSMV dahil  22.500,00 USD Proje Komisyonu alınacağının açıkça belirtildiği,  kredi sözleşmesinin 14'ncü maddesinde de \" Bankanın müşteriye vereceği makbuzlarda , alacaklarının aslı ile birlikte, vergi, masraf ve diğer eklentilerine ilişkin haklarını saklı tuttuğuna dair bir kayıt olmasa dahi Müşteri, bankanın bu alacaklarını da tamamen ödemeyi ve bu kaydın konulmamasından dolayı bankaya karşı borçlarının sona erdiği yolunda bir itiraz veya defide bulunmamayı kabul ve taahhüt eder. Her halde müşterinin borçluluk hali, Banka kayıt ve defterlerine göre alacağın aslı, kar payı,kur farkı KDV'si, KKDF, BSMV, komisyon, masraf vs. Tüm borçları tamamen ödeninceye kadar devam edeceği\" kararlaştırılmıştır. Taraflar arasında imzalanan sözleşmede açıkça kararlaştırılmış bir oran bulunmasa da sözleşmenin ayrılmaz parçası olduğu kabul edilen davacının imzalamış olduğu Dövize Endeksli Taksitli Ticari Kredi Ödeme Planı başlıklı ödeme tablosu içeriğinde; Proje Komisyonu (BSMV dahil) 22.500,00USD alınacağı  belirtilmiş olup, Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, davalı bankaca, dava konusu kredi için ödeme planında belirtilen  BSMV dahil  22.500,00 USD karşılığı toplam 33.997,50-TL.nin davacıdan tahsil edildiği belirtilmiş olup bu halde, dava konusu alacağın davacının da imzasını içeren Dövize Endeksli Taksitli Ticari Kredi Ödeme Planında açıkça belirlendiği ve davacı tarafından ödeneceğinin taahhüt edildiği nazara alınarak mahkemece bu tesbitlere göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken yukarıdaki gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde olmayıp davalı vekilinin  istinaf sebebi yerinde görülmüştür. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin  2015/13302 Esas - 2016/2768 Karar sayılı kararı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin  2015/5924 Esas -  2016/809 Karar sayılı kararı emsal mahiyettedir. )Yukarıda açıklanan nedenlerle,  davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK. 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına,dosyada yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından, dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle, davanın reddine yönelik karar verilmesi  gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- Davalının istinaf başvurusunun  KABULÜ ile;  İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/05/2021 tarih ve 2017/607 Esas -  2021/390 Karar  sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,Dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle; 2- Davanın REDDİNE, <br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 3-Dairemiz karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85-TL harcın, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 400-TL ıslah harcından mahsubu ile bakiye 130,15‬-TL harcın talep halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1 fıkrasına göre hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 7-Kullanılmayan gider avansı varsa yatıran tarafa iadesine, <br>İSTİNAF YÖNÜNDEN: 8-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 9-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde iadesine, 10-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve dosyanın istinafa gidiş dönüş gideri olan 40,00.TL toplamı 202,1‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 11-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 12-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara  tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 30/11/2023 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e4e151b65a9b0e3c","SID":"c084236687ba712d"}}