{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/718 <br>KARAR NO\t: 2023/1912<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 18/01/2021<br>NUMARASI\t: 2019/218 Esas - 2021/41 Karar<br>DAVA: Alacak (Ticari Satıma Konu Malın İadesi)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/12/2023<br>Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili; müvekkilinin davalıdan 29.05.2017 tarihinde 97.487,10-TL bedelle bir adet Ford Transit minibüs satın aldığını, aracın henüz 2 ay geçmeden 3.922 km'de iken 17.07.2017 tarihinde egzoz filtresi tıkalı uyarısı verdiğini, servis tarafından dizel parçacık filtresinin yenilendiğini, bu tarihten bir ay sonra 21.08.2017 tarihinde araç 6.882 km'de iken yine arıza uyarısı verdiğini, serviste DPF ve adblue arızaları tespit edildiğini, aracın bu tarihten 14.01.2019 tarihine kadar toplam 25 kez aynı arızalar nedeniyle servise götürülmek zorunda kalındığını, 1,5 yıl içinde 27 kez servis gitmek zorunda kalınan aracın ayıplı üretildiğinin açık olduğunu belirterek, aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili; davalı tarafça, TTK'nın 23/c maddesinde düzenlenen 2 ve 8 günlük ayıp ihbar sürelerine ve ihbarın noter kanalıyla yapılması gerekliliği yerine getirilmediğinden davanın reddinin gerektiğini, araçta üretimden kaynaklı bir ayıp bulunmadığını, gerekli sürüş koşullarının oluşturulmaması halinde araçta bulunan dizel partikül filtresinin (DPF) kurum birikmesiyle tıkanarak motorun sınırlı güçle çalışmaya başladığını, dolayısıyla dava konusu araçta meydana gelen sorunların kullanıma bağlı olarak oluştuğunu, itirazları saklı kalmak kaydıyla ayrıca aracın kazaya karışıp karışmadığının ve araç kaydında hak mahrumiyeti bulunup bulunmadığının tespitinin gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; sunulan servis kayıtları ve alınan teknik bilirkişi kurulu raporu ile davacının davalıdan satın almış olduğu aracın kullanım koşulları olarak belirtilen sürüş koşullarının davacı tarafından sağlanmasının mümkün olmadığı gibi, motorun uzun süreli olarak rölantide çalıştırılmaması gerektiğine yönelik bir uyarının bulunmadığı, aracın çok sayıda dur-kalk yapmasının arızaya sebep olduğu yönündeki savunmaya, aracın kullanım şekli (minibüs) itibariyle çok sayıda dur-kalk yapmasının olağan olduğu gibi aracın fren balatalarının da sağlam olması nedeniyle itibar edilemeyeceği, aracın aynı şikayet nedeni ile 25 defa ve diğer bakımlar nedeniyle 42 defa servise getirilmiş olduğu, aracın aynı nedenle çok sık bir şekilde arızalandığı, dolayısıyla arızanın kullanım hatasından kaynaklandığının kabul edilemeyeceği, kaldı ki bu hususta ispat külfeti üzerinde olan davalı tarafça bir delil sunulmadığı, yine araçta bulunan ayıbın nedeninin tespit edilememesi nedeni ile gizli ayıp nitelinde olduğu, aracın her arızasında servise götürülmüş olması ve gizli ayıptan dolayı süresinde ihbarda bulunulduğunun kabulünün gerektiği, çok sık sayıda arızalı olduğu ve halen davalı yan uhdesinde bulunduğu anlaşılan aracın mevcut hali ile kullanılmasının beklenilemeyeceği, davacının aracın misli ile değiştirilmesi talebinde haklı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile dava konusu aracın misli ile değiştirilmesine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili; şubenin merkezden ayrı bir tüzel kişiliği bulunmadığından, müvekkili ... Tic. ve San. AŞ’nin davalı olduğu işbu davada Yenibosna şubesinin davalı gösterilmesinin hukuken uygun olmadığını, buna rağmen hak kaybına uğramamak için istinaf dilekçesinde şubeyi de ayrı bir davalı gibi gösterdiklerini, dava konusu araçta üretimden kaynaklı ayıp olduğuna ilişkin tespit hatalı olup, araçtaki sorunun kullanım kaynaklı olduğunu, dizel araçlarda yasal mevzuat gereği egzoz emisyon standardının sağlanabilmesi için araçlarda dizel partikül filtresi bulunduğunu, DPF'nin çalışma verimini korumak için kendini düzenleyecek, yani içinde biriken kurumu yakacak şekilde tasarlandığını, araç kısa mesafelerde kullanılacak veya seyahat sırasında sıkça dur-kalk yapılacaksa kurum yakma (rejenerasyon) işlemi için gerekli sürüş koşullarının sağlanması gerektiğini, bu kapsamda aracın motoru uzun süre rölantide çalıştırmayacak şekilde ana yol veya otobanda 20 dakika kadar sürülmesinin gerektiğini, bu koşulların oluşturulmaması halinde DPF'nin biriken kurumu yakamayarak tıkanacağını, somut olayda da araçtaki sorunların kullanıma bağlı olarak meydana geldiğini, mahkemece alınan bilirkişi raporlarında dava konusu araçta üretim kaynaklı bir ayıp tespiti yapılmış olmadığını, buna karşın mahkeme aracın aynı arıza nedeniyle çok sık sayıda arızalandığından bahisle aracın ayıplı olduğu tespitine varılmasının hatalı olduğunu, dava konusu aracın ayıplı olduğunu ispat yükü davacı üzerinde olmasına rağmen müvekkiline yükletilmesinin hatalı olduğunu, bu nedenle arızanın tespitine ilişkin bilirkişilerce yapılması gerekli görülen testlerin masrafının davacı tarafça karşılanması, karşılanmıyorsa da davanın davacı tarafından ispat edilemediği gerekçesiyle reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, mahkemece bilirkişi test masrafının davacıdan alınarak araçta üretim kaynaklı ayıp olup olmadığının tespit edilmesinin gerektiğini, ayrıca dava konusu araçın iadesine karar verilmesi halinde, araç üzerinde herhangi bir hak mahrumiyeti durumu olup olmadığının tetkik edilerek, aracın her türlü borçtan ari bir şekilde taraflarına teslim ve devir edilmesi gerektiği halde mahkeme bu hususta bir sorgulama yapılmayarak aracın müvekkiline her türlü borçtan ari bir şekilde devrine karar verilmemiş olmasının da hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava, tacirler arası satıma konu aracın ayıplı olduğu iddiasına dayalı olarak aracın ayıpsız benzeri ile değiştirilmesi istemine ilişkindir.Satıcının ayıba karşı tekeffül borcu 6098 sayılı TBK'nın 219 vd. maddelerinde düzenlenmiştir.TBK'nın 219. maddesine göre; \"satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.\"TBK'nın 227. maddesinde satılanın ayıplı olması halinde alıcının seçimlik hakları ise; \"satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkan varsa satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme\" olarak belirlenmiş, ancak alıcının sözleşmeden dönme hakkını kullanması halinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hakimin satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebileceği hüküm altına alınmıştır. Somut olayda; dava konusu aracın 29.05.2017 tarihinde davacıya satışının yapılarak teslim edildiği, davacının ilk olarak 14.07.2017 tarihinde 14.07.2017 tarihinde göstergede arıza lambası yanması şikayetiyle davalı yetkili servis başvurduğu, servis tarafından DPF kurum birikmesi tespitiyle statik onarım ve DPF temizliği yapıldığı, sonrasında aracın dava tarihi olan 27.03.2019 tarihine kadar aracın DPF arızası ve adblue eksik uyarısı şikayetleri ile 20 defadan fazla yetkili servise götürüldüğü, yetkili servis tarafından DPF temizliği, parça değişimi ve adblue tamamlanması gibi işlemlerin yapıldığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafça dava, davalı şirketin Yenibosna şubesi hasım gösterilerek açılmıştır. Şubeye husumet yöneltilmesinin mümkün olmaması nedeniyle, davanın davalı şirket tüzel kişiliğine karşı açılması gerekmektedir. Ancak 6100 sayılı HMK'nın 124/3 ve 4. maddesiyle \".. maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir. Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızası aranmaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir.\" hükmü getirilmiştir. Somut olayda dava şubeye karşı açılmasına rağmen davalı sıfatıyla  .. AŞ  vekili cevap dilekçesi sunmuş, husumet itirazında bulunmadığı gibi, davanın esastan reddini talep etmiştir. Bu durumda HMK'nın 124. maddesi kapsamında dava dilekçesinde davalı olarak şubenin gösterilmesinin temsilcide yanılma teşkil etmesi nedeniyle, davalı vekilinin husumete ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Mahkemece alınan 28.08.2019 tarihli bilirkişi raporunda; araçta meydana gelen arızaların kullanım kaynaklı veya gizli ayıp niteliğinde olup olmadığının belirlenebilmesi için, aracın kullandığı yakıtın, pompa enjektör ve hava emiş sisteminin, motor yağ yakma seviyesinin, DPF filtresinin araca uygun olup olmadığının tespiti amacıyla motor laboratuvarı bulunan bir üniversite veya dizel araç üretim fabrikasında test yapılması gerektiği bildirilmiştir. Bu rapor doğrultusunda mahkemece İTÜ Makine Fakültesince talep edilen motor test ücretini karşılayıp karşılamayacakları davacı vekiline sorulmuş, davacı vekilinin karşılanmasının mümkün olmadığı beyanı üzerine bu kez davalı vekiline sorulmuş, davalı vekilince de masrafı karşılamayacaklarının bildirilmiş ve bu nedenle söz konusu test işlemi yaptırılmamıştır. Bu arada mahkemece verilen ara karar ile başka bilirkişiden rapor alınmasına dair 16.03.2020 tarihli ara karar verilmiş, ancak ilk raporu hazırlayan heyete bir bilirkişi eklenerek rapor tanzim edilmiştir. Alınan 15.09.2020 tarihli söz konusu bilirkişi raporunda; aracın 29.063 km'deki fren balata değişiminin öngörülen değişim zamanına uygun olduğu, aracın çok sayıda dur-kalk yapması halinde balataların bu kilometreyi yapamayacağı, debriyaj setinin değiştirilme süresinin ise normal olmadığı, bu durumun arızaların kullanım hatası kaynaklı olmadığını gösterdiği, araçtaki kusurun gizli ayıp niteliğinde olduğu, araçtaki adblue eksiltmenin de DPF'de partikül oluşmasının kesin nedenlerinden olduğu, söz konusu kusurların bu sıklıkla meydana gelmesinin mümkün olmayacağı, bu nedenle davalı tarafın arızanın kullanım kaynaklı olduğu iddiasının kabul edilemeyeceği, bu arızaların %100 kullanım hatasına bağlı olmadığı, üreticinin trafiğin güncel koşullarına göre üretim yapma sorumluluğunun bulunduğu, bu nedenle davacının misliyle değişim talebinin yerinde olduğu; bilirkişi ayrık görüşünde ise aracın kısa aralıklarla debriyaj seti değişiminin kullanım hatasını gösterdiği, araçta mevcut gizli ayıbın nereden kaynaklandığının tespiti için gerekli testlerin yapılması gerektiği, bunun sonucunda aracın yenisi ile değiştirilmesi talebi konusunda görüş bildirilebileceği belirtilmiştir. Eldeki davada aracın ayıplı olduğunu ispat yükü, bu iddiayı ileri süren davacı üzerindedir. Bu nedenle mahkemenin ispat yükünün davalı satıcı üzerinde olduğuna dair değerlendirmesi hatalıdır. Dava konusu araçta dizel partikül filtresi kaynaklı arızalar ve aynı zamanda bir çok kez de adblue eksiltmesi arızasının meydana geldiği sabittir. Hükme esas alınan son bilirkişi raporunda adblue eksiltmenin de DPF'de partikül oluşmasının kesin nedenlerinden olduğu görüşü bildirilmiş, ilk rapor ile ikinci rapor ayrık bilirkişi görüşünde DPF arızasının kullanım hatasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususlarında farklı görüşler belirtilmiş, ayrıca yine ayrık bilirkişi görüşünde ayıbın üretim veya kullanım hatası kaynaklı olup olmadığının tespitinin ancak yapılacak motor testi sonucunda belirlenebileceği mütalaa edilmiştir. Bu durumda söz konusu bilirkişi raporunun hükme esas alınması mümkün değildir. Dizel yakıtla çalışan aracın sıkışık bir trafikte kullanılması halinde her 200 km'de bir rejenerasyon işlemine ihtiyaç duyacağı yönünde bilirkişi tespitlerinin bazı yargı kararlarına da yansıdığı anlaşılmaktadır (Bursa BAM 5.HD 2020/564 E.). Eldeki davada davalı tarafça araçtaki dizel partikül filtre sistemi ile ilgili şikayetin üretimden kaynaklı bir ayıp olmayıp kullanımdan kaynaklandığı yönündeki itirazları teknik nitelikte olup, HMK'nın 266 ve devamı maddeleri uyarınca mahkemece bilirkişi görüşleri arasındaki çelişkiyi giderecek ve davalı tarafın itirazlarını karşılayacak şekilde bilirkişi incelemesi yaptırılmamıştır. O halde mahkemece ispat yükünün davacı üzerinde olduğu da gözetilerek, teknik üniversitelerde görev yapan konularında uzmanların bulunduğu, 3 kişilik yeni bilirkişi kurulundan, araç üzerinde inceleme yapılmak suretiyle araçtaki arızaların kullanım hatası veya üretim hatası nedeniyle meydana gelip gelmediği, arızanın rejenerasyon işlemi için gerekli koşulların sağlanmamasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı, dizel partikül filtresinin kısa sürede dolmasının ve arızalanmasının araçtaki ayıptan ileri gelip gelmediği, bu hususun ayıp niteliğinde olup olmadığı ve ayıp mevcut ise ayıbın niteliği hususlarında denetime elverişli ve taraf itirazlarını karşılar nitelikte bilirkişi raporu alınması gerekmektedir.Diğer yandan TBK'nın 227/4 maddesinde, alıcının sözleşmeden dönme hakkını kullanması halinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hakimin, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebileceği düzenlenmiştir. Somut olayda davacı aracın benzeriyle değişimini talep etmişse de hakim, somut olayın koşullarına göre satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilecektir (Yargıtay 11. HD 2021/5425 E. 2022/9642 K. sayılı ilam). Bu nedenle somut olayda aracın ayıplı olduğunun tespiti halinde, ayıbın niteliğine göre ayıpsız benzeri ile değişim hakkının kullanılmasının tarafların hak ve menfaatleri gözetilerek aşırı bir dengesizliğe neden olup olmayacağının, buna bağlı olarak aracın benzeri ile değişimi yerine ücretsiz onarım veya satış bedelinden indirim yapılmasının somut olaya uygun düşüp düşmediği hususunun değerlendirilmemesi de hatalıdır. Kabule göre de dava konusu aracın davalıya iadesinde \"her türlü takyidattan ari\" olacak şekilde hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru değildir. Açıklanan nedenlerle; uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca kaldırılarak, davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/01/2021 Tarih 2019/218 Esas 2021/41 Karar sayılı hükmün  HMK.'nın 353(1)a-6 gereği KALDIRILMASINA; \"Davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine\"Davalı tarafından yatırılan 1.665-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 07/12/2023<br>\t<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2def8a72502110f5","SID":"342e2ba477933b52"}}