{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/804 <br>KARAR NO\t: 2023/1957<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 20/01/2021<br>NUMARASI\t: 2018/873 Esas - 2021/21 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/12/2023<br>Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili; müvekkili şirketin davalı borçlu şirketten olan 263.530,24-TL tutarındaki cari hesap alacağına ilişkin İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, davalının haksız itirazı nedeniyle takibin durduğunu, davalı borçlunun müvekkilinden mal aldığı ve takip miktarı kadar borcu bulunduğunun cari hesap ekstreleri, ticari defter kayıtları, sevk irsaliyeleri ve faturalar ile sabit olduğunu, borçlu şirket tarafından verilen siparişlerin teslim edilmesine karşılık bedelinin ödenmediğini belirterek, davalının takibe yönelik itirazının iptali ile davalı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inka tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili; müvekkili ile davacının, davacının müvekkiline fason suni çim üretmesi konusunda anlaştıklarını, bu sözleşme doğrultusunda davacının müvekkiline fason ürettiği ürünlerin müvekkilince kendi müşterilerine gönderildiğini, müvekkilinin Ukrayna’daki müşterisinin siparişi üzerine müvekkiline taleplerine aykırı olarak üretilmiş ürünlerin Ukrayna'ya gönderildiğini, her ne kadar bu siparişe müvekkili ve müşterisi tarafndan itiraz edilmiş ve bu itiraz davacı tarafından kabul edilmişse de, davacının kötü niyetli olarak işbu fatura alacakları için müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, davacının iddia ettiği 263.530,24-TL bedelin taraflar arasında yapılan sözleşmeye aykırı olarak üretilen kalitesiz ürünlere ilişkin olduğunu, müvekkilinin alıcısının malların ayıplı olduğunu bildirerek müvekkiline ayıpla ilgili video gönderdiğini, aynı gün davacıya malların ayıplı olduğuna ilişkin bildirim yapıldığını, davacının da ayıbı kabul ettiğini ve malın tekrar üretilerek gönderileceğini beyan ettiğini, bu nedenle müvekkilinin ayıplı ürünlerin misli ile değişeceği konusunda şüpheye düşmediğini, davacı şirkete olan güven nedeniyle davacının faturalarının teslim alınarak ticari defterlere işlendiğini ve iade faturası düzenlenmediğini, ancak davacının malların misli ile değişimini sağlamayarak müvekkili aleyhine takip başlattığını, taraflar arasındaki fason üretim sözleşmesi gereği davacının 40 mm'ye kadar olan spor ürünleri bakımından ayıba ilişkin sorumluluğunun 5 yıl olduğunu belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; davanın tarafları arasında yazılı bir sözleşmeye rastlanılmamakla birlikte, her iki tarafın da davacının ürettiği suni çimlerin davalıya satımı konusunda anlaştıkları ve bir kısım fatura ve irsaliyeye konu  malların davalıya teslim edildiği noktasında bir uyuşmazlığın bulunmadığı, davacının üretimini yapıp davalıya teslim ettiği suni çimlerin davalının Ukrayna'daki dava dışı müşterisine gönderildiği ve bu firma tarafından malların ayıplı olduğu bildiriminin yapılması üzerine, davacının davalı tarafından bilgilendirildiğinin taraf vekillerinin beyanlarından anlaşıldığı, davacı tarafça ibraz edilen yeminli tercümesi bulunan belge ve yazışma içeriklerine göre 21.06.2017 tarihli faturaya konu suni çimlerde kalite problemlerinin olduğu, ancak malların dava dışı Ukrayna firması tarafından iade edilmediği, davalının 14.09.2017 tarihli sevkiyatta dava dışı firmaya indirim uyguladığı bilgisinin verildiği, malların iade edilmemesi nedeni ile satıma konu malların ayıplı olup olmadığının ve mevcut ise ayıbın niteliğinin incelenmesinin mümkün olmadığı, verilen kesin sürede davalı vekilince davalı ile dava dışı Ukrayna firması arasındaki sözleşmelerin ve maillerin yer aldığı delil listesinin ibraz edildiği, ancak belgelerin yeminli tercümelerinin bulunmadığı, 2018 yılında da devam eden ticari ilişki kapsamında davalı tarafça davacıya düzenlenip tebliğ edilen herhangi bir reklamasyon faturasının mevcut olmadığı, bu hali ile salt reklamasyon indirimine ilişkin davalı ile dava dışı firma arasında düzenlenen belgeler her zaman düzenlenebilecek nitelikte olup, bu belgelerin tek başına malların ayıplı olduğunun ve yazılı sözleşme ilişkisinin tarafı olmayan davacının, davalı ile dava dışı firma arasındaki indirimden sorumlu olduğunun kanıtı olarak kabul edilmesinin mümkün olamayacağı sonucuna varıldığı, davacı şirketin ticari defterleri kapsamında davalıdan 262.530,24-TL alacaklı göründüğü, davalının ise ticari defterleri kapsamında davalıya 248.233,93-TL borçlu göründüğü, cari hesap farkının 2016 yılından devreden 4.365,52-TL'lik cari hesap farkı ile 26.08.2017 tarihli 44.111,16-TL bedelli faturanın davalı defterlerine kayıtlı olmamasından kaynaklandığı tespit edilmiş olup, davalı defterlerine kayıtlı olmayan fatura ve cari hesap farkının tebliğ edilip kesinleştiğini gösterir delillerin mevcut olmadığı saptanmakla, davacının içeriği kesinleşen faturalar ve ticari defterler kapsamında davalı taraftan takip tarihi itibariyle 248.233,93-TL alacaklı olup, faturalara dayalı alacağın likit olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının takibe yönelik itirazının kısmen iptali ile takibin 248.233,93 TL alacak üzerinde devamına, fazlaya dair istemin reddine, alacağın %20'si oranındaki 49,646,78-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili; mahkemece ayıplı üretim nedeniyle müvekkilinin uğradığı zarar dikkate alınmaksızın hüküm kurulduğunu, müvekkili tarafından davacıya ürettirilen ve gönderime hazır şekilde teslim alınıp Ukrayna’daki müşterisine gönderilen mallarda ayıp ortaya çıktığını, Ukrayna’daki firma tarafından müvekkiline yapılan bildirim akabinde hemen davacıya ayıp bildiriminde bulunulduğunu, üretilen mallardaki ayıbın davacı tarafından kabul edilerek malın misli ile değişimi yapılacağı şeklinde beyanda bulunulduğunu, taraflar arasındaki güven nedeni ile faturaların müvekkilinin defterlerine işlendiğini ve iade faturası da düzenlenmediğini, ancak davacının bu beyanlarının gereğini yerine getirmeyerek müvekkili aleyhine takip başlattığını, müvekkilinin Ukrayna’daki şirket ile önce malların değişimi için 05.07.2017 tarihinde bir ek sözleşme imzaladığını, akabinde Ukrayna’daki şirketin yeni bir siparişi gündeme gelince dava dışı firma tarafından ayıplı mallara ilişkin bakiye bedel olan 21.009,60-Euro kadar indirim yapılmasının istenildiğini, müvekkilinin ticari ilişkilerini devam ettirebilmek üzere firmanın 21.009,60-Euro indirim talebini kabul etmek zorunda kaldığını, bunun dışında 14.09.2017 tarihli faturada da müvekkilinin 21.009,60-Euro’luk indirim dışında metrekare başı 50 cent olmak üzere toplam 2.350-Euro’luk bir indirim yaptığını, bu kapsamda müvekkilinin Ukrayna’daki müşterisine toplam 23.359-Euro reklamasyon indirimi yapmak zorunda kaldığını, müvekkili ile Ukrayna’daki firma arasında geçen yazışmalar, imzalanan sözleşmeler ve faturaların hepsinin tercümeleri ile dosyaya sunulduğunu, mahkemece bu belgelerin yeminli tercümesi talep edilmemişken, mahkemece bu hususun gerekçe yapılmasının kabulünün mümkün olmadığını, davacı tarafından malların misli ile değişimi yapılacağı beyan edildiği için davacıya iade veya reklamasyon faturası kesilmediğini, bu şekilde fatura kesilmemiş olmasının davacının müvekkili tarafından müşterisine yapılan indirimden sorumlu tutulamayacağı anlamına gelmeyeceğini, 14.09.2019 tarihli faturada açıkça müvekkilinin dava dışı firmaya indirim yaptığının görüldüğünü, davacı tarafından paylaşılan Ukrayna’daki firma ile gerçekleştirilen yazışmalarda da dava dışı firmanın malların ayıplı olduğunu ve indirim yapıldığını davacıya beyan ettiğini, bu kapsamda malların ayıplı olduğu hususunun çekişmesiz hale geldiğini, sundukları evrakların tümünde hem dava dışı firmanın hem de müvekkilinin kaşe ve imzasının bulunduğunu, bu nedenle sözleşmenin hiçbir dayanak olmaksızın her zaman düzenlenebilir bir evrak olarak nitelendirilmesinin hatalı olduğunu, zira dava dışı firma tarafından davacıya da sözleşmeler uyarınca yapılan indirime ilişkin bilgi verildiğini, ayrıca alacağın tespitinin yargılamaya muhtaç olduğunu, bu nedenle icra inkar tazminatına hükmedilmesinin mümkün olmadığını, davacının birbirinden farklı ve alacağının üstünde talep ettiği tutarlar için de davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, bu nedenle mahkemece müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporlarının hükme esas alınmasının mümkün olmadığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava, ticari satımdan kaynaklanan cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.Somut olayda; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafından üretilen suni çim ürünlerinin davalıya satıldığı, söz konusu ürünlerin davalı tarafça da kendi müşterilerine satışının yapıldığı, davacı tarafça üretilip davalıya satışı yapılan ürünlerin davalıya teslim edildiği hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, davalının davacıdan satın alıp Ukrayna'daki alcısına gönderdiği ürünlerin ayıplı çıkması nedeniyle zarara uğrayıp uğramadığı, ayıp nedeniyle cari hesap borcundan mahsup edilebilecek bir bedel bulunup bulunmadığına ilişkin olup, davalı tarafça davacının satış faturalarına itiraz edilmeyerek ticari defterlere kaydedildiği, ayıplı olduğu iddia edilen ürünlere ilişkin olarak davacı tarafa herhangi bir iade veya reklamasyon faturası düzenlenmediği sabittir. Hükme esas kök ve ek bilirkişi raporlarında; davacı şirketin ticari defterleri kapsamında davalıdan 274.556,88-TL alacaklı olduğu, davalının ticari defterleri kapsamında ise davacıya 248.233,93-TL borçlu göründüğü, taraf defterleri arasında mevcut 48.011,09-TL farkın 4.365,52-TL'lik kısmının 2016 yılı devir bakiyesinden kaynaklandığı, ancak davalının 2016 yılı defterlerini ibraz etmemesi nedeniyle kaynağının tespit edilemediği, farkın kalan kısmının ise davacının 26.08.2017 tarihli 44.111,16-TL bedelli faturasının davalı defterlerine kayıtlı olmamasından kaynaklandığı, ancak bu faturaya davalı tarafça itiraz edildiğine dair bir belge bulunmadığı, davacının talep edebileceği alacak tutarının 262.530,24-TL olduğu tespit edilmiştir. 6102 sayılı TTK'nun 23/1-c maddesi gereğince; malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı 2 gün içerisinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içerisinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda uygulanması gereken 6098 sayılı TBK'nın 223. maddesine göre; alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir, bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. TBK'nın 227. maddesinde ise satılanın ayıplı olması halinde alıcının seçimlik hakları; \"satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkan varsa satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme\" olarak belirlenmiştir. Eldeki davada davalı tarafça, Ukrayna'daki alıcının ayıp ihbarının yapıldığı gün davacıya müvekkilince ayıp ihbarında bulunulduğu, davacının da ayıbı kabul ederek misli ile değişim yapacağını beyan ettiği ileri sürülmüştür. Davacı vekili 12.12.2018 tarihli cevaba cevap dilekçesiyle; Ukrayna projesi için üretilen ürünlerin teslimini müteakip davalının müvekkilini arayarak ürünlerde sıkıntı olduğunu bildirdiğini, müvekkilinin de sıkıntı varsa ürünleri iade faturası ile geri vermelerini istediğini, ancak davalının ürünleri iade etmediğini beyan etmiş olup, bu suretle davalının süresinde ayıp ihbarında bulunduğu davacı tarafın da kabulündedir. Ayıp iddia edilen ürünlerin Ukrayna'daki alıcısı tarafından iade edilmediği sabittir. Bu nedenle ürünlerin ayıplı olup olmadığı ve varsa niteliği konusunda ürünler üzerinde inceleme yapılması mümkün değildir. Dosyaya sunulan delillere göre; davalı tarafça Ukrayna firmasına 30.05.2017 tarihli proforma fatura ile toplam 108.979,20-Euro tutarlı satış için anlaşma sağlandığı, bu kapsamda 21.06.2017 tarihli 33.883,20-Euro tutarlı ve 04.08.2017 tarihli 54.086,40-Euro tutarlı faturaların düzenlendiği, kalan tutarın 21.009,60-Euro olduğu, Ukrayna firmasına satışı yapılan 21.06.2017 tarihli fatura konusu ürünlerde ayıp olduğunun tespit edildiği, bunun üzerine Ukrayna firması tarafından davalıya gönderilen 18.08.2017 tarihli e-posta ile yeni verilecek siparişte ilk siparişe ilişkin indirim yapıp yapmayacaklarının sorulduğu, davalı tarafça ise 21.08.2017 tarihli ek sözleşme ile kalan tutar olan 21.009,60-Euro tutarında indirim yapılmasının taahhüt edildiği, aynı tarihte taraflarca 100.000-Euro tutarlı yeni satış sözleşmesi akdedildiği, ancak sözleşmede önceki siparişteki ayıp nedeniyle indirim yapıldığına dair bir düzenleme bulunmadığı, bu ikinci siparişe ilişkin davalı tarafça Ukrayna firmasına hitaben davalı tarafça düzenlenen 14.09.2017 tarihli fatura ile davalının ilk sipariş faturası arasında metrekare birim fiyat bakımından bir fark bulunmadığı, ancak 14.09.2017 tarihli faturada 2.350-Euro tutarında bir iskonto uygulandığı, davalının iddia ettiği şekilde 21.009,60-Euro tutarında indirim uygulamasına ilişkin başkaca bir delil bulunmadığı, dolayısıyla davalı tarafça bu tutarda bir indirim taahhüt edilmesine rağmen sonraki sipariş bakımından henüz bir indirim uygulaması yapılmadığı anlaşılmaktadır. Davalının yapmış olduğu 2.350-Euro tutarlı indirim ise dava dışı Ukrayna firması tarafından da teyit edilmiştir. Nitekim davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesi ekinde sunduğu dava dışı Ukrayna firması yazısında, 21.06.2017 tarihli faturaya ilişkin sevkiyatta kalite problemleri olduğu, ancak ürünlerin satıcıya gönderilmediği, bu kayıplarının giderilmesi için davalının 14.09.2017 tarihli sevkiyatta kendilerine indirim uyguladığı belirtilmiştir. Bu durumda her ne kadar davalı tarafça ayıplı ürün nedeniyle alıcı firmaya 21.009,60- euro indirim yapılmak zorunda kalındığı ileri sürülmüş olsa da, 14.09.2017 tarihli fatura konusu 2.350-Euro indirim dışında bir zarara uğradıkları hususu kanıtlanamamıştır. Bu nedenle davalının ayıplı ürün nedeniyle yaptığını kanıtladığı 2.350-Euro indirim bedelini davacıya olan ürün bedeli borcundan mahsup edebileceği kabul edilmelidir. İndirimin yapıldığı fatura tarihi itibariyle 2.350-Euro karşılığı (kur 4,1234) 9.689,99-TL olup bu tutarın davalının kabul edilen 248.233,93-TL borcundan düşülmesi sonucunda davanın 238.543,94-TL üzerinden kısmen kabulü gerekirken, mahkemece yazılı gerekçeyle 248.233,93-TL alacağa hükmedilmesi doğru bulunmamıştır.Diğer yandan İİK'nın 67. maddesi uyarınca, itirazın iptali davasında borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi gerekmektedir. Bu kapsamda takip ve dava konusu alacak satış faturalarına dayalı olduğundan alacağın likit olduğu, hüküm altına alınan miktar için davalının itirazında haksız olduğu da belirlendiğine göre, davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi yerindedir. Ancak reddedilen kısım bakımından davacı alacaklı takipte haksız olsa da kötü niyetli olduğunun kanıtlanamadığı anlaşılmakla, davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmelidir. Açıklanan nedenlerle; ayıplı ürün nedeniyle davalının uğradığı 2.350-Euro zararın davacı alacağından mahsup edilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK'nın 353/(1)b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak \"davanın 238.543,94-TL alacak bakımından kısmen kabulüne, kabul edilen kısım bakımından davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesine, reddedilen kısım bakımından koşulları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine\" karar verilmiştir. <br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/01/2021 Tarih 2018/873 Esas 2021/21 Karar sayılı kararın HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; \"Davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı icra takibine yönelik itirazının kısmen iptaline, takibin 238.543,94-TL asıl alacak üzerinden devamına, kabul edilen alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %19,50 oranını geçmemek üzere değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, fazlaya dair istemin reddine,Kabul edilen alacağın %20'si oranında 47.708,88-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Koşulları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine\"İlk derece mahkemesine ilişkin olarak;\"Alınması gereken 16.294,93-TL harçtan davacı tarafından peşin yatırılan 4.500,44-TL harcın mahsubu ile kalan 11.794,49-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,Davacı tarafından yatırılan toplam  4.536,34‬-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davacı tarafından yapılan 2.550-TL bilirkişi ücreti ve 141-TL posta masrafı olmak üzere toplam 2.691-TL yargılama giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 2.435,62-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,Davacı lehine takdir olunan 26.897,12-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalı lehine takdir olunan 17.900-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine,\"\tDavalı tarafından yatırılan 4.239,21-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,Davacı tarafından yapılan 50,80-TL istinaf yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 45-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısımın davacı üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 14/12/2023<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"290dad1711e592bf","SID":"5c8cfea32277737d"}}