{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2021/1899 Esas 2023/1622 Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2021/1899 <br>KARAR NO\t: 2023/1622<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN \t\t:<br>ÜYE\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>KATİP\t\t: <br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ\t\t: 03/06/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/223 Esas 2021/345 Karar <br>DAVACILAR \t:<br>VEKİLİ\t: <br>DAVALILAR \t: <br>VEKİLİ\t:<br>DAVA\t: Limited Şirketin Feshi, Ortaklıktan Çıkma, Çıkma Payı Alacağı<br>DAVA TARİHİ\t: 09/06/2020<br>KARAR TARİHİ\t: 15/11/2023 <br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 15/12/2023<br>\tTaraflar arasındaki limited şirketin feshi, ortaklıktan çıkma, çıkma payı alacağı  istemine  ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davalı şirket hakkındaki davanın reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacılar vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacılar vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların davalı şirketin ortağı olduğunu, şirketin tüm fiili hakimiyet, yönetim, para akış sürecinin davalı ... ve oğullarında olduğunu, yönetimi ve şirketin mali, hukuki ve diğer yapısı ile ilgili olarak davacılarla hiç bir paylaşımda bulunulmadığını, müvekkillerine şirketin banka hesabı ve diğer defter kayıtlarını inceleme veya incelemelerine izin verilmediğini, davalıların aile şirketi gibi şirketi yönetmeye başladığını, müvekkillerinin hak ve menfaatlerine halel getirecek işlere giriştiklerini, müvekkillerinin bilerek ve istenerek idari faaliyetin dışında tutulmasının kendilerinde kayıt dışı illegal işlemler ve suiistimaller yapıldığı hususunda kuşkular uyandırdığını, bazı olguların da bu kuşkularını haklı hale getirdiğini, hakim ortak ...'un şirketin içini boşaltmak için faaliyetler yürüttüğü ve mali kayıtları buna göre dizayn ettiği şüphesinin oluştuğunu, müvekkillerinin tüm sözlü ve yazılı taleplerine rağmen müvekkillerine bilgi verilmediğini, davalılar tarafından Bakü ve Ankara ofisinin kameralara giriş şifrelerinin değiştirildiğini veya kapatıldığını, Bakü ofisinde müvekkillerden ...’un masasının karıştırıldığını, çekmecelerine bakıldığını, buna ilişkin kamera görüntülerinin de mevcut olduğunu, davalılar tarafından şirketin çalışmakta olduğu yurtdışı şirketlere müvekkilleri hakkında hırsız vb. kötü nitelendirmelerde bulunulduğunu, buna ilişkin mail dökümleri mevcut olduğunu, Bakü ve Ankara’da herşeye haksız olarak el konulduğunu, davalıların Ankara ofisin anahtarını ve Bakü ofisinin kasa ve ofis anahtarlarını vermediğini,  davalıların kötü niyetli bir şekilde işi uzatarak müvekkillerinin şirketle bilgi ve irtibatlarını kesmeye çalıştığını, davalıların baştan beri çocuklarının bağkur primlerini şirkete ödettirip sürekli ortaklıkta menfaat elde etme durumları yaratma çabası içerisinde olduğunu, başlangıçta 3 ortak olarak kurulan şirkette ortak sayısının 5'e çıktığını, hisse devirlerinin müvekkillerine zorla, tehditle yaptırıldığını, sermayeden düşen payların bile müvekkillerine ödenmediğini, satış programı olan ...'un da davalılar tarafından kapatıldığını, müvekkili ... tarafından alınan ... domain adresi, bu domaine bağlı şirketin tüm e-maillerinin kontrolünün ... üzerinden, şirketin sosyal medya hesapları ... ve ... olmak üzere, yönetici pozisyonundan çıkartılarak her iki müvekkilinin de buradaki iş birliği yaptığı müşterilere ve partnerlere erişiminin kesildiğini, tarafların ortak olduğu şirketin ticari kayıtları ve alınan raporların şirketin oldukça karlı ve para kazandığını gösterdiğini, davalılar birlikte hareket ederek müvekkillerinin payını azaltma ve şirketin tek sahibi gibi davranma gayesinde olduklarını, şirket banka kayıtları incelendiğinde şirkete ait olan paraların davalılara ait ve Azerbaycan’da sahibi bulundukları kendi şirketlerine aktardıkları, bu paraların dava konusu şirketin banka hesabından gönderildiği, şirkette personel olan ...’e 70.000,00 TL’nin üzerinde transfer yapıldığı ve buna benzer birçok şüpheli transfer işlemlerinin yapıldığı düşüncesinde olduklarını, davalı şirketin fiili yöneticisi olan davalıların şirket ile ilgili bir çok finansal işlemi, şirket kayıt ve defterlerine yansıtmak yerine, kendi özel banka hesapları üzerinden yürüttüklerini, davalıların banka şubelerinde bulunan hesap kayıtlarının davalı şirketin defter kayıtlar ile karşılaştırılması gerektiğini, davalı ... ve ailesinin kuşkulu ve kayıt dışı işlemlerinin davalı şirketin imkanlarını kendi şirketi için kullanması ve özellikle müvekkillerine ortak olarak görmek istememesi karşısında müvekkillerine ortaklığın feshini talep etme dışında bir yol bırakmadıklarını belirterek davalı şirketin feshine, olmadığı takdirde müvekkillerinin gerek şirket malvarlığı üzerinden hesaplanarak  payları kendilerine ödenmek şartıyla ortaklıktan çıkmalarına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; şirketin feshi talepli davanın ortaklara yöneltilmemesi gerektiğini, davacıların kusurlu davranışları nedeniyle kendisinden fesih sebebi doğduğunu, bu nedenle davayı açma hakları bulunmadığını, davacıların müvekkili şirket ortağı olmasına rağmen şirket ile aynı işe konu ... isimli şirketi kurduğunu, şirketle rekabet yasağına aykırı davrandıklarını, bağlılık yükümlülüğünü ihlal ettiklerini, davacı ...'un öncesinde ortaklara hiçbir haber vermeden müdürlük görevinden istifa ettiğini, şirkete yeni müdür atanmak zorunda kaldığını, anılan davacının istifasını noter kanalıyla sunmadığını, müdürlük yetki iptali ve müdürlük seçim kararının tescil ve ilan işleminin covid kapsamında alınan önlemler ile daha sonra yapıldığını, davacı iddiasının yerinde olmadığını, müdür değişimi sebebinin davacı ...'un istifa etmesi olduğunu, davacıların şirket ortağı ve müdürü olarak iddia ettiği belgelere ulaşamadıkları iddiasının yerinde olmadığını, müvekkillerinin şirketin içini boşaltma amacı olduğu iddiasının kötüniyetli olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu ile davalı şirket defterlerinde ... firmasının davalının yurtdışı müşterisi olarak iki firma arasında transit ticari işlemlerin gerçekleştiği ve bir usulsüzlük gözlemlenmediği, şirketin son 3 yılda elde ettiği 1.775.461,05 TL net karın ağırlıklı olarak transit ticaret kapsamındaki faaliyetlerden kaynaklandığı, şirketin taahhüt edilen sermayesinin 24 aylık sürede ödendiği ve son 3 yılda kar elde ettiğinin tespit edildiği, öte yandan davacı ortakların TTK'nun  614. maddesine göre bilgi alma ve inceleme haklarını kullanmak istediklerine dair bir iddia ve ispat vasıtası sunulmadığı, bu oluşa göre TTK'nun 636/3 maddesinde ön görülen haklı sebebin kanıtlanamadığı bu kapsamda davalı şirketin feshi talebinin yerinde olmadığı, davacıların terditli talebi olan ortaklık paylarının ödenmesi karşılığında ortaklıktan çıkmalarına karar verilmesi talebine yönelik ise TTK'nun 636/3.maddesi gereğince ortaklıktan çıkma talebinin değerlendirilebilmesi için öncelikle davacıların haklı sebebin varlığını kanıtlamaları gerektiği, sunulan deliller çerçevesinde haklı sebebin varlığının kanıtlanamadığı, şirketin fesih ve tasfiyesinde husumetin şirkete yöneltilmesi gerektiği, davalı ortakların açılan davada pasif husumet ehliyetleri bulunmadığı gerekçesiyle davalı şirket hakkında açılan davanın reddine, diğer davalılar hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalılar tarafından müvekkillerinin bilgi alma ve inceleme hakkının kısıtlandığını, şirketin tüm fiili hakimiyet, yönetim para akış sürecinin ... ve oğullarında olup, yönetimi ve şirketin mali-hukuki ve diğer  yapısı ile ilgili olarak müvekkillerine hiçbir paylaşımda bulunmadığını, şirketin banka hesabı ve diğer defter kayıtlarını inceleme veya incelemelerine izin verilmediğini, Bakü ve Ankara'da herşeye haksız olarak el konulduğunu, davalıların Ankara ofisin anahtarını ve Bakü ofisin kasa ve ofis anahtarlarını vermediklerini, davalıların kötü niyetli bir şekilde işi uzatarak müvekkillerinin şirketle bilgi ve irtibatlarını kesmeye çalıştıklarını, domaine bağlı şirketin tüm e-maillerinin kontrolünün ... üzerinden, şirketin sosyal medya hesapları ... ve ... olmak üzere yönetici pozisyonundan çıkartılarak her iki müvekkilinin de buradaki iş birliği yaptığı müşterilere ve partnerlere erişiminin kesildiğini, davalıların ... şirketini kurarak vergi açılışı yaptığını, şirketin adresinin dahi kendi yaşadıkları adres olarak göründüğünü, sadece rekabet yaratmak değil, aynı zamanda ... Ltd'nin adını marka değerini haksız olarak kullanıldığını, o şirketi yine ... Ltd'nin e-mail, domain, sosyal medya hesaplarını kullanarak yönettiklerini, açıkça yapılmış bir marka hakkına tecavüz ve ticari itibarı zedelemenin söz konusu olduğunu, tüm bu hususların müvekkillerinin şirketteki faaliyetlerinin, erişimlerinin, bilgi alma haklarının engellendiğini açıkça ortaya koyduğunu, davalı ... ve ailesinin kuşkulu ve kayıt dışı işlemlerinin, davalı şirketin imkanlarını kendi şirketi için kullanması ve özellikle davacıları ortak olarak görmek istememesi karşısında müvekkillerine ortaklığın feshini talep etme dışında bir yol bırakmadığını, bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verildiğinden bilirkişilerle iletişime geçildiğini, inceleme sırasında hazır olmak istediklerinin hem telefonla hem de mail aracılığıyla iletilmesine rağmen yokluklarında yapılan bilirkişi incelemesinin hükme esas alınamayacağını, ayrıca dava dilekçesinde belirtilen hususların tamamının değerlendirilmeden eksik ve yetersiz olarak hazırlanan raporun hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, raporun eksik olarak hazırlandığını, ayrıca şirketin yüksek miktarda alacağının olduğu ...'nin borçları ve bunların akıbetlerinin incelenmesi talepleri olduğu halde, şirketin ticari defter ve kayıtları incelenirken bu iddialarının değerlendirmeye alınmadığını, bilirkişi tarafından inceleme yapılmadığını, taşınmaza ilişkin kıymet takdiri raporu alınmadığını, bilirkişi raporunun taşınmazın kıymet takdiri değeri esas alınmadan yetersiz ve eksik olarak hazırlandığını, ayrıca şirketin yüksek miktarda alacağının olduğu ...'nin borçları ve bunların akıbetlerinin incelenmesi talepleri olduğu halde şirketin ticari defter ve kayıtları incelenirken bu iddialarının değerlendirmeye alınmadan bilirkişi tarafından inceleme yapıldığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. \t<br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; haklı nedenle limited şirketin feshi, olmadığı takdirde çıkma payı ödenerek limited şirket ortaklığından haklı nedenle çıkma istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tDavalı şirketin ticaret sicil kayıtları, ... Vergi Dairesi Müdürlüğü müzekkere cevabı, davalı şirketin 29/02/2020 tarihli genel kurul kararı, davacı ... tarafından davalı şirkete verilen 28/02/2020 tarihli istifa dilekçesi, yargılama aşamasında mali müşavir ve nitelikli hesaplama uzmanından oluşan heyetten alınan 29/03/2021 tarihli bilirkişi raporu dosya içerisinde yer almaktadır. <br>\tYargılama aşamasında alınan ve davalı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemeye ilişkin bilirkişi raporunda özetle, davalı şirketin 3 yıldır kar elde ettiği, davalı şirket demirbaşları ve taşınmazlarıyla ilgili inşaat mühendisi ve bilgisayar mühendisi atanması hususunun mahkemenin takdirinde olduğunu, banka ekstreleri, davalı şirketin ticari defter kayıtlarını gösteren bilgisayar çıktıları ve SGK / bordro kayıtları ve tüm dosya kapsamı incelendiği, ...’ün davalı şirketin 18/12/2018 tarihinden itibaren sigortalı personeli olduğu, bu kişiye her ay maaş ödemeleri yapıldığı, ayrıca 15/05/2020 tarihinde 75.556,65 TL para havalesi yapıldığı, ancak personelin bu parayla aynı tarihte şirketin 2020/1-3 dönemi için tahakkuk eden geçici vergisini ödediğinin görüldüğü, ... firmasının ise 2020 davalı defterlerinde yurtdışı müşteri olarak ve açık hesap şeklinde takip edildiği, bu firmaya ... Bankasının Usd hesabından 06/05/2020 tarihinde 20.000,00 Usd havale edildiği, havale tutarının davalı defterlerine aynı tutarla kayıt edildiği, havalenin iki firma arasında transit ticaret işlemleri kapsamında gerçekleştiği, bir usulsüzlük gözlenmediği, davalı şirketin bu firmadan 09/06/2020 dava tarihi itibariyle 347.889,86 TL, 2020 yılı sonunda da 1.180.234,95 TL alacaklı olduğu, şirketin son 3 yıldaki net kar durumunun davalı şirket 2018 yılında 479.127,56 TL, 2019 yılında 1.601.403,64 TL, 2020 yılında ise (2020/4. dönem geçici vergi beyannamesine göre) 1.775.461,05 TL vergi sonrası net kar elde etmiş olduğu, elde edilen net karlar ağırlıklı olarak transit ticaret kapsamında gerçekleşen faaliyetlerden kaynaklandığı, TTK'nun 344. maddesi gereğince  24 aylık sürede taahhüt edilen sermayenin ödendiği yönünde kanaat bildirilmiştir. <br>\tDavalı şirketin ticaret sicil kayıtlarından davacılar ... ve ...'un şirkette 27'şer pay, davalı ...'un 36 pay, davalı ...'un 9 pay, davalı ...'un 9 pay sahibi olduğu, 19 tarihinde davacı ... ile davalı ...'un davalı şirketin münferit yetkili temsilcileri olduğu, davacı ...'un 28/02/2020 tarihinde davalı şirkete şirket müdürlüğünden istifa ettiğini, şirketle bir ilişiğinin kalmadığını yazılı olarak bildirdiği, davalı şirketin 29/02/2020 tarihli genel kurul kararıyla davacı ...'un müdürlük yetkisinin iptaline, davalı ...'un şirket müdürü olarak seçilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. <br>\tDavacı yan, davalı şirket ortağı olduğunu, şirketteki fiili hakimiyetin davalı gerçek kişilerde bulunduğunu, müvekkillerinin şirketten dışlandığını, davalı gerçek kişiler tarafından şirketin içinin boşaltıldığını iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davalı gerçek kişiler yönünden pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı, davalı şirket yönünden ise haklı sebebin varlığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davalı şirket hakkında açılan davanın reddine, diğer davalılar hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. <br>\tTaraflar arasındaki uyuşmazlık, haklı nedenle limited şirketin feshi koşullarının oluşup oluşmadığı, haklı nedenle limited şirket ortaklığından çıkma koşulunun oluşup oluşmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır. <br>\tDavacılar vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, 6102 Sayılı TTK'nun 636/3. maddesinde, haklı sebeplerin varlığı halinde, her ortağın mahkemeden şirketin feshini isteyebileceği,  mahkemenin, istem yerine, davacı ortağa payın gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebileceği hükme bağlanmıştır. <br>\tTürk Ticaret Kanunu'nda limited şirketin feshinde haklı sebebin tanımı yapılmadığı gibi haklı sebeplerin neler olabileceğine madde metninde yer verilmemiştir. Ancak anonim şirkete ilişkin TTK'nun 531. maddesine ait gerekçede tasarıda İsviçre öğretisinde genel kurulun birçok kez kanuna aykırı bir şekilde toplantıya çağrılmış olması, azlık hakları ile bireysel hakların devamlı ihlali, özellikle bilgi alma ve inceleme haklarının engellenmesi, şirketin sürekli zarar etmesi, dağıtılan kar payının düzenli azalmasının haklı sebep sayıldığı ifade edilmiştir. <br>\tDoktrinde ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin emsal içtihatlarında \"şirketin kötü yönetilmesi ve ortaklar arasında ciddi anlaşmazlıklar bulunması\", \"şirketin kuruluş gayesini gerçekleştirmesinin imkansız olması\", \"şirket varlıklarının yanlış kullanılması veya israf edilmesi\", \"azınlığa karşı fiili veya manevi güç baskı uygulanması\", \"azınlığın meşru taleplerinin devamlı olarak reddedilmesi\" ve \"pay sahiplerinin şirketteki hareket kabiliyetinin ortadan kalkması\" şirketin feshi açısından örnek olacak şekilde haklı sebep olarak sayılmıştır. <br>\tHakim her somut olayda haklı sebep bulunup bulunmadığını durumun özelliğine  göre ortaklığın yapısını gözeterek takdir edecektir. <br>\t...’na göre haklı sebep; hukuki ilişkinin sürdürülmesini çekilmez hale getiren ve bozucu yenilik doğuran bir bildirim veya dava ile hukuki ilişkiyi sona erdirmek ve değiştirmek yetkisinin kullanılmasını adil gösteren hukuki olgudur. <br>\tLimited şirket, anonim şirkete nazaran kişisel niteliklerin de gözetildiği bir özelliğe de sahiptir. Bu anlamda ortaklar arasındaki uyumsuzluk gibi şahsi sebepler de haklı sebep olarak ileri sürülebilir. <br>\tHaklı sebep kavramı kanunda çoğul olarak belirtilmiş ise de tek bir sebep bile niteliği ve ortaya çıkardığı sorunlar gözetildiğinde fesih için yeterli haklı sebep oluşturabilir. <br>\tYapılan açıklamalar karşısında somut olaya gelindiğinde, TTK'nun 636/3. Maddesinde de açıkça belirtildiği üzere limited şirketin haklı nedenle feshi talebi, fesih istenen şirkete yöneltilebilecektir. Davacı yan ise işbu davada feshini talep ettiği şirketin yanı sıra davalı şirketin diğer ortaklarına da davayı yöneltmiştir. <br>\tBu durumda mahkemece limited şirketin haklı nedenle feshi talebinin şirkete yöneltilebileceği, şirket ortaklarına husumetin yöneltilemeyeceği, davalı ortakların açılan işbu davada pasif husumet ehliyetlerinin bulunmadığı gözetilerek davalı gerçek kişiler yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tÖte yandan davacı yan davalı limited şirketin feshi talebiyle açtığı işbu davada şirketin feshi için haklı sebebin gerçekleştiğini usulüne uygun delillerle ispat yükü altındadır. <br>\tYargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu, davalının ticari defter ve kayıtları üzerine yapılan incelemeyi içermekte olup, şirketin son 3 yılda kar elde ettiği tespit edildiği gibi, davacının iddiasında belirtilen ... firmasının davalı şirketin yurt dışı müşterisi olarak kayıtlı olduğu, her iki şirket arasında transit ticari işlemlerinin gerçekleştiğinin kayıtlı bulunduğu tespit edilmiştir. <br>\tDavacı ortaklar bilgi alma ve inceleme haklarını kullanmak istediklerine dair herhangi bir bilgi ve belgeyi de dosyaya sunmamıştır. <br>\tHal böyle olunca, mahkemece ispat yükü üzerinde bulunan davacıların limited şirketin feshi için aranan haklı sebebin varlığını usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı gözetilerek davalı şirket hakkında açılan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davalı şirket hakkındaki davanın reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacılardan alınması gerekli olan 269,85 TL harçtan peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 210,55 TL harcın davacılardan müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalılar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, \t<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi 15/11/2023<br><br>Başkan - ...               Üye - ...                    Üye - ...              Zabıt Katibi - ...<br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"210306a8458bae91","SID":"f3b7f26dc55a1395"}}