{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/705 Esas <br>KARAR NO: 2023/1889 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2022/345 Esas - 2022/959 Karar <br>TARİHİ: 23/11/2022<br>DAVA: Şirketin İhyası<br>KARAR TARİHİ: 30/11/2023<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Müvekkili ..., ... Limited Şirketi'nin merhum eşi ile birlikte kurucusu ve ortağı olduğunu, müvekkilinin ortağı olduğu söz konusu şirketin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından Türk Ticaret Kanunu Geçici 7. Madde kapsamında 07.07.2014 tarihinde re'sen ticaret sicilinden silindiğini, ancak söz konusu şirketin sicilden silinmesinden evvel müvekkile ve diğer hak sahiplerine hiçbir bildirimde bulunulmadığı gibi, şirketin mal varlığı tasfiyesi de hiçbir şekilde yapılmadığını, davacı müvekkil şirketinin ticaret sicilinden silindiğini yıllar sonra, tesadüfen öğrendiğini, tasfiyesi ve bildirimi yapılmadan sicilden terkini yapılan şirket üzerinde ... plakalı 2000 model ... marka aracın kayıtlı olduğunu, ancak aracın üzerine kayıtlı olduğu şirketin, tasfiyesi yapılmadan sicilden terkin edildiği için, davacı müvekkil araç üzerinde herhangi bir tasarrufta bulunamadığını, müvekkilinin, yıllardır kullanmakta olduğu aracı üzerinde malik sıfatıyla tasarruf işlemlerinde bulunabilmesi adına, sicilden terkin edilen şirketin TTK 547. Madde uyarınca ek tasfiyesine karar verilmesi gerektiğini, somut olayda, TTK Geçici 7. Madde kapsamında re'sen sicilden terkini yapılan şirketin tüzel kişiliğine ait mal varlığının tasfiyesi yapılmadığını, tasfiyesi yapılmadan sicilden terkini yapılan şirket üzerine kayıtlı ... plakalı 2000 model ...  marka araç üzerinde, müvekkili hak sahibi olmasına rağmen tasarruf yetkisini kullanamadığını, müvekkilinin mağduriyetinin giderilebilmesi adına ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin ek tasfiyesine karar verilerek, şirket tüzel kişiliğine kayıtlı mal varlığının hak sahiplerine ulaştırılması ve ardından yeniden şirketin tüzel kişiliğinin sonlandırılarak, sicilden terkin edilmesi gerektiğini, açıklanan sebeplerle; bildirdiğimiz süre ve miktarlar bağlayıcı olmaksızın ve her bir talebimizle ilgili fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; tasfiyesi yapılmadan TTK Geçici 7. Madde kapsamında sicilden terkin edilen dava konusu ... Ticaret Limited Şirketi isimli şirketin ihyasına, akabinde TTK 547. Madde uyarınca ek tasfiyesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı üzerine yüklenmesine karar verilmesini müvekkili adına talep ve dava ettiği görüldü.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Ticaret Sicili Müdürlüğü, TTK.m.32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m.34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğünün resen terkin işlemi, “6102 sayılı Kanunun Geçici 7’nci maddesi”, “Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5’inci maddesi”, “6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 20/1 maddesi” ve “Anonim ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine ve kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ’in 7. maddesi” kapsamında olup, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığını, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğüne ... ticaret sicil numarası ile kayıtlı bulunan   ... Ticaret Limited Şirketi’nin dosyasında yapılan incelemede, şirketin 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 20/1 maddesi ve Anonim ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine ve kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ’in 7. maddesi kapsamında; “(Anonim ve) Limited şirketlerin sermayelerini asgari tutara yükseltmeleri için son tarih olan 14.02.2014 tarihine kadar sermayesini artırmayarak infisah etmiş olduğu” nun tespit edilmesinin ardından, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Geçici 7’nci maddesi ile “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ”in 5’inci maddesi gereğince resen terkin kapsamına alındığı, tebligat ve ilan prosedürlerinin yerine getirilmesinin ardından 07.07.2014 tarihinde sicil kaydının resen terkin edildiği anlaşıldığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun Geçici 7’nci maddesi uyarınca, resen terkin kapsamına alınan şirketlerin, bu durumun kendilerine tebliğinden itibaren iki ay içerisinde münfesih olma sebeplerini ortadan kaldırarak buna ilişkin ispat edici belgeleri Ticaret Sicili Müdürlüğüne ibraz etmesi ya da şirketin faaliyetinin devamının mümkün olmaması halinde aynı süre içerisinde tasfiye memurunu bildirmesi, ayrıca şirketin davacı ya da davalı sıfatıyla sürmekte olan davasının bulunması halinde, (Müvekkil Ticaret Sicili Müdürlüğü’nce bu hususun tespit edilmesi mümkün olmadığından) buna ilişkin yazılı beyanı Ticaret Sicil Müdürlüğüne vermesi gerektiğini, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğünce söz konusu şirkete, belirtilen süre içerisinde münfesih olma sebeplerini ortadan kaldıran işlemlerin yerine getirildiğinin ispatlayıcı belgelerle birlikte bildirilmemesi ya da tasfiye memurunun bildirilmemesi halinde söz konusu şirketin unvanının ticaret sicilinden silineceği, şirkete ait malvarlığının kaydın silinme tarihinden itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği ve bunun kesin olduğu ihtarında bulunulduğunu, ancak bu ihtara rağmen söz konusu şirket yukarıdaki yükümlülüklerini yerine getirmediğini,  arz ve izah edilen nedenlerle; müvekkili Müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep ettikleri görüldü.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 23/11/2022 tarih 2022/345 Esas - 2022/959 Karar sayılı kararında; \"Dava, TTK'nun geçici 7. maddesi kapsamında tasfiyesi yapılmadan Ticaret Sicil Müdürlüğünden re'sen terkin edilen ...San. Ve Tic. LTD. ŞTİ.'nin TTK 547.madde kapsamında ek tasfiyesi için ihyası  istemine ilişkindir.Davaya konu  ... San. Ve Tic. LTD. ŞTİ. TTK'nun Geçici 7.maddesine göre 07.07.2014 tarihinde resen terkin edilmiştir. 6102 sayılı TTK'nun geçici 7. Maddesinin 15. Bendinde \"ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacakları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilirler\" maddesi uyarınca dava açmak için beş yıllık hak düşürücü süre ön görülmüştür. Ancak somut olayda ihyası istenen şirketin 6102 sayılı TTK'nun Geçici 7.maddesine göre 07.07.2014 tarihinde  terkin edildiği  bu davanın 07.05.2022 tarihinde açıldığı, yasanın ön gördüğü beş yıllık sürenin dolduğu anlaşılmakla açılan davanın hak dürücü süreden dolayı reddine karar verilmiştir.\"gerekçesi ile, Açılan davanın 6102 sayılı TTK'nun geçici 7/15. Maddesi uyarınca hak düşürücü süreden dolayı REDDİNE, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 23.11.2022 Tarih, 2022/345 Esas, 2022/959 Karar sayılı kararı ile müvekkili ... kurucu ortağı olduğu ....Ticaret Limited Şirketi'nin ek tasfiyesi yönündeki taleplerinin \"5 yıllık hak düşürücü sürenin dolmuş olması\" sebebiyle ESASTAN REDDİNE karar verdiğini, Söz konusu kararda yerel mahkeme tarafından gerekçe olarak \"Dava, TTK'nun geçici 7. maddesi kapsamında tasfiyesi yapılmadan Ticaret Sicil Müdürlüğünden re'sen terkin edilen ... Tic. LTD. ŞTİ.'nin TTK 547.madde kapsamında ek tasfiyesi için ihyası  istemine ilişkindir. Davaya konu  ... San. Ve Tic. LTD. ŞTİ. TTK'nun Geçici 7.maddesine göre 07.07.2014 tarihinde resen terkin edilmiştir. 6102 sayılı TTK'nun geçici 7. Maddesinin 15. Bendinde \"ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacakları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilirler\" maddesi uyarınca dava açmak için beş yıllık hak düşürücü süre ön görülmüştür. Ancak somut olayda ihyası istenen şirketin 6102 sayılı TTK'nun Geçici 7.maddesine göre 07.07.2014 tarihinde  terkin edildiği  bu davanın 07.05.2022 tarihinde açıldığı, yasanın ön gördüğü beş yıllık sürenin dolduğu anlaşılmakla açılan davanın hak dürücü süreden dolayı reddine karar verilmiştir.\" ifadelerine yer verildiğini ancak yerel mahkemenin iş bu kararının usul ve yasaya aykırı olup kararın kaldırılması ve davalarının kabulüne karar verilmesi gerektiğini, Müvekkili davacı ..., ... Limited Şirketi'nin merhum eşi ile birlikte kurucusu ve ortağı olduğunu; müvekkilinin ortağı olduğu söz konusu şirketin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından Türk Ticaret Kanunu Geçici 7. Madde kapsamında 07.07.2014 tarihinde re'sen ticaret sicilinden silindiğini ancak söz konusu şirketin sicilden silinmesinden evvel müvekkile ve diğer hak sahiplerine hiçbir bildirimde bulunulmadığı gibi, şirketin mal varlığı tasfiyesinin de hiçbir şekilde yapılmadığını; davacı müvekkili şirketinin ticaret sicilinden silindiğini yıllar sonra, tesadüfen öğrendiğini, Tasfiyesi ve bildirimi yapılmadan sicilden terkini yapılan şirket üzerinde ... plakalı 2000 model ... marka aracın kayıtlı olduğunu ancak aracın üzerine kayıtlı olduğu şirketin, tasfiyesi yapılmadan sicilden terkin edildiği için, davacı müvekkili araç üzerinde herhangi bir tasarrufta bulunamamakta olduğunu,  Müvekkilinin, yıllardır kullanmakta olduğu aracı üzerinde malik sıfatıyla tasarruf işlemlerinde bulunabilmesi adına, sicilden terkin edilen şirketin TTK 547. Madde uyarınca ek tasfiyesine karar verilmesi talebiyle iş bu davanın ikame edildiğini, Türk Ticaret Kanunu 547. Maddesine göre \"Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler.Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir.\" hükmünün amir olduğunu, Bu hükme göre ek tasfiyenin, tasfiyenin kapanmasından sonra, aslında tasfiye kapsamında kaldığı için yapılması gereken işlemlerin yapılmadığı ve bunların yapılmasının zorunlu olduğunun anlaşıldığı hallerde istenebileceğini,  Somut olayda, TTK Geçici 7. Madde kapsamında re'sen sicilden terkini yapılan şirketin tüzel kişiliğine ait mal varlığının tasfiyesinin yapılmadığını; Tasfiyesi yapılmadan sicilden terkini yapılan şirket üzerine kayıtlı ... plakalı 2000 model ... marka araç üzerinde, müvekkilinin hak sahibi olmasına rağmen tasarruf yetkisini kullanamamakta olduğunu, Müvekkilinin mağduriyetinin giderilebilmesi adına ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin ek tasfiyesine karar verilerek, şirket tüzel kişiliğine kayıtlı mal varlığının hak sahiplerine ulaştırılması ve ardından yeniden şirketin tüzel kişiliğinin sonlandırılarak, sicilden terkin edilmesi gerektiğini, Ancak yerel mahkeme TTK 547. Maddeye dayanarak şirketin ihyası ve ek tasfiyesini talep ettikleri iş bu davayı 5 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesiyle esastan reddettiğini; Yerel mahkemenin vermiş olduğu bu kararın hukuka aykırı olduğunu, eldeki dosyada 5 yıllık hak düşürücü sürenin henüz başlamadığını, TTK'nın geçici 7. Maddesinin 4. Fıkrasının \"a\" bendine göre \"Ticaret sicili müdürlüklerince;  Kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanır. Yapılacak ihtar, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderilir. İlan, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçer. Ayrıca anılan ilan, bildirici niteliği haiz olarak ilgili ticaret ve sanayi odası veya ticaret, sanayi ya da deniz ticaret odasının internet sitesinde aynen yayımlanır.\"  hükmünün düzenli olduğunu, Usulüne uygun gerçekleştirilmiş bir terkin bulunması için öncelikle maddede sayılı kimselere bir ihtar gönderilmesi gerektiğini ancak somut olayda, dava konusu şirketin sicilden re'sen terkini yapılmadan evvel ne müvekkile ne de maddede sayılı diğer kimselere herhangi bir ihtarda bulunulmadığını, Dosya kapsamında terkinden önce dava konusu şirkete terkin edileceği hususunu ihtar eden bir ihtarname bulunsa da, bu ihtarnamenin yalnızca şirketin kayıtlı adresine gönderildiğini; ancak kanun lafzında \"kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere\" ibaresi geçtiğini; bu ibareye göre şirketin ticaret sicilinden terkin eidleceği hususunun şirkete ve şirketi temsile yetkili kişilere ayrı ayrı ihtar çekmek suretiyle bildirilmesi gerektiğini, Hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydı ile, dosya kapsamından dava konusu şirkete ihtarname gönderildiği anlaşılsa da, şirketi temsile yetkili müvekkili ... ve diğer yetkilisi olan merhum ...'a gönderilmiş herhangi bir ihtarname ya da sair bir belge bulunmadığını; bu haliyle söz konusu şirketin ticaret sicilinden kanuna uygun şekilde terkin edildiğinden bahsedilemeyeceğini, 6102 sayılı TTK'nın geçici 7.maddesinin 15.fıkra hükmünde, dava açılabilmesini silinmeden itibaren beş yıllık bir süreye bağladığını; buradaki hak düşürücü sürenin hangi şartlarda tatbikinin gerektiğinin önem arz etmekte olduğunu; her ne kadar sürenin silinme tarihinden itibaren başlatılmış ise de; buradan usulüne uygun terkin sonucu gerçekleştirilen silinmenin anlaşılması gerekli olduğunu, Davaya konu şirketin 07/07/2014 tarihinde TTK'nın geçici 7. maddesine göre terkin edildiğini, TTK'nın geçici 7. maddesinin 4/a, 11. fıkralarına göre, şirkete ve şirket yetkililerine ihtar tebliğ edilmesi gerekirken ilgililer ... hiçbir ihtarda bulunulmadığını; bu durumun açıkça usule aykırılık teşkil etmekte olup, hukuken geçerli bir terkinden bahsetmenin mümkün olmadığını, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nin, 30/11/2020 Tarih, 2020/793 Esas, 2020/1147 Karar numaralı ilamıyla \"Somut olayda, davalı tarafından şirketin TTK'nın geçici 7. maddesine göre  resen terkin edildiği, TTK'nın geçici 7/4-a maddesi uyarınca, şirketin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirketi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere ihtar yollandığına dair tebligat parçasına rastlanmadığı, davalının da anılan belgeleri ibraz etmediği, maddede ihya davası açmak için öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin usulüne uygun bir terkin işleminden itibaren başlaması gerektiği, usulüne uygun bir terkin yapılmadığı , bu halde hak düşürücü sürenin uygulamayacağı, terkin işlemini TTK'nın geçici 7. maddesine uygun olarak yapmayan davalının yargılama giderlerinden sorumlu olacağı anlaşıldığından,  davalı vekilinin yerinde görülmeyen  istinaf isteminin HMK'nın 353/1/b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.\" hükmü verildiğini, (Söz konusu karar ekte sunulmuştur.)Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi 2018/558 Esas, 2018/1152 Karar numaralı ilamında \"Öte yandan, şirketin ihyası hususunun yerinde olup olmadığının değerlendirilmesi bakımından dava konusu şirketin 09.10.2015 tarihinde TTK'nm geçici 7. maddesine göre terkin edildiği, TTK'nm geçici 7. maddesinin 4/a, I I . fıkralarına göre, şirkete ve şirket yetkililerine ihtar tebliğ edilmesi gerekirken dosyaya sunulan belgelerden terkin edilen şirkete ihtarın tebliğ edilmiş olduğu ancak şirket yetkililerine her hangi bir ihtar tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesindeki ilan suretiyle terkin işleminin yapıldığı bu durumun usule aykırı olması nedeniyle, şirketin ihyasına ilişkin mahkeme kararının yerinde olduğu anlaşılmaktadır.\" hükmü verildiğini, (Söz konusu karar ekte sunulmuştur. Görüleceği üzere Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi'nin yalnızca şirkete yapılan ihtarı yeterli görmediğini ve şirkete yetkili kimselere ihtar edilmeden yapılan terkin işlemini usule uygun bir terkin olarak değerlendirmediğini, Yine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nin 01.07.2021 Tarih,  2021/285 Esas, 2021/914 Karar numaralı ilamında \"Sicil Müdürlüğünce ihyası istenen şirketin temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere ticaret sicilindeki adreslerine bu konuda ihtarat yapıldığına ilişkin tebligat bulunmamaktadır. Bu nedenle usulüne uygun şekilde terkin işlemi yapmayan Ticaret Sicil Müdürlüğünün yargılama ve vekalet ücretinden sorumlu tutulması da yerinde görülmüştür. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince şirketin ihyasına ve şirkete tasfiye memuru atanması yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden...\" hükmü verildiğini; bu hüküm uyarınca da şirket yetkililerine usulüne uygun olarak ihtar yapılmadan ticaret sicilinden yapılan terkinin hukuka uygun bulunmadığını, Yine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin, 05.03.2020 Tarih 2020/343 Esas, 2020/277 Karar numaralı ilamında \"6102 sayılı TTK geçici 7.maddenin 4-a)bendinde ticaret sicil müdürlüğünce kapsam dahilinde ki şirketin ticaret sicilinde kayıtlı son adreslerine ve şirketi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanacağı, ayrıca ihtarın ilan edilmek üzere ticaret sicili gazetesi müdürlüğüne yollanacağı\" yazılıdır. Ticaret Sicili gazetesinde ilan yapılmış ise de terkin işlemi yapılmadan evvel şirket tüzel kişiliğine ve şirketi temsil ve ilzam edenlere ayrı ayrı ihtar yapıldığı belirlenememiş bu yolda bir belge sunulmamıştır. Kanuna aykırı terkin işlemi yapıldığı anlaşılmakla davalı davada haksız çıkmıştır. HMK 326.(1) maddesinde; Kanunda yazılı haller dışında ,yargılama giderleri davada haksız çıkan taraftan alınmasına karar verilir. Buna göre dava da haksız çıkan davalı aleyhine yargılama giderine hükmetmek gerekmektedir.\" hükmü verildiğini, Yine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 08.07.2021 Tarih, 2020/11 Esas, 2021/932 Karar numaralı ilamında \" Somut olayda, davalı Ticaret Sicil Müdürlüğünce, yasa hükmüne uygun olarak şirketin son adresine ihtar gönderilmiş olmasına karşın, şirketi temsil ve ilzama yetkili kişilere tebligat gönderilmemesi nedeniyle usulüne uygun bir tasfiyeden söz edilemeyeceğinden davanın açılmasına neden olan davalının yargılama giderlerinden sorumlu tutulması gerekirken, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması doğru görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir. \" hükmüne varıldığını, Yine Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin 07.12.2021 Tarih, 2021/ 1693 Esas, 2021 / 2073 Karar numaralı ilamında \" davalı ... Sicil Müdürlüğünce istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince 6102 sayılı TTK’nın geçici 7.maddesi uyarınca ihyası istenen kooperatifin yetkili temsilcisine usulüne uygun ihtar yapılmamış olup, usulüne uygun terkin olmadığından yargılama gideri ve vekalet ücretinden davalı ... Sicil Müdürlüğünün sorumlu tutulmasının doğru olduğu...\" hükmü verildiğini, İstinaf ve Yargıtay ilamlarıyla da açıkça ortaya konduğunu, TTK geçici 7/15. Maddede öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin başlaması için TTK'nın geçici 7/4-a maddesi uyarınca usule uygun olarak ilgililere ihtar yapılması gerektiğini ancak somut olayda dava konusu şirkete yapılmış bir ihtar bulunsa da müvekkili dahil olmak üzere hiçbir ilgiliye sicilden terkini bildiren hiçbir ihtar gönderilmediğini; bu haliyle usulüne uygun yapılmış bir terkinden bahsedilemeyeceği ve TTK geçici 7. Maddede öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin henüz başlamadığının sabit olduğunu, Müvekkili davacı ...'ın kurucu ortağı bulunduğu ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü tarafından 07.07.2014 tarihinde TTK Geçici 7. Madde kapsamında sicilden terkin edilmesinin usule ve yasaya aykırı olup, ortada hukuka uygun bir terkin işlemi bulunmadığını; dolayısıyla TTK Geçici 7. Maddede yer alan 5 yıllık hak düşürücü sürenin henüz başlamadığını; yerel mahkemenin hak düşürücü sürenin dolmuş olduğu gerekçesiyle vermiş olduğu davanın esastan reddi kararının hukuka aykırı olup kararın kaldırılarak davalarının kabulüne karar verilmesi gerektiğini, İşbu davada davalı İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün, yasal hasımımız konumunda olup, aynı zamanda dava konusu şirketin yasaya ve usule aykırı olarak sicilden terkinini yaparak eldeki davanın açılmasına sebep olduğunu; bu yönüyle davalı aleyhine yargılama giderlerine ve karşı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, Davalı İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü TTK geçici 7. Madde kapsamında yukarıda bahsetmiş oldukları hukuka aykırılıkları gerçekleştirerek dava açılmasına sebebiyet verdiğini; TTK geçici 7/4-a maddesinde yer alan sicilden re'sen terkin işleminden evvel yasal ilgililere yapması gereken ihtar ve bildirim yükümlülüğünü yerine getirmediğini, Bahsedilen bu işlemler dikkate alındığında İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün yasaya aykırı işlemleri neticesinde eldeki davanın açıldığının açıkça görüleceğini; işbu davanın açılmasına sebebiyet veren davalının yargılama giderlerinden ve karşı vekalet ücretinden sorumlu tutulması gerektiğini, Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin, 05.03.2020 Tarih 2020/343 Esas, 2020/277 Karar numaralı ilamında \"6102 sayılı TTK geçici 7.maddenin 4-a)bendinde ticaret sicil müdürlüğünce kapsam dahilinde ki şirketin ticaret sicilinde kayıtlı son adreslerine ve şirketi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanacağı, ayrıca ihtarın ilan edilmek üzere ticaret sicili gazetesi müdürlüğüne yollanacağı\" yazılıdır. Ticaret Sicili gazetesinde ilan yapılmış ise de terkin işlemi yapılmadan evvel şirket tüzel kişiliğine ve şirketi temsil ve ilzam edenlere ayrı ayrı ihtar yapıldığı belirlenememiş bu yolda bir belge sunulmamıştır. Kanuna aykırı terkin işlemi yapıldığı anlaşılmakla davalı davada haksız çıkmıştır. HMK 326.(1) maddesinde; Kanunda yazılı haller dışında ,yargılama giderleri davada haksız çıkan taraftan alınmasına karar verilir. Buna göre dava da haksız çıkan davalı aleyhine yargılama giderine hükmetmek gerekmektedir.\" hükmü verildiğini, Yine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 08.07.2021 Tarih, 2020/11 Esas, 2021/932 Karar numaralı ilamında \" Somut olayda, davalı Ticaret Sicil Müdürlüğünce, yasa hükmüne uygun olarak şirketin son adresine ihtar gönderilmiş olmasına karşın, şirketi temsil ve ilzama yetkili kişilere tebligat gönderilmemesi nedeniyle usulüne uygun bir tasfiyeden söz edilemeyeceğinden davanın açılmasına neden olan davalının yargılama giderlerinden sorumlu tutulması gerekirken, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması doğru görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir. \" hükmüne varıldığını, Yine Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin 07.12.2021 Tarih, 2021/ 1693 Esas, 2021 / 2073 Karar numaralı ilamında \" davalı ... Sicil Müdürlüğünce istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince 6102 sayılı TTK’nın geçici 7.maddesi uyarınca ihyası istenen kooperatifin yetkili temsilcisine usulüne uygun ihtar yapılmamış olup, usulüne uygun terkin olmadığından yargılama gideri ve vekalet ücretinden davalı ... Sicil Müdürlüğünün sorumlu tutulmasının doğru olduğu...\" hükmü verildiğini, Yine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin  30/11/2020 Tarih, 2020/793 Esas,  2020/1147 Karar numaralı ilamında \"Somut olayda, davalı tarafından şirketin TTK'nın geçici 7. maddesine göre  resen terkin edildiği, TTK'nın geçici 7/4-a maddesi uyarınca, şirketin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirketi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere ihtar yollandığına dair tebligat parçasına rastlanmadığı, davalının da anılan belgeleri ibraz etmediği, maddede ihya davası açmak için öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin usulüne uygun bir terkin işleminden itibaren başlaması gerektiği, usulüne uygun bir terkin yapılmadığı , bu halde hak düşürücü sürenin uygulamayacağı, terkin işlemini TTK'nın geçici 7. maddesine uygun olarak yapmayan davalının yargılama giderlerinden sorumlu olacağı anlaşıldığından,  davalı vekilinin yerinde görülmeyen  istinaf isteminin HMK'nın 353/1/b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.\" hükmü verildiğini, Yukarıda yer vermiş oldukları tüm istinaf ve Yargıtay kararları göz önüne alınarak, dava konusu şirketin sicilden terkinini yasada öngörülen usullere uygun şekilde yerine getirmeyen ve işbu davanın açılmasına sebebiyet veren davalı İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün yargılama giderlerinden ve karşı vekalet ücretinden sorumlu tutulması gerektiğini,  İstinaf başvurularının kabulü ile yerel mahkemenin kararının kaldırılarak davalarının kabulüne ve dava konusu şirketin tüzel kişiliği kapsamında kalan mal varlığının hak sahiplerine ulaştırılabilmesi adın şirketin geçici olarak ihyasına ve akabinde ek tasfiyesine karar verilmesini talep ettiklerini,  Türk Ticaret Kanunu Geçici 7. Maddesinin 15. Fıkrasına göre \" Bu maddede düzenlenmeyen hususlarda ilgili kanun ve esas sözleşmelerde öngörülen usullere göre hareket edilir. Bu madde gereğince tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek malvarlığı, unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal eder...\" hükmünü ihtiva etmekte olduğunu; söz konusu hükme göre sicilden kaydı silinen şirketlere ait mal varlığının 10 yıl sonunda hazineye intikal edeceğinin ifade edildiğini; iş bu dosyada söz konusu şirkete ait mal varlığı için öngörülen 10 yıllık sürenin 07.07.2024 tarihinde sona ermekte olup, iş bu istinaf başvurularının ivedilikle sonuçlandırılmasını talep etmiştir. İleri sürerek, istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılarak, davanın kabulüne ve tasfiyesi yapılmadan TTK Geçici 7. Madde kapsamında sicilden terkin edilen dava konusu ... Limited Şirketi isimli şirketin ihyasına, akabinde TTK 547. Madde uyarınca ek tasfiyesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi uyarınca sicilden re'sen terkin edilen şirketin derdest tasfiyeye tabi malvarlığı bulunması sebebiyle tüzel kişiliğinin ihyası talebine ilişkindir. Mahkemece davanın hak düşürücü sürenin dolması nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İhyası talep edilen ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin  TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca 07/07/2014 tarihinde  sicilden re'sen terkin edildiği anlaşılmıştır.Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesinde \"Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde aşağıdaki hâlleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır. Davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket veya kooperatiflere bu madde hükümleri uygulanmaz.\" denilmek sureti ile kanun metninde sayılan halleri tespit edilen şirket ve kooperatiflerin tasfiyesinin TTK hükümlerine uyulmaksızın anılan maddedeki usule göre yapılacağı belirtilmiştir. Diğer bir anlatımla bu madde ile belirtilen sınırlı hallere münhasıran özel bir tasfiye yöntemi getirilmiştir. Mezkur maddenin ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte olan 15. fıkrası ile \"Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir.\" düzenlemesi getirilerek hukuki menfaatleri bulunanlar ile alacaklılara şirket ve kooperatifin ihyası için dava açma hakkı tanınmıştır.Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesinde belirtilen şartların gerçekleşmesi halinde ticaret sicil müdürlüğü tarafından şirket veya kooperatifin sicil kaydı re'sen terkin edilmekle birlikte, bu işlemden önce TTK'nın geçici 7/4-a maddesi uyarınca, kapsam dahilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine, sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere ve ilan edilmek üzere aynı gün Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğü'ne ihtar gönderilmesi gerekmektedir.Somut uyuşmazlıkta şirketin, 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı sicil müdürlüğünce 31.07.2013 tarihinde sicilden terkin edildiği, Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan yapıldığı, ancak şirket yetkilisine tebligat yapıldığına dair herhangi bir delil sunulmadığı, celbedilen sicil dosyası içerisinde de tebliğe ilişkin belge bulunmadığı anlaşılmıştır. Yapılan terkin işlemi, TTK'nun Geçici 7/4 fıkrasındaki usule uygun olmadığından, Geçici 7/15 fıkrasında düzenlenen ve terkinden itibaren işlemeye başlayacağı öngörülen  beş yıllık hak düşürücü sürenin  somut dava yönünden uygulanması mümkün değildir. Mahkemece bu husus gözden kaçırılarak davanın hak düşürücü sürenin dolması nedeniyle reddi yerinde olmamış, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusu yerinde bulunmuştur. Öte yandan ilk derece mahkemesi karar tarihinden sonra Anayasa Mahkemesi somut norm denetimi sonucunda 22/06/2023 tarihli ve 2023/33 esas, 2023/117 kararı ile 6102 Sayılı Kanunun geçici 7 nci maddesinin 15 inci fıkrasının beşinci cümlesinde yer alan “...silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde...” ibaresinin  Anayasamızın 35 ve 40 ıncı maddelerine aykırılığı dolasıyla iptaline karar vermiştir. Söz konusu iptal kararı Resmi Gazete'nin 15.09.2023 tarihli, ... sayı ile yayımlanarak aynı gün yürürlüğe girmiştir.İhyası talep edilen şirketin sicil kayıtları kapsamından, şirketin iki ortaklı olduğu, ortak ve yetkililerinden ...'ın dava tarihi itibariyle ölmüş olduğu, davacının şirketin diğer ortağı olduğu anlaşılmıştır. Davacının, şirket adına  ... plakalı aracın kayıtlı olduğu ve tasfiyenin tamamlanmamış olduğu iddiası ile eldeki ihya davasını açtığı anlaşılmış olup, mahkemece anılan aracın tescil kayıtları getirtilerek, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığı da tespit edilerek işin esasına girilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile hak düşürücü süreden davanın reddine karar vermesi isabetsiz olmuştur. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a4 ve 353/1-a6 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, dosyanın kaldırma kararı doğrultusunda mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/11/2022 tarih ve 2022/345 Esas - 2022/959 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a4 ve 353/1-a6 maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 3-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 4-Artan gider avansı olması halinde avansı  yatıran taraflara iadesine, 5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 30/11/2023 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d8083f86af1753e3","SID":"b4c64002ff7b3907"}}