{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/715 Esas <br>KARAR NO: 2023/1890 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2023/60 Esas -  2023/51 Karar <br>TARİHİ: 20/01/2023<br>DAVA: Ticari Şirket (Fesih İstemli)<br>KARAR TARİHİ: 30/11/2023<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Ortağı bulunduğu ..., 29/09/2017 yılında bir ortaklı olarak kurulduğunu ve kuruluşa ilişkin ana sözleşme, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 05/10/2017 tarih, 9423 sayı ve 209. Sayfasında yayımlandığını, ... Sicil numarası ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü tek olduğu olduğu şirket kayıtlı göründüğünü, ... isimli kişi ile tanıştığını, konuşma sırasında ihtiyacı olduğunu söylediğini, adı geçen  kişi zaman zaman maddi ihtiyaçlarının giderilmesi hususunda yardımcı olduğunu, bir süre sonra kendisiyle iş kurmak istediğini istediğini söyleyerek bir kısım kağıtlara imza atmasını istemesi üzerine bu kağıtları imzaladığını, davalı ... üzerine kurduklarını, Ticaret Sicil Müdürlüğünde şirket adresi olarak belirtilen adrese hiç gitmediğini ve şirket adresi olarak gösterilen adreste davalı şirket bulunmadığını, şahsı kullanılarak adı geçen her şirket kurulduktan sonra hiç kimse ile irtibatın olmadığını, şirketin belirttiği şekilde vergi kaydı olmadığı gibi şirketin defterleri de olmadığını, bunun yanı sıra şirketlerin hiçbir bankada hesabı, üzerine kayıtlı taşınır taşınmaz malı bulunmadığı bu nedenle şirketin haklı nedenlerle feshini talep ettiğini, yukarıda  arz ve izah ettikleri nedenler ve fazlaya dair her türlü talep ve dava hakkı saklı olması kaydıyla haklı davanın kabulüne, davalı ... Limited Şirketi Türk Ticaret Kanunun 636/3 maddesi uyarınca haklı nedenle tasfiyesiz olarak feshine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 20/01/2023 tarih  2023/60 Esas -  2023/51 Karar sayılı kararında;\"Dava, limited şirketin tasfiyesiz feshi istemine ilişkindir.6102 sayılı TTK'nın 636.maddesi hükmü\" (1) Limited şirket aşağıdaki hâllerde sona erer:a) Şirket sözleşmesinde öngörülen sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesiyle.b) Genel kurul kararı ile.c) İflasın açılması ile.d) Kanunda öngörülen diğer sona erme hâllerinde. (2) Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, ortaklardan veya şirket alacaklılarından birinin şirketin feshini istemesi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, müdürleri dinleyerek şirketin, durumunu Kanuna uygun hâle getirmesi için bir süre belirler, buna rağmen durum düzeltilmezse, şirketin feshine karar verir.(3) Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir.(4) Fesih davası açıldığında mahkeme taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir.(5) Sona ermenin sonuçlarına anonim şirketlere ilişkin hükümler uygulanır.\" şeklinde olup maddede limited şirketlerin sona erme sebepleri ile sonuçlar düzenlenmiştir.Somut olayda davacıdan başka ortağı bulunmayan limited şirketin mahkeme kararıyla feshi istenmiş ise de, TTK'nın 636 maddesinde limited şirketin sona erme halleri düzenlenmiş olup tüm ortakların mahkemeden fesih kararı isteyebileceğine dair bir hal öngörülmemiştir. Davacı şirkette tek ortak olup tek başına  genel kurul kararıyla şirketin feshine karar verebileceği için mahkemeden fesih kararı istenmesinde davacının hukuki yararı yoktur. TTK'nın 637. maddesi uyarınca genel kurul kararıyla alınan fesih kararının da ticaret sicil gazetesinde tescil ve ilanı mümkün olduğundan davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle  davanın usulden reddine karar verilmelidir.Diğer yandan ,yukarıda Limited şirketlerde sona erme sebepleri belirtilmiş olup tasfiyesiz fesih hali öngörülmemiştir. TTK geçici 7.madde haricinde tasfiyesiz feshi mümkün kılan bir düzenleme kanunlarımızda mevcut değildir.Davacı tarafın talebi tasfiyesiz fesihe ilişkin olduğundan talep karşılanamayacağından davanın bu yönden de reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.(Yüksek Yargıtay 11 Hukuk dairesinin 2012/13505 esas ,2013/11515 karar sayılı  ve 3.6.2013 tarihli ilamı)\"gerekçesi ile, Davacının açtığı davanın, hukuki yarara ilişkin dava şartı noksanlığı ve TTK hükümlerine göre tasfiyesiz fesih istenemeyeceğinden HMK'nun 114/-(h) ve 115/2. Maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu  6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun “Sona Erme Sebepleri ve Sona Ermenin Sonuçları” başlıklı 636/3. maddesinin; “…haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir….” şeklinde olduğunu;  maddenin, haklı sebebin varlığı halinde şirketin feshinin talep edilebileceğini hüküm altına aldığını; kanun maddesinin açıkça hangi sebeplerin haklı sebep olduğuna ilişkin açıkça bir düzenlemeye yer vermediğini; lakin gerek doktrinde gerekse de Yargıtay Kararlarında Limited Şirket faaliyetinin tamamen durmuş olması (Vergi kaydının silinmesi) durumunda haklı nedenin var olduğunun belirtilerek şirketin haklı nedenle feshedilebileceğinin kabul edildiğini, Yargıtay 11. Hukuk dairesinin olayla örtüşen 2015/2197 Esas, 2015/3596 Karar ve 16.3.2015 tarihli bir kararında  “ Dava, davalı şirketin fesih ve tasfiyesi istemine dair olup, mahkemece yukarda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmişse de, davacılar vekili dava dilekçesinde ve yargılama esnasında, davalı şirketin sermaye ve kanuni yedek akçelerinin tamamını yitirdiği halde şirket yönetiminin 6102 Sayılı TTK’nın 376. maddesindeki gereklilikleri yerine getirmediği iddiasının yanında davalı şirketin işletme konusunun imkansız hale geldiğini, şirket yöneticilerinin davalı şirketin bir kısım demirbaş ve makinelerini kendilerine ait şirketlere aktarararak davalı şirketi gayri faal hale getirdiklerini, makine ve techizatın bu şekilde başka şirketlere aktarıldığı hususunda tespit raporu bulunduğunu, TTK’nın 531/1. maddesi uyarınca haklı sebeplerin varlığı halinde şirketin feshine karar verileceğini ileri sürmüştür. Mahkemece, bu iddialar hakkında bir inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın salt şirket bilançolarına göre davalı şirketin borca batık olmadığının tespit edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulmasını gerektirmiştir. “şeklinde karar verdiğini, Yargıtay'ın yine olaylarıyla örtüşen  başka bir kararında   şirketin “uzun yıllar ciddi bir faaliyetinin  olmamasının” haklı sebep olduğu görüşünde olduğunu,  (Yargıtay 11 HD. E. 1999/3660, K.1999/5545, T. 21.6.1999,)İş bu davada müvekkilinin tek ortağı bulunduğu ... Yapı  Malzemeleri Sanayi Ticaret  Limited Şirketi'nin,  29.09.2017 yılında bir ortaklı olarak kurulduğunu ve kuruluşa ilişkin ana sözleşme, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 05.10.2017 tarih, 9423  sayı ve 209. sayfasında yayımlanmış olup, ... Sicil Numarası ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünde müvekkilinin tek ortağı olduğu şirketin kayıtlı görünmekte olduğunu, Davalı şirket hukuken kurulmadan önce sürecin tam olarak anlaşılmasının davalarının haklılığının ortaya konulması noktasında önem taşımakta olduğunu; bu nedenle davalı şirketin kuruluş öncesi süreçten kısaca da olsa bahsetmek gerektiğini düşündüklerini; müvekkili, şirketin kuruluş tarihinden önce başlamak üzere uzun süredir çok ciddi sağlık sorunları yaşadığını; özellikle yaşadığı psikolojik rahatsızlık olayları algılamada zafiyete neden olmakta ve yaşadığı ekonomik sıkıntılar ile birlikte bu durumun müvekkili kandırılmaya müsait bir duruma soktuğunu; yaşadığı bu psikolojik rahatsızlık nedeniyle askerlik görevini ifa ederken sevk edildiği Etimesğut Askeri Hastanesi Psikiyatri Polikliniği tarafından muayenesinin yapılmasına müteakiben 02.10.2014 tarihi itibariyle müvekkile“uyum bozukluğu”  teşhisi konulmuş olup, bu nedenle Askerliğe Elverişli olmadığıma dair  hakkında rapor tanzim edildiğini ve bu nedenle  terhis işlemi yapıldığını, Müvekkilinin anılan şirketlerin kuruluş tarihinden önce işsiz olması nedeniyle çok ciddi ekonomik sıkıntılar yaşadığını, İstanbul ilinde iken hemşehrilerinin yoğun olarak bulunduğu kahvede Batmanlı olarak bildiği ve daha sonra kendisini şirket müdürü olarak görevlendiren ...  isimli kişi ile tanıştığını; konuşma sırasında müvekkilinin iş ihtiyacı olduğunu söylemesi üzerine adı geçen kişinin zaman zaman müvekkilinin maddi ihtiyaçlarının giderilmesi hususunda yardımcı olduğunu; ... isimli kişinin müvekkilinin zor durumundan faydalanıp güvenini kazandıktan sonra müvekkili ile iş kurmak istediğini söyleyerek müvekkile bir kısım kağıtlara imza atmasını  istemesi üzerine müvekkilinin bu kağıtları imzaladığını ancak neye imza attığını dahi fark etmediğini, Müvekkilinin yaşadığı psikolojik rahatsızlığı nedeniyle olayları algılamada zafiyetine  binaen kullanılmaya müsait olduğundan, art  niyetli  olan adı geçen kişi  ile tanıştıktan sonra iş kuracağını  beyan ederek müvekkile bir takım kağıtlar imzalatıp, davalı ... Yapı  Malzemeleri Sanayi Ticaret  Limited Şirketini müvekkili adına kurduklarını ancak davalı şirketin kuruluş tarihinden itibaren kuruluş amacı doğrultusunda hiç bir faaliyeti olmadığını ve faaliyetini  gerçekleştirecek sermayesinin olmadığını; davalı şirketin gayrimeşru amaçla kurulduğunun müvekkili tarafından öğrenmesi üzerine ilgili vergi dairesine başvuruda bulunarak vergi kayıtlarını kapattığını; Ticaret Sicil Müdürlüğünde şirket adresi olarak belirtilen adrese müvekkilinin hiç gitmediğini ve şirket adresi olarak gösterilen adreste davalı şirketin fiilen bulunmamakta olduğunu; bunun yanı sıra şirketlerin hiçbir bankada hesabı, üzerine kayıtlı taşınır-taşınmaz malının da olmadığını; şirketin yalnızca İstanbul Ticaret Sicilinde kaydının bulunmakta olduğunu; bu nedenle de  şirketin haklı nedenlerle feshinin şartları oluştuğunu, Adı geçen şirketin hiç bir faaliyetlerinin olmaması ve ayrıca vergi dairesi tarafından da terk işleminin yapılması sebebi ile şirketin haklı nedenle feshi şartlarının gerçekleştiğini; davalı şirketin devamı ve amacının gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığını ve fiilen davalı şirketin faal olmadığını; bu nedenler ile müvekkili davacının iş bu davayı açmasında hukuki yararı bulunduğundan  dava konusu ve talepleri göz önünde bulundurulduğunda, mahkemece davacı taraf ve tanıkların dinlenilmesi, varsa şirketin defter ve belgeleri üzerinde de bilirkişi incelemesi yaptırılması, davalı şirketin sicil adresinde fiilen faaliyette olup olmadığının kolluk vasıtasıyla tespit, davalı şirketin terkin edilip edilmediğinin ilgili vergi dairesinden sorulması neticesinde, yasadan anlaşıldığı manada  haklı sebebin oluşup oluşmadığını araştırması gerekirken yasal ve yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Öte yandan şirket faaliyetlerini sürdürecek finanasal kaynakların olmaması, borçların ödenememesi  durumunda tasfiyesiz şirket kapatma yapıldığını; tasfiyesiz şirket kapatma için şirket ortaklarının herhangi bir kusurunun olmaması gerektiğini; tasfiyesiz şirket kapatma ile ilgili kararın ticaret mahkemeleri tarafından verilmekte olup, mahkemeye başvurunun ardından, değerlendirmeler sonucunda; şirketin kapatılması için geçerli nedenlerin olması halinde, şirketin tasfiyesiz olarak kapatılmasına karar verildiğini; hal bu iken davalı şirket itibariyle tasfiyesiz fesih şartları oluştuğu halde, mahkemece yerinde olmayan gerekçe ile limited şirketlerde tasfiyesiz fesih  yapılmayacağından bahisle  yasal olmayan gerekçe ile yazılı şekilde  karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, İleri sürerek, yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı kararın istinaf yolu ile incelenerek davanın kabulüne  karar verilmesini, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, davalı limited şirketin haklı nedenle ve tasfiyesiz feshi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın hukuki yarar yokluğu ve tasfiyesiz feshe yasal olanak bulunmaması nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı yan, davalı şirketin kuruluşundan önce psikoloijk etkileri olan ciddi sağlık sorunları bulunduğu gibi işsiz olduğu için ekonomik sıkıntı yaşadığını, bu sırada dava dışı ... ile tanıştığını ve sorunlarını anlattığını, ....'ın kendisine yardım edeceğini, birlikte iş kuracaklarını beyan ederek kendisine bir takım kağıtlar imzalattığını, bir süre sonra bu şahsın yanında getirdiği faturaları kendisine imzalatmak istediğini, bunun üzerine durumu babasına haber verdiğini ve tanıdık bir mali müşavir ile görüştüklerini, mali müşavirin bu şahsın şirket üzerinden gayrımeşru işler yapabileceğine yönelik uyarısı üzerine şirketin vergi kaydını sildirdiğini, ancak yıllar sonra çıkan Bağ-Kur borcu nedeniyle aynı mali müşavire başvurduğunu ve şirketin kesin olarak kapatılması tavsiyesini aldığını, şirketin kurulduğu günden bu yana hiçbir ticari faaliyeti, taşınır taşınmaz malvarlığı, banka hesabı  mevcut olmadığı gibi, adreste böyle bir şirketin de bulunmadığını,  şirketin faaliyetinin tamamen durmuş olmasının TTK'nun 636/3 fıkrası uyarınca haklı nedenle fesih talep edilebilecek hallerden olduğunu ile sürerek, şirketin haklı nedenle tasfiyesiz olarak feshine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Şirketin sicil kayıtları kapsamından, 10.000,00-TL esas sermaye ile tek ortaklı olarak ve 29/09/2017 tarihinde sicile tescil, 05/10/2017 tarihli sicil gazetesinde ilan edilerek kurulduğu, 09/10/2017 tarihli genel kurul kararı ile şirket müdürlüğüne süresiz olarak dava dışı ... atandığı, bu kararın 11/10/2017 tarihinde sicile tescil ve 17/10/2017 tarihli sicil gazetesinde ilan edildiği, şirketin tescil ve ilan edilen son işleminin bu olduğu anlaşılmıştır. Mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere, TTK'nun 636/3 fıkrası uyarınca her ortak haklı nedenlerle limited şirketin feshini talep edebilirse de, davalı şirketin tek ortağının davacı olması ve TTK'nun 636/1-b bendi uyarınca davacının genel kurul kararı ile şirket müdürünün azline ve şirketin sona ermesine her zamana karar verebilecek olması, öte yandan limited şirketlerde sona erme hallerini ayrıca düzenleyen TTK'nun, sona ermenin sonuçları bakımından anonim şirketlere ilişkin hükümlere atıf yapması, TTK'nun anonim şirketlerde sona ermenin hükümlerine ilişkin 533/1 maddesinde sona eren şirketin tasfiye haline gireceğinin düzenlenmiş olması, devam eden maddelerde limited şirketler için de uygulanması zorunlu tasfiye sürecinin ne şekilde tamamlanacağına ilişkin düzenlemelerin mevcut bulunması, TTK'nun Geçici 7 maddesi ile getirilen istisnai düzenleme haricinde sermaye şirketlerinin tasfiye sürecini atlayarak feshedilmesine yasal olanak bulunmaması karşısında, davanın hukuki yarar yokluğu ve tasfiyesiz feshe yasal olanak bulunmaması nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Yukarıda izah edilen gerekçelerle, ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85-TL istinaf karar harcından, istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 89,95‬‬‬-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 30/11/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4ec04cfbb540f81e","SID":"cea5713f450b2cb3"}}