{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2023/1551 <br>KARAR NO: 2023/1839 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br> B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br>İNCELENEN KARARI VEREN <br>MAHKEME: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ: 31/05/2023 <br>DOSYA NUMARASI: 2019/614 Esas - 2023/483 Karar <br>DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) <br>KARAR TARİHİ: 23/11/2023 <br>İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekilleri şirket tarafından sigortalı olan emtianın davalının taşıdığı sırada çalındığını, bu nedenle dava dışı sigortalılarına ödeme yaptıklarını, bu ödemenin rücuan tazmini için açılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptalini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu çalınan ürünlerin bazılarının kolluk kuvvetince bulunduğunu, ayrıca yanlış hesaplamalar yapılarak fahiş miktar talep edildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 31/05/2023 tarih ve 2019/614 Esas - 2023/483 Karar sayılı kararı ile; \" ... Bilgisayar tarafından mahkememize sunulan müzekkere cevabında özetle dava konusu olan ... kodlu üründen 4 adet ... kodlu üründen 4 adet ... kodlu üründen 4 adedin kaybolduğu, daha sonra ... kodlu üründen 3 adet ...  kodlu üründen 3 adet ... kodlu üründen 3 adedin bulunduğu fakat bu ürünlerin servis kontrolünde kullanılamaz hale geldiğinin belirlendiği, söz konusu ürünlerden de ... malzeme kodlu ... seri nolu ... malzeme 1 seri nolu ve ... malzeme 1 seri nolu ürünlerin halen kayıp olduğu belirtilmiştir. Mahkememiz dosyasında mevcut 29/03/2018 tarihli faturanın incelenmesinde ... ürünün bedelinin 8.524,32 USD ... ürünün ise bedeli 1.065,54 USD olarak hesaplanmıştır. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, sigortalıya yapılan ödemeye halefiyet nedeniyle rücuen tazminat istemine ilişkindir.Davaya konu olayın 30/03/2018 tarihinde davacı sigortalısının sattığı ürünlerinin alıcıya iletilmesi yani taşıma taşınması konusunda davalı tarafla anlaşıldığı ve ürünlerin davalını acentesi olan dava dışı ...'a ait araca yüklendiği ancak ürünlerin Büyükçekmece'deki alıcıya ulaşması gereken saatte uluşmadığı, aracın hırsızlığa uğradığı, hırsızlık olayı neticesinde davacı sigortalısı tarafından 20 adet ürünün kaybolması nedeniyle sigortaya başvuru yapıldığı ve eksper raporuna göre 53.336,80 USD karşılığı yapılan 82.780,83-TL  nin davalıdan talep edilmesine rağmen ödenmediği ve takip başlatıldığı anlaşılmıştır.Davaya konu uyuşmazlığın taşıma esnasında gerçekleşen zarardan davalının sorumlu olup olmadığına ilişkin olduğu anlaşılmıştır.Davalı tarafça taşıma sözleşmesinde taşımanın gerçek kişi ile yapılması nedeniyle sorumlu olmadıkları iddia edilmiş ise de taşıma sözleşmesinin tüzel kişi olan davalı ... ile yapıldığı ve ... tarafından taşımanın ...a yaptırıldığı anlaşıldığından davalının bu itirazı yerinde görülmemiştir.Davalı tarafça sorumluluğunun SDR ile sınırlı olduğu yönünde savunmada bulunulmuş ise de TTK 880 vd özellikle 886 uyarınca hırsızlık olayı taşımacının pervasızca davranışı niteliğinde olduğundan taşıyıcı zararın tamamından sorumlu olduğu kabul edilmiştir.Taşıyıcı olan davalı hırsızlık olayı nedeniyle zararın tamamından sorumlu olup zararın ,taşınanın teslim alındığı yer ve zamandaki değerine göre hesaplanması gerekmektedir.Davacı tarafça toplam 20 adet ürünün zarar gördüğü ve 20 adet ürün bedeli ödendiği ve bu bedelin tazmini talep edilmiş olup dava dışı sigortalı tarafından toplam 4 ana 8 alt ürün zararlarının bulunduğu,3 ana 6 alt ürünün taraflarına teslim edildiği ancak kullanılamaz halde olduğu belirtilmiş olup ürünlerin kullanılamaz halde olduğuna dair davacı tarafça hiç bir delil sunulmadığından ,3 ana 6 alt ürün bedelinin davalıdan tazmini talebi yerinde görülmemiştir.Kayıp olan 1 ana 2 alt ürün bedelinden davalının sorumlu olduğu,  29/03/2018 tarihli faturaya göre, 1 ana ürün bedelinin  8.524,32 USD  ve kurun o tarihte 4.081-TL olduğu (8.524,32X4,081), dolayısıyla ürün/zarar bedelinin 34.787,75 -TL olduğu, 1 alt ürün bedelinin 1.065,54 USD ve kurun o tarihte 4.081-TL olduğu  dolayısıyla ürün/zarar bedelinin ( 1.065,54 X4,081X2 )  8.696,94-TL  olduğu ve toplam zarar miktarının 43.484,69-TL olduğu ,davanın açıldığı tarihte davacının bu miktar yönünden davayı açmakta haklı olduğu anlaşılmış,ürün bedelinin belirli olması ve zararın hırsızlık olayı neticesinde meydana gelmesi, davalının tam kusurlu olması nedeniyle alacağın likit olduğu ve icra inkar tazminatı ödemesi gerektiği kabul edilmiştir. Davacı tarafça her ne kadar tazminat talep edilmiş ise de temerrüde konu ihtarın davalıya yapılan tebliğinin ispatlanamadığı anlaşıldığından faiz talebi yerinde görülmemiştir. \" gerekçeleri ile; \" 1-Konusuz kalan davanın esası hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Alacağın likit olması nedeniyle  43.484,69 TL alacak üzerinden %20 oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ... \" karar verilmiş ve verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin, bütün dünyada bilinen/ tanınan ... logosu ile ... hızlı kargo taşımacılığı işi ile iştigal etmekte olduğunu, Taşımasını üstlendiği paket ve kargoların toplandığı, teslim edileceği adrese göre ayrıştırmasının yapıldığı, İstanbul'un iki yakasında iki büyük aktarma merkezi ve Ankara, İzmir, Bursa, Adana, Antalya gibi Türkiye'nin büyük illerinde ve bazı bölgelerinde aktarma merkezleri bulunmakta, taşımasını üstlendiği kargoların toplamasını ve dağıtımını yapmak bakımına Türkiye'nin birçok ilinde/ bölgesinde şubesi veya acentesi bulunmakta olduğunu, Müvekkil şirket ile davacı sigorta şirketinin sigortalısı dava dışı ... Tic. A.Ş. ile müvekkil şirket arasında akdedilen taşıma sözleşmesi gereğince adı geçen firmanın Türkiye genelindeki kargo taşımalarının müvekkil şirket tarafından yapılmakta olup, adı geçen firmaya ait bir kısım kargonun da içinde bulunduğu müvekkil şirketin taşımasını üstlendiği bir kısım paket/ kargo, alıcılarına teslim edilmesi bakımından, müvekkil şirketin Mahmutbey Aktarma Merkezinden, Büyükçekmece acentesinin bulunduğu adrese götürülmek üzere 30.03.2018 günü Büyükçekmece acentesi olan dava dışı ... personeli tarafından adı geçen acenteye ait ... plaka sayılı araca yüklendiğini ve müvekkil şirketin Mahmutbey aktarma merkezinden ayrılmış olduğunu, daha sonra Büyükçekmece acentesinin, müvekkil şirkete yaptığı bilgilendirmeye göre ... plaka sayılı aracın, içerisindeki müvekkil şirketin taşımasını üstlendiği, müvekkil şirket müşterilerine ait kargolar ile birlikte çalındığı bilgisi verilmiş olduğunu, Büyükçekmece acentesinin daha sonra aracının emniyet kuvvetleri tarafından bulunduğunu, araç içerisinde bir kısım kargonun bulunduğunu, bir kısım kargonun ise kayıp olduğu/ çalındığı bilgisinin müvekkil şirkete verildiğini, Bunun üzerine emniyete/ kolluğa gerekli başvurunun yapıldığını ve kargosu kayıp olan/ çalınan müvekkil şirket müşterilerine de gerekli bilgilerin verildiğini, kayıp olan/ çalınan kargoların arasında, davacı sigorta şirketinin sigortalısı ... Bilgisayar firmasına ait, ... taşıma takip numaralı, ... taşıma takip numaralı, ... taşıma takip numaralı, ... taşıma takip numaralı ( 4 ) KAP gönderisinin bulunduğu hususunun ... Bilgisayar firmasına bildirilmesi üzerine, adı geçen firmanın müvekkil şirkete tevdi ettiği 02.04.2018 tarihli hasar / kayıp tazmin talep yazısı ile sözü edilen ( 4 ) KAP gönderi içerisinde 4 adet ana ürün, 8 adet ana ürün modülü, 8 adet alt ürün olmak üzere toplam 20 adet ürün olduğunu ( yani her bir kap içinde adet ana ürün, 2 adet ana ürün modülü ve 2 adet alt ürün ) belirterek, bu ürünlerin, dava dışı gönderi alıcısı ... firmasına KDV dahil 186.651,33 TL bedel ile satıldığını gösterir, adı geçen firmaya keşide ettiği 29.03.2018 tarihli satış faturasını da ekleyerek, her nedense, 266.675,34.-TL sının tazmin edilmesini talep etmiş olduğunu,   Dava dışı gönderen/ taşıtan firmanın tazmin talebini irdeleyen müvekkil şirketin ilgili departmanının, 31.07.2018 tarihli cevabi yazısı/ kararı ile taşıyıcı müvekkil şirketin sorumlu olduğu tutarın, kayıp olan / çalınan 4 kap gönderinin brüt ağırlığının her bir kg ı için 8,33 SDR karşılığı Türk Lirası ile sorumlu olduğunu, SDR karşılığı olarak fatura keşide edilmesi halinde karşılığının ödeneceğini belirtmiş olduğunu,   Sonrasında, Bağcılar Emniyet Müdürlüğünden müvekkil şirketin aranıldığını, dava dışı sigortalı taşıtan firmaya ait çalınan gönderileri dava dışı sigortalı şirkete satmak isteyen  kişilerin Emniyet tarafından yakalandığı ve yanlarındaki gönderiler ile birlikte emniyette olduğunun belirtildiğini, müvekkil şirketin ilgili departmanı yetkililerinin Emniyet Müdürlüğü'ne gittiğini, bu kişilerin yanında ele geçirilen dava dışı sigortalı gönderen/ taşıtan şirkete ait üç kap gönderinin müvekkil şirket yetkilisine teslim edildiğini, müvekkil şirketin de üç kap gönderiyi dava dışı taşıtan/ gönderen ... Bilgisayar firmasına teslim etmiş olduğunu,  - Davacı sigorta şirketinin, 31.08.2018 tarihli yazısı ile sözü edilen gönderi sebebiyle dava dışı sigortalısı ... Bilgisayar firmasına 82.780,93.-TL tutarında ödeme yaptığını, bu tutarın kendilerine ödenmesini istediğini, anılan yazı ekinde de ödemeye dayanak olarak gösterilen sigorta ekspertiz raporunun ibraz edilmiş olduğunu, Dayanak sigorta ekspertiz raporunda, sigorta poliçesinde, ... firmasının özmal araçları veya alt taşıyıcıları/ kiralayacağı araçlarla yapacağı taşımalarda, taşımayı yapan nakliyecinin bir tüzel kişilik olması halinde teminatın geçerli olacağının belirtildiği, aksi halde teminatın geçersiz sayılacağı, söz konusu hasarın ödenip/ ödenmemesinin sigortacının takdirinde olduğunun belirtildiği hususunun görüldüğünü, zararın/ hasarın, dava dışı müvekkil şirketin Büyükçekmece acentesi ... isimli acenteye ait araç ile kargoların dağıtımının yapılacağı Büyükçekmece'deki adresine götürülmesi esnasında meydana geldiği, dolayısı ile alt taşımayı yapan bu firmanın tüzel kişilik olmadığı, keza, 4 kap içindeki ürünün, gönderi alıcısı firmaya keşide edilen 29.03.2018 tarihli satış faturası ile KDV dahil 186.651,33.-TL bedel ile satıldığını gösterir satış faturasının, dava dışı sigortalı gönderen/ taşıtan tarafından ibraz edildiği, çalınma olayını müteakip üç kap gönderinin Emniyet tarafından bulunduğu ve müvekkil şirkete teslim edildiği, müvekkil şirketin de dava dışı sigortalı taşıtana/ gönderene teslim ettiği, dolayısı ile dava dışı sigortalıya ödendiği belirtilen tutarın hem poliçe hükümlerine uygun olmaması, hem de bulunamayan / kayıp olan 1 kap gönderi içeriği ürünün bedelinden fazla olması sebebiyle müvekkil şirketin, davacı sigorta şirketinin ödeme talebini kabul etmediğini ve SDR hesabı ile ödeme yapabileceğini belirttiğini, bunun üzerine davacı sigorta şirketinin 07.11.2018 tarihinde, Bakırköy ... İcra Müdürlüğü' nün ... Esas sayılı icra takip dosyası ile müvekkil şirket ve dava dışı, müvekkil şirketin Büyükçekmece acentesi olan ... aleyhine icra takibine giriştiğini, sigortalısına ödediğini belirttiği 82.780,83.-TL sı asıl alacak ve 4.555,21.-TL sı işlemiş faiz olmak üzere toplam 87.336,64.-TL'sinin tahsilini istediğini, 15.11.2018 tarihli dilekçeleri ile icra takibine/ borca/ işlemiş faize itiraz edildiğini, sigorta şirketlerinin, sigortalısına ödediği tutarı değil, sigortalısı taşıtanın/ gönderi alıcısının, TTK hükümlerine tevfikan taşıyıcıdan talep edebileceği tutarı taşıyıcıdan talep edebileceğinin izah olunduğunu, taşıyıcının, kayıp- hasar/ geç teslim sebebiyle sorumlu olup olmadığı, sorumlu ise sorumu olduğu tutarın ne kadar olduğu hususlarının mahkemenin muhakemesine/ yargılamaya muhtaç olduğunun izah edildiğini, taşıtanın, taşıyıcıdan talep edebileceği kayıp tazminatının, TTK unun 880.maddesine göre, taşıma esnasında kayıp edilen eşyanın, taşımadan hemen önce satışı yapılmış ise satış faturasında gösterilen tutar olacağının hüküm altına alındığı, dava dışı sigortalı taşıtanın tazmin talep yazısı ekinde ibraz ettiği, Gönderi alıcısına keşide ettiği satış faturasında satış bedeli KDV dahil 186.651,33 TL olmasına rağmen, dava dışı sigortalının sözü edilen 4 kap gönderi içerisinde KDV dahil 266.675,34.-TL talep etmesinin TTK unun 880.maddesi hükmü ile uyuşmadığı, keza, 4 kap gönderiden 3 kabının bulunup dava dışı sigortalı gönderene teslim edildiği, dolayısı ile bulunamayan 1 kap gönderi içeriğindeki  1 ana ürün, 2 ana ürünün modülü ve 2 alt ürün bedelinin icra takibine konu edilen tutarda olmasının mümkün olmadığı, keza, taşıyıcının sorumluluğunun TTK unun 882. maddesi ile kayıp edilen eşyanın brüt ağırlığının her bir kg ı için 8,33 SDR nin karşılığı ile sınırlandırıldığı hususlarının arz ve izah olduğunu, icra takibine, borca itiraz edildiğini, sigortacının icra takip tarihinden öncesi için işlemiş faiz talep edemeyeceği izah olunarak faize itiraz edilmiş olduğunu, Yasal süresi içinde icra takibine/ borca ve tekmil ferilerine, müvekkil şirket tarafından itiraz edildiği için icra takibinin müvekkil şirket yönünden durduğunu, icra takibine itiraz etmeyen müvekkil şirketin Büyükçekmece acentesi ... yönünden ise icra takibinin kesinleşmiş olduğunu, Davacı acentenin, müvekkil şirketin icra takibine yönelik itirazının iptaline karar verilmesi talebi ile huzurdaki davayı ikame ettiğini, itirazın haksız olduğunu, alacağın likit olduğunu iddia ederek % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ettiğini, 4 kap gönderiden 3 kap gönderinin emniyet tarafından bulunduğu, müvekkil şirkete teslim edildiği, müvekkil şirketin de dava dışı sigortalı taşıtana teslim ettiği, bu hususun dava dışı sigortalı gönderen / taşıtandan sorulması halinde sübut bulacağı, keza gerekir ise dava dışı gönderen/ taşıtanın ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi neticesinde bu hususun sübut bulacağı, kaldı ki ibraz ettikleri belgeler ile de bu hususun açık bir şekilde anlaşıldığının arz ve izah olunduğunu, delillerinin ibraz edildiğini, icra takibine itiraz dilekçelerinde izah olunanın, taşıyıcının taşıma esnasına kayıp edilen/ hasara uğrayan veya geç teslim etme sebebiyle sorumlu olup / olmadığı, sorumlu ise sorumlu olduğu tutarın ne kadar olduğu hususunun mahkemenin muhakemesine muhtaç olduğu, yargılamaya muhtaç olduğu, dolayısı ile ortada likid bir alacak bulunmadığı hususlarının izah olunduğunu, bu hususa yönelik Yargıtay emsal kararlarının da bu yönde olduğunun izah olunduğunu ve davacı sigorta şirketinin icra takip talebi haklı dahi olsa, müvekkil şirketin sorumluluğunun bulunup/ bulunmadığı, sorumlu ise tutarının ne olduğu hususunun mahkemenin muhakemesine muhtaç olması/ yargılamayı gerektirmesi sebebiyle davacı sigorta şirketinin icra inkar tazminatı talebinin her halükarda reddine karar verilmesinin talep edildiğini, Yargılama esnasında dava dışı ... firmasına müzekkere yazıldığını, sözü edilen 4 kap gönderiden bulunup kendilerine iade/ teslim edilen eşya/ ürün ile ilgili olarak bilgi vermesinin istenildiğini, ... firmasının müzekkere cevabında, kendilerine teslim edilen ürünlerin tablosunun yapıldığını, hala kayıp olan/ teslim edilmeyen 1 adet ana ürün ve 2 adet alt ürün olduğu hususlarının ürünlerin kodu/ seri numarası belirtilerek mahkemeye izah edildiğini,   Bu esnada, dava dışı sigorta şirketinin, icra takibi müvekkil şirketin Büyükçekmece acentesi olan  ... yönünden kesinleştiği için cebri icra işlemlerine giriştiğini ve icra takip tutarını, dosya borcunun tamamını, ... tahsil ettiğini, Halbuki icra takibine konu edilen tutarın, kayıp olan 1 kap gönderi içeriği ürün bedelinin çok üzerinde bir tutar olup, davacı sigorta şirketinin haksız yere kazanç elde etmiş olduğunu, davacı sigorta şirketinin ilk derece mahkemesine arz ve ibraz ettiği dilekçesi ve beyanı ile dosya alacağını tahsil ettiği, davanın konusuz kaldığı belirtilerek davanın yargılama gideri ve icra inkar tazminatı yönünden devamına karar verilmesinin talep edildiğini, İlk derece mahkemesinin, taşıma uzmanı olduğu belirtilen bilirkişiden rapor istihsal ettiğini, raporların ... Bilgisayar firmasının müzekkere cevabı ile uyuşmadığını, tamamen aykırı bir şekilde, davacı sigorta şirketinin yönlendirmesi ile satış faturasına aykırı olarak düzenlenen sigorta ekspertiz raporuna dayalı olarak düzenlendiğini, bu hususların ilk derece mahkemesine detaylı olarak izah olunduğunu, bilirkişi raporlarının TTK'nın 880. maddesi hükmüne uygun olmadığının izah olunduğunu,  İlk derece Mahkemesinin ittihaz ettiği 2021/614 Esas 2023/483 Karar sayılı 31.05.2023 tarihli kararının iki sebeple istinaf edilmekte olduğunu,   Cevap dilekçelerinde ve sonraki dilekçelerinde davacı yanın icra inkar tazminatı talebinin hukuki dayanağının bulunmadığı, zira ortada likit bir alacak bulunmadığı, taşıyıcının, taşıma esnasında meydana gelen kayıp - hasar ve geç taşıma sebebiyle sorumlu olup/ olmadığının, sorumlu ise sorumlu olduğu tutarın ne olduğunun mahkemenin muhakemesine muhtaç olduğu, yargılamayı gerektirdiği hususlarının ilk derece mahkemesine defalarca arz ve izah edildiğini, Hal böyle iken ilk derece mahkemesinin, alacağın likit olduğunu belirterek, icra takibine konu edilebilecek tutarın 43.484,69 TL sı olduğunu tespit ettiğini, bu tutarın % 20 si oranında hesaplanacak icra inkar tazminatına hükmetmiş olduğunu, Halbuki bütün dilekçelerinde, taşıyıcı müvekkil şirketin, sözü edilen taşıma esnasında kayıp edilen/ çaldırılan gönderi - eşya sebebiyle sorumlu olup/ olmadığı, sorumlu ise sorumlu olduğu tutarın ne kadar olduğu hususlarının mahkemenin muhakemesine muhtaç olduğu, keza, davacı sigorta şirketinin, icra takibine konu ettiği tutarın, faturaya dayalı likit bir alacak olmadığı, dava dışı sigortalısına ödediğini iddia ettiği tutar olduğu, sigorta şirketlerinin, sigortalısına ödediği tutarı değil, dava dışı sigortalısının, taşıyıcıdan talep edebileceği tutarı, taşıyıcıdan talep edebileceği, bu itibarla da taşıyıcının sorumluluğunun, mahkemenin muhakemesine muhtaç olduğu, yargılamayı gerektirdiği hususlarının ilk derece mahkemesine arz ve izah edildiğini, davacı sigorta şirketi, icra takibine girişmekte haklı dahi olsa, icra inkar tazminatı talebinin hiç bir şekilde hukuki dayanağının bulunmadığını, Taşıma esnasında meydana gelen kayıp/ hasar ile ilgili olarak, ekte takdim edilen İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesi Başkanlığının 2018/2317 Esas 2020/1174 Karar sayılı 12.11.2020 tarihli EMSAL kararında ( EK - 1 ) aynen, \" ....alacağın miktarı yargılama ile belirlendiğinden ve likit sayılmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine, ...\" denildiğini, keza İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi Başkanlığı' nın 2018/83 Esas 2018/676 Karar sayılı 7.6.2018 tarihli EMSAL kararında ( EK - 2 ) aynen \" ....alacak likit olmadığından davacı yanın icra inkar tazminat isteminin reddine karar vermek gerekmiştir... \" denildiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 2016/14365 Esas 2018/7683 Karar sayılı 6.12.2018 tarihli emsal kararında da ( EK - 3 ) aynen \" ...( 3 ) Dava konusu olayda alacağın tam olarak belirlenmesi yargılamayı gerektiğinden likit olmayan alacaktan dolayı icra inkar tazminatına hükmedilmesi doğru görülmediği gibi... \" denilmek suretiyle, taşıyıcının, kayıp/ hasar ve geç teslim sebebiyle doğacak sorumluluğu mahkemenin muhakamesine muhtaç olduğundan/ yargılamayı gerektirdiğinden, davacı sigorta şirketinin icra inkar tazminatı talebinin her halükarda hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, bu itibarla da ilk derece mahkemesince icra inkar tazminatına hükmedilmesinin, haklı ve hukuki olmadığını, bu hususa yönelik itirazlarının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davacı yanın icra inkar tazminatı talebinin bu sebeple reddine karar verilmesini talep ettiklerini, İlk derece mahkemesi kararının açık olduğunu, konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini, dolayısı ile hüküm altına alınan bir alacak söz konusu olmadığını, hal böyle olmasına rağmen 1.478,82.-TL tutarında bakiye karar harcına hükmedilmesinin hukuki dayanağı bulunmadığını, bu hususa yönelik istinaf itirazlarının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının bu sebeple de kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiklerini beyanla; Açıklanan nedenlerle; İlk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, Konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, İcra takibine konu edilen alacak yargılamayı gerektirdiğinden, likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Davacı vekili tarafından istinafa gelinen kararın kesin olup, istinaf incelemesine konu edilemeyeceği ileri sürülmüş ise de; feriler asıl hükme tabi olup, Mahkemece haklı görülen ve davalının istinafa konu yaptığı miktar yönünden karara ilişkin istinaf kanun yolu açık olduğundan davacı vekilinin söz konusu iddiasına itibar edilmeyerek istinaf incelemesi yapılmasına karar verilmiştir. Dava; davacının taşımaya konu emtianın zayi olması sebebiyle nakliyat abonman sigorta poliçesi kapsamında dava dışı sigortalısına yapılan zarar ödemesinin taşımaya konu emtianın zayi olmasında davalı taşıyanın kusurlu olduğu iddiası ile rücuen alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali talebine ilişkindir. Mahkemece icra takibine konu borcun dava dışı icra takibinin diğer borçlusu ... tarafından ödenmesi ve icra takibinin infazen kapatılması sebebiyle konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve davacının dava açmakta haklı olduğu miktar üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından davacı lehine icra inkar tazminatı hükmedilmesi ve konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesine rağmen nispi karar ve ilam harcına hükmedilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Taraflar arasındaki istinafa gelen temel ihtilaf; icra inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı ve konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi halinde hükmedilecek karar ve ilam harcının maktu mu nispi mi olacağı hususlarındadır. Somut uyuşmazlıkta; davacı vekili, dava dışı sigortalısı tarafından yurt içindeki firmalara satılan dava konusu emtianın nakliyesi için sigortalısı ve davalı arasında taşıma sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşme kapsamında taşınması için davalıya teslim edilen emtianın taşıma sürecinde iken çalındığını ve emtianın zayi olduğunu, emtianın zayi olması sebebiyle nakliyat abonman sigorta poliçesi kapsamında sigortalısına uğradığı zarar sebebiyle 82.780,83 TL ödeme yaptığını ve sigortalısına halef olduğunu, emtianın çalınması ve zayi olmasında davalının kusurlu olduğunu, ödenen bedelin halefiyet hükümleri gereğince davalıdan rücuen tahsili için başlatılan icra takibine haksız itiraz edildiğini, haksız itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı tarafından Bakırköy ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takip dosyasında davalı ve dava dışı .... aleyhine 82.780,83 TL asıl alacak ve 4.555,21 TL işlemiş faiz alacağının tahsili için icra takibi başlattığı ve davalı borçlunun icra takibine itiraz etmesi sebebiyle icra takibinin durduğu görülmüştür. Mahkemece çalınıp bulunamayan ve dava dışı sigortalıya iade edilmeyen ürün bedeli olan 43.484,69 TL bedelden davalının sorumlu olduğu ve davacının bu bedel alacak talebinde haklı olduğu, davalının pervasızca davranışı sebebiyle sınırlı sorumluluktan faydalanamayacağı, çalınan ve iade edilmeyen emtia bedelinin fatura ile belirli olması sebebiyle alacak likit olarak kabul edilmek suretiyle davacının haklı olduğu kabul edilen bedel üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. Ancak icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. (Hukuk Genel Kurulu’nun 07.06.2006 tarih 2006/19-295 Esas, 2006/341 Karar sayılı kararı). Oysa somut uyuşmazlıkta dava konusu emtianın zayi olmasında davalının kusurlu olup olmadığı, kusur oranı, emtianın ne kadarının zayi olduğu, emtianın zayi olması sebebiyle uğranılan zarar miktarı, zayi olan ve faturası bulunan emtianın fatura bedelinin zayi olduğu tarihteki rayice uygun olup olmadığı, davalının sınırlı sorumluluktan yararlanıp yararlanmayacağı, yararlanması halinde sorumlu olduğu zarar miktarı, yararlanmaması halinde sorumlu olduğu zarar miktarı, halefiyet şartlarının oluşup oluşmadığı hususları ihtilaflı olup, yargılamayı gerektirmektedir. Dolayısıyla dava ve icra takibine konu alacak likit nitelikte değildir. Nitekim davacı tarafından 82.780,83 TL asıl alacak ve 4.555,21 TL işlemiş faiz alacağı üzerinden icra takibi başlatılmasına ve bu bedel üzerinden dava açılmasına, Mahkemece ise dava dışı sigortalıya iade edilmeyen ürün bedeli olan 43.484,69 TL bedel üzerinden davacının haklı bulunmasına rağmen alacağın likit olarak kabul edilerek koşulları oluşmamasına rağmen davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi isabetli olmamıştır. Davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür. Mahkemece icra takibine konu borcun ödenmesi ve icra takibinin infazen kapatılması sebebiyle konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Bu durumda Mahkemece işin esası hakkında karar verilmediğinden davalı aleyhine maktu karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerekirken nispi karar ve ilam harcına hükmedilmesi de isabetli olmamıştır. Davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmüştür. Açıklanan nedenlerle, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 31/05/2023 tarih ve 2019/614 Esas - 2023/483 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden; Dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle; Konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, Davacı vekilinin icra inkar tazminatı talebinin koşullarının oluşmaması sebebiyle reddine, <br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 1.054,81 TL harç ile icra veznesine yatırılan 436,81 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.221,77 TL harcın talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yatırılan 44,40TL başvurma harcı ve 269,85 TL peşin harç toplamı olan 314,25 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davacı tarafından sarf edildiği anlaşılan 1.500,00 TL bilirkişi ücreti ile 233,15 posta masrafı olmak üzere toplam 1.733,15TL yargılama giderinin haklılık oranına göre hesap edilen (% 49,79) 862,94 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davalı tarafından sarf edildiği anlaşılan 750,00 TL bilirkişi ücretinin haklılık oranına göre hesap edilen (% 50,21) 376,57TL'sinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre haklı görülen miktar ve tarifenin 13/1 maddesi dikkate alınarak takdir edilen 9.200,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,7-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre haksız görülen miktar ve tarifenin 13/1 maddesi dikkate alınarak takdir edilen 9.200,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin haklılık oranına göre hesap edilen (% 49,79) 657,22 TL'sinin davalıdan tahsili ile, bakiye 662,78 TLsinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 9-Bakiye gider avansı bulunması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, <br>İSTİNAF YÖNÜNDEN: 10-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 11-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 12-Bakiye gider avansı bulunması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 13-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 23/11/2023 tarihinde HMK' nın 362/1-a maddeleri gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6f31e2bff69862f5","SID":"deb0d06c23979153"}}