{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS  NO: 2023/2226 <br>KARAR NO: 2023/2281<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 15/06/2023<br>ESAS NO: 2022/1245<br>KARAR NO: 2023/602<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:14/12/2023<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ:14/12/2023<br>Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/06/2023 tarih ve 2022/1245 Esas 2023/602 Karar sayılı ilamına karşı ,davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle; müvekkilinin davalı kooperatife olan borcunu eksiksiz ödeyip üyelikten doğan giderlerini tamamen ödemiş ve hak sahibi olduğu taşınmaz devri 2014 tarihinde yapıldığını,  müvekkilinin başkaca sorumluluğu kalmadığı halde davalı kooperatif tarafından olağan yönetim giderlerinden olmayan ve çeşitli ad ve isimler altında inşaat giderleri, devam eden inşaat ödemeleri gibi ödemeler talep edilmekte ve cebri icra tehdidinde bulunulduğunu,  bunlara örnek olarak müvekkilin borcu bulunmadığı halde 9.755 TL tutarında ödeme talep edildiğini,  müvekkilin borcunu tamamlayıp tapusunu devraldıktan sonra dahi bu talepler sebebiyle yüklü miktarda paralar ödemek zorunda kaldığını, Kooperatifler Kanunu' na Geçici 11. Maddesi ihdas edildiğini,  bahse konu yasa maddesi 15/06/2022 tarihinde resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdiğini, ilgili yasa maddesi uyarınca davanın kabulüyle müvekkilinin davalıya borcu bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>DAVALI VEKİLİNİN İLK  DERECE MAHKEMESİNE SUNMUŞ OLDUĞU CEVAP DİLEKÇESİNDEN ÖZETLE; Arabuluculuk görüşmesi yapılmaksızın açılan iş bu dava yasaya aykırı olduğunu, müvekkili kooperatifin unvanından anlaşılacağı üzere müvekkili kooperatif toplu konut kooperatifi olup konut imalatlarını etap etap yapmadığını, dolayısıyla davacı tarafından her ne kadar 1103 sayılı Kooperatifler Kanunun Geçici 11. Maddesi gereğince dava açıldığı belirtilmiş ise de geçici 11.madde de sayılan şartları sağlamayan davacının açtığı davanın bu yönü ile reddi gerektiğini, 7410 sayılı Çevre Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun uyarınca Kooperatifler Kanuna eklenen geçici 11.madde somut davaya uygulanma ihtimali olan bir madde ise de söz konusu düzenleme açıkça Anayasaya aykırılık teşkil ettiğini, bu kanun çerçevesinde her ne kadar Kayseri ilinden bahsedilip genel bir düzenleme gibi bir görüntü verilmeye çalışılsa da kişi veya zümreye özgü kanun çıkartıldığını, zümre veya kişi  için kanun çıkartılması Anayasada yer bulan Kanunlar önünde eşitlik ilkesini tam anlamı ile ihlal ettiğini, yine kanunlaştırılan geçici 11.maddede kooperatifçe tahakkuk ettirilen borcun ödenmesi ibaresi yer almış ise de gelişen ekonomik süreçler çerçevesinde kooperatifçe çıkartılan borçların piyasa gerçeklerinden uzaklaşması pratik olarak günümüzde yaşandığından bu düzenleme ile çıkartılan borcu ödeyen kooperatif üyelerinden kalan imalatı tamamlayacak oranda bir bedel tahsil edilmemesi durumunda kalan üyelerin bu parayı tamamlaması gibi bir sonuç doğacağı için kanun ile anayasaya aykırı olarak tam bir eşitsizlik durumu yaratıldığını, geçici 11.madde ile kesinleşmiş mahkeme kararlarına dahi müdahalede bulunarak kanunların geriye yürümezliği ilkesi ihlal edildiğini, zira yasa metninde kesinleşen mahkeme ilamları karşısında borçlu olunmadığının tespitine dair dava yetkisi oluşturulduğunu, kesinleşmiş mahkeme kararları ile alacak elde eden kooperatiflerin bu paraları iade edilmesi konusuna yol açacak şekilde yapılan düzenleme yine hukuk devletinde olması gereken hukuki güvenlik ilkesine aykırı olduğunu, 7410 sayılı Çevre Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun uyarınca Kooperatifler Kanuna eklenen geçici 11.maddesinin Anayasaya aykırı olması nedeniyle iş bu maddenin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda \"...Yapılan yargılama, sunulan delil ve belgeler ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının davasının dava şartları bakımından noksansız olduğu, davacının dava açmakta korunmaya değer güncel bir hukukî menfaati bulunduğu, davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan mevzuata göre davanın yasal dayanağı olduğu, yukarıda yapılan genel açıklamalar ve emsal nitelikte kararlar gereğince davanın konusuz kaldığı ve konusuz kalan dava hakkında esasa dair bir karar verilmesinin yerinde olmadığı kanaatine varılmakla esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar vermek gerekmiştir. Yargılama giderleri bakımından yapılan değerlendirmede; esas hakkında bir karar verilmeyen hallerde, tarafların, davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre bir karar verilmesi gerektiği fikri mahkememizce de benimsenmiş olup; Anayasa Mahkemesinin iptal kararından önce ve iptal edilen yasal düzenleme dayanak gösterilerek eldeki davanın açıldığı ve fakat anılan yasal düzenleme dikkate alındığında, davacı tarafın, Geçici 11. maddenin 2. fıkrası kapsamında menfi tespit davası açabilmesi için, hakkında başlatılmış olan icra takibinin durması üzerine davalı kooperatifin itirazın iptali davası açmış olması, bu davayı kazanmış olması, hükmün kesinleşmiş olması, yahut hüküm kesinleşmemiş olsa dahi verilen mahkeme hükmü ile birlikte icra takibinin kesinleşmesi halinde, borçlu olmadığının tespitine ilişkin, yasanın yürürlük tarihinden itibaren 6 aylık süre içerisinde açılacak bir dava olması gerektiği, oysa ki davacının davasının anılan yasal düzenlemede belirtilen şeklî koşulları taşımadığı anlaşılmaktadır. Esasen anılan yasal düzenlemenin şeklî koşulları sağlayan kooperatif üyesi davacılara davada haklılık sağlayacağı kuşkusuzdur. Zira, yasal düzenlemede bizatihi kesinleşen ilamlara dayanılarak devam eden takipler ile kesinleşen icra takiplerine son verilmesi için menfi tespit davası açma hakkı tanınmaktadır. Oysa ki davacı, iptal edilen 1163 sayılı Koop. Kanunu'nun Geçici 11. maddesindeki bir kısım hukukî işlemlerin hükümsüz olduğunu öngören 1. fıkradaki emredici hükme dayalı olarak hükümsüzlüğün (ve bu kapsamda borçsuzluğunun) tespiti için bu davayı açmış bulunmaktadır. Dava açmakta korunmaya değer güncel bir hukukî menfaati bulunan davacın, yasal düzenlemede aranan dava açmaya ilişkin şekli şartları taşımadığından davanın esası yönünden haklı olmadığından bahsedilemez. Kanun koyucu 2. fıkradaki düzenlemede ile kesinleşen ilâmlara dayanılarak devam eden takipler ile kesinleşen icra takiplerine son verilmesi için bir formül geliştirerek, bu durumda olan Kayseri ilindeki yapı kooperatifi üyelerine menfi tespit davası açarak ve davayı açtığına dair belgeyi icra dairesine sunarak icra takiplerini durdurma imkânı getirmektedir. Bununla beraber Kayseri ilindeki bir yapı kooperatifi, yönetim giderleri dışında her ne ad altında olursa olsun üyelerini borçlandırıcı bir işlem yaptıklarında (yetkili organlarında bu konuda karar aldıklarında), henüz icra takibi başlatmamış dahi olsalar, üyelerin hukukî durumunu değiştirecek bu işlemlere karşı üyenin, mevcut hukukî durumunun korunması maksadıyla mahkemeye başvuruda bulunmasını haklı saymak gerekir. Aksi taktirde Geçici 11. maddedeki düzenlemenin yalnız kesinleşen ilamlara dayanılarak devam eden takipler ile kesinleşen icra takiplerine son verilmesi için ihdas edildiği gibi dar bir anlam ortaya çıkacak, hükümsüzlüğe ilişkin ilk fıkra hükmü, ikinci fıkra hükmüne bağlı olmak kaydıyla bir anlam taşıyacaktır. Oysa ki yasanın lafzından yahut maddenin gerekçesinden böylesine dar bir anlam çıkarılamaz. Sonuç olarak; davacıya konutun tapuda devrinin yapılmasından sonraki dönemler için davalı ... kooperatifi tarafından yönetim giderleri hariç olmak üzere borçlandırmalar yapıldığı, her ne kadar davacı hakkında ilamsız icra takibi başlatılmamış, dava açılmamış, dava, davalı... kooperatifi lehine sonuçlanmamış olsa dahi; Geçici 11. madde çerçevesinde hukuksal korunma talep eden davacının, yasal süresi içerisinde bu davayı maddenin birinci fıkrasında ifade edilen emredici hükme dayalı olarak hükümsüzlüğün ve borçsuzluğun tespiti (menfi tespit) için açtığı ve fakat dava devam ederken davaya dayanak teşkil eden yasal düzenlemenin Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edildiği, davanın bu suretle konusuz kaldığı, davanın açıldığı tarih itibariyle davacının dava açmakta haklı olduğu, dolayısıyla iptal edilen yasal düzenleme gereğince hukuksal koruma talep eden davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmiş, kendisini vekil ile temsil ettiren davacı lehine yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince maktu vekâlet ücreti taktir olunarak  hüküm tesis edilmiştir.1-Davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA...\" dair karar verilmiştir. <br>İş bu kararı  davalı  vekili süresinde istinaf etmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davalı vekilinin istinaf dilekçesinden özetle; vaki davanın kooperatifler kanununa eklenen geçici 11. Maddesi gereğince açılan menfi tespit davası olduğunu, kanun maddesinin Anayasa Mahkemesi'nin 16/02/2023 tarih 2022/126 Esas, 2023/29 Karar sayılı kararı ile iptal edildiğini, Resmi Gazete'nin 09/03/2023 tarih ve 32127 sayılı sahifesinde yayınlandığını, her ne kadar mahkeme tarafından karar verilmesine yer olmadığı yönünde karar tesis edilmişse de  aleyhlerinde yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedildiğini, müvekkilinin kooperatifin ne kanun koyucu ne de Anayasa Mahkemesi olduğunu, dolayısıyla haksız olarak çıkartılan ve haklı olarak iptal edilen bir kanun ile alakalı olarak hiç bir kusuru bulunmayan müvekkilinin kooperatifin aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin yasaya aykırı olduğunu, kaldı ki davacının iş bu davayı açarken haklı veya haksız olduğunun tespit edilmeksizin müvekkili kooperatifin külliyen haksız olduğunu,  davacının ise davanın açılmasında haklı olduğunun kabulü ile müvekkili aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücreti tahmilinin yasaya aykırı olduğunu, yine vaki davada davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına değil davanın reddine karar verilmesi gerekip yargılama giderleri ve vekalet ücretinin lehlerine hükmedilmesi gerektiğini, açılan davada davacının hukuki yararının bulunmadığını, zira müvekkilini kooperatif tarafından davacı hakkında dava tarihi itibariyle hiç bir yasal işlem yapılmadığını, her harukalde dava tarihi itibariyle muaccel hale gelmeyen aidatlar içinde genel kurulda alınan tüm meblağ üzerinden menfi tespit davası açılmasında davacının hukuki yararı bulunmadığını, mahkemenin bu husus dikkate alıp davanın reddine karar verilmesinin ve lehlerine masraf ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu şekilde karar verilmesinin yasaya aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda;<br>İstinaf incelemesine konu kararda yazılı açıklamalara, yasal sebep ve gerekçelere binaen istinaf edilen kararda aşağıda yazılan nedenler dışında usul, yasa ve dosya kapsamı yönlerinden bir aykırılık bulunmadığı, bu nedenlerle davalının aşağıdaki paragrafın dışında kalan istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı değerlendirilmiştir. Ancak somut uyuşmazlıkta;<br>Mahkemece her dava dava açıldığı tarihteki şartlar itibariyle değerlendirilmesi gerektiğinden eldeki dava yönünden, davacı vekilinin dava dilekçesinde  açıkça, Anayasa Mahkemesinin 16.02.2023 tarih ve 2022/126 Esas, 2023/29 Karar sayılı kararı ile iptal edilen 7410 sayılı Kanun'un 2 maddesi ile 1163 sayılı Kanun'a eklenen geçici 11 inci maddesi kapsamında dava açması hali nazara alındığında  işbu davanın, Anayasa mahkemesince davadan sonra iptaline karar verilen 1163 sayılı yasanın geçici 11. Maddesine dayanılarak açılmış olması ve yargılama sırasında sözkonusu yasal düzenlemenin iptal edilmiş olması sebebiyle dayanak yasanın ortadan kalkması nedeniyle dava konusuz kaldığından dolayı esası hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olduğundan ,gelinen aşama itibariyle işbu davada tarafların haklılık durumu belirlenemediğinden HMK 331/1 maddesi de nazara alınarak  davacı ve davalı lehine/aleyhine vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmemesi gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile  davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi yerinde görülmemiş,  belirtilen gerekçeyle davalı istinafı yerinde görülmekle, yargılamada kendisini vekille temsil ettiren davacı lehine maktu vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olmuştur. <br>Bu itibarla; davalı tarafın istinaf itirazı yerinde görülmekle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, ancak HMK'nın 353/1-b.2.maddesi gereğince araştırılması gerekli başka husus bulunmadığından kararın belirtilen yönünden yukarıdaki gibi düzeltilerek yeniden aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; <br>HMK 353/1-b.2 md. gereğince, Kayseri 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin istinafa konu edilen 15/06/2023 tarih ve 2022/1245E - 2023/602 sayılı kararının  KALDIRILMASINA, <br>Düzeltilerek yeniden karar verilmesine,  buna göre;<br>\"1-Davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, \t\t<br>2-Alınması gereken 269,85-TL maktu karar ve ilam harcının, davacı tarafından dava başında peşin olarak yatırılan 512,33-TL harçtan mahsubu ile artan 242,48-TL'nin karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine, <br>3-Davacı ve davalı tarafça yargılama boyunca yapılan yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına, <br>4- Taraflar lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, <br>5-Davacının yatırmış olduğu gider avansın artan kısmının karar kesinleştiğinde davacı  tarafa tarafa iadesine, \"<br>2-Davalı tarafından yapılan istinaf başvurusu yönünden yaptığı 738,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı'nın davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>3-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yatırılan istinaf  karar harcının talebi halinde istinaf başvurusunda bulunan davalıya iadesine,<br>4-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; HMK'nın 359/4 maddesi gereğince de karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-a bendi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi.14/12/2023<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7815e76b88f0bffe","SID":"b7d54f5b50846437"}}