{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ  : 23/11/2023<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ : ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ : 07/06/2023<br>DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ : 23/11/2023<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili özetle; müvekkilinin 09/10/2008 ila 22/12/2008 tarihleri arasında davalıya satıp teslim ettiği mallara karşılık bakiye alacağı için davalıdan aldığı 23/01/2009 keşide tarihli, 7.435,95-TL bedelli çekin ödenmemesi üzerine girişilen takipte davalı tarafından 2022 yılı ağustos ayında 25.660,00-TL ödeme yapıldığını, yapılan kesintilerden sonra müvekkiline 22.275,00-TL ödendiğini, takipten yaklaşık 14 yıl sonra yapılan bu ödemenin satışı yapılan mal bedelinin ödeme tarihindeki değeri karşısında müvekkilinin gerçek alacağını karşılamadığını, uygulanan avans faizinin de zararını karşılamaya yeterli olmadığını, müvekkilinin yapılan ödeme ile karşılanmayan alacağının tahsili için Antalya Genel İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası üzerinden genel haciz yoluyla takibe giriştiğini, davalının borç, faiz ve yetki yönünden takibe itiraz ettiğini belirterek; davalının takibe itirazının iptali ile takibin 55.000 TL asıl alacak, ödeme tarihi ile takip tarihi arasındaki dönem için 500,00 TL işlemiş faiz üzerinden devamına ve karar verilmesini % 20 oranından aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.<br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davalı vekili; müvekkilinin adresinin İstanbul olması sebebiyle davanın yetkili mahkemede açılmadığını, yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu, takip konusu borcun müvekkili tarafından ödendiğini belirterek, davanın öncelikle usul, sonra esas yönünden reddine ve tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>Mahkeme, davanın munzam zararının tahsili amacıyla girişilen takibe yapılan itirazın iptaline ilişkin olduğu, taraflar arasında bir sözleşme olmaması sebebiyle TBK’nın 89. maddesi gereğince yetkili mahkemenin alacaklının ikametgahı mahkemesi olarak kabulünün mümkün olmadığı, HMK'nın 6. maddesine göre, genel yetkili mahkemenin ve icra dairesinin, davalının yerleşim yeri mahkemesi olduğu, davalının yerleşim yerinin Tuzla/İstanbul olması karşısında yetkili mahkeme ve icra dairesinin İstanbul Anadolu Mahkemeleri ve İcra Daireleri olacağı gerekçesiyle davanın takibin başlatıldığı icra dairesinin yetkili olmaması sebebiyle usulden reddine karar vermiştir.<br>Karar, davacı tarafça istinaf edilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinafında özetle; davalının tacir, borcun da ticari borç olduğunu, para alacağına ilişkin asıl takibin kesinleştiğini, iş bu davaya konu alacağın kesinleşen  takipte belirlenen alacağının müvekkilinin gerçek zararını karşılamaması sebebiyle önceki takip dayanak edilmek suretiyle açılmış bir takip olması sebebiyle TBK'nın 89/1 maddesi gereğince yetkili icra dairesinin alacaklının ikameti icra dairesi olduğunu belirterek; kararın kaldırılmasına, davanın esasının incelenmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:<br>Dava, munzam zarar alacağının tahsili talebi ile girişilen takibe yapılan itirazın iptaline ilişkindir.<br>Uyuşmazlık, munzam zararın tahsili amacıyla girişilen takipte yetkili icra dairesinin davacının mı yoksa davalının ikametgahı üzerinden mi belirlenmesi gerektiği hususundadır. <br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Davaya konu Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası incelendiğinde; 07/09/2022 tarihinde davacı alacaklı tarafından 80.000,00-TL'si asıl alacak, 1.064,65-TL'si işlemiş avans faizi olmak üzere toplam 81.064,65-TL munzam zarar alacağının tahsili için genel haciz yoluyla takibe girişildiği, davalının süresinde icra dairesinin yetkisine, borca ve ferilerine yaptığı itiraz üzerine takibin durduğu, davalı tarafça yetkili icra dairesinin İstanbul Anadolu İcra Dairesi olduğunun belirtildiği görülmüştür.<br>Munzam zarara ilişkin TBK’nın 122. maddesinde, alacaklının temerrüt faizini aşan bir zararının olması halinde borçlunun hiçbir kusuru olmadığını ispatlamadığı sürece alacaklının bu zararını tazmin etmekle yükümlü olduğu belirtilmektedir. Buna göre munzam zarar, bir para borcunun ifasında temerrüt faizini aşan ve kusur sorumluluğuna dair ilkelere bağlı, borçlu borcunu ifada temerrüte düşmeseydi alacaklının malvarlığının kazanacağı değere bakılarak belirlenen bir zarardır. Bu haliyle asıl borçtan bağımsız yeni bir borçtur. O yüzden asıl alacağın dava konusu edildiği durumlarda bilahare munzam zararın talep konusu edilebilmesi için saklı tutulmuş olması da gerekmez.<br>Alacaklı munzam zararının varlığını, borçlu bu borçtan temerrüte düşmekte kusuru olmadığını ispat yükü altındadır. \t<br>TBK’nın 89/1. maddesine göre kural olarak “ Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde,” ödenir. Ancak bunun için borcun asıl borçtan bağımsız bir borç olmaması gerekir. Munzam zarar borcu ise; asıl borçtan bağımsız bir borçtur. Bu sebeple yetkili mahkeme genel hükümlere bakılarak belirlenmelidir. HMK'nın 6/1. maddesine göre de \"genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.<br>HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgiler, yasaya uygun gerektirici nedenler, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması, davalı yerleşim yerinin İstanbul Anadolu Mahkemeleri yetki çevresinde bulunduğu hususunda ihtilaf olmaması karşısında; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,<br>3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,  <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 352/1-b maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin 238.730,00 TL'nin altında olması nedeniyle kesin olarak karar verildi. 23/11/2023<br>\t\t\t\t<br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9073157912bc9c51","SID":"5d2639f31e4b81c3"}}