{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2021/1501 - 2023/1496<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2021/1501 <br>KARAR NO\t: 2023/1496<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                    K A R A R <br><br>BAŞKAN\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>KATİP\t\t: <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 07/12/2020<br>NUMARASI\t\t: 2019/224 E.  -  2020/444 K.<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t: <br><br>DAVALI\t:<br>VEKİLİ\t: <br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Marka Kararı İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 07/12/2020 tarih ve 2019/224 E. - 2020/444 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin \"...\" ibareli tanınmış çok sayıda markanın sahibi olduğunu, “... ...\", \"... \", \"... \" unvan ve markalarının müvekkili ile özdeşleştiğini, davalı şirketin ise müvekkili markalarıyla iltibasa sebebiyet verecek derecede benzer 2017/51422 başvuru numaralı ve \"... ...\" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, başvuruya yaptıkları itirazın davalı ...Kurumu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun kararıyla nihai olarak reddedildiğini, davalının yanılgıya sebebiyet verecek bir marka oluşturarak kötüniyetli hareket ettiğini, müvekkilinin “...” markasının önüne “...” ve “...” kelimelerini ekleyerek marka sulandırması yaptığını, dava konusu markada yer alan “...” ibaresini eğitim hizmetleri, özel okul faaliyetleri alanında ilk olarak müvekkilinin ve kardeş kurumun kullanması nedeniyle öncelikli hak sahibi olduğunu, davalı şirketin stok ve seri halde marka başvuruları yaptığını, bu hareketin de kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'nın 25.03.2019 tarih 2019-M-2649 sayılı kararının iptaline ve dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı ...Kurumu vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Diğer davalı şirket vekili, davaya süresinde cevap vermemiş, bilahare davanın reddini savunmuştur.  <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının \"... ...\" ibareli marka başvurusu ile davacıya ait \"...\" ibareli tescilli markalar arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, davalı başvurusundaki \"...\" ibaresinin yanında \"... ...\" ibaresi başvuru markasını davacı markasından uzaklaştırdığı gibi \"...\" ibaresinin de zayıf ve ayırtediciliği düşük olması nedeniyle taraf markaları arasında benzerlik oluşmadığı; ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, başvuruyu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının \"...\" ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, markalar arasında yanılgı yaşamayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/1. maddesindeki iltibasın bulunmadığı; davacı tarafın \" ... ...\" ibareli başvuru üzerinde SMK'nın 6/3. maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliğinin kanıtlanmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/5. maddesindeki tanınmışlık koşulunun da oluşmadığı, davacı tarafın \"... ...\" ibareli başvuru üzerinde SMK'nın 6/6. maddesi anlamında ticaret unvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiasının kanıtlanmadığı; dava konusu marka başvurusunun kötüniyetle yapıldığının da kanıtlanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde, davalı şirketin fiilen ve hukuken asla kullanmadığı ve kullanmayacağı yüzlerce marka tescili yaptığını, söz konusu marka tescillerinin stoklama, marka ticareti yapma ve başkalarının markalarıyla iltibas yaratma amacı taşıdığını, kötüniyetle yapıldığını, yanıltıcı olduğunu, benzer davalarda \"...\" ibareli markaların benzer bulunduğunu, başvuruda \"...\" ibaresinin belirgin şekilde öne çıktığını, diğer ibarelerin başvuruya ayırt edicilik katmadığını, başvurunun müvekkili markalarıyla iltibas oluşturduğunu, ilk derece mahkemesine davalının kötüniyetinin değerlendirilmediğini, \"...\" ibaresinin de zayıf olmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK marka kararı iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, \"... ...\" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet \"...\" asıl unsurlu markalar arasında, başvuru kapsamında yer alan 41. sınıf hizmetler yönünden 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin olmadığı, zira \"...\" ibaresinin 41. sınıf hizmetler yönünden ayırt ediciliği zayıf olduğu gibi Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 25.05.2016 tarih ve 2015/10945 E.- 2016/5739 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, başvuru konusu işaretin kapsadığı 41. sınıf hizmetlerin alıcılarının, dikkat düzeylerinin yüksek bulunduğu, bu nedenle taraf markalarının karıştırılmayacakları, ilk derece mahkemesi kararında belirtildiği gibi dava konusu başvurunun kötüniyetle yapıldığının da kanıtlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 59,30-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 210,55-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, \t<br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 24/11/2023 tarihinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 16/12/2023\t\t<br><br>Başkan<br><br>Üye<br><br>Üye<br><br>Katip<br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"253f617de304100a","SID":"33a44d4d91f63303"}}