{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1434 <br>KARAR NO: 2023/1137<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 05/10/2023<br>NUMARASI: 2023/547 D.İş -  2023/562 Karar<br>TALEP: İhtiyati Haciz<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/11/2023<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati haciz talep eden vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>TALEP: İhtiyati haciz talebinde bulunan alacaklı vekili dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin sattığı ... boya ve boya ürünü malları mukabili düzenlediği faturalar gereğince karşı taraftan 34.382.99 ABD doları alacaklı olduğunu, borçlu şirketin ise denizcilik sektöründe gemi işletmeciliği yapmakta olduğunu, ... ve ... adlı gemilerin teknik ve ticari işletmecisi olduğunu, fatura konusu boyaların gemilere teslim edildiğini, bu alışverişe ilişkin Cari Hesap Mutabakatını sunduklarını, tarafların arasında 2020 senesinde başlayan ticarette borçlu şirketin de kabul ettiği üzere 66.600.66 USD borcu olduğunu, borçlu şirketin kısmi ödemeler yaparak borcunu 34.382.99 USD'ye indirdiğini, borçlu şirketin tüm yazılı, sözlü uyarılara rağmen hiçbir cevap vermediğini, temerrüte düştüğünü, tüm bu sebeplerle telefonlara çıkmayan borçlunun, taşınacağından ve mal kaçıracağından endişe ettiklerini belirterek borçlu şirkete yönelik ihtiyati haciz kararının verilmesini, 04/10/2023 tarihli  dilekçesi ile; Mahkemenin talep ettiği cari mutabakat  evrak asıllarının  mevcut olmadığını, 14/03/2023 tarihinde davalı borçlu tarafından  maili ekinde ıslak imzalı ve taranmış olarak müvekkiline  gönderildiğini, 04/10/2023 tarihli beyan dilekçesinde ek 1 ve ek 2 olarak mahkemeye sunduklarını, HMK md. 199 gereğince taraflar arasındaki yazışmaların delil olarak değerlendirilemeyeceğini, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin, Esas No: 2017/1014, Karar No: ... numaralı emsal içtihadına; \"Alacak davalarında, WhatsApp ve benzeri elektronik ortamlardaki yazışmalar; belge ve delil niteliğindedir\" belirtiğini, Günümüz iş ve ticaret hayatında sözleşme vb. ticari ve hukuki niteliği haiz belgelerin, taraflar arasında genellikle mail-whatsapp gibi elektronik ortamlarda gönderildiğini, mail yazışmaları ile Ekindeki cari mutabakat belgesi  suretlerinin aslı gibidir olarak onaylandığını, onaylı suretlerinin  yazışma ekinde gönderildiğini belirterek  ihtiyati haciz talep  talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki değişik iş davası hakkında yapılan yargılama sonunda, \" 2004 sayılı İcra İflas Kanunu madde 257: “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1- Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2- Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder. (Ek fıkra: 29/06/1956 - 6763/42 md.) Gemi alacaklıları, donatanın yalnız mahdut aynı surette mesul olduğu haller de, ancak mesuliyete mevzu teşkil eden mal ve haklara ihtiyati haciz koydurabilirler. Donatanın aynı zamanda şahsan mesul olduğu haller bundan müstesnadır. Şu kadar ki, donatanın şahsi mesuliyeti bir miktar ile mahdut ise gemi alacaklıları ancak bu miktar için donatanın diğer mallarını haczettirebilirler. (Ek fıkra: 29/06/1956 - 6763/42 md.) Yük alacaklıları hakkında da yukarki fıkra hükmü kıyas yoluyla tatbik olunur.” İ.İ.K'nın 258/1. maddesinin 2. cümlesine göre: \"İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacaklı, alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermeye mecburdur.\" şeklinde düzenlenmiştir. Madde uyarınca İhtiyati haciz talep eden, İ.İ.K'nun 257/1. maddesi kapsamında bir para borcunun alacaklısı olduğunu, borcun rehinle temin edilmediğini ve borcun vadesinin gelmiş olduğunu yaklaşık olarak mahkemeye kanaat getirecek tarzda ispat etmek durumundadır. Varlığı ihtilaflı ve  tespite muhtaç olan bir alacak talebi yönünden ortada muaccel veya müeccel bir bir para alacağı bulunduğu söylenemeyecektir. Dosyanın incelenmesinden; talepte bulunan vekilince talep dilekçesi ekinde cari hesap, fatura, mutabakat mektubu vs evrak suretlerinin   sunulduğu, davacı tarafa ellerinde varsa mutabakat mektubu aslının sunulması için süre verildiği,  evrak aslının  dosyaya sunulmadığı gibi alacaklı vekilince 04/10/2023 tarihli dilekçesi ile sunulacağının da beyan edilmediği, dosyada mevcut bilgi ve belgeler doğrultusunda alacağın varlığı ve muaccel olup olmadığı hususunun yargılamayı gerektirdiğinin görüldüğü, alacağının varlığı ve muacceliyeti hakkında Mahkememiz nezdinde yaklaşık ispat koşulları sağlanmadığı sonuç ve kanaatine varılmakla ihtiyati haciz talebinin reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı ihtiyati haciz talep eden vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati haciz talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesi ve Ek'leri delilleri, taraflar arasındaki mail yazışmalarının delil olduğuna dair HMK md. 199 hükmünü ve konuyla ilgili içtihadı hiç incelemediğini, dosyaya sunulan mal teslim tutanaklarını, cari hesap dökümünü, borçlunun imza ve kaşesini havi cari borç mutabakat borç kabul belgesini, üstelik borçludan borç talebimize ilişkin taraflar arasındaki yazışmaların (HMK md 199 gereği mailin delil kıymetinde olduğu) incelenmediğini, \"varlığı ve muaccel olup olmadığı yargılamayı gerektirir bir alacak\" şeklindeki bir gerekçenin, ihtiyati haciz kurumunda istenen \"yaklaşık ispat\" kuralına aykırı olduğunu, her alacak yargılamayı gerektirir, ancak sunulan deliller itibariyle alacaklı olunduğu yaklaşık olarak ispat ediliyorsa Hakim, ihtiyati haciz kararı vermek zorunda olup, gerekçenin aksine fatura konusu malların, borçluya teslim edildiğine dair tutanaklar, sevk irsaliyeleri, şirket yetkilisi borçlunun borç kabul belgesi, taraflar arasındaki yazışmalar (bu yazışmalarda davacı müvekkilin aylardır bakiye alacağını aylardır borçludan talep ettiği sabittir) vb. Belgeler, Yargıtay emsal kararlarında da geçen \"alacağın varlığının ve bu alacağın muaccel olduğunun yaklaşık olarak ispatı\" şartını gerçekleştirmiş olup, fatura alacağına yönelik ihtiyati haciz kararı verilmesini engelleyen yasal bir düzenleme bulunmadığını, öte yandan taraflar arasındaki borç ilişkisinin veya ihtiyati haciz talep edenin alacaklı olduğunun kesin olarak da ispatı gerektiğini, anayasada doğrudan ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir kurumlarının düzenlenmesini emreden açık bir hüküm yoksa da Anayasanın 2. maddesinde yer alan \"hukuk devleti\" ilkesinin, kanun koyucuya, bireylere etkin hukukî himaye sağlama ödevini vermiş olduğundan şüphe etmemek gerektiğini, ihtiyati haciz açısından konuya bakıldığında, takip borçlusu, mallarını kaçırarak haksız çıkacağını tahmin ettiği bir takibin sonuçlarından kurtulabileceğini, işte buna engel olmak, elde edilen hakkın aynen gerçekleştirilmesini sağlamak hukuk düzeninin görevi olmakla mevcut olayda borçlunun bakiye borcunu aradan geçen uzun süreye rağmen ödemediğini, amaçlarının yalnızca alacağa kavuşmak için gereken tedbiri almak olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Talep; İİK nun 257 ve devamı maddeleri uyarınca borçlunun mal varlığı üzerine  ihtiyati haciz konulmasına ilişkindir. İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararı ile borçlunun mallarına önceden geçici olarak el konulmasıdır.  İhtiyati haczin hukuki niteliği gerek doktrin, gerekse uygulamada tartışma konusu olup Yargıtay içtihatlarında ihtiyati haczin geçici bir haciz, dava veya icra takiplerine takaddüm eden emniyet tedbiri olduğu, bir icra takip işlemi olmadığı belirtilmekte, doktrinde ise muhafaza ve emniyet tedbiri, ihtiyati tedbirin özel bir nevi, koruma tedbiri, teminat tedbiri olarak tanımlanmaktadır. Bu tanımlamalara göre ihtiyati haciz olağan haciz yolları dışında bir haciz yoludur. İhtiyati hacze karar vermenin ön koşulu İİK 258(1) maddesi ikinci cümlesinde de belirlendiği üzere ihtiyati haciz sebeplerinin varlığının istekçi tarafından mahkemede kanaat oluşturacak şekilde dosyaya sunulmasıdır. Bu anlamda ihtiyati haczin olağan haciz yolu olmaması nedeniyle her vadesi gelen alacak ya da ilamla hükmedilmiş bir alacak doğrudan ihtiyati haciz kararına konu olmaz. İstekte bulunanın alacağın varlığı ile borçlunun mal varlığına önceden el konulmasını gerektiren nedenlere ilişkin ikna edici nitelikte ihtiyati haciz sebeplerini bildirmesi ve bu konudaki  delil ve belgelerini istemine ekli olarak sunması zorunludur.  Nitekim yasanın 260 (3) maddesinde de ihtiyati haciz kararında haciz konulmasının sebebinin yazılmak zorunda olduğu gösterilmiştir. Bu düzenlemeden ister vadesi gelsin ister  gelmesin olağan haciz yolu dışında ihtiyati haciz kararı vermeyi gerektirir nedenlerin kararda gösterilmesinin zorunlu olduğu, bu bağlamda talep eden tarafın bu nedenleri dosyaya sunması gerektiğinin arandığı açıktır. Somut olayda; talep eden karşı taraf  ile ticari ilişkisi bulunduğunu, karşı tarafa malzeme satıp teslim ettiğini, bedelin bir kısmını tahsil ettiğini bakiye alacağının ödenmediğini belirterek ihtiyati haciz isteminde bulunmuştur. Karşı taraf istinafa cevap dilekçesinde taraflar arasındaki mutabakata ilişkin belge aslının sunulması gerektiğini savunmuştur.  Varlığı ihtilaflı ve tespite muhtaç olan bir alacak talebi yönünden ortada muaccel bir bir para alacağı bulunduğu söylenemeyecektir. Buna göre dosyanın geldiği aşama itibarı ile  ibraz edilen deliller, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için gerekli olan yaklaşık ispata elverişli değildir. Bu durumda yasal koşulları oluşmayan ihtiyati haciz  talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-İhtiyati haciz talep eden vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-İstinaf karar harcı İhtiyati haciz talep eden tarafından peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İhtiyati haciz talep eden tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.02/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ebcf4e507c8f95e9","SID":"2a70062d44740aa7"}}