{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2022/504 <br>KARAR NO: 2023/1126<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 04/03/2020<br>NUMARASI: 2017/151 Esas, 2020/244 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ: 23/11/2023 <br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili ile davalı şirket arasında 10.08.2016 tarihinde sözleşme akdedildiğini, sözleşme gereği müvekkilinin yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davalı tarafından yapılan işlere ilişkin herhangi bir ayıp ihbarı yapılmadığını, işin tamamlandığını, faturanın kesildiğini, davalı şirketin müvekkiline olan borcu kesilen faturalar sonucunda KDV dahil 48.852,00 TL iken davalı şirketçe müvekkiline 10.000,00 TL havale yapıldığını ve 15.000,00 TL tutarında da çek verildiğini, bu tahsilatların müvekkili şirket defterine işlendiğini ve kalan bakiye olan 23.850,00 TL'nin ödenmemesi nedeniyle İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, davalı tarafça süresinde borç, faiz ve diğer sair hususlar konusunda itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu, açıklanan nedenlerle; İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına yapılan davalı itirazının iptaline, takip bedelinin %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı davaya cevap vermemiştir. Mahkemece, TTK 21/2 maddesinde \"Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır\" hükmü düzenlendiği, söz konusu madde uyarınca sekiz günlük süre sonunda kabul edilen karinenin, faturaya yazılması olağan içerik olduğu, süresi içerisinde faturaya itiraz edilmemekle birlikte, uyuşmazlık söz konusu olması halinde, malın teslim edildiğini ispat yükünün faturayı düzenleyen tarafta olduğu, yine, faturanın deftere kayıt edilmesinin de işin yapıldığına ilişkin karine teşkil edip, karinenin aksinin ispatının her zaman olanaklı olduğu (Yargıtay 11.HD 05/05/2005 tarih 2004/7832 E. 2005/4738 K.), somut davada, davacı tarafça, teslim olduğu iddia edilen mallara ait irsaliye sunulamadığı, faturaların elden teslim edildiğinin beyan edildiği, davalının ise teslim için getirilen mallardan 135 tanesinin ayıplı oldukları görülerek teslim alınmadığına ilişkin beyanı dikkate alındığında, davacının faturada yer alan sayıda malı, davalıya teslim ettiğini gösterir nitelikte yazılı bir delil ibraz edemediği, davasını ispatlayamadığı gerekçesi ile; davacının davasının reddine, karar verilmiş karara karşı, davacı vekili istinafa başvurmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesi ile, davalının ödeme emrine itiraz dilekçesinde imalatın ayıplı olduğunun iddia edildiğini, ancak bu iddiaya ilişkin hiç bir delilin dosyaya sunulmadığını, düzenlenen faturalara ilişkin kısmi ödemenin davalı tarafından kabul edildiğini. dosyada BA-BS formları da bulunmakta olup, davalının gerçek dışı iddialarla kötü niyetli itiraz ettiğinin açıkça anlaşıldığını, davalının yapılan imalatın ayıplı olduğunu iddia ettiğini ve dosyaya birtakım fotoğraflar koyduğunu, ancak bu hususa ilişkin süresinde yapılan bir ayıp ihbarı bulunmadığını, belirterek istinafa başvurmuştur. Dava eser sözleşmesi kapsamında ödenmeyen bakiye iş bedeli alacağının tahsili için yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkin olup, davacı yüklenici, davalı, iş sahibidir. Davacı vekili taraflar arasında eser sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin sözleşme ile üstlendiği edimini yerine getirdiğini, işe ilişkin faturaların düzenlenerek davalıya teslim edildiğini, fatura bedellerinden bir kısmının ödendiğini, bakiye alacaklarının ödenmediğini, yaptıkları takibe haksız itiraz edildiğini belirterek itirazın iptalini talep etmiştir.Taraflar arasında yazılı eser sözleşmesi bulunduğu uyuşmazlık konusu değildir. Kural olarak işin yapılarak teslim edildiğini yüklenici, bedelin ödendiğini iş sahibinin ispat etmesi gerekir. Davaya konu takip dayanağı faturalar irsaliyeli fatura olup, faturalarda irsaliye numaraları yazılıdır. Davacı sözleşmeye ve faturalara konu işi yaparak davalı iş sahibine teslim ettiğini usulüne uygun ispatlayamamıştır. Yargılama sırasında davalı vekili ayıplı olanlar dışında teslim edilen ürünlerin bedelini ödediklerini savunmuştur. Mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere tek başına fatura düzenlenmesi ve faturaların ticari defterlere kaydedilmesi sözleşme konusu edimin yerine getirildiğini ve işin teslim edildiğini ispata yeterli değildir. Davacı da işin yapılarak iş sahibine teslim edildiğini yasal delillerle ispatlayamamıştır. Ayıbın araştırılması yönünden de davacı teslim alınmayan ürünleri inceleme için sunamıştır. Mahkemece ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi yerinde olmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/03/2020 tarih ve 2017/151 Esas, 2020/244 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,  2-İstinaf  harçları peşin alındığından ayrıca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,2-Alınması gereken  269,85 TL istinaf karar harcından peşin alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 215,45 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 23/11/2023 tarihinde oy çokluğuyla ile karar verildi. <br>MUHALEFET ŞERHİ Dava, 250 adet lazer kesimli ızgara imalini konu alan yazılı eser sözleşmesi ilişkisine dayalı bakiye bedel alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Davacı yüklenici sözleşme konusu işi tamamladığını belirterek davaya konu takip dayanağı faturayla bakiye bedel alacağı talebinde bulunmuş, davalı iş sahibi ise, davaya cevap vermemiş aşamalardaki beyanlarında bir kısım mallara ilişkin ödeme yaptıklarını ve ancak ayıplı olan malları teslim almadıklarından bahisle bunların  bedelini ödemediklerini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davacının fatura konusu malları davalıya teslim ettiğini ispatlamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince süresinde ve usulünce istinaf yoluna başvurulmuştur. Gerek mahkemenin gerekçeli kararında ve gerekse bu kararı doğru bulan çoğunluk kararına göre, yüklenicinin dava konusu işi teslim ettiğini kanıtlayamadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüştür. Davalı iş sahibi vekili 08.05.2019 tarihli 6 nolu celsedeki beyanında çok açık bir şekilde dava dayanağı takip konusu fatura kapsamındaki malları ayıplı olduklarından dolayı teslim almadıklarını belirtmiş, davacı vekilince bu savunmaya karşı çıkılmadığı gibi gerek dava dilekçesinde ve gerekse diğer aşamalarda ve hatta istinafında dahi teslim vakıasını açıkça ileri sürmemiştir. Buna göre davacı ürünleri teslim etmek istemiş (veya teslime hazır hale getirmiş) ise de davalı bu malları teslim almaktan kaçınmıştır. Bu durumda davalı iş sahibinin alacaklı temerrüdüne düştüğü kabul edilmelidir. (TBK'nın 106 vd.) Alacaklının temerrüde düşmekten kurtulabilmesi için haklı bir nedenle malı teslim almadığını kanıtlaması gerekmektedir. Somut olayda davalı bu ürünleri ayıplı olması nedeniyle teslim almadığını ileri sürmüş ise de bu iddiasını usulünce kanıtlayamamıştır. O halde, borçlu (somut olayda davacı yüklenici) TBK'nın 107. Maddesinde düzenlenen tevdi hakkını veya şartları varsa  108.madde de belirtilen satma hakkını kullanarak borcundan kurtulabilir. Bu şekilde teslim borcunu yerine getirecek olan yüklenici muaccel hale gelen bedel alacağı talebinde bulunabilir. Olayımızda davacı yüklenici iş sahibinin temerrüdü nedeniyle belirtilen hakları kullanmadığına göre alacak talebinde de bulunamaz. Yukarıda belirtilen gerekçe nedeniyle davacının davasının reddine karar verilmesi gerekirken davacı yüklenicinin fatura konusu ürünleri teslim ettiğini kanıtlayamadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş olması hatalı olduğunu değerlendirdiğimizden sayın çoğunluğun kararına katılamadığıma dair karşı oy yazısıdır                                                                                                                                                                                                             </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8541fc7680f0ca44","SID":"86090e5ff63cbc7d"}}