{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2022/662 <br>KARAR NO: 2023/2066<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 07/12/2021<br>NUMARASI: 2016/190 Esas - 2021/757 Karar<br>DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle)<br>KARAR TARİHİ: 09/11/2023<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 20/03/2015 tarihinde  davalılardan ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile Gaziosmanpaşa ... Mah. ... Cad. ... Sok.  üzerinde seyrederken ... sokak kavşağına geldiğinde aracının sağ ön kısmı ile ... sokak üzerinde seyreden diğer davalı ...'un sevk ve idaresindeki ... plakalı araca çarptığını, iki aracın çarpışması sonucu ... plakalı aracın sağa doğru savrularak yol kenarında kaldırımda yaya olarak yürümekte olan müvekkiline çarparak, müvekkilinin yaralanmasına sebebiyet verdiğini, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, kazadan sonra ayağı kırılan müvekkilinin gelen ambulans ile Gaziosmanpaşa Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesine götürüldüğünü, 14/04/2015 tarihine kadar hastanede tedavi gördüğünü, davalılar hakkında Gaziosmanpaşa 10. Asliye Ceza Mahkemesi'nde 2015/620 Esas sayılı ceza davasının açıldığını, yargılamanın halen devam ettiğini,  müvekkilinin bacağında kaza nedeniyle kırıklar oluştuğunu ve 25 gün hastanede yatarak tedavi gördüğünü, müvekkilinin halen dahi eski sağlığına kavuşamadığını ve sakat kaldığını, müvekkilinin kazadan önce pazarlarda sebze-meyve satarak ailesini geçindirmekte olup aylık gelirinin ise 3.500,00TL - 4.000,00TL civarında olduğunu, kazadan sonra aylarca çalışamayan müvekkilinin gelir kaybına uğradığını belirterek, HMK 107 maddesi gereğince alacağın miktarının kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olmaması nedeniyle alacağın miktarının tespiti ile müvekkilinin uğradığı maddi zararların giderilmesi için şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, müvekkilinin uğradığı manevi zararların giderilmesi için 50.000,00TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sigorta şirketi dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesi ile talebini  121.547,70 TL'ye yükseltmiştir. Davalı ... A.Ş. Genel Müdürlüğü (... A.Ş.)vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından ZMMS poliçesi  ile sigortalanan ... plakalı aracın 20/03/2015 tarihinde işletilmesi sırasında oluşan kazada davacının yaralandığını, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin maddi tazminat talepleri açısından, poliçe limitleri dahilinde ve sigortalı aracın sürücüsünün kusuru oranında davacının zararlarını gidermekle yükümlü olduğunu, kazanın olduğu yer incelendiğinde ... plakalı aracın sürücüsü olan diğer davalının, olayda asli kusurlu olduğunu,  müvekkili şirket tarafından sigortalanan aracın sürücüsünün kazada herhangi bir kusuru olmadığının anlaşılacağını, bu nedenle davacının tazminat taleplerinin reddedilmesi gerektiğini, maluliyet oranının tespiti için Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinden yeniden rapor alınmasını talep ettiklerini, dava dilekçesinde tazminata kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesinin talep edildiğini, ancak müvekkili şirketin temerrüdünün başlangıcının KTK'nın 98. ve 99. maddesine göre belirleneceğinden davacıların bu talebinin hukuka aykırı olduğunu, davacının tazminatının dava tarihinde muaccel hale geldiğini, ödenecek tazminata dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu kazaya karıştığı ifade edilen ... plakalı aracın 14/03/2015-2016 tarihlerinde ZMSS Poliçesi ile sigortalandığını, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkili şirketin sorumluluğunun trafik poliçesindeki limitler ve sigortalı araca atfedilebilecek kusur ile sınırlı olduğunu, kusur durumunun ve maluliyet derecesinin tespit edilmesi gerektiğini, davacının müterafik kusurunun değerlendirilmesini talep ettiklerini, kaza tarihinden itibaren faiz taleplerinin reddi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu trafik kazası tespit tutanağında müvekkiline 2918 sayılı KTK'nın 57/a maddesine göre kusur öngörüldüğünü, diğer davalı araç sürücüsü ...'a da 2918 sayılı KTK'nın 52/a maddesine göre kusur öngörüldüğünü, diğer davalıların sigorta şirketlerinin de kusur oranının tespiti ve sorumlulukları yönünden beyanda bulunduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,  \"Davacı ...’un geçici iş göremezlik tazminatı talebinin kabulü ile 3.830,60 TL'nin davalılar ... ... 20/03/2015 tarihinden ve davalılar ... Şirketi ... A.Ş.’nden 24/02/2016 tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, (davalı sigorta şirketlerinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olmasına), davacı ...’un sürekli iş göremezlik tazminatı talebinin kısmen kabulü ile 116.586,35 TL'nin davalılar ...'dan 20/03/2015 tarihinden ve davalılar ... Şirketi ve ...a A.Ş.’nden 24/02/2016 tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, (davalı sigorta şirketlerinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olmasına), davacı ...’un bakıcı gideri, tedavi gideri, yol gideri tazminatı talebinin kısmen kabulü ile 1.130,75 TL'nin davalılar ...'dan 20/03/2015 tarihinden ve davalılar ... Şirketi ve ...  A.Ş.’den 24/02/2016 tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, (davalı sigorta şirketlerinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olmasına), davacı ...’un manevi tazminat talebinin davalılar ... yönünden kısmen kabulü ile 35.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan 20/03/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile  alınarak davacıya verilmesine\"  karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ve davalılar ... vekili, ... vekili, ... A.Ş. vekili ve ...  A.Ş vekili ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin cismani zarara uğradığı trafik kazasının oluşumunda kusursuz olduğunu, paranın alım gücü ve manevi tazminatın caydırıcı nitelikte olması gerektiğini, sebepsiz zenginleşmeye yol açmayacak düzeyde talep ettikleri manevi tazminatın tamamının kabulüne karar verilmesi gerekirken kısmen reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davaya konu sürekli iş göremezlik zararı yönünden bilirkişi ek raporunda belirlenen miktara hükmedilmesi gerektiğini,  talep miktarının artırılmasının hem ıslah hemde talep artırım yoluyla mümkün olduğunu, taraflarınca ıslah ve talep artırım talep ettiklerini ancak mahkemece bilirkişi ek raporunda hesaplanan 116.586,35 TL esas alınarak sadece ıslah dilekçesi ile talep edilen miktara hükmedildiğini, talep artırım dilekçesi ile artırılan miktarın reddine ve reddedilen miktar yönünden müvekkili aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... vekilinin 07/11/2022 tarihli UYAP üzerinden  gönderdiği istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili ... aleyhine yargılama neticesinde diğer davalılarla beraber maddi ve manevi tazminata hükmedildiğini, ancak 07/12/2021 tarihli gerekçeli kararın tebligatının müvekkili ile aynı konutta oturduğu varsayılan kişiye yapıldığını, bu işlemin usulüne uygun olarak yapılmadığını, müvekkili ...'ye yapılması gereken tebligatın halihazırda o evde oturduğu sanılan oğlu ...'ye yapıldığını, tebligat yapılan kişinin sürekli olarak o evde oturmadığını, kayıtlar incelendiğinde bu durumun görüleceğini, müvekkilinin adil yargılanma hakkının elinden alınmaması için -usulsüz yapılan tebligat dikkate alınarak- istinaf taleplerinin  kabulünü,  mahkeme tarafından aleyhine olan tüm hususları istisnasız istinaf ettiklerini, yerel mahkeme tarafından kararın usul ve esasa uygun olarak gerekçelendirilmediğini, ayrıca davacı tarafça ıslah hakkının iki kez kullanılmasının  haksız olduğunu  belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  Kaza tespit tutanağı ve tüm yargılama boyunca müvekkiline yüklenilen kusur oranının hatalı olduğunu, dosyada hem kusur tespiti yönünden hemde tazminat miktarı ve müterafik kusur yönünden kanuna aykırı hatalı hüküm kurulduğunu, tarafların ancak bir kez ıslah yoluna başvurabileceği kuralına rağmen davacının davayı  iki kez ıslah ettiğini, davalı müvekkiline %75 kusur yüklenildiği halde %100 kusur oranı üzerinden karar verildiğini, manevi tazminatın takdir ve  tayininde bir çok kriterin gözardı edilerek salt taraf isteği doğrultusunda karar verildiğini, müvekkilinin olay tarihinde hem zorunlu trafik sigortası hemde kasko poliçesinin bulunduğunu, davacı tarafın zararını öncelikle kanuni sorumlulukları olan sigorta şirketlerinden talep etmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... Sigorta Şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Hükme esas alınan bilirkişi raporunda faiz hesaplamalarında hata yapıldığını, dava konusu trafik kazasının meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığını, kusurlu olduğu kabul edilse dahi davacının müterafik kusurunun olup olmadığının değerlendirme konusu yapılmadığını, kaza tarihindeki verilere göre hesap yapılması halinde müvekkili şirkete karşı, tazminata temerrüt tarihinden itibaren faiz işletileceğini, ancak güncel veriler kullanılarak hesaplanan işleyecek dönem zararına ayrıca faiz işletilmesinin hakkaniyete aykırı olacağını, gelecek dönem zararına geçmiş tarihten faiz işletilmesinin taraflarınca kabulünün mümkün  olmadığını, bu nedenle ıslah tarihinden, bu talep kabul görmez ise rapor hesap tarihinden faiz işletilmesi gerekirken dava tarihinden itibaren hüküm kurulmasının hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı ... A.Ş vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  Davacı tarafın, bir kez ıslah yoluna başvurulabileceği kuralına aykırı olarak davayı iki kez ıslah ettiğini, yerel mahkemenin bu husustaki itirazlarına rağmen gerekli incelemeyi yapmayarak karar oluşturduğunu, bilirkişi raporunda müvekkili şirket tarafından sigortalanan araç sürücüsüne %75 kusur atfedildiği halde mahkemece %100 kusur oranı üzerinden karar verildiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat  istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Davalı ... vekili 07/11/2022 tarihli istinaf başvuru dilekçesinde, 07/12/2021 tarihli gerekçeli kararın tebligatının müvekkili ile aynı konutta oturduğu varsayılan kişiye yapıldığını, bu işlemin usulüne uygun olmadığını ileri sürmüş ise de, yapılan incelemede, \"07/12/2021 tarihli gerekçeli kararın davalının mernis adresi olan '...   Mah. ... Sk.  No.... İç Kapı No. ... Sultangazi ' adresinde muhatabın işte olduğunu beyan eden birlikte ve daimi oturan oğlu ...  21/02/2022 tarihinde tebliğ edildiği, nüfus kayıtlarına göre davalının oğlu olan ...'nin mernis adresinin 02/11/2021 tarihinden  itibaren ve halen ' ...  Mah. ... Sk.  No... İç Kapı No. ... Sultangazi olup davalı babasının adresi ile aynı olduğu, bu durumda gerekçeli kararın davalı ...  usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiş olduğu, bu durumda istinaf başvurusunun süresinde yapılmadığı  anlaşıldığından süre yönünden reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamından 20/03/2015 tarihinde davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobil ile ... sokağı takiben kavşak noktasına geldiğinde, idaresindeki aracın ön kısımlarının seyir istikametine göre sağ tarafında bulunan kavşak yolunu takiben gelen sürücü ...'un sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı otomobilin sol yan kısımları ile çarpışması, çarpışmanın etkisi ile  savrulan ... plakalı aracın seyir yönüne göre yolun sol tarafında kavşak çıkışında, yol kenarında bulunan davacı yaya ...  çarpması ile meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı ve davacının bu yaralanması nedeni maddi ile manevi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır. Dava, HMK'nın 107/1. maddesi hükmüne göre belirsiz alacak davası olarak açılmıştır. Belirsiz alacak davasında zamanaşımı yalnızca dava açılan kısım için değil, tüm dava için kesilir. HMK hükümleri gereğince davacının iddianın genişletilmesi yasağına  tabi  olmaksızın, davanın  başında belirtmiş olduğu alacak talebini HMK'nın 107/1. maddesi hükmüne göre bilirkişi raporu ile tam ve kesin olarak belirlendiği anda arttırması mümkündür. HMK'nın 107/2. maddesi gereğince yapılacak bu artırım bir ıslah olmadığı gibi bu artırım nedeniyle zamanaşımının da gerçekleştiğinden söz edilemeyeceğinden ıslah zamanaşımına ilişkin istinaf talebi yerinde değildir (Benzer yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/20495 E.ve 2019/7842 K.sayılı kararı).Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı Kararı ile \"Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinin “...bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir.” Bölümünde Yer Alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi, ikinci cümlesinde yer alan “...ve genel şartlarda...” ibaresinin,  b) Kanun’un 92. maddesinin (i) bendi “Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler.” ibaresinin, Anayasa’nın 5., 13., 17., 35. ve 48. maddelerine aykırı olduğundan  oy çokluğu ile iptallerine karar verilmiştir. Bu nedenle iptal kararı gereğince tazminat hesaplarında Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ve Ekleri uygulanmayacağından bu yöne değinen istinaf talebi yerinde görülmemiştir. KTK'nın 99.maddesine göre, ZMSS Genel Şartları ile belirlenen belgeler ile birlikte sigorta kuruluşuna başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiği ve davalının temerrüt faizinden sorumlu olduğunun kabulü gerekir. İlk Derece Mahkemesince kabul edilen tazminatlara davalı sigorta şirketleri bakımından dava tarihinden faiz işletilmiş olup davalı ... Sigorta Şirketi vekilinin rapor hesap tarihinden faiz işletilmesi gerektiğine ilişkin istinaf talebi yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından, kazanın iş kazası olmadığı anlaşılmakla rücuya tabii olamayacağından aksi yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir. Kusura ve müterafik kusura ilişkin istinaf talepleri bakımından değerlendirme yapıldığında; Gaziosmanpaşa 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/620 Esas sayılı dosyasında keşif yapılmak suretiyle alınan 29/11/2017 tarihli bilirkişi raporunda; Sürücü ...'ın asli kusurlu, sürücü ...  tali kusurlu, yaya ... kusursuz olduğu belirtilmiş; İlk Derece Mahkemesince  ATK Trafik İhtisas Dairesinden  alınan kusur raporunda sürücü ...'ın %75 oranında kusurlu, sürücü ...  %25 oranında kusurlu oldukları, yaya ... kusursuz olduğu  bildirilmiştir. Mahkemece alınan kusur raporu ile ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporlarının birbiriyle örtüştüğü, kaza tespit tutanağı ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında  kusura yönelik istinaf itirazı ile yine davacının kaza sırasında  kaldırımda yürüdüğü, yaya olduğu, müterafik kusurunun ne olduğunun da açıklanamadığı anlaşıldığından  müterafik kusura ilişkin istinaf talebi yerinde görülmemiştir. TBK'nın \"manevi tazminat\" başlıklı 56/1.maddesi ve  22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı  çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu (davacının kusursuz olması), davacının yaralanmasının derecesi ve iyileşme süresi ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarların, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından  manevi tazminata ilişkin davacı vekili ve davalı ... vekilinin  istinaf iddia ve itirazı  yerinde görülmemiştir.   2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesine göre işletenlerin, bu Kanun'un 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur. Aynı Kanun'un 85/1. maddesinde ise bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibinin, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı düzenlenmiştir. Müteselsil sorumluluğa ilişkin TBK'nın 162/1.maddesine göre ise müteselsil borçlulardan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumludur. Aynı Kanun'un 163.maddesi gereğince borç tamamen ifa edilinceye kadar alacaklıya karşı bütün borçluların sorumluluğu devam eder. Alacaklı, borçluların birinden, bir kısmından veya hepsinden alacağını talep etme ve dava açma hakkına sahiptir.Yargıtay  17. Hukuk Dairesi'nin 13/06/2017 tarih, 2016/11886 E. ve 2017/6732 K. Sayılı emsal kararında da \"... Karayolları Trafik Kanunu'nun 88. maddesiyle, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasının benimsendiği, davacı kusursuz olduğundan zararın tamamını isterse sorumluların tamamından isterse bir kısmından isteyebileceği, açıkça davalının kusuru oranında sorumlu tutulmasını istemeyen davacı yönünden dava dışı kişinin de kusurunun bulunmasının davalıların müteselsil sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı; somut olayda davalı sürücünün %25 oranında ve dava dışı sürücünün %75 oranında kusurlu olduğu; davalı ve dava dışı 3. kişinin kusur oranlarının birbirlerine karşı açılacak rücu davasında önem taşıyacağı ve dava dilekçesinde davacının kusursuz olduğu belirtilerek zararın müştereken ve müteselsilen tahsili talep edildiğinden davalıların zararın tamamından sorumlu tutulması gerekirken KTK 88. ve TBK 61. maddesine aykırı olarak davalıların kusuru oranında sorumlu tutulmalarının hatalı olduğu\" yönünde karar verilmiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/12443  E. - 2022/6192 K.,02021/11174 E. -  2022/4055 K. sayılı kararları).Somut uyuşmazlıkta yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler gereğince trafik kazası sonucu oluşan zararlardan kusuru ile sebebiyet veren işleten, sürücü ve trafik sigortacısı ile kazaya karışan dava dışı araç sürücüsü ve işleteni zarar görene karşı müteselsilen sorumludur. Zarar gören davacı da TBK'nın 162 ve 163. maddesi gereğince müteselsil sorumluların hepsine karşı dava açarak alacağının müteselsilen tahsilini talep ettiğinden  davalıların kusuru oranında tazminat, vekalet ücreti ve yargılama giderinden sorumlu tutulmaları gerektiğine ilişkin istinaf itirazları yerinde değildir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel kararları gereğince Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği göz önüne  alınarak davacılar için TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre muhtemel bakiye ömür süresinin belirlenmesi, % 1,8 teknik faiz uygulanmadan ve işleyecek devre bakımından \"progresif rant\" formülü kullanılarak tazminat hesaplaması gerekmektedir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21.06.2023, 2023/585 Esas ve  2023/8309 Karar, 24/05/2021 tarih, 2021/3033 Esas ve 2021/1560 Karar sayılı kararları). İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan  13/04/2020 tarihli aktüerya raporunda PMF  yaşam tablosu ve \"progresif rant\" formülü kullanılarak tazminat hesaplaması yapılmış olup davacı vekili hesaplamada PMF yaşam tablosu ve prograsif rant tekniği kullanılmasına itiraz etmemiş ve 12/06/2020 tarihinde ıslah dilekçesi vererek tazminat miktarlarını artırmıştır.  Yine davalılar vekilleri de PMF yaşam tablosuna göre hesaplama yapılmasına itiraz etmemiştir.Yargılama devam ederken davacı vekilinin 28/05/2021 tarihli dilekçesi ile asgari ücrette artış ve Anayasa mahkemesi iptal kararı doğrultusunda ek rapor alınması talebi üzerine  Mahkemece 06/07/2021 tarihli celsede \"Tarafların itirazları dilekçeleri ve dosya kapsamı incelenmek suretiyle ve ayrıca 2021 asgari ücret tarifesi ve anayasa mahkemesi iptal kararları incelenerek dava dosyasının aynı bilirkişiye tevdii edilerek tarafların itirazları tek tek irdelenmek ve cevaplandırılmak kaydı ile ek rapor tanziminin istenmesine\" karar verilmiş ve bu ara karar doğrultusunda  aktüerya bilirkişisinden 28/07/2021 tarihli ek aktüerya  bilirkişi raporu alınmış olup bu raporda TRH 2010  Yaşam Tablosu ve işleyecek devre bakımından \"progresif rant\" formülü kullanılarak 2021 yılı asgari ücreti  üzerinden 20/03/2021 tarihine kadar  işlemiş dönem için tazminat hesabı yapılmıştır. Davalılar yeni asgari ücretin hesaplamada kullanılmasına itiraz etmemiştir. Davacı vekili ek aktüerya raporunda belirlenen tazminat miktarlarına göre 09/09/2021 tarihli bedel artırım dilekçesini sunmuştur. Dava, HMK'nın 107/1. maddesi hükmüne göre belirsiz alacak davası olarak açılmıştır. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/19844 E. ve 2019/8286 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere belirsiz alacak davasında davacı, alacağının tam ve kesin olarak belirlenmesinden sonra HMK'nın 107.maddesine dayalı olarak bir kez alacağını artırabilir. Ayrıca davasını HMK'nın 176. ve devamı maddelerine göre bir kez de ıslah edebilir. Bu durumda davanın alacağın miktarının tam olarak belirlendiği tarih itibari ile ıslah dışında talep arttırımı  hakkı da bulunduğundan ve davacının 2. olarak verdiği  talep arttırım dilekçesi  davanın 2. kez ıslahı olarak nitelemeyecektir. Kaldı ki İlk Derece Mahkemesince son olarak verilen talep artırım dilekçesine göre karar verilmemiştir. Ne var ki PMF 1931 Yaşam Tablosunda belirlenen bakiye ömür süreleri TRH 2010 Yaşam Tablosunda belirlenen bakiye ömür sürelerinden daha kısa olmakla birlikte  davacı vekilinin ilk aktüerya raporuna bu yönden itirazı olmadığından davalılar yararına usuli kazanılmış hak oluştuğundan tazminat hesabında PMF 1931 Yaşam Tablosu ve progresif rant tekniğinin kullanılması gerektiğinden 28/07/2021 tarihli  ek rapor tarihi itibariyle  (asgari ücrette gerçekleşen artışın kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle rapor tarihine kadar olan asgari ücretlerin uygulanmasıyla) PMF 1931 Yaşam Tablosu ve progresif rant tekniği uygulanarak hesaplama yapılması için ek rapor alınarak  hasıl olacak sonuca göre (usuli kazanılmış haklar gözetilmek suretiyle) karar verilmesi gerekirken hangi rapora itibar edildiği konusunda gerekçe açıklanmaksızın  karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu nedenlerle; davalılar ... vekili, ... A.Ş. vekili ve ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine,  ... vekilinin istinaf talebinin süre yönünden reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davalılar ... vekili, ... A.Ş. vekili ve ... A.Ş. vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı ... tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK.nun 352. maddesi uyarınca REDDİNE,3-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,4-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,5-Davacı ve davalı ... tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatıranlara iadesine,-Harçlar Yasası'na göre davalı ...  alınması gereken 8.302,92 TL harçtan peşin alınan 2.098,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.204,92 TL harcın davalı ... tahsili ile Hazineye irat kaydına, -Harçlar Yasası'na göre davalı ... A.Ş'den alınması gereken 8.302,92 TL harçtan peşin alınan 2.076,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.226,92 TL harcın davalı  ... A.Ş'den tahsili ile Hazineye irat kaydına, -Harçlar Yasası'na göre davalı ... A.Ş. 'den alınması gereken 8.302,92 TL harçtan peşin alınan 2.156,43 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.146,49 TL harcın  davalı ... A.Ş. 'den tahsili ile Hazineye irat kaydına,6-Davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,8-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 9-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi. 09/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3b5f43f817d62689","SID":"d6ceca4bf9c3c04c"}}