{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2021/1807 <br>KARAR NO: 2023/2122<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 06/07/2021<br>NUMARASI: 2017/1055 Esas - 2021/826 Karar<br>DAVA: Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 22/11/2023<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;     <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... A.Ş'nin ... plakalı aracın kasko sigortacısı olduğunu, dava dışı ... tarafından, 18.02.2008 tarihinde müvekkili şirkete ait ... plakalı araçta geçirmiş olduğu kaza sebebiyle, müvekkilinin ve davalının bulunduğu davalılara karşı  maddi ve manevi tazminat talepli  Gebze 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/392 esas sayılı dosyasında dava açıldığını, dosyanın Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015 /570 E. sayılı dosyası üzerinden görülmeye devam ettiğini, Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/570 E. - 2017/430 K. sayılı, 10.05.2017 tarihli kararı ile 15.000,00 TL tutarında manevi tazminatın müvekkili Şirketten tahsiline karar verilmiş olduğu, Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin anılan kararının davacı tarafından takibe konulması üzerine, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasından 21.08.2017 tarihinde icra emri tebliğ edildiğini,  23.08.2017 tarihinde ... A.Ş. yetkilisine e-posta gönderilerek söz konusu davanın karara çıktığını, kararın davacı tarafından takibe konulduğunu, poliçe kapsamında icra dosyasına ödeme yapılması gerektiği belirtilmiş olduğunu, 13.09.2017 tarihi itibariyle dahi ödeme yapılmamış olması sebebiyle, haciz işlemlerinin tatbik edilmemesi için müvekkili şirket tarafından anılan icra dosyasına 37.000,00 TL tutarında ödeme yapılmış olduğunu, ... A.Ş.'nin ödeme yükümlülüğünde bulunmakla birlikte Müvekkili Şirket tarafından ödenen 37.000,00 TL'nin şimdilik 35.500,00 TL'sinin ödeme tarihi olan 13.09.2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte Müvekkili Şirkete geri ödenmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.Davalı davaya cevap vermemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Davanın kabulü ile, 35.500,00 TL'nin 13/09/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;dava konusu tazminat talebi zamanaşımına uğradığından reddi gerektiğini, manevi tazminat talep edebilme şartları oluşmadığını, sorumluluğun doğrudan “zarar veren kişi üzerinde olduğu” anlaşılmakta olup müvekkil sigorta şirketinin “zarar veren kişi” konumunda bulunmaması sebebiyle müvekkil şirketin talep edilen tazminattan sorumlu tutulmasının usule aykırı olduğunu, manevi  zarar tazminatının zenginleşme aracı olmaması gerektiğini, müterafik kusur durumunun olup olmadığı hususu araştırılmadan hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, müvekkili şirket aleyhine tazminata hükmedilecekse dahi yasal faiz üzerinden hüküm kurulması gerekirken avans faizi ile birlikte müvekkil şirketten tahsiline karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, trafik kazası nedeniyle işleten tarafından ödenen tazminatın sigortacısında tahsili istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.2918 sayılı KTK'nın 109/4. maddesinde \"Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar\" hükmü yer almaktadır.Somut olayda davacı tarafından 13/09/2017 tarihinde dava dışı 3. kişiye yapılan  ödeme üzerine 2 yıllık zamanaşımı süresi içerinde 28/09/2017 dava açıldığından zamanaşımı dolmamıştır. Davacı vekilinin rücuen tahsilini talep ettiği tazminat miktarının Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/570 E. - 2017/430 K. sayılı 10.05.2017 tarihli kararı ile hükmedilen manevi tazminata ilişkin olduğu, davalının anılan dosyada tefrik öncesi taraf olarak bulunduğu, tefrik sonrası davanın ihbar edildiği nazara alındığında, tazminata ve miktarına yönelik istinaf başvurusu yerinde değildir. Kazaya sebebiyet veren araç ticari nitelikte otobüs olmasına ve dava dilekçesinde avans faizi talep edilmesine göre avans faize hükmedilmesinde de usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin, Sürücülerin ve Yolcuların Koruyucu Tertibat Kullanma Mecburiyeti başlıklı 150. maddesinde bu yönde  düzenleme mevcut olup, \"b) M1 sınıfı otomobillerin, M1G ve N1G sınıfı arazi taşıtlarının, N1, N2, N3 sınıfı kamyonet, kamyon ve çekicilerin, M2 ve M3 sınıfı minibüs ve otobüslerin bütün koltuklarında bu Yönetmeliğin ekinde yer alan (1) sayılı cetvelde yer alan Emniyet Kemeri\"nin bulundurulması ve kullanılması zorunludur. Yalnız araç dururken kullanılan koltuklar ile ayakta da yolcu taşıyan M2 ve M3 kategorisi Sınıf A ve Sınıf I otobüslerde, koltuklarda, emniyet kemeri bulundurulması zorunlu değildir. Ancak;1) Yerleşim yeri içinde ticari amaçla yolcu taşımacılığı yapan M2 ve M3 sınıfı minibüs ve otobüsler (umum servis araçları hariç) ile dolmuş otomobillerindeki yolcular,... emniyet kemeri kullanmak zorunda değildir.\" yönünde düzenleme yapılmıştır. Somut uyuşmazlıkta; Davacının emniyet kemeri takıp takmadığı yönünde bir belirleme olmadığı gibi kaza yapan araçta emniyet kemeri takma zorunluluğu da bulunmadığından, müterafik kusur indirimi yapılmamış olmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından davalının müterafik kusura yönelik istinaf itirazı da yerinde değildir. Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken  2.425,01 TL harçtan peşin alınan 607,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.818,01 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.22/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"813a3ccaaf8137de","SID":"01bf88f3b29caace"}}