{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2021/1780 <br>KARAR NO: 2023/2119<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 22/06/2021<br>NUMARASI: 2020/522 Esas - 2021/517 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)<br>KARAR TARİHİ: 22/11/2023<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin maliki ve işleteni olduğu ... plaka numaralı aracın, 06.07.2015 tarihinde, dava dışı ...'in ehliyetsiz şekilde sevk ve idaresinde bulunduğu esnada ... plaka nolu araca %100 kusurlu olarak çarpması neticesinde verdiği hasar sebebiyle, davacı müvekkili şirketçe 14.09.2018 tarihinde, hasara uğrayan aracın maliki olan üçüncü kişiye 47.680,15 TL tutarında hasar tazminatı ödendiğini, müvekkili şirket tarafından, kaza anında  trafik sigortalı aracın ehliyetsiz şekilde sevk ve idare edilmiş olması sebebiyle ve Trafik Sigortası Genel Şartları hükümleri uyarınca sigortalı aracın maliki konumundaki davalıya başvuruda bulunulduğunu ancak yapılan başvurudan bir netice alınamaması sebebi ile İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından takip başlatıldığını, davalı tarafça açılan takibe haksız şekilde itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali ve icra takibindeki miktar üzerinden takibin devamı ile takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminat ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, ölen sigortalı motosiklet sürücüsünün müvekkili şirketin çalışanı olmadığını, motosikleti izinsiz alıp kullanan 3. kişinin ehliyetsiz olması ve kusurlu bulunmasının bu hukuki gerçeği değiştirmeyeceğini, alacaklı sigorta şirketinin olayda ölenin kanuni mirasçılardan talepte bulunmasının gerektiğinden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddinin gerektiğini belirterek davanın reddine, davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Davanın kabulü ile; davalının icra dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin 58.835,32 TL üzerinden devamına, Alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, Alacak likit olmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı  vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Zamanaşımı itirazlarının olduğunu, Karayolları Motorlo Araçlar ZMSS Genel Şartları maddesine göre motorlu bisikletlerin kullanılmasından ileri gelen zararların teminat dışında kaldığından, müvekkili şirketten rücuen tazminat talebinde bulunmasının da hukuken kabul edilemeyeceğini, raporda ehliyetsiz araç kullanmanın oluşan kazada asli unsur olduğu buna göre de motosiklet sürücüsünün ehliyetsiz olması nedeniyle %100 kusur olduğunun belirtildiğini, bundan motosiklet sürücüsünün ehliyetsiz olduğu için tam kusurlu olduğunun anlaşıldığını, bu durumda sürücü belgesiz araç kullanan kişi konumunda olup bu sırada oluşan kazadan dolayı 3. Kişiye ait araçta meydana gelen hasarın sigorta teminatı dışında kaldığını, bu durumun göz ardı edilerek İlk Derece Mahkemesince hatalı hüküm kurulduğunu, raporda ehliyetsizlik halinin kazanın oluşumunda asli unsur ve tam kusur kabul edilmiş ancak karşı tarafın aracın muayenesiz oluşuna hiçbir kusur verilmediğini, bu durumun açık çelişki olduğunu, 29.000,00 TL hasar bedeli dışında icraya ödenen 18.680,15 TL icra faiz ve  masrafları yönünden de faize faiz çalıştırılacak şekilde bir hüküm kurulmasının kabul edilemeyeceğini, yasal faiz yerine avans faizi taleplerinin de kabul edilmesinin yasal olmadığını  belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.  Dava, trafik kazası nedeniyle sigorta şirketi tarafından ödenen hasar bedelinin  istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Karayolları Trafik Kanunu’nun 91. maddesi uyarınca, aynı Kanunun 85. maddesinde belirtilen, bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olması durumunda, poliçe limiti dahilinde işletenin sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırılması zorunludur.Dava, trafik sigortası sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında sigortacının rücu hakkı, 2918 sayılı KTK'nın 95/2 maddesi ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında düzenlemeye tabi tutulmuştur. ZMSS Poliçe Genel Şartları'nın 4. maddesinde düzenlenen ağır kusur veya kasıt hali, oto yarışına katılma, ehliyetnamesiz motorlu araç kullanmak, uyuşturucu veya alkollü olarak araç kullanmak, istiap haddinin aşılması, aracın çalınması veya gasp edilmesinde işleteninin kusuru gibi haller sigortacının sigortalısına rücu sebeplerindendir.Davaya konu kazanın meydana geldiği tarih itibariyle yürürlükte olan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesinde, tazminatı gerektiren olay, işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak verildiği kişilerin ehliyetsiz olmaları, uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin ehliyetsiz olmaları, alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa, sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır.Somut olayda dava dışı sigortalı araç sürücü, aksi ispat edilinceye kadar geçerli olan, resmi mercilerce düzenlenmiş kaza tespit tutanağına göre sürücünün ehliyetsiz olduğu tespit edildiğinden davacının rücu hakkı doğmaktadır. Davalının aracın maliki ve zmms poliçesinin tarafı  olması sebebiyle işleten sıfatıyla, kaza tespit tutanağına göre meydana gelen olayda sigortalı araç sürücünün ehliyetsiz olması nedeniyle 3. kişilerin gördüğü zararı karşılayan davacının rücu  davasının  muhatabı olduğu ve davacı sigorta şirketi tarafından karşılanan zararı  tazmin etme yükümlülüğü bulunduğundan bu yöne ilişkin  istinaf  talepleri yerinde değildir.Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun hasara uğrayan aracın hasarlı parçaları dikkate alınarak konusunda uzman bilirkişi tarafından ayrıntılı, sovtaj bedeli mahsup edilerek, gerekçeli, denetime elverişli olarak hazırlandığı anlaşıldığından hasar raporuna ilişkin istinaf talebi yerinde görülmemiştir.2918 sayılı KTK'nın 109/4. maddesinde \"Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar\" hükmü yer almaktadır. Yine 6102 sayılı TTK'nın 1420.maddesinde \"Sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482 nci madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar\" hükmü yer almaktadır.Somut olayda davacı tarafından 14/09/2018 tarihinde dava dışı 3. kişiye yapılan  ödeme üzerine zamanaşımı süresi içerinde 10/12/2019 icra takibine başlandığından  zamanaşımı süresi dolmamıştır. Davacı tarafından dava dışı 3. kişiye tazminat miktarları faiziyle ödenmiş olmakla, faiziyle yapılan ödeme dava sigorta şirketi açısından istenebilir ana borç alacağına dönüştüğünden aksi yöndeki istinaf talebi yerinde değildir. Ancak icra takibinde, 47.680,15 TL asıl alacak, 11.155,17 TL işlemiş faiz ve fer’ilerinin tahsili talep edilmiş olup Mahkemece, asıl alacak ve işlemiş faiz toplamı olan 58.835,32 TL takip tarihinden itibaren faiz yürütülerek, takipten önce işlemiş faize,  faiz işletilmesine olanak sağlayacak şekilde hüküm kurulması TBK'nın 104/son maddesine aykırı olmuştur. Bu nedenle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında  yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:A- Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA, Buna göre:1-1-Davanın kısmen KABULÜNE, Davalı borçlunun İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına yaptığı itirazın 47.680,15 TL asıl alacak ile 11.155,17 TL işlemiş faiz tutarı üzerinden  iptaline ve  takibin bu miktarlar üzerinden devamına,  47.680,15 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına,2-Alacak likit olmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine, 3-Alınması gereken 4.019,04-TL karar harcının, davacı tarafından peşin yatırılan 710,59 TL harçtan mahsubu ile bakiye 3.308,45-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,4-Davacı tarafından bilirkişi ve tebligat ücreti olarak yapılan 2.773,50-TL yargılama gideri ile 710,59-TL peşin harç, 54,40-TL başvuru harcı toplamı 3.538,49-TL'nin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,5-Davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT göre takdir olunan 8.448,59 TL  vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,6-Taraflarca yatırılan ancak sarf olunmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,<br>B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN ;1-Davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine,2-İstinaf aşamasında davalı tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf başvuru harcının davacıdan  tahsili ile davalıya verilmesine, 3-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 4-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.22/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a1692f119e87a4a3","SID":"15ac29bd1fd59748"}}