{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2021/1805 - 2023/1670<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2021/1805 <br>KARAR NO\t: 2023/1670<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br><br>BAŞKAN \t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>KATİP\t\t: <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>                                                  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 18/02/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/94 E.  -  2021/51 K.<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLLERİ\t: <br>DAVALI\t:<br>VEKİLİ\t: <br>DAVANIN KONUSU\t:YİDK Kararının İptali, Tescil İsteminin Reddi<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/02/2021 tarih ve 2020/94 Esas - 2021/51 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili  tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, müvekkili şirketin 2000/05917, 2001/02190, 2013/59527, 2016/02527 sayılı ve “...”, “...”,  “... ...”, “... ...” ibareli markalarının sahibi olduğunu, davalının 2018/73984 numaralı \"...\" ibareli başvurusuna yaptıkları itirazların reddine karar verildiğini, bu karara yaptıkları itirazın ise Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun 09/01/2020 tarih,  2020/M-1160 sayılı kararıyla nihai olarak reddedilmiş olduğunu, oysa müvekkil şirketin \"...\" ibaresini içeren pek çok markasının bulunduğunu ve tanınırlık seviyesinin yüksek olduğunu, bu markaların seri marka niteliğinde bulunduğunu ve tüketicilerin dava konusu \"...\" markasını bu seri markaların devamıymış gibi algılayabileceğini, markalar arasında ayniyet derecesinde benzerlik olduğunu,  dava konusu marka ile müvekkili şirket markaları arasında 3. sınıfa ilişkin olarak benzerlik bulunduğunu, davalının tescil başvurusunun kötüniyetli olduğunu ileri sürerek YİDK'nın 09/01/2020 tarih ve 2019/M-11600 sayılı kararının iptali ile 2018/73984 numaralı marka başvurusunun tescil edilmiş ise hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... Kurumu vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Diğer davalı Şirket vekili, \"...\" ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, davacının markalarında “...” ibaresinin  ayrık olarak kullanıldığını ve müvekkilin markasında bir bütün olarak kullanılması sebebiyle ilgili seri markaları çağrıştırma ihtimalinin olmadığını, müvekkilinin markasının Fransızca \"...\" anlamına gelmekte iken davacının markasının İngilizce \"...\" anlamına geldiğini bu sebeplerden aralarında anlamsal benzerlik bulunmadığını, davacının \"...\" ibaresini sadece ıslak mendillerde kullandığını iptalini istediği diğer emtialar bakımından kullanımın ispatının gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davanın hükümsüzlük talebi içermemesi sebebiyle kullanım ispatının gerekmediği, davacının dayanak olarak gösterdiği markalarında esaslı unsurun “...” kelimesi olduğu ve  “...”, “...” ya da “...” kelimelerinin tali unsur niteliği taşıdığı, davalının markası ile davacının markaları arasındaki ortak kesişimin de söz konusu “...” kelimesine ilişkin olduğu, bu ifadenin de zayıf ayırt edicilik niteliği taşıdığı, bu unsura yapılacak küçük değişikliklerin dahi karıştırılma tehlikesini ortadan kaldıracağı, davacı markalarından 2000/05917 nolu “...”,  2001/02190 nolu “...” ve 2013/59527 nolu “... ...” markaları, dava konusu marka ile görsel, işitsel ve kavramsal açılardan karşılaştırıldıklarında, davalının markasında davacı markaları ile karıştırılma tehlikesini ortadan kaldırmaya yetecek derecede değişiklik bulunduğu, davacı markalarından 2016/02527 numaralı “... ...” markası ile davalının  “...” markası karşılaştırıldığında, davacının markasının her ikisin de ayırt ediciliği çok düşük nitelikteki  iki ayrı zayıf kelimeden oluştuğu, buna karşın davalının markasında tek bir kelimenin tercih edildiği, davalının markasında “...” kelimesinin, davacının markasından farklı olarak öne çıkarılmadığı, kelimenin “...” dışında kalan kısmının (“...” harflerinin) ayırt ediciliği düşük bir terim olmadığı, bunlar arasında karıştırılma ihtimaline yol açacak düzeyde bir benzerlik bulunmadığı, taraf markalarının kesişmesinin temel olarak 3. sınıfa ilişkin olduğu, ilgili sınıftaki emtiaların  özel uzmanlığa sahip olması gerekmeyen tüketicilere hitap ettiği, olayda zayıf marka söz konusu olduğundan,  vasat dikkat seviyesine rağmen küçük bazı farklılıkların dahi karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırabileceği, dava konusu olayda da markaların karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzer olmadığı ve karıştırma tehlikesinin söz konusu olamayacağı, davacının kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.  <br><br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemenin kararının gerekçeli olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, ilgili markalar arasında mal ve hizmet sınıfları açısından benzerlik bulunduğunu, müvekkili şirket markalarının zayıf marka niteliğinde olmadığını, tanınmış marka niteliğinde olduğunu aynı zamanda seri marka niteliğinde bulunduğunu, dava konusu markalar arasında görsel ve işitsel iltibas tehlikesi olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, her ne kadar taraf markalarında \"...\" ibaresinin ortak olarak yer almasından kaynaklı kısmi bir görsel benzerlik bulunmakta ise de, başvuru markasının esas unsurunun bir bütün olarak \"...\" ibaresi olduğu, zira başvuruda \"...\" ibaresinin öne çıkması ve algıyı üzerinde toplaması halinin söz konusu olmadığı ve ibarenin bir bütün olarak algılandığı, davaya konu markanın görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktığı izlenim itibariyle davacının itiraza mesnet markalarından yeterince farklılaştığı, başvuruyu gören tüketicilerin bunun davacı şirketin \"...\" esas unsurlu itiraza mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu derhal ve hiç düşünmeden algılayabileceği, bu hali ile taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, markalar benzer bulunmadığından tanınmışlığın somut uyuşmazlığa bir etkisinin görülmediği, kaldı ki YİDK sürecinde davacı tarafından SMK'nın 6/5. maddesi anlamında tanınmışlığın itiraz sebebi olarak ileri sürülmediği, eldeki davada davacı tarafından marka hükümsüzlüğü talebinde bulunulmadığı, davacının dava ve cevaba cevap dilekçelerindeki \"tescilin reddi\" isteminin YİDK iptaline ilişkin olduğu, hükümsüzlük talebini kapsamadığı, nitekim ön inceleme tutanağının da bu şekilde düzenlendiği, açıklanan nedenlerle mahkemece tanınmışlığın tartışılmamasının yerinde olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;\t<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Alınması gereken 269,85 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafça istinaf başvurusunda yatırılan 59,30 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 210,55 TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 15/12/2023 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/12/2023\t\t<br><br>Başkan<br><br>Üye<br><br>Üye<br><br>Katip<br> <br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"056b1cb0f9534460","SID":"48426e22bfd01f27"}}