{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2021/1603 <br>KARAR NO\t: 2023/1583<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br>BAŞKAN \t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>KATİP\t\t: <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 02/07/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/299 E.  -  2021/277 K.<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t: <br><br>DAVALI\t: <br>VEKİLİ\t: <br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali-Markanın <br>\t\t  Hükümsüzlüğü)<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 02/07/2021 Tarih ve 2020/299 Esas - 2021/277 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davacının 2003/38044 sayılı “...” ve 2016/87123 sayılı “...” markalarının sahibi olduğunu, davalı firmanın 2019/59430 numaralı marka başvurusun tescilinin SMK m. 6/1 hükümlerine aykırı olduğunu, zira davalının “...” markasının davacının tescilli “...” ibareli markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, karşılaştırılan markaların aynı hizmetlerde de kullanılacak olduğunu, taraf markalarında “...” ibaresinin esas unsur olduğunu, davalının markasında geçen “...” ibaresinin coğrafi yer adı olduğundan dolayı markanın esas unsuru olarak kabul edilemeyeceğini, markada geçen “...” ibaresinin de seçme eyleminden sonra yapılacak eylem olması nedeniyle ikincil nitelikte bir unsur olduğunu, markada geçen “...” ibaresinin de “...” ibaresini daha da öne çıkartan bir kısaltma olup ayırt edici niteliğinin zayıf olduğunu, davalının bu markasını gören her yönden vasat seviyedeki tüketicilerin bu markayı davacının “...”li seri markalarından biri sanma ihtimalinin yüksek olduğunu, davacının Türkiye genelinde 1.064 bayisi bulunan “...” iş modeli altında yürüttüğü faaliyetlerin tüketici nezdinde tanınmış olduğunu, davalı firmanın dava konusu marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığını ileri sürerek, TÜRKPATENT YİDK’nın 2020-M-7458 sayılı kararının iptalini ve 2019/59430 sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı şirket vekili, işaret karşılaştırılması yapılırken markaların parçalanmaksızın, bir bütün olarak ele alınması gerektiğini, davalının dava konusu edilen markasında ilk algılanan unsurların “...” ve “...” ibareleri olduğunu, taraf markalarının görsel ve işitsel açılardan da birbirlerine benzemediğini, davacının markalarında geçen “...” ibaresinin yerleşik ve bilinen anlamı nedeniyle ayırt edicilik açısından zayıf bir ibare olduğunu ve bilhassa da 35.05. alt sınıfa giren hizmetlerde marka olarak herkes tarafından kullanılabileceğini, davacının “...” ibareli markalarının tanınmış olduğuna ilişkin gerekli ispatı yapamadığını bu yüzden davacının somut olaydaki tanınmışlık iddialarının da yerinde ve doğru olmadığını, davacının kötü niyet iddialarıyla ilgili de bir delil sunamadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>Davalı ... vekili,  davanın reddini istemiştir.<br>\t\t\t<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu emtialar bakımından SMK m.6/1 hükmü uyarınca itiraza mesnet markalar ile emtia benzerliği şartının gerçekleştiği ancak markalar arasında iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzerlik bulunmadığı, davacı markalarının esas unsurunu \"...\" kelimesinin oluşturduğu, davalı markasının esas unsurunu ise \"...\" ibaresinin oluşturduğu, davalı markasında anlamlı olan kelime unsurunun \"...-...\" ibaresi olduğu, davacı markalarının esas unsurunu oluşturan \"...\" kelimesinin, ayrı ve müstakil olarak, diğer kelime unsurlarının önüne geçecek şekilde davalı markasında yer almadığı, daha önce davacıya ait \"...\" markalarını gören, işiten, bu markalı hizmetlerden yararlanan makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu \"...\" markasını davaya konu hizmetler üzerinde gördüğünde, davaya konu hizmetlerden faydalanmak için ayıracağı süre içerisinde, bu markayı davacı markalarından farklı bir marka olarak algılayabileceği gibi marka sahipleri arasında idari ya da ekonomik bir bağlantı da kurmayacağı, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, davacı markalarının tanınmışlığının ispatlanamadığı ancak bir an için davacı markalarının tanınmış olduğu kabul edilse dahi, markaları oluşturan işaretlerin genel görünümleri itibariyle ortalama tüketici nezdinde bağlantı kuracak derecede benzer olmadıkları tespit edildiğinden SMK m.6/5  hükmünün uygulanması şartlarının oluşmadığı, kötü niyet iddiasının yerinde bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.\t<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalı şirkete ait \"...\" marka başvurusu kapsamında bulunan tüm mal/hizmetlerin, müvekkiline ait \"...\" ve \"...\" ibareli markaların tescilli olduğu 35.05. Sınıftaki tüm mal/hizmetler ile aynı olduğu, dava konusu marka başvurusunun \"...\" olup \"...\" ibaresi tek başına SMK md.5 hükmü gereği marka olarak kullanılamayacak nitelikteki bir coğrafi ad olduğunu, \"...\" ibaresinin ise; herhangi bir anlamsal algı yaratmayan ancak \"...\" kelimesinde yer alan \"...\" ve \"...\" harflerini barındırdığı için yine bu kelimeye vurgu yapan ve esaslı unsur olan \"...\" ibaresini daha da öne çıkartan bir kısaltma olması sebebiyle ayırt edici niteliğinin yine zayıf olduğunu, dava konusu markadaki asli unsurun \"...\" kelimesi olup, \"...\" ibaresinin de seçme eyleminden sonra yapılacak eylem olması itibariyle ikincil nitelikte olduğunu, markanın asli unsuru olan \"...\" ibaresinin de müvekkilinin itirazına konu  2003/38044 sayıdaki “...” ve 2016/87123 numaralı \"...\" markalarının asli unsuru ile birebir aynı olduğunu,  müvekkilinin \"...\" ibareli markalarının ulaştığı tanınmışlık düzeyi nederiyle \"...\" ibaresinin ayırt edici nitelik kazandığını, dava konusu başvurunun tescili halinde ilişkilendirme ihtimali ve tanınmışlık nedeniyle haksız kazanç sağlanacağı, aynı hizmet grubunda faaliyet gösteren müvekkilinin ve markasının itibarının zedeleneceğini, binlerce değişik seçenek imkanı bulunmakta iken davalının, müvekkili şirkete ait marka ile aynı sınıf ve aynı hizmetler için  ayırt edilemeyecek kadar benzer bir marka kullanmayı tercih etmesinin iyi niyetli bir tescil olarak görülmediğini, müvekkili şirketin tanınmışlığından yararlanma maksadının açık bir şekilde ortada olduğunu ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabülüne karar verilmesini istemiştir.<br><br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka hakkında verilen itirazın reddine dair YİDK kararı iptali, hükümsüzlük istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tİşlem dosyasının incelenmesinden; davalı şirketin \"...\" ibaresinin marka olarak tescili için davalı Kuruma başvurduğu, başvuru kapsamında 35. sınıf hizmetlerin yer aldığı,  davacı Şirketin \"...\" asıl unsurlu markalarına dayalı olarak iltibas,  tanınmışlık ve kötü niyet iddiasıyla başvuruya itiraz ettiği, davacı itirazının YİDK'in 2020-M-7458 sayılı kararıyla nihai olarak reddedildiği, kararın 27/08/2021 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 27/10/2020 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. <br>\tİlk derece mahkemesince taraf markaları arasında iltibas koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olup, davacının istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık taraf markaları arasında, dava konusu olan 35. sınıf hizmetler yönünden, 6769 sayılı  SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas koşullarının oluşup oluşmadığı, aynı Kanun'un 6/5 maddesi uyarınca başvurunun tescili engeli bulunup bulunmadığı ve dava konusu başvurunun kötü niyetli olup olmadığı noktasındadır.<br>\t6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. <br> Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya bakıldığında, dava konusu başvuru kapsamında 35. sınıf hizmetler yer almaktadır. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere, uyuşmazlık konusu anılan hizmetler davacının itirazına mesnet markaları kapsamında yer alan hizmetlerle aynı ve benzer olduğundan, taraf markaları arasında emtia benzerliği şartının gerçekleştiği kanaatine varılmıştır.<br>Tarafların marka işaretlerinin karşılaştırılmasına gelince; dava konusu başvuru   \"...\" ibaresinden oluşmaktadır. Başvuru markasında öne çıkan unsurun “...” ibaresi olduğu, markadaki diğer ibarelerin yardımcı unsur niteliğinde bulundukları,  davacıya ait itiraza mesnet “...” ve “...” ibareli markalar ile davalı şirkete ait \"...\" ibareli marka arasında, esas unsurlar nazara alınarak yapılan karşılaştırmada, 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, \"...\" ibaresinin özellikle 35.05. sınıfa giren hizmetler açısından ayırt edici niteliği düşük ise de, ayırt ediciliği zayıf markaların da korunmasının esas olduğu, dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlanmadığı kanaatine varıldığından, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında, 6769 sayılı SMK'nın  6/1 maddesi anlamında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, en azından ortalama tüketicilerce markaların ilişkilendirileceği ya da başvurunun davacı Şirketin seri markalarından biri olarak algılanacağı kabul edilmiştir.<br>     Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir.<br>Diğer taraftan davacı vekili, somut olay bakımından 6769 sayılı SMK'nın 6/5 . maddesindeki koşulların oluştuğunu ileri sürmüşse de, uyuşmazlık konusu olan tüm mal ve hizmetler bakımından taraf markalar arasında iltibas koşullarının oluştuğu kabul edildiğinden, Dairemizce davacının bu iddiaları yönünden inceleme yapılmasına gerek görülmediği gibi SMK'nın 6/9. Maddesine dayanan kötü niyet iddiası da ispatlanamamıştır.<br>Sonuç olarak; dava konusu \"...\" ibareli başvuru ile davacının  itirazına mesnet \"...\" asıl  unsurlu  markaları arasında  6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br><br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 02/07/2021 gün ve 2020/299 Esas - 2021/277 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2-Davanın KABULÜ ile, Türkpatent YİDK'in 26/08/2020  tarihli 2020-M-7458 sayılı kararının İPTALİNE,<br>                        3-Davalı Şirket adına tescil edilen 2019/59430 sayılı \"...\" ibareli markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE<br>\t4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85-TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 54,40-TL harcın mahsubu ile kalan 215,45‬-TL'nin davalılardan alınarak Hazineye irat kaydına,<br>\t5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 25.500,00-TL maktu vekalet ücretinin davalı şirket ile davalı ... Kurumundan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t6-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 1.750,00-TL bilirkişi ücreti, 135,00-TL tebligat ve posta gideri ile istinaf aşamasında yapılan 71,50-TL tebligat ve posta ücreti, 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 2.118,6‬0-TL yargılama giderine, 54,40-TL peşin harç, 54,40-TL başvurma harcı eklenerek oluşan toplam 2.227,4‬0-TL'nin davalı şirket ile davalı ... Kurumundan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t7-Davalı şirket ile davalı ... Kurumu tarafından ilk derece mahkemesinin yargılaması sırasında herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t9-Davacıdan peşin olarak alınan 59,30-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>\t10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\tDair, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 01/12/2023 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br>\t<br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/12/2023<br><br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5d58b53d708f05c2","SID":"9978a057f99a0d97"}}