{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2021/1606 - 2023/1584<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2021/1606 <br>KARAR NO\t: 2023/1584<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                          K A R A R <br><br><br>BAŞKAN \t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>KATİP\t\t: <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 26/03/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/175 E.  -  2021/143 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t: <br><br>DAVALI\t:<br>VEKİLİ\t: <br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 26/03/2021 tarih ve 2020/175 E. - 2021/143 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkiline ait 2018/28241 başvuru numaralı “...” ibareli marka başvurusuna davalı şirket tarafından yapılan itiraz sonucunda 2020-M-2079 sayılı YİDK kararıyla başvurunun reddedildiğini, müvekkilinin “...” markasını sigorta hizmetleri üzerinde uzun süredir yoğun bir şekilde kullandığını, aynı zamanda 2017/14445 tescil numaralı “...” markasının sahibi olduğunu, bu nedenle müvekkilinin “...” markası üzerinde kazanılmış hakkının bulunduğunu, müvekkilinin 2017/14445 sayılı “...” markasının asli unsuru olan “...” ibaresini koruyarak “...” marka başvurusunu yaptığını, markada yer alan “...” ibaresinin ayırt edici bir ibare olmadığını ve bu markanın hiçbir şekilde ret gerekçesi “... ” markasına yaklaşma niyeti taşımadığını, davaya konu emtiaların hitap ettiği tüketici kesiminin dikkat düzeyinin yüksek olduğunu, bu nedenle taraf markalarını tüketicilerin karıştırmayacağını, ayrıca “...” ibaresinin “...” anlamına geldiğini ve ihtilafa konu hizmetler açısından münhasıran ayırt edici niteliği bulunmayan bir ibare olduğunu, sigorta sektöründe “...” ibaresine ayırt edici niteliğinin müvekkilinin yoğun kullanımı sonucunda kazandırıldığını, müvekkilinin başvurusu ile ret gerekçesi marka arasında karıştırılma ya da ilişkilendirme ihtimali bulunmadığını ileri sürerek, 2020-M-2079 sayılı YİDK kararının iptaline, 2018/28241 numaralı başvurunun tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı şirket vekili, dava konusu YİDK kararının hukuka uygun olduğunu, davacının ... ibaresi üzerinde herhangi bir kazanılmış hakkı bulunmadığını, davacının kazanılmış hakka dayanak yaptığı 2017/14445 nolu “...” markasının 21.06.2018 tarihinde tescil edildiğini, dava konusu marka başvurusunun 21.03.2018 tarihinde yapıldığını, başvurunun kazanılmış hak iddiasına dayanak yapılan markanın tescilinden önce gerçekleştirildiğini, karıştırılma ihtimaline ilişkin koşulların oluştuğunu, başvurudaki asli unsurun “...” ibaresi olduğunu, benzerlik değerlendirmesinde bu unsurun göz önünde tutulması gerektiğini,  başvuru markasının müvekkiline ait “...” esas unsurlu markalarla  iltibas düzeyinde benzer olduğunu, müvekkilinin “...” ibaresi üzerinde gerçek hak sahipliğinin bulunduğunu, müvekkilinin ... ve ... ibareli alan adlarının esaslı unsurunun da “...” ibaresi olduğunu, başvurunun SMK m. 6/3, 6/4, 6/5 ve 6/9. maddeleri uyarınca da reddinin gerektiğini, davacının kötü niyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>Davalı ... vekili, başvuruya konu işaret ile redde mesnet markalardaki ortak unsur olan “...” ibaresinin yanında kapsamlarda yer alan hizmetlerin aynı oluşu da dikkate alındığında başvuruya konu işaret ile redde mesnet markaların diğer unsurları arasında güçlü bir kavramsal bağ ile iltibasa neden olacak derecede benzerlik bulunduğunu savunarak,  davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu marka başvurusu ile redde mesnet marka kapsamındaki hizmetlerin birebir aynı olduğu, dava konusu \"...\" markasında yer alan \"...\" ibaresinin davaya konu hizmetler bakımından ayırt ediciliği bulunmayan tali bir unsur olduğu, bu nedenle dava konusu marka başvurusunun esas unsurunu \"...\" ibaresinin oluşturduğu, karşılaştırılan markalarda \"...\" ibaresinin müşterekliğinden kaynaklı olarak görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu, redde mesnet markada yer alan \"...\" ibaresinin markalar arasındaki iltibas tehlikesi doğuracak şekildeki benzerliği bertaraf etmeye yeter derecede ayırt edici etkisinin bulunmadığı, belirtilen nedenlerle karşılaştırılan bu markalar arasında SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu, dava konusu yapılan marka başvurusunun, 21.03.2018 tarihinde yapıldığı, davacının müktesep hak iddiasına dayanak gösterilen markaların ise 21.06.2018, 16.01.2018 ve 28.03.2018 tarihlerinde tescil edildiği, dava konusu marka başvurusunun yapıldığı tarihten daha önce tescile bağlanmış olan davacı markasının 2017/14478 tescil numaralı ve 16.01.2018 tarihinde tescil edilmiş olan \"...\" ibareli marka olduğu, bu markanın tescil tarihi ile başvuru arasında yaklaşık iki haftalık bir süre bulunduğu, müktesep hakka dayanak yapılan markanın tescilli olarak uzun süre kullanılması şartının tescil ile başvuru arasında dahi uzun süre bulunmaması nedeniyle karşılanmadığı, davacı başvuru sahibinin hiçbir delil ibraz etmediği, davacının başvurusu ile ilgili dayanak yaptığı markalarından kaynaklı olarak müktesep hakkının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.\t<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkiline ait “...” ve davalı şirkete ait “... ...” markalarının ortak unsuru olan “...” ibaresinin günlük ticari hayatta “...”, “...” gibi yaygın kullanılan deyimlerde yer alan ayırt edici gücü düşük bir ibare olduğunu, ayrıca müvekkilinin “...” ibareli markalarından kaynaklanan kazanılmış hakları sebebiyle “...” markasının tescil edilmesi gerektiğini, müvekkiline ait “...” markasının tescil tarihleri üzerinden her ne kadar uzun bir zaman geçmiş olmasa da müvekkilinin marka üzerindeki yoğun kullanımı sonucunda marka üzerinde kısa zamanda kazanılmış hak elde edildiğini, ... Genel Müdürlüğü’ne ait 2007/54449 tescil numaralı “...” markası için müvekkili ve müvekkilinin grup şirketi olan ...  A.Ş. için marka sahibi ile yapılan anlaşma sonucunda lisans talebinde bulunulduğunu, 03/08/2017 tarihli ... yazılarıyla lisans kayıt işlemlerinin gerçekleştirildiğini, sonrasında 15/04/2019 tarihinde ... Genel Müdürlüğü ile müvekkilinin grup şirketi olan ...  A.Ş. arasında 2007/54449 tescil numaralı “...” markasının devri için sözleşme yapıldığını ancak devam eden farklı bir dava sebebiyle 2007/54449 tescil numaralı “...” markası hakkında ihtiyati tedbir  bulunduğundan markanın devir işlemlerinin ... tarafından gerçekleştirilmediğini, müvekkilinin “...” markası üzerindeki kazanılmış haklarının 2007/54449 tescil numaralı “...” markası üzerinde yapılan lisans ve devir işlemleri sonucunda 2007 yılına kadar uzandığını, markalar arasında karıştırılma ya da ilişkilendirme ihtimali bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>\t<br>GEREKÇE\t: Dava, marka başvurusunun reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. <br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, \"...\" ibareli başvuru ile redde mesnet \"... ...\" ibareli marka arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin olduğu, zira gerek dava konusu başvurunun, gerekse redde mesnet markanın asli unsurlarının \"...\" ibaresinden oluştuğu ve başvuruda yer verilen ayırt ediciliği bulunmayan \"...\" ibaresinin başvuruya yeterli ayırt ediliği sağlamadığı, öte yandan dosyada mevcut bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere emtia benzerliğine ilişkin koşulun da gerçekleştiği, tescil tarihi gözetildiğinde davacının 2017/14445 sayılı markası nedeniyle başvuru üzerinde müktesep hakkının bulunmadığı, davacı vekili istinaf dilekçesinde 2007/54449 sayılı \"...\" ibareli marka nedeniyle  kazanılmış haklarının bulunduğunu ileri sürmüş ise de, HMK'nın 357. maddesi uyarınca ilk kez istinaf aşamasında öne sürülen bu iddianın dinlenmesinin mümkün olmadığı, öte yandan anılan markanın ... adına tescilli olduğu, davacı vekili tarafından sunulan delillerin müktesep hakkı ispata elverişli olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 59,30-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 210,55‬-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, \t<br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 01/12/2023 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/12/2023<br><br><br>Başkan<br><br>Üye<br> <br>Üye<br><br>Katip<br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"002091f1dfe9247e","SID":"37f1213c35c1585c"}}