{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>13. HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO 2021/1191 <br>KARAR NO\t: 2023/1934 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br>İNCELENEN KARARI VEREN <br>MAHKEME\t: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ : 27/04/2021 <br>DOSYA NUMARASI : 2020/242 Esas 2021/364 Karar <br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) <br>KARAR TARİHİ : 07/12/2023 <br>İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; keşidecisi davalı ... olan, 31/12/2015 tarihli, 10.000-TL bedelli, 31/01/2016 tarihli, 16.800-TL bedelli, 28/02/2016 tarihli, 16.800-TL bedelli, 31/03/2016 tarihli, 16.800-TL bedelli, 30/04/2016 tarihli, 16.800-TL bedelli, 30/05/2016 tarihli, 16.800-TL bedelli, 30/06/2016 tarihli, 16.800-TL bedelli, 31/07/2016 tarihli, 16.800-TL bedelli ve 31/08/2016 tarihli, 16.800-TL bedelli çeklere dayalı İstanbul Anadolu 8. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile ilamsız icra takibine başlandığını, davalı borçlu tarafından 144.400-TL'nin icra dosyasına ödendiğini, kalan kısma yapılan itiraz sonucu icra takibinin durdurulduğunu, yapılan itirazın haksız ve mesnetsiz olduğunu, davalı borçlunun kalan miktardan sorumluluğu olmadığından bahisle ödemediğini ve itiraz ettiğini, borçlu davalının iddiasının aksine borçlunun ödemeyi icra takibi açıldıktan sonra yaptığı için sorumluluğunu bulunduğunu, ayrıca taraflarına açılan icra takibine yapılan kısmi ödemelerin ancak faiz ve masraflara mahsup edileceğini, davalının kötü niyetli olarak icra takibine itiraz ettiğini, belirtilen çeklerden sorumlu olup icra takibine karşın icra takibi konusu olan borcunun kalan kısmını müvekkiline halen ödemediğini, davalı borçlunun dava konusu çeklerin bedellerini eksik ödemek suretiyle sebepsiz zenginleştiğini ve müvekkilinin alacağını tam olarak alamadığını, bu nedenlerle davalı borçlunun borca yapılan itirazının iptali ile takibin devamına, borçlunun icra takibine haksız ve kötü niyetli itiraz etmiş olması sebebiyle %20 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların açmış olduğu davanın usul ve yasaya aykırı olduğunu, görevli ve yetkili mahkemenin Zonguldak Ticaret Mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, öncelikle görev ve yetki yönünden davanın reddi gerektiğini, davaya konu çeklerin ibraz edildiğinde ödenen kıymetli evraklar olduğunu, çeklerin incelendiğinde bankaya ibraz edilmediğinin açık olduğunu, bu durumda müvekkilinin ibraz edilmeyen, kimde olduğunu bilmediği bir çeki zamanında ödemesi gibi bir ihtimalin olmadığını, davacının çekleri elinde bulundurduğunu müvekkiline bildirmediği gibi bankaya da ibraz etmediğini, müvekkilinin iyi niyetli olarak çek bedellerinin tümünü yatırdığını, ancak davacının kötü niyetli olarak icra takibine koyduğunu, mTTK hükümlerince her iki tarafında basiretli tüccar gibi davranması gerektiğinin açık olduğunu, alacaklı gözüken şirketin çekleri zamanında ibraz etmemesi ve müvekkiline ödeme imkan ve şansı vermemesinden dolayı kaynaklanan gecikmeden müvekkilinin sorumlu tutulmasının hukuken imkansız olduğunu, davacının basiretli tüccar gibi davranmadığını, icra takibi de yetkili ve görevli icra dairelerinde yapılmadığını, tüm bu nedenlerden dolayı davacının açmış olduğu davanın öncelikle görev ve yetki yönünden reddine, esasa girilmesi halinde haksız usul ve yasaya aykırı olan davanın reddine, yargı giderleri ve vekillik ücretinin davacılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 27/04/2021 tarih ve 2020/242 Esas 2021/364 Karar sayılı kararı ile; \" Dava hukuki niteliği itibari ile davacının kambiyo vasfı kalmayan çeklere ilişkin olarak başlatılan icra takibinde çek bedellerini ödeyen ancak faiz icra masraflarını ödemeyen ve itiraz eden davalı aleyhine  bu bedeller yönünden takibin devamına karar verilmesi talepli olarak açılan itirazın iptali davasıdır. İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası getirtilmiş olup dosyamız içine alınmıştır. Davalı borçlu ...'nun 06.10.2016 tarihli  muhabere dilekçesi ile borca itiraz ettiği ve takibin durduğu davacının 04.10.2017 tarihinde dava açtığı davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır.  Usulüne uygun taraf teşkili  sağlanmış taraf delilleri toplanmıştır. Taraflar arasında, davalının asıl borçtan sorumlu olduğu noktasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. İhtilaf asıl alacağa bağlı faiz ve takip ferilerinden, davalının sorumlu olup olmayacağından kaynaklanmaktadır.Ticaret Kanunumuzun 732. maddesine göre, kambiyo vasfını yitirmiş poliçelerden doğan hakların, sebepsiz zenginleşme kuralları ile keşideciden talebi mümkün olup; bu hüküm, 818. Maddenin “m” bendi uyarınca çekler için de tatbik olunur. Bununla beraber, takibe konu çek, süresinde muhatap bankaya ibraz edilmediğinden, keşide tarihinden itibaren faiz yürütülemez. Takip tarihi itibarıyla temerrüdün oluştuğu kabul edilir. ' ...TTK.nun 692.maddesi uyarınca keşide tarihi, çekin zorunlu unsurlarındandır. Çekin ibraz süresi çekteki keşide tarihinden itibaren işlemeye başlar (TTK.707.md). Kanuni süresi zarfından muhatap bankaya ibraz edilmeyen çek kambiyo senedi vasfını yitirir. Takibe konu çek, süresinde muhatap bankaya ibraz edilmediğinden, keşide tarihinden itibaren faiz yürütülemez.Yargıtay 19. HD. E. 2010/3119 K. 2010/12046 T. 27.10.2010' Bununla beraber, takibe konu çek, süresinde muhatap bankaya ibraz edilmediğinden, keşide tarihinden itibaren faiz yürütülemez. Takip tarihi itibarıyla temerrüdün oluştuğu kabul edilir. Kanun hükmü çerçevesinde davacının kambiyo vasfını yitirmiş çeklerden dolayı davalı keşideciden sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde alacağını tahsil edebileceği ancak davacıyı daha önce temerrüte düşürmediğinden takip tarihinden itibaren faiz işletebileceği sonucuna varılmış ve bu kapsamda hesap uzmanı bilirkişiden rapor aldırılmıştır. Bilirkişi yukarıdaki bende belirtilen ilkeler çerçevesinde hazırlamış olduğu raporda ' ...Dava konusu olayda, takibe konu çeklerin bankaya ibraz edildiğine dair, kambiyo evrakı üzerinde bir kayıt olmayıp, davalının takipten önce temerrüde düşürüldüğüne dair de dosya içerisinde bir evraka rastlanılmadığından, davalının takip öncesi faizden sorumlu olmadığı anlaşılmaktadır.Takibe bağlı, masraf, harç ve vekalet ücretleri ise, takip hukukundan, Harçlar Kanunu ve Avukatlık Kanunu’ndan kaynaklandığından, davalının bu alacak ferilerinden sorumlu olduğu düşünülmektedir.Bu veriler nazara alındığında, davalının takip tarihi itibarıyla borcunun 144.400 TL, olduğu, ödeme tarihi itibarıyla takip borcunun 165.794,28 TL’ ye tekabül ettiği, davalı icra dosyasına 144.400 TL ödediğinden, yapılan ödemeler öncelikle alacak ferilerinden düşüldüğünde, ödeme tarihi itibarıyla 21.394,28 TL asıl alacak bakiyesinin kaldığı, hesaplanmaktadır.'  şeklinde hesaplama yapmış olup yapılan hesap ve rapor denetlenebilir ve meri mevzuat kapsamında uygun olduğundan  takibin 21.394,28 TL üzerinden devamına karar verilmiş davalı itirazında haksız olmadığından icra inkara tazminatı red edilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. \" gerekçeleri ile; \" 1-Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; davalının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline, takibin 21.394,28-TL üzerinden devamına, Alacak likit ve itiraz haksız olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine, ... \" karar verilmiş ve verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davaya konu icra dosyasındaki çekin süresinde bankaya ibraz edilmediği gibi müvekkile de bu konuda bir bildirimde bulunulmadığını, bu durumda müvekkilin çek bedeli dışında kalan ödemelerden sorumlu tutulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkemenin vermiş olduğu usul ve yasaya aykırı olan kararın bozulması ve kaldırılması gerektiğini, Çekin süresinde bankaya ibraz edilmediğini ve bankadaki karşılığının çekilmediğini, çeklerin bankaya ibraz edilmediği hususunun açık olduğunu, Müvekkilin söz konusu çeki ödeyebilmesi için kimde olduğunun ve ibrazını beklemesi gerektiği hususunun açık olduğunu, Türk Ticaret Kanunları hükümlerince müvekkilin çek kimde ise ona ödeme yapmak zorunda olduğunu, Çekin ticari dolaşım aracı olması ve direkt parayı temsil etmesi nedeni ile müvekkilin elinden çıktıktan sonra çekin nerede ve kimin elinde olduğunu müvekkilin bilmesine imkan olmadığını, davaya konu çeklerde ciro edilemez yasağı da mevcut olmadığını, Ayrıca söz konusu çeklerin bankaya ibraz edilmemesi, arkasının yazdırılmaması hususları da dikkate alındığında müvekkilin kötü niyetinden veya borç ödemeden kaçırma gibi bir eyleminin olmadığının açıkça görülmekte olduğunu, Çeklerin müvekkile de banka harici ibraz edilerek herhangi bir şekilde ödeme talebinde bulunulmadığını, direk icraya verilerek tahsili yoluna gidilmiş olduğunu, Söz konusu icra dosyasının normal bir alacak dosyası değil, iflas müdürlüğünün dosyasından dolayı kaynaklanmış olduğunu, bu durumda müvekkilin çeklerin kimin elinde olduğunu bilmesinin hukuken imkansız olduğunu, alacaklının BK 100 maddesine dayanmasının imkansız olduğunu, Bu hususlar açık ve net iken bilirkişinin faiz hesaplaması yapması ve müvekkil aleyhine yapılan icra takibinde bakiye borç miktarı olarak 21,394,28TL çıkarılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Müvekkilin bu alacaklardan sorumlu olduğunun kabulünün imkansız olduğunu, Müvekkilin iyi niyetli olarak çekin karşılığını bankaya bildirdiğini, yatırdığını ve çek ibraz edildiğinde de bu ödemenin yapılacağını, bu durumda davacının müvekkilden kendi kusuru veya çeki elinde bulunduranın ibraz etmemesinden kaynaklı kusurdan müvekkilin sorumlu tutulmasının imkansız olduğunu, Çekin vasfını kaybetmesinin, çekin bankaya ibraz edilmesinin sorumlusunun müvekkil olmadığını, Bu durumda müvekkilin ticaret kanunu gereğince iyi niyetli hareket eden taraf olması, kendisine ve bankaya başvurulmamış olması hep birlikte değerlendirildiğinde müvekkilin kusurlu ve borçtan kaçma gibi bir eyleminin de olmaması nedeniyle ana para dışında kalan kısımdan sorumlu tutulamayacağını, Davacının çeklerin elinde bulunduğunu müvekkile bildirmediği gibi bankaya da ibraz etmediğini, bu durum karşısında müvekkilin ödeme yapmadığı iddiasının kabulünün mümkün olmadığını, Müvekkilin iyi niyetli olarak çek bedellerinin tümünü yatırdığını, ancak davacının kötü niyetli olarak icra takibine koyduğunu, Borçlunun BK 100 maddesine dayanmasının hukuken imkansız olduğunu, TTK hükümlerince her iki tarafın da basiretli tüccar gibi davranması gerektiği kuralının açık olduğunu, alacaklı gözüken şirketin çekleri zamanında ibraz etmemesi ve müvekkile ödeme imkan ve şansı vermemesinden dolayı kaynaklanan gecikmeden müvekkilin sorumlu tutulmasının hukuken imkansız olduğunu, Davacının basiretli tüccar gibi davranmadığını, Söz konusu çekin müvekkile icra takibine başlanmadan bildirimde bulunulması veya ihbar veya ihtar edilerek ödeme yapıp yapmayacağı hususunun tespit edilmesi ve süre verildikten sonra süresi içerisinde ödeme yapılmaması halinde ve ödemediği takdirde yasal yollara başvurulması gerektiğini, <br>Böyle bir işlem yapılmadan direkt müvekkilin icraya verilmesi, icra masraf faiz ve ferilerinden sorumlu tutulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Yukarıda çek konusundaki beyanları dikkate alındığında ibraz ve ihtar olmadan müvekkilin ödeme yapabilmesi yeva çeki elinde bulunduran kişiyi tespit etmesinin veya bulmasının ve ödeme yapmasının hukuken imkansız olduğunu, Müvekkil çekin kimde olduğunu araştırsa bile bulma ihtimali olmadığına göre; çek ibraz edilmediği için çek vasfını kaybetmiş olmasından dolayı,  müvekkilin çeki elinde bulunduran kişiyi bilmediği, bilmesinin hem hukuken hem doğal yaşam ve ticari hayat açısından hem de Medeni Kanun iyi niyet kuralları ve Ticaret Kanunu ana ilkelerinde olan basiretli tüccar kuralları gereğince davranması müvekkilden beklense dahi, bulamayacağı hususunun açık olduğunu, Bu durumda müvekkil ekonomik olarak iyi niyetli olarak hareket ettiği halde ek yük ve ödeme altına sokulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Bu yapılmadan müvekkilin direkt icraya verilerek  icra masraf ve vekillik ücretlerine maruz bırakılması ve bu masraflarından sorumlu tutulmasının hukuken kabul edilemeyeceğini, Müvekkilin temerrütünden söz edilemeyeceği gibi, müvekkilin bilgisi olup da ödeme yapmadığı yönünde bir işlem veya eyleminden de bahsedilemeyeceğini, bu nedenden dolayı tüm icra masraflarından dolayı müvekkilin sorumlu tutulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, İstinaf incelemesi süresince tehir-i icra karar ile icranın karar kesinleşinceye kadar tehirine karar verilmesini talep ettiklerini, Davalının kusur ve ihmali davranışının müvekkile yüklenemeyeceğini, davalının zamanında yapmadığı bir işlemden dolayı müvekkilin maddi yük ve külfet altına sokulması ve maddi zarar görmesinin hukuken kabul edilemeyeceğini, Müvekkilin süresinde ve zamanında söz konusu parayı banka hesabına yatırdığını ve hazır tuttuğunu, ancak çek ibraz edilmediği için paranın hesapta kaldığını, Bu durumun müvekkilin çek hesabı olan bankadan hesap hareketlerin istenmesi veya söz konusu tarihlerde çek miktarı ve değeri kadar paranın hesapta olup olmadığı hususunda evrakların celbi ile öğrenilebileceğini, Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün bozularak yeniden görülmesini istemenin zorunlu olduğunu beyanla; Açıklanan nedenlerle; İstinaf taleplerinin kabulü ile öncelikle tehiri icra kararı ile icranın karar kesinleşinceye kadar tehirine, İşbu hükmün istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; süresinde ibraz edilmeyen çekler nedeniyle TTK'nın 732. maddesi kapsamında sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak başlatılan icra takibine itirazın iptali talebine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili, dava ve icra takibi dayanağı olan çek bedellerinden davalı keşidecinin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre sorumlu olduğunu, davalı tarafından icra dosyasına yapılan kısmi ödemenin TBK'nın 100 maddesi uyarınca faiz ve masraflardan mahsup edilmesi gerektiğini, davalı tarafından yapılan ödeme mahsup edildikten sonra bakiye bedelin davalı tarafından ödenmediğini ve takibe itiraz edildiğini, haksız itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, dava ve icra takibi dayanağı olan çeklerin bankaya ibraz edilmediğini ve davalı keşideciye takipten önce başvuru yapılmadığını, bu sebeple icra takibi başlatılmasında kendisinin kusurunun bulunmadığını ve ödeme emrinin tebliği üzerine asıl borcun ödendiğini, icra takibinin başlatılmasına kendisi sebebiyet vermediğinden icra faiz, harç, vekalet ücreti ve masraflardan sorumlu olmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki istinafa gelen temel uyuşmazlık; süresinde bankaya ibraz edilmemesi sebebiyle kambiyo vasfını kaybeden çeklerden dolayı alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlatılmasına davalının sebebiyet verip vermediği, davalının icra faiz, harç, vekalet ücreti ve masraflardan sorumlu olmadığı noktasında toplanmaktadır. Somut uyuşmazlıkta; davacının dava ve icra takibi dayanağı olan çeklerin en son hamili, davalının keşidecisi olduğu, çeklerin süresinde bankaya ödeme için ibraz edilmemesi üzerine kambiyo vasfını yitirdiği, bu sebeple davacının davalı keşideci aleyhine ilamsız takip yolu ile icra takibi başlattığı, davalının çek bedellerine ilişkin asıl alacağı icra dosyasına ödediği, ancak işlemiş faiz ve icra faiz, harç, masraflar ve vekalet ücreti yönünden takibe kısmen itiraz ettiği ve takibin bakiye kısım yönünden durduğu görülmüştür. Kural olarak kambiyo senedi vasfında olan çek aranılacak borç niteliğindedir. Süresinde ibraz edilmeyen çek ise kambiyo senedi vasfını yitirmesi sebebiyle aranılacak borç olmaktan çıkıp, götürülecek borca dönüşmüştür. İcra takibine konu çekler de süresinde ibraz edilmemesi sebebiyle kambiyo vasfını kaybettiğinden götürülecek borç niteliğindedir. Ancak henüz kambiyo vasfında iken tedavül yeteneği olan çeklerin bankaya ibraz edilmeden önce yetkili hamilini tespit etmek ve kambiyo vasfını yitirdikten sonra da keşideciye başvuru yapılmaması halinde yetkili hamilini tespit etmek mümkün değildir. İcra takibine konu çekler en son yetkili hamil davacı tarafından süresinde bankaya ibraz edilmemiş, karşılığı olmaması halinde karşılıksızdır işlemi yaptırılmamış ve icra takibinden önce de keşideciye başvuru yapılmamıştır. Bu sebeple davalı keşideciden çeklerin yetkili hamili ve alacaklısını tespit etmesi ve çek bedellerini bu kişiye ödemesi beklenemez. Nitekim davalı keşideci hakkında icra takibi başlatıldıktan sonra çek bedellerini itiraz etmeksizin icra takip dosyasına ödemiştir. HMK'nın 312/2 maddesi dikkate alındığında davalının icra takibi başlatılmasına sebebiyet vermediği anlaşılmakla icra faiz, harç, vekalet ücreti ve masraflardan sorumlu olması hakkaniyete uygun düşmemektedir. Mahkemece bu husus göz ardı edilerek davanın bilirkişi raporu ile tespit edilen bedel üzerinden kısmen kabulüne karar verilmesi isabetli olmamıştır ve bu sebeple davalı vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmüştür. Açıklanan nedenlerle, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden Dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle; davanın reddine, karar verilmesi  gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/04/2021 tarih ve 2020/242 Esas- 2021/364 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle; Davanın REDDİNE, İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 2-Dairemiz karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85TL maktu karar harcından, davacı tarafından peşin olarak yatırılan  31,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 238,45 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından sarf edilen harç ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davalı tarafından sarf edildiği anlaşılan 14,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 5-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT' ne göre red edilen miktar ve tarifenin 13/1 maddesi dikkate alınarak takdir edilen 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 6-Bakiye gider avansı bulunması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, İSTİNAF YÖNÜNDEN: 7-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 8-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 9-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 10-Bakiye gider avansı bulunması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 11-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara  tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 07/12/2023 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile  karar verildi.   <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8769f1b9778172ff","SID":"98eb5abd979a1fc3"}}