{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1439 <br>KARAR NO: 2023/968<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 11/09/2019<br>NUMARASI: 2016/787 Esas - 2019/875  Karar<br>DAVA: Ticari Şirket (Pay Defteri Kaydına İlişkin)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/10/2023<br>Taraflar arasındaki Ticari Şirket davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl ve karşı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ ASIL DAVA; <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı şirkete  1996 yılından bu yana yüzde iki paydaş olduğunu, bu şirket dışında, aile şirketi yapısındaki iki ayrı şirketin de hakim ortağı olduğunu, davalının da lojistik, taşıma ve vinç hizmetleri veren İstanbul Ticaret Sicîl Müdürlüğü'ne ... numarası ile kayıtlı bir anonim şirket olduğunu, 200,000,00 TL sermaye ile kurulan şirketin, 28.10.2005 tarihli olağanüstü genel kurulda alman kararla sermayesini 3.700.000,00 TL'ye çıkardığını ve bu artışla şirket sermaye dağılımının ...-%53-1.961.000,00 TL,  ... - %18-666.000,00 TL, ...  -%25-925.000,00 TL, ... -%2-74.000,00 TL, ...-%2-74.000,00 TL.şeklinde yapıldığını, ..., 29.04.2010 tarihinde kendi aralarında yaptıkları toplantıda görevlerinden istifa ettiklerini ve ... yerine ...' nın yerine ... yerine de ... A.Ş. ni temsilen ...in Yönetim Kurulu'na, eski Yönetim Kurulu Üyeleri tarafından aynı gün ve birbirini takip eden yönetim kurulu kararlan ile geçici olmayarak seçildiklerini, bununla ilgili Yönetim Kurulu kararı 06.05.2010 tarihli, 7558 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde tescil ve ilan edildiğini, yapılan bu işlemle; aslında şirket varlığı tümden satıldığını, eski Yönetim Kurulu'nun, şirketin temsil, imza ve yönetim haklarının yanı sıra kendi uhdelerinde bulunan ve bulunmayan tüm paylan ve şirket malvarlığını da külliyen sattığını, bu durumun işlem tarihinde yürürlükte bulunan \"6762 Sayılı TTK m. 385 ve (Değişik fıkra: 16/06/1989-3585/6 m) 443. m\" hükümleri hilafına yetki aşımı sureti ile gerçekleştirildiğini, davanın esas konusu pay devirlerinin hangi usul ve esaslara göre yapılması  olduğunu, müvekkilinin 1996 yılından, 2009 yılına kadar müseccel paydaşlık durumunun bu tarih ve sonrasında her nasılsa şirket kayıtlarında yer almadığını, oysa müvekkilinin, hisse devri konusunda hiç kimse ile bir devir sözleşmesi imzalamadığını, temliki herhangi bir tasarrufta bulunmadığını, yönetim Kurulu üyelerini oluşturan eski hakim ortakların davacı paylarını da yeni ortaklara devretmeleri sözkonusu olamayacağı noktasından hareketle keyfiyet Gebze ... Noterliği'nden tebliğ olunan 20,04,2016 tarih, ... yevmiye nolu ihtarname ile davalı şirkete sorulmuş ise de açıklayıcı bir cevap alınamadığını, şirketin cevabında açıklama yerine hukukla korkutma ve taleplerinin  reddi yoluna gittiğini, davacının ortaklığını sürecinde şirketin hiçbir dönem kar payı dağıtımı yoluna gitmediğini ancak mevcut makine parkını misli ile genişlettiğini, taşınmazlar edindiğini, tamir-bakım atölyesi ve akaryakıt istasyonu açtığını,  unvanını markalaştırdığını, ilişkilerini uluslararası alana taşıdığını beyan ederek öncelikle davalı şirkete kayyum tayin olunmasına ve paydaşlık durumunun tespiti ile şirket pay defterine işlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP:  Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın 2010 yılında davacı tarafından yapılan hisse devrinin geçersizliğini iddia ettiğini, en az hisse devri sebebiyle tahsil edilen miktar üzerinden dava harcının yatırılması gerektiğini,  davacı tarafça dava ikame edilirken her ne kadar bir miktar harç ödenmiş ise de davacı tarafın hisselerini satıp, devretmesi nedeniyle tahsil ettiği 150.000,00 ABD Doları üzerinden dava harcının ikmal edilmesinin zorunlu olduğunu, davacı tarafın müvekkilinin eski hissedarı olup, hisselerini 2010 yılında dava dışı ... A.Ş. ye devrettiğini, aradan yaklaşık 7 yıl geçtikten sonra davacının birden aklına artık müvekkilinin  hissedar olmadığı geldiğini ve birbiri ile çelişen beyanlar ile hisselerini devretmediğini, devrettiyse bile genelgeye uygun devir yapılmadığını, mesnetsiz şekilde ileri sürülmeye çalışıldığını, müvekkilinden talepte bulunmasının mümkün olmadığının farkında olan ve olması gereken karşı taraf davacı mesnetsiz iddia ve taleplerine temel oluşturabilmek için kendi içinde dahi çelişkili beyanlarda bulunduğunu ancak davacı tarafın bu şekildeki çelişkili, haksız ve kötü niyetli olduğu aşikâr olan yaklaşımının hukuk düzeni tarafından korunması mümkün olmadığını, davanın konusu itibariyle husumetin ve haksız/mesnetsiz taleplerin müvekkiline değil, davacının hisselerini satıp, devrettiği İMÎSK'e yöneltilmesi gerekli olduğunu, müvekkili şirketin işbu dava bakımından pasif husumet ehliyeti bulunmadığı açık ve net olduğundan haksız ve mesnetsiz davanın öncelikle pasif husumet ehliyeti eksikliği nedeniyle dava şartı oluşmadığından husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın müvekkili şirketteki hissesini usul ve yasaya uygun şekilde dava dışı ... satıp, devrettiği ve bedelini de tahsil ettiğinin açık ve net olduğunu, davacı tarafın aksi yöndeki haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli tüm beyan, iddia ve taleplerinin külliyen reddi gerektiğini, müvekkili tarafından davacıya Beşiktaş ... Noterliği kanalıyla gönderilen 02.05.2016 tarihli ve ... yevmiye numaralı cevabi ihtarname ile müvekkilinin  hisselerine ilişkin devirlerin yasal düzenlemeler çerçevesinde yapılmış bulunduğu, aradan yaklaşık 7 yıl geçtikten sonra kurgulanmaya çalışılan beyan, iddia ve taleplerin Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına ve hayatın olağan akışına aykırı, kendi içinde dahi çelişkili, haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli olduğunu, davacı tarafından gönderilen ihtarnameye itiraz ettiklerini, hisse devrinin eski TTK m. 385 ve 443 ile bir alakası bulunmadığı gibi söz konusu olan anonim şirket hisse satışı olduğunu, malvarlığı satışı olmadığını, davacının hissesini 2010 yılı Nisan ayında sattığını  ve bedelini de tahsil ettiğini, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2005/2935 E.,2005/4414 K. sayılı ve 02.05.2005 tarihli kararında; \"...Dava açma hakkı doğduktan ve kira sözleşmesi yenilendikten sonra uzun süre dava açılmaması kiralananda yapılan tadilata ve kullanım biçimine onay verme anlamına geldiği gibi Medeni Kanun'un 2.maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı ile de bağdaşmaz. Bu durumda mahkemece bu husus göz önünde tutularak davanın reddine karar verilmesi gerekirken...\" suretiyle açıklandığını, Yargıtay'ın konuya ilişkin tutumu, bu konuda hakkın kötüye kullanılması yasağına geniş bir uygulama alanı tanıma yönünde geliştiğini,  Yargıtay'ın, hakkın uzun süre kullanılmayıp, sonradan dava açılması halinde, olayda başkaca ek unsurlar bulunmasa bile doğrudan doğruya ve son derece katı biçimde, hakkın kötüye kullanıldığı sonucuna vardığını, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları ile gecikmeli hak kullanımı sonucuna varılan hallerin çoğunda, hareketsiz geçirilen sürelerin 9 ay, 14 ay, 1 yıl gibi aslında oldukça kısa sayılabilecek süreler olduğunun anlaşıldığını, davacı tarafın tedbir taleplerinin de yerinde olmadığını beyanla davacı tarafından müvekkil şirket aleyhine ikame edilen haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın pasif husumet nedeniyle ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>KARŞI DAVA;DAVA; Davalı/karşı davacı vekili karşı dava dilekçesinde özetle; Davacı-karşı davalı tarafça haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli şekilde ikame edilen dava ile müvekkil şirketin uzun yıllar boyunca özverili çabaları ve çalışmaları sonucunda edindiği ticari itibarı zedelendiğini, müvekkili şirketin sektörde prestij kaybetme riski ile karşı karşıya kaldığını, müvekkili şirketin tüzel kişiliği davacı-karşı davalının hukuka ve dürüstlük kuralına aykırı eylemleriyle saldırıya uğradığını ve bu durumun müvekkil şirketin manevi zarara uğramasına neden olduğunu, bir tüzel kişiliğe ait kişisel değerlere, ticari itibara, onur ve saygınlığa ilişkin saldırıda bulunulması halinde, tüzel kişilik lehine de manevi tazminata hükmedilebileceği hususunun Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2011/4-687 E., 2012/26 K. sayılı ve 01.02.2012 tarihli kararında açıkça belirtildiğini, bu nedenle her ne kadar müvekkili şirketin uğradığı manevi zararın boyutu itibariyle maddi olarak karşılanması oldukça güç, hatta imkansız olsa da müvekkili şirketin uğradığı manevi zararın bir nebze olsun tazmin edilebilmesi bakımından 50.000,00 TL tutarında manevi tazminatın davacı-karşı davalı taraftan tazmin edilerek faizi ile birlikte müvekkil şirkete ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davacı/karşı davalı vekili karşı dava cevap dilekçesinde özetle; davanın tespit ve tespite bağlı eda davası olup, muayyen bir değer içermediğini, maktu harca ve  basit yargılama usulüne tabi olduğunu, husumet itirazının da yersiz olduğunu, davacının, ne ... A.Ş. ne de bir başka kişi veya kuruluşa hisse devri yapmadığını, davacı paylarının devrine ilişkin her türlü beyan ve belgenin asılsız olduğunu, devir işleminin yeterli ve yegane belgesi olarak gösterilen tahrif edilmiş havale dekontunun kabule şayan olmadığını, karşı davada, karşı yanın manevi tazminat talebine dayanak olabilecek M.K. 49. vd. m. unsurları mevcut olmadığını, karşı dava talebinin reddi gerektiğini, dilekçelerinde yer alan açıklamalar ve ekinde sunmuş oldukları delillere göre kayyum tayini isteklerinin yeniden değerlendirilmesine, Ticaret sicil dosyasının yanı sıra davalı nezdinde bulunan 2009 ve 2010 yıllarına ait genel kurul karar defteri, yönetim kurulu karar defteri, pay defteri, şirket paydefteri ve devredildiği savunulan paylara ilişkin davalı uhdesindeki her türlü belge ve bilgirlin celbine, davanın kabulü sureti ile paydaşlıklarının tespiti ile pay defterine işlenmesine, tespite müsteniden gerçeğe aykırı pay kayıtlarına göre yapılan 2010 ve sonraki yıllara ilişkin genel kurulların yoklukla maluliyetine, karşı davaya cevaplarının kabulü ile karşı davanın reddine, asıl ve karşı dava masrafları ile avukatlık ücretlerinin davalı/karşı davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ..davacının hisse devir sözleşmesindeki imza inkarının yerinde olmadığı, hisse devir bedeli olarak ödendiği idia edilen ... Bankasının 150.000 USD lik havale dekontu, bu havale için hisseyi devralan dava dışı ... A.Ş.nin bankaya talimat yazısında hisse devr,i karşılığı olduğunun belirtilmiş olması, davacının 08/04/2010 tarihli bu havaleye bir itirazı olmayıp, bu paranın kendisine hisseyi devralan şirket tarafından değil davalı şirket tarafından ameliyat parası için gönderildiği yönündeki duruşmada verdiği beyanının gerçeği yansıtmadığı anlaşılmakla davacının davalı şirketteki hissesini dava dışı şirkete devrettiği, bedelini tahsil ettiği, davacı şirkette halen ortak olduğunu ispatlayamadığı kanaatine varılmakla asıl davanın reddine, karşı davacının manevi tazminat talebi yönünden ise; davacının pay tespiti için açmış olduğu bu davanın davalı şirket yönünden kişilik haklarına saldırı niteliği taşımadığı, manevi tazminat şartlarının bulunmadığı kanaatine varılmakla, karşı davanın da reddine ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı- karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin ödemenin yapıldığı dönemde kolon kanseri yüzünden tedavi görmekte olduğunu, ağır kemoterapi ve radyoterapi alırken bir yandan da maddi problemlerle uğraşırken kendisine çok ihtiyaç duyduğu bir dönemde gönderilen paranın farklı bir şirket hesabından gerçeğe aykırı bir açıklamayla iletildiğini, denetleme imkanına sahip olmadığını, diğer yandan müvekkilinin şirket kurulduğundan bu yana kar payı almadığı gerçeğinin göz ardı edildiğini, yargılama sonucunda sağlıklı bir sonuca ulaşılabilmesi için Adli Tıptan kesinlik içeren bir raporun alınmasını, Adli Tıp Kurumunun imkanları bu raporu düzenlemek için yeterli değilse mahkemece uygun görülecek bir üniversite veya başka bir özel-kamu kuruluşuna bu incelemenin yaptırılması gerekirken yetersiz raporla hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, mahkemenin 2019/875 sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına  ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı-karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından verilen kararın usul ve yasaya uygun olmakla davacı karşı davalının bu yöndeki istinaf itirazlarının bütünü ile isabetsiz olduğunu, zira 11.04.2019 tarihli Adli Tıp Raporu ile isabetli bir şekilde tespit edildiği üzere hisse devir sözleşmesinde yer alan devreden ... ismi altında bulunan imza davacı karşı davalı ...'ın el ürünü olup yapılan imza incelemesi ile davacı karşı davalının itirazlarının mesnetsiz olduğunun kesin bir şekilde ispat edildiğini, bununla beraber 16.01.2018 tarihli bilirkişi raporu ile de davacı karşı davalının payını dava dışı IMISK şirketine devrettiğinin de aynı şekilde tartışmaya yer bırakmayacak şekilde ispat edildiğini, İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/787 E., 2019/875 K. Sayılı 11.09.2019 tarihli kararının sadece karşı davaya konu manevi tazminat istemleri yönünden incelenmesi ve sadece bu yönden kaldırılmasına ,  davacı-karşı davalı tarafın müvekkili şirketin tüzel kişiliğine ait kişisel değerlere, ticari itibarına, onur ve saygınlığına yapmış olduğu saldırı nedeniyle müvekkili şirketin uğramış olduğu 50.000,00 TL manevi zararın, 3095 Sayılı Kanun m. 2 f.2’de belirli faiz oranında işleyecek faizi ile birlikte davacı-karşı davalıdan tahsili ile haklı karşı davanın kabulüne karar verilmesini, HMK 329 uyarınca müvekkili şirket ile vekil olarak aralarında kararlaştırılan vekalet ücretinin tamamını ödemeye mahkum edilmesini, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE :Davacının davalı şirkete paydaş olduğunun tespiti, şirket pay defterine işlenmesi, tedbiren kayyım atanması istemi olup, karşı dava ise manevi tazminat istemine ilişkindir.İstinafa gelen uyuşmazlık; davacının davalı şirkette paydaş sıfatı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.Davaya konu talep, şirket ortağı olduğunun tespiti ve bu durumun pay defterine işlenmesine ilişkin olduğundan davalı şirket  yasal hasım konumundadır.Davalı şirketin ticari defterleri üzerinde yapılan mali inceleme sonucu bilirkişi raporundaki tespitlerde davalı şirketin, 15.06.2007 tarihinde yapılan 2006 yılı olağan genel kurulunun hazirun cetveline dayanarak 740 adet 74.000 TL bedelli  hissenin ...'a ait olduğunu gösterir 16.06.2007 tarihli ve 5 numaralı geçici ilmühaber düzenlediği, pay defterinde geçiçi ilmühaberin davacıya teslim edildiği, teslime ilişkin davacı imzasının bulunduğu  belirtilmiştir. Bilirkişi raporunda varlığı tespit edilen geçici ilmühaberin alt kısmında 740 adet hissenin ... Anonim Şirketi'ne devredilmesi sebebiyle yeni hisse ve hissedar durumunu gösterir 11 sayılı geçici ilmühaber düzenlendiğinden belgenin iptal edildiğinin yazılı olduğu tespit edilmiştir.  Davacı adına kayıtlanan 5 numaralı geçici ilmühaberin iptal sebebi davalı şirketin bilirkişi incelemesi sırasında sunduğu 07.04.2010 tarihli hisse devir sözleşmesi olup, bu sözleşmede  devredenin ..., devralanın İmisk İthalat İhracat .. A.Ş. olduğu,  740 adet hissenin 150.000 USD karşılığı... şirketine devrinin kararlaştırıldığı görülmüştür. Yine davalı şirket tarafından dosyaya sunulan ve 08/04/2010 tarihinde  dava dışı ... Tic. A.Ş. tarafından ... Bankası aracılığıyla davacıya gönderilen  150.000 USD tutarlı havale dekont ve ekindeki 08/04/2010 tarihli .... A.Ş. kaşeli ve imzalı talimat belgesinde  '' ... Tic. A.Ş.ünvanlı şirketteki beheri 100 TL değerli 740 adet hissenin satın alma ve devir bedeli '' açıklamasıyla 150.000 USD nin havale edilmesi talimatı verildiği ancak açıklamanın sığmaması nedeniyle açıklamanın \" ... tl. İtd” şeklinde yazıldığı görülmüştür.Davacı, bilirkişi incelemesi sırasında dosyaya sunulan 07.04.2010 tarihli hisse devir sözleşmesi altındaki imzanın kendisine ait olmadığını beyan etmiş, mahkemece itiraz kapsamında olan bu beyan üzerine  hisse devir sözleşmesi aslı ve davacının imza asılları bulunduğu belgeler üzerinde yapılan inceleme sonucunda Adli Tıp grafoloji dairesi tarafından hazırlanan raporda hisse devir sözleşmesindeki imzanın kuvvetle muhtemel ...'ın eli ürünü olduğu bildirilmiştir.Davacı  tarafın Adli Tıp grafoloji dairesi tarafından hisse devir sözleşmesindeki imzanın kuvvetle muhtemel davacının eli ürünü olduğu yönünde alınan raporun kesinlik içermediği, üniversite veya başka bir özel-kamu kuruluşuna inceleme yaptırılması gerektiğine ilişkin istinaf talebi yönünden yapılan değerlendirmede; Adli Tıp Kurumunca hazırlanan raporun denetime elverişli bir olması nedeniyle  davacı tarafça rapora yapılan itiraz yerinde olmadığından  davacı vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Diğer yandan  hisse devir tarihi itibariyle yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 411. Maddesinde ''Nama yazılı hisse senetleri yerini tutmak üzere çıkarılan ilmuhaberlerin nama yazılı olması lazımdır. Bunların devri nama yazılı hisse senetlerinin devrine ait hükümlere tabidir. Hamiline yazılı hisse senetleri yerine tanzim olunan nama yazılı ilmuhaberler ancak alacağın devri hakkındaki hükümlere göre devrolunabilir. '', aynı Yasa'nın 416. maddesinde ''Nama yazılı hisse senetleri, esas mukavelede aksine hüküm olmadıkça devrolunabilir. Devir ciro edilmiş senedin devralana teslimi ile olur. Şu kadar ki devir, şirkete karşı ancak pay defterine kayıtla hüküm ifade eder.'' ve yine 417. maddede  ''Şirket, nama yazılı hisse senetleri sahiplerini ad, soyad ve adresleriyle bir pay defterine kaydeder. Hisse senedinin yukarıdaki maddeye uygun olarak devredildiği ispat edilmedikçe devralan pay defterine yazılamaz. İdare meclisi, kaydın yapıldığını hisse senedine işaret eder. Şirkete karşı ancak pay defterinde kayıtlı bulunan kimse ortak sıfatını haizdir.'' hükümleri düzenlenmiştir. Somut olayda, davacı, davalı şirket tarafından geçici ilmühaberin kendisine teslim edilmediğini beyan ederek pay defterindeki geçici ilmühaberi teslim aldığına ilişkin imzayı inkar etmiş ve mahkemece bu yönden inceleme yapılmamış ise de davacıya ait ilmühaberin davalı şirket tarafından teslim edilmemiş olması halinde hisse devri, bedelinin tamamı ödenmiş çıplak payın devrine tabi olup, BK 162.madde ve devamında (TBK 184.madde) düzenlenen alacağın temliki hükümleri uyarınca yapılacağından 07.04.2010 tarihli hisse devir sözleşmesinin geçerli olduğu kaldı ki davalı şirketin aksi ispatlanmayan pay defterinde teslim edildiği belirtilen geçici ilmühaberin davalı şirkete döndüğü ve 07.04.2010 tarihli hisse devir sözleşmesi nedeniyle iptal edilerek yeni ilmühaberin hazırlandığı gözetildiğinde davacının şirketteki hissesini devrettiği ve şirkette ortaklık durumunun olmadığı sabittir. Bu nedenle  mahkemece asıl davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Karşı davada davacı vekilinin manevi tazminat talebine ilişkin istinaf talebi yönünden yapılan değerlendirmede; hakkın kötüye kullanılması durumunu teşkil etmeyecek şekilde dava açılması , asıl davanın şirketin ortaklık durumuna ve işleyişine ilişkin olması  kişilik haklarının zarar uğramasına,  sosyal ve ticari itibarın kaybına sebebiyet vermez. Bu nedenle mahkemece şartları oluşmayan  manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Karşı davada davacı vekilinin HMK 329 uyarınca karşı davacı şirketi  ile vekil olarak aralarında kararlaştırılan vekalet ücretinin karşı davalı-asıl dosya davacısı tarafından ödenmesine istinaf talebi yönünden yapılan değerlendirmede; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 329/1. maddesinde, kötüniyetli davalı veya hiçbir hakkı olmadığı hâlde dava açan tarafın, yargılama giderlerinden başka, diğer tarafın vekiliyle aralarında kararlaştırılan vekâlet ücretinin tamamı veya bir kısmını ödemeye mahkûm edilebileceği düzenlenmiştir. Hukuk Genel Kurulunun 23.03.1974 tarihli ve 1971/8-143 E., 1974/262 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere dava açan kişinin kötüniyetli olması yani hiçbir hakkı olmadığını bilmesi ya da durumu icabı bilmesi gerektiği hâlde sırf aleyhine dava açtığı kişiyi ızrar kastı taşıması gerekir. Somut olayda , davacı ...'ın  kötüniyetli dava açtığı ispat olunmadığı, bu nedenle  HMK 329.madde uyarınca gerekli şartların oluşmadığı anlaşıldığından mahkemece HMK 329.madde uyarınca karşı davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde isabetsizlik bulunmamıştır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından asıl davacı-karşı davalı ve karşı davacı- davalı vekillerinin  yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı/karşı davalı ve davalı/karşı davacı vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-Davacı-karşı davalı tarafından yatırılan 54,40 TL istinaf peşin harcının alınması gereken 268,85 TL karar harcından mahsubu ile eksik olan 214,45 TL harcın davacı - karşı davalıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına,3-Davalı-karşı davacı tarafından yatırılan 54,40 TL istinaf peşin karar harcının  alınması gereke 268,85 TL karar harcından mahsubu ile eksik olan 214,45 TL harcın davalı  - karşı davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,5-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 05/10/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3b5cca6a743085db","SID":"2700519133de812e"}}