{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1391 <br>KARAR NO: 2023/1023<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 02/12/2019<br>NUMARASI: 2016/690 Esas - 2019/1198  Karar<br>DAVA: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/10/2023<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ <br>DAVA: Davacı vekili Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine başlatılan icra takibinde, takip dayanağı ticari defterden kaynaklanan fatura ve cari hesap olarak gösterilen 29.223 TL asıl alacak ile 15/06/2009 ile 03/03/2016 tarihleri arası işlemiş 27.660,56 reeskont faizi olmak üzere toplam 56.883,56 TL'nin tahsilinin talep edildiğini, 27/06/2016 tarihinde İcra Müdürlüğüne sundukları dilekçe ile asıl alacağın 6.223 TL tutarı kabul edildiğini, bu tutar üzerinden hesaplanan icra vekalet ücreti, tahsil harcı ve icra takip masraflarının icra dosyasına yatırıldığını, müvekkili şirketin icra dosyasına yatırılan borcundan başka davalı şirkete bir borcu bulunmadığını, davalı tarafından icra takibinde talep edilen 29.223 TL tutarındaki asıl alacaktan icra dosyasına ödenen 6.223 TL düşüldüğünde yargılama konusu asıl alacağın 23.000 TL tutarında olduğunu, davalı tarafından icra takibinde talep edilen 29.223 TL tutarındaki asıl alacaktan icra dosyasına ödenen 6.223 TL düşüldüğünde yargılama konusu asıl alacağın 23.000 TL tutarında olduğunu, davalı tarafından takip dosyasına eklenen muavin defter dökümünden taraflar arasındaki 23.000 TL tutarındaki uyuşmazlığın davalının ... fiş numaralı, 31 Ocak 2009 tarihli ... numaralı çekin ödenmemesi açıklamalı 23.000 TL tutarlı borç kaydından kaynaklandığının anlaşıldığını, davalı tarafından kendi ticari defterlerinde oluşturulan 23.000 TL tutarlı borç kaydının gerçeğe aykırı olduğunu, müvekkilinin davalıya böyle bir borcu bulunmadığını, davalı şirketin icra takibinde 15/06/2009 ile 03/03/2016 tarihleri arası işlemiş 27.660,56 reeskont faizi talebinin de hukuki dayanağı bulunmadığını, ödeme günü kesin olarak kararlaştırılmamışsa, borçlunun ancak temerrüt ihtarı ile temerüde düştüğünü, davalı tarafından müvekkiline gönderilen herhangi bir temerrüt ihtarı bulunmadığından davalı tarafın takip öncesi işlemiş faiz talep etmesinin yasal olmadığını, icra takibine konu edilen asıl alacak tutarının 23.000 TL ve işlemiş faizi alacağı 27.660,56 TL alacak yönünden borçlu bulunmadıklarının tespitine davalının kötü niyetli icra takibi başlattığını, menfi tespit davasına konu ettikleri ve borçlu bulunmadıkları 50.660,56 TL tutarın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekilinin dilekçesinde özetle; davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, icra takibinde asıl alacağın 15/06/2009 tarihinden takip tarihine kadar işleyen avans faizi talep edildiğini, borçluya usule uygun yapılan tebligat neticesinde borcun kesinleştiğini ve takibin diğer aşamalarının işlerlik kazandığını, davacı taraf ödeme emrinin usulsüz olduğunu iddia etmişse de şikayet talebinin reddolunduğu, davacı şirketin süresinde borca itiraz etmeyip borcunu zımni olarak ikrar ettiğini, bu sebeple de icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasının bu yönüyle hukuki dayanak ve menfaat kriteri şartından yoksun olduğunu, yine davacının davasını çürütür nitelikte icra dosyasına da ibraz ettikleri fatura örnekleri, makbuz ve bilumum ticari nitelikte delille davacı tarafın cari hesaptan kaynaklanan borcu bulunduğunu ve borcunu herhangi bir suretle ifa etmediğini faiz talebinin hukuka uygun olduğunu, TTK'nın 1530. Md. Hükmü ile de sabit olarak, faturalardan kaynaklanan ticari ilişkilerde ödemelerin ödeme zamanının belli olduğunu, ödeme günü geçmiş ve hukuka uygun olarak faiz işletildiğini, davacının açtığı haksız  davanın reddine % 20 kötü niyet tazminatı ile yargılama ve avukatlık giderlerinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda,\"...davalı tarafından davacı aleyhine fatura ve cari hesaba dayalı icra takibi başlatıldığı, davacı tarafından işbu icra takibinin 6.223,00-TL kısmı ödendiği, kalan miktar için mahkememizde menfi tespit davası açıldığı, menfi tespit davasında ispat yükünün davalıda olmakla birlikte taraf defterlerinin incelendiği, uyuşmazlığın ödendiği iddia edilen çeklerden kaynaklandığı, davalının çeklerin karşılıksız çıktığını iddia ettiği, mahkememizce ilgili bankalara müzekkere yazıldığı, çekin ödenmediğinin iade edildiğinin bildirildiği, bu hali ile ispat yükü davacıda olmakla ödediğini ispat etmesi gerektiği, ancak davaya konu çeklere ilişkin ödediğine ilişkin belge sunmadığı, çekin karşılıksız çıkması halinde borcun ödenmediğinin kabulü gerektiği, davacının borcunun devam ettiği ve ödediğini ispatlaması gerektiği, davacının ödemeye ilişkin yazılı delil sunmadığı, bu hali ile davalının 29.222,14-TL borçlu olduğu ancak takipten sonra davadan önce 6.223,00-TL'nin ödendiği, bu hali ile 23.000,00-TL asıl alacak kadar borçlu olduğu, ancak davalı/alacaklı icra takibinde her ne kadar takipte işlemiş faiz talep edilmiş ise de asıl alacağa faiz yürütülebilmesi için borçlunun TBK'nın 117.(BK'nın 101.) maddesi uyarınca temerrüde düşürülmesi gerektiği halde, dosyaya bu yönde sunulmuş bir delil ve iddia bulunmadığı nazara alınarak bu kısım yönünden davanın reddine karar verilerek;Davacı ve davalı tarafından her ne kadar kötü niyet tazminatı talebi olsa da, tarafların ispatlanan kötü niyeti olmadığı ve tedbir kararı uygulanmadığından talebin reddine\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/690 Esas, 2019/1198 Karar sayılı 02.12.2019 tarihli kararı tarafımıza 22.01.2020 tarihinde tebliğ edilmiş olup yasal süresi içerisinde kararı istinaf edildiğini, dava taraflar arasındaki ticari alım satım ilişkisinden kaynaklanan cari hesap ilişkisinde müvekkil şirketin borçlu olup olmadığının tespiti konulu menfi tespit davası olduğunu, yargılama sırasında bilirkişi marifetiyle tarafların ticari defterleri incelenmiş ve uyuşmazlığın davalı tarafın çek ile yapılan ödemelerin davalı tarafça kabul edilmemesinden kaynaklandığı anlaşıldığını, mahkemece çeklerin akıbetlerinin araştırılması için ilgili bankalara müzekkere yazılmış ve gelen müzekkere cevapları ile çeklerin davalı/alacaklı şirket tarafından ibraz edildiği, ibraz anında çeklerin karşılıklarının olmadığı tespit edildiğini, buradan itibaren davadaki hukuki sorun \"davalı tarafın hamili olduğu iki adet çekle ödeme yapıldığının kabul edilip edilmeyeceğinin takdiri ve tespiti\" noktasında toplandığını, yerel mahkeme çeklerle yapılan ödemeleri kabul etmeyerek müvekkil şirketin  kısmen borçlu olduğuna karar verildiğini, karar hukuken  hatalı olduğunu, çek bir kambiyo senedidir ve ödeme aracı olduğu, çekin temsil ettiği alacak hakkı çekin fiziki varlığına bağlı olduğunu, davalı taraf söz konusu çeklerin tedavüle konulup konulmadığı, müvekkil şirkete iade edilip edilmediği veya çeklerle ilgili herhangi bir yasal işlem yapılıp yapılmadığı ile ilgili herhangi bir açıklama yapmadığını, delil ibraz etmediğini, davalı şirket çeklerin hamili olduğunu, müvekkil şirketin çekler ile yaptığı ödemeler geçerli olup aksinin ispatı ancak çek asıllarının akıbetinin çek hamili tarafından belgelenmesi ile mümkün olduğu, huzurdaki uyuşmazlıkla birebir benzerlik gösteren Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararında çek asılları ibraz edilmediği sürece çekle yapılan ödemenin geçerli kabul edileceği belirtildiğini, yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle istinaf sebeplerimizin kabul edilerek İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/690 Esas, 2019/1198 Karar sayılı 02.12.2019 tarihli kararının ortadan kaldırılmasına, davanın kabulü ile müvekkil şirketin İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile takibe konu edilen 50.660,56TL alacak sebebi ile davalı tarafa borçlu bulunmadığının tespitine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle ; Mahkemece davanın kısmen kabulü ile davacının İstanbul ....İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında davalıya 23.000,00 TL asıl alacak olmak üzere borçlu olduğunun tespiti ile takibin bu miktarın üzerinde kalan 27.660,56 TL'sinden borçlu olmadığının tespiti ile takibin işlemiş faiz yönünden iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verildiğini, mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararı verilmiş olduğundan davacı aleyhine davanın reddedilen kısmı üzerinden en az %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekmekte iken kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, kararın bu yönüyle de bozulması gerektiğini, İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 02.12.2019 Tarih, 2016/690 E. ve 2019/1198 K. sayılı kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulduğunu bildirdiğini, İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 02.12.2019 Tarih, 2016/690 E. ve 2019/1198 K. sayılı kararının aleyhe olan kısmının ortadan kaldırılmasına ve istinaf başvurumuzun kabulüne ve davacının %20'den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, lehe olan diğer kısımların onanmasına yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine, karar verilmesini vekâleten talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın borç miktarına ilişkin açık bir kabulünün varlığını, yani davacı taraf öncelikle borcun 6.223,00 TL'sini ikrar ettiğini, daha sonrasında 30.10.2017 tarihli dilekçesiyle borç miktarını kabul etmiş ve 23.000,00 TL tutarlı çekin ödeme aracı olarak verildiğini ve ödeme aracı olması sebebiyle borçlu olmadığını belirttiğini, İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2016/690 E. ve 2019/1198 K. sayılı dosyası ile yapılan yargılama sırasında dosyaya bankalardan gelen cevabi yazılarla da ortaya çıktığı üzere ihtilafa konu iki adet çek karşılıksız çıkmış ve davacı yan çek bedellerini ödediğini ve borcun başkaca bir yolla sona erdiğini ispat edemediğini, bu noktada davacının istinaf dilekçesinde yer alan Hukuk Genel Kararının olayımıza tatbik edilebilir hiçbir yönü olmadığını, zira işbu davada ödeme aracı olarak verilen çeklerin ilgili bankaya müvekkil tarafça ibraz edildiği ve karşılıklarının bulunmadığı sabit olduğu, bu durumda müvekkil yan kıymetli evrakı ibraz edebildiğini, hem temel ilişkiye hem de kıymetli evraka dayalı olarak mükerrer taleplerde de bulunmadığını, bu durumda davacı vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedeni haklı ve geçerli olmadığını, yukarıda açıklanan ve Yüksek Mahkemenizce re’sen dikkate alınacak nedenlerle; haksız ve hukuka aykırı olarak ileri sürülen davacı yanın istinaf nedenlerinin hem usul hem de esas yönlerden reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE :Dava, faturaya ve cari hesap alacağına dayalı icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti(menfi tespit) davasıdır. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar  verilmiş karar karşı taraf vekilleri istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı takip alacaklısı tarafından, davacı takip borçlusu hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında, \"fatura ve cari hesap ekstre alacağı\" sebebine dayalı olarak 29.223,00-TL asıl alacak ve 27.660,56-TL işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam 56.883,56-TL alacağın tahsili istemiyle 03/03/2016 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz edilmemesi üzerine takip kesinleşmiştir.Davacı vekilince davaya konu  icra dosyasına 27/06/2016 tarihinde davacı borçlu tarafça alacağın 6.223,00-TL lik asıl alacak tutarını kabul ettiklerine dair dilekçe sunulduğu ve kabul edilen tutar üzerinden hesaplanan icra vekalet ücreti, tahsil harcı ve icra takip masrafları ödediği ve bu hususun davalı tarafın da kabulünde olduğu görülmüştür.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nın 72. maddesi uyarınca borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Taraflar arasında mal alım satımına dayalı ticari ilişki bulunduğu, tarafların tacir olduğu ve delil olarak da ticari defter ve dayanaklarına dayanıldığı ve ilk derece mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesinde davacı ve davalının ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin yapıldığı, kapanış tasdiklerinin yapılmadığı, her iki tarafın da defterleri usulünce tutulmadığından aleyhine delil vasfında bulunduğu  anlaşılmıştır.Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi ne göre Davalının davacı aleyhine başlattığı takipte 29.223,00-TL asıl alacak talebinde bulunduğu; tarafların defterlerinin incelemesinden davalının talep ettiği bu tutarın davacıya olan satışlar karşılığında (toplam 80.998,94 TL'lik) sadece davacının bankadan havale yoluyla yaptığı ödemeleri kabul etmesi çek ile yapılan ödemeleri kabul etmemesinden kaynaklandığı açıkça tespit edilmiştir. Davaya konu çekler ile yapılan ödemeler de kabul edilecek olduğunda davacı şirketin 80.993,94 TL'lik alışları karşılığında 96.999,80-TL ödeme yaptığı yani alışlarına göre 18.000,86-TL fazla ödeme yaptığı; fakat bu fazla ödemeye rağmen davacı şirketin aleyhine başlatılan takipte asıl alacağın 6.223,00-TL'sini kabul ettiği, davacının icra takibinde kabul ettiği bu borç tutarının ne ticari defterleri ile ne de toplam ödeme tutarları ile uyuşmadığı; davacının çek ile yapılan ödemeleri kabul edilmediğinde sadece bankadan havale yoluyla yaptığı ödemeleri kabul edildiğinde ise davacı şirketin borcunun 29.222,14 TL hesaplandığı,görülmüştür. Davaya konu çeklerin ödenip ödenmediği ilgili bankalardan sorulmuş, ...  18/07/2018 tarihli müzekkere cevabında; 305244 seri nolu çekin 02/02/2009 tarihinde, ... seri nolu çekin ise 31/03/2009 tarihinde takas ortamında ibraz edildiği, çekle ilgili işlem yapılmadığı, iade edildiği bildirilmiştir. Davaya konu çeklerin ibraz edildiği banka olan ICBC bankasına çeklerin kim tarafından ibraz edildiği hususunda müzekkere yazılmış, 26/11/2018 tarihli banka yazı cevabında davalı/alacaklı tarafından ibraz edildiği bildirilmiştir.Davacının davalıya olan borcuna karşılık olarak düzenlediği çeklerin davalı tarafından ödeme olarak defterlere kaydedildiği, ancak daha sonra ödenmediğinden bahisle davacı hesabına borç kaydedildiği tespit edilmiştir. Çeklerin takip ve dava tarihleri itibariyle halen davalı uhdesinde olduğu da ihtilaf konusu değildir. Davacıya verilen çek ile borcun sona erip ermediği yönünden yapılan değerlendirmede; çeklerin davalıdan alınan mala karşılık mevcut borcu sona erdirme amacıyla verildiği, borcun yenilendiğine dair herhangi bir iddia da bulunmadığı görülmekle borcun yenilendiğinden bahsedilemez.  Kaldı ki çek bir kıymetli evrak olup, ifa uğruna verilmektedir. Ancak çekin karşılığının ödenmiş olması halinde borç ifa edilmiş sayılır. (Yargıtay 11. H.D.'nin  28/02/2018 Tarih, 2016/10878 Esas ve 2018/1532 Karar sayılı İlamı).Somut olayda dava konusu çekin davalı tarafından bankaya ibrazında karşılıksız olduğu kaydı düşülerek iade edilmesi karşısında davacının davalıya olan borcunu ödediği iddiasını aynı kuvvette deliller ile ispatlaması gerekir. Ancak dosya kapsamında davacının buna ilişkin belge sunmadığı görülmüş ve davacının davalıya banka havalesi yoluyla yapmış olduğu ödemeler düşülerek 23.000,00-TL asıl alacak yönünden davacının davalıya borçlu olduğu anlaşılmıştır. Davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasındaki 27.660,56-TL işlemiş faiz talebi yönünden ise 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 1530/2. maddesi, ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde, alacaklı, kanundan veya sözleşmeden doğan tedarik borcunu yerine getirmiş olmasına rağmen, borçlu, gecikmeden sorumlu tutulamayacağı hâller hariç, sözleşmede öngörülmüş bulunan tarihte veya belirtilen ödeme süresinde borcunu ödemezse, ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşer, şeklinde düzenlenmiştir. Madde metninden de anlaşılacağı üzere TTK'nın 1530/2. maddesinin uygulanabilmesi için taraflar arasında mal ve hizmet tedariki sözleşmesi olması gerekir. Davacı tarafça, taraflar arasında mal tedarik sözleşmesi olduğunu ve kendisinin de tedarikçe olduğunu ispatlayamamıştır. Dolayısıyla TTK'nın 1530/2. maddesinin eldeki davaya uygulanmasına olanak yoktur. İcra takip tarihinden önceki dönem için temerrüt faizine hükmedilmesi TBK'nın117 ve TTK  18 maddesi uyarınca  icra takip tarihinden önce davalıya temerrüt ihtarı gönderilmesi gerekir. Bu durumda, davacının davalıyı takipten önce temerrüde düşürdüğünü ispat edemediği gibi, taraflar arasında ödeme günü kararlaştırıldığı da ileri sürülmediğinden davacı alacaklısı icra takip tarihinden önceki dönem için temerrüt faizi talebinde bulunamayacağından mahkemece takip öncesi işlemiş faize ilişkin davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.  2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 72/4. maddesinde, dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez. İİK'nun 72/4 maddesinde yazılı bu tazminat davalı talep etmese bile mahkemece re'sen verilmesi gereken bir tazminat olduğundan, bu maddenin hatalı uygulanması halinde bu husus istinaf ve temyiz incelemesi sırasında re'sen dikkate alınır.(Y19 H.D'nin 08.07.2020 tarih ve  E: 2019/417 -K : 2020/1377) Davacının talebi üzerine ilk derece mahkemesince 17/06/2016 tarihli ara karar ile icra veznesine yatırılacak paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verildiği, 27/06/2016 tarihinde teminatın yatırıldığı ve kararın infaz edildiği anlaşılmakla İİK 72/4 maddesi uyarınca davacının davacının  haksız çıktığı reddedilen kısım yönünden davalı lehine kötüniyet  tazminatına hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi doğru bulunmadığı gibi menfi tespit davalarında   hüküm fıkrasında kabul edilen miktar yönünden borçlu olmadığının tespitine karar vermekle yetinilmesi gerektiği  gözetilmeden reddedilen  kısım yönünden borçlu olduğunun tespitine karar verilmesi  de isabetli değildir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'nin 13/1. maddesinde, tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücretinin, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla tarifenin üçüncü kısmına göre belirleneceği, ikinci fıkrada ise, ancak, hükmedilen ücretin kabul veya reddedilen miktarı geçemeyeceği düzenlenmiştir. Eldeki davanın kabul edilen kısmı 27.660,56 TL olup buna göre A.A.Ü.T.'nin 13/1. maddesi uyarınca davacı lehine 3.319,27-TL ve davalı vekili lehine 2.760,00-TL vekalet ücreti takdiri gerekirken mahkemece tam tersi  takdir edilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda;  davacı  ve davalı   istinaf başvurusunun kabulü ile  ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, ancak HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından, ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek; davanın reddedilen kısmı  23.000,00 TL %20 si   4.600,00 TL  kötüniyet  tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kabul ve  reddedilen kısım yönünden taraflar lehine hükmedilen  vekalet ücretinin düzeltilmesine  karar verilerek  aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,1-Davanın KISMEN KABULÜ ile;Davacının İstanbul ... İcra Dairesi'nin ...  Esas sayılı takip dosyasında  27.660,56-TL işlemiş faiz yönünden borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Davacı tarafın şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine,3-İİK 72/4 maddesi uyarınca davalının kötüniyet tazminatı talebininin kabulü ile   4.600,00-TL kötüniyet  tazminatının  davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,4-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 1.889,50-TL harçtan, peşin alınan 865,15-TL harç mahsup edilerek kalan 1024,35  TL nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,5-Davacı tarafça yatırılan 865,15-TL peşin harç ve 29,20-TL başvuru harcı olmak üzere toplam 894,35-TL nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Kabul-red oranına göre davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan  3.319,27-TL  vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,7-Kabul-red oranına göre Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 2.760,00- vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Davacı tarafından yapılan 715,50-TL yargılama giderinin kabul ve red durumuna göre takdiren oranlayarak 324,40-TL'lik kısmının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine; arda kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 9-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı Yasanın 333.maddesi ile Yönetmeliğin 207.maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra hesap numarası bildirilmiş ise elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle; hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı kalan paradan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak yazı işleri müdürü tarafından iadesine,10-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,b-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,c-Taraflarca yapılan yargılama masraflarının kendi üzerlerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.12/10/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9510ace5c5bf9bb2","SID":"566ec829ac58e8ec"}}