{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/1856 Esas<br>KARAR NO: 2023/1444 <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 08/10/2019<br>NUMARASI: 2017/105 E. - 2019/249 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)|Marka (Tecavüzün Ref'i İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/11/2023<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...nin, \"...\" ayırt edici unsurlu markaları altında toptan satış mağazacılığı alanında faaliyet gösterdiğini, alanında tanınmış ve yüksek pazar payına sahip köklü bir firma olduğunu, müvekkilinin 35.sınıfa dahil \"toptan mağazacılık\" alanında tescilli \"...\" markalarının sahibi olduğunu, yapılan yatırım ve tanıtım faaliyetleri sonucu \"...\" esas unsurlu markaların, Türkiye'nin önde gelen toptan market zincirinin adı haline geldiğini, müvekkili şirketin \"...\" esas unsurlu markalarla ilgili ilk tescilinin 2000 yılında gerçekleştirdiğini ve bu markaların uzun yıllardır istikrarlı şekilde kullanıldığını; davalının ise, müvekkili şirketin büyütüp, geliştirip tanınmış hale getirdiği markalarını taklit etmek sureti ile müvekkilinin markalarının esaslı unsuru \"...\" markasını kullandığını ve \"...\" adı altında ticari faaliyet yürüttüğünü, Trabzon ili ve bağlı ilçelerinde işletmelere numara vermek suretiyle \"...\" ibaresinin kullanılmakta olduğunu, Kartal Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2012/231 Esas sayılı dosyası ile ... hakkında dava açıldığını, söz konusu davanın 15.04.2014 tarihinde 2014/84 Karar sayılı karar ile kabul edildiğini, Yerel Mahkeme'nin kararının Yargıtay ll.H.D.'nin 2014/11679 Esas ve 2014/19705 Karar sayılı kararı ile onandığını ve 15.12.2014 tarihinde kesinleştiğini, yine Kartal Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemelerinde değişik dosyalarda davalarının kabul edildiğini ve Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiğini, davalının, müvekkilinin tescilli markası ile iltibas yaratacak benzerlikte bir marka kullandığını, davalının \"...\" ibaresini müvekkilinin faaliyet gösterdiği aynı sektörde ve aynı hizmet sınıfında kullandığını, müvekkiline ait \"...\" esas unsurlu markalar ile davalının ticari işletmesinin tabelasında kullandığı markaların aynı olduğunu, çünkü \"...\" ibaresinin malların satım hizmetinde ayırt edici olmadığını ve bu kullanımda esas unsurun \"...\" olduğunu, söz konusu markaların gerek kapsadıkları hizmet alanı, gerekse yarattıkları görsel algı bakımından ayniyet gösterdiğini, markaların ayırt edilemeyecek kadar benzer olmasının kelimeler arasındaki görsel farklılığın etkisini de ortadan kaldırdığını, davalının kullandığı \"....\" ibaresini, müvekkilinin \"...\" markasının görselini taklit etmek sureti ile kullandığını, davalının kötü niyetli olarak \"...\" markalarına tecavüz ettiğini ve iltibas yaratmak sureti ile haksız kazanç elde ettiğini belirterek, davalının, \"... \" ibaresini, davacının markalarının tescilli bulunduğu sınıflar kapsamındaki hizmetler üzerinden tek başına, yahut sair tali unsurlar ile birlikte kullanmasının, bu markalar altında ürün üretmesinin, ürettirmesinin, satmasının, sağlamasının, dağıtımını yapmasının, satışa arz etmesinin, ithal ya da ihraç etmesinin, elde bulundurmasının, satışa arz etmek üzere depolamasının, internet üzerinde yahut sair mecralarda bu amaçlarla kullanılmasının ve bu markaları taşıyan ürünlerin reklam, promosyon ve tanıtımının yapmasının davacı aleyhinde marka tecavüzü ve haksız rekabet yarattığının tespitine, marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil eden fiillerin önlenmesine, durdurulmasına ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalının davacıya ait \"...\" ibaresini davacı şirketin tescilli markalarının bulunduğu sınıflar kapsamındaki ürün ve hizmetler üzerinde tek başına yahut tali unsurlar ile birlikte taşıyan ürünler üretmesinin, ürettirmesinin, satmasının, sağlamasının, bulundurmasının, satışa arz etmek üzre depolamasının, internet üzerinde yahut sair mecralarda bu amaçlarla kullanmasının ve bu markaları taşıyan ürünlerin reklam, promosyon ve tanıtımını yapmasının önlenmesine ve men edilmesine, davalıya ait bu markayı taşıyan ürünler, ambalajlar, ilan, reklam, broşür, afiş, tabela ve sair her türlü tanıtım malzemesi, basılı evraklar, faturalar ve benzeri her türlü ticari evrakının ve iş bu dava neticesinde verilecek esas hükme aykırı şekilde, iletilen, satılan, sağlanan,dağıtılan, satışa arzedilen, ithal ya da ihraç edilen, elde bulundurulan, satışa arz etmek üzere depolanan, internet üzerinde yahut sair mecralarda bu amaçlar ile kullanılan reklam, promosyon ya da tanıtım malzemesi, basılı evraklar, faturalar ve benzeri her türlü ticari evrakına el konularak, esasa ilişkin hükmün kesinleşmesini müteakip imhasına esastan da karar verilmesine, kararın masrafı davalıdan alınmak suretiyle ilgililere tebliğine ve kamuya yayın yoluyla duyurulmasına, davalının ticaret sicilinde unvan kaydı bulunması halinde terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı taraf İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmek üzere Trabzon Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine verdiği cevap dilekçesinde özetle;  zamanaşımına uğrayan talepler yönünden haksız ve dayanaksız iş bu davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ...\" ibaresinin taraflarınca kullanılmadığını, \"...\" ibaresinin 3-4 yıl önce annesi tarafından tabelaya yazılmakla birlikte, işletmenin adı \"...\" olup, sadece tabelada kalmış olduğunu, işletmenin fatura ve benzeri diğer tüm işlemleri \"...\" adına yapıldığını,  somut olayda kötü niyetli ve zarara uğratmak kastıyla yapılmış bir eylemin söz konusu olmadığını, bu nedenle, haksız rekabetin maddi unsurları oluşmadığından iş bu davanın esastan reddine karar verilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere, bir an için aksi düşünülse bile, \"...\" ibaresi yaygın kullanılan bir terim olup, tescilli markaya tecavüz ve haksız rekabet eylemi oluşmadığını, davacı şirkete ait tescilli markanın görsel anlamda da taklit edilmediğini, davacı tarafın iddia ettiğinin aksine \"...\" ibaresinin iyiniyetli olarak tabelada yer aldığını,  yıllar önce tabelaya yazılan \"...\" ibaresinin, tescilli markaya tecavüz ve haksız rekabet eyleminin saikini oluşturmayacağının açık olduğunu,\"...\" ibaresinin tabeladan da kaldırıldığını, bu nedenle hukuki yarar yokluğundan davanın reddinin gerektiğini, davacı şirketin \"ihtiyati tedbir\" talebinin haklı olarak reddedildiğini  beyan etmişlerdir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"....Davalıya ait iş yerinde tespit yapılmamışsa da, davacı tarafça dosyaya sunulan ve davalı tarafından itiraz edilmeyen fotoğraf incelendiğinde, Trabzon ilinde faaliyet gösteren davalıya ait  bakkal dükkanında \"...\" ibaresinin işletme adı olarak ve markasal olarak kullanıldığı, davalı vekilinin de cevap dilekçesinde iş yeri tabelasında \"...\" ibaresinin kullanımı kabul ettiği, ancak daha sonra bu tabelanın kaldırıldığını bildirdiği, dava tarihinde davalının vergi kaydının devam ettiği, esnaf olarak Esnaf ve Sanatkarlar Odasına kayıtlı olduğu, işitsel, anlamsal ve görsel olarak markaların aynı olduğu, davacının 35. sınıfta tescilli olan markalarının esas unsurunu oluşturan \"...\" ibaresinin tescilli oldukları sınıf ile aynı olan 35. sınıfa dahil hizmetlerde davalı tarafından aynen kullanıldığı, bu nedenle markaların karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğu, benzer konuda daha önce görülen davalarda, markaların karıştırılma ihtimali bulunduğuna dair verilen kararların Yargıtay'dan geçerek onandığı,  bu durumun davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu, davalının tescilli ticaret unvanının bulunmadığı anlaşılmakla, davanın kabulüne\" karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;   -Haksız rekabete ilişkin hakların, doğumunun öğrenildiği günden itibaren bir yıl ve herhalde bunların doğumundan itibaren üç yılın geçmesiyle zamanaşımına uğradığını, dava tarihinden 3-4 yıl önce kullanılmış ancak herhangi bir davaya konu olmamış işbu ismin şimdi gündeme gelmesinin bu hususa ilişkin hakların zamanaşımına uğradığının göstergesi olduğunu -Trabzonda küçük bir alanda kullanılan bu isimde ne logo ne marka olarak nede renkler olarak davacının taklidini içermediğini, daha sonrasında ... olarak değiştirildiğini ve ...  ibaresinin kaldırıldığını, tabelanın kaldırmasıyla davanın konusuz kaldığını,  davacı tarafından ... ibaresi tescil edilmemiş olup davalının dava tarihinden 3-4 yıl önce kullanılan ... ibaresine istinaden dava açıldığını, ... ibaresinin \"...\" bir ibare olduğunu, -Müvekkilinin \"...\" markası diye bir markanın tanınmışlığının olduğundan dahi habersizken davacı şirketi zarara uğratma gibi bir kastının olmasının mümkün olmadığını şartları oluşmayan davanın kabulü kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekilinin istinafa cevap dilekçesinde özetle; Türk Ticaret Kanunu, md. 56'da yazılı olan davaların, dava hakkı olan davacı müvekkili şirketin, iş bu haklarının doğumunu öğrendiği günden itibaren bir yıl ve her halde bunların doğumundan itibaren üç yıl geçmekle zaman aşımına uğradığını, sürenin başlaması için hem failin hem de zararın öğrenilmesi gerektiğini, görüntülerin çekilmesinin hemen ardından davanın açıldığını, fotoğraflara herhangi bir itirazda bulunulmadığını, dava tarihi itibariyle güncel fotoğraflar olduğunu,\"...\" ibaresinin markasal anlamda herkes tarafından kullanılması lazım gelen bir ibare olmadığı aşikar olup, davalıca bu ibarenin \"...\" olarak nitelendirmesinin marka hukuku ilkelerine aykırı olduğunu istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, davacı adına tescilli \"...\" esas unsurlu markaların davalı tarafından aynı hizmet ve mal sınıfında iltibas oluşturacak şekilde kullanıldığı iddiası ile açılan markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve durdurulmasına ilişkindir. Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtlarına göre; ... numaralı \"...\" ibareli markanın 01.02.2002 tarihinde 35.sınıfta, ... numaralı \" ...\" ibareli markanın 07.06.2004 tarihinde 5 ve 41.sınıflarda, ... numaralı \"... \" ibareli markanın 01.06.2006 tarihinde 5 ve 41.sınıflarda, ... numaralı \"... \" ibareli markanın 09.05.2006 tarihinde 5, 16 ve 41.sınıflarda, ... numaralı \"...\" ibareli markanın 19.02.2008 tarihinde 35.sınıfta, ... numaralı \"...\" ibareli markanın 14.04.2009 tarihinde 16, 38 ve 41.sınıflarda, ... numaralı \"...  ...\" ibareli markanın 27.08.2012 tarihinde 35.sınıfta, ... numaralı \"...\" ibareli markanın 17.05.2016 tarihinde 35.sınıfta, ... numaralı \"... profesyonel kart\" ibareli markanın 13.12.2017 tarihinde 35 ve 36.sınıflarda, ... numaralı \"... \" ibareli markanın 18.04.2017 tarihinde 35.sınıfta davacı şirket adına tescil edildiği anlaşılmıştır. Dosyaya celp edilen marka tescil kayıtları incelendiğinde; davacı adına 35. Sınıfta  ''...'' ibareli markaların tescilli olduğu anlaşılmakla, ... markasının dava dışı ...  şirketine ait olduğu anlaşılmıştır. Dosyaya sunulan bilirkişi raporlarında yapılan tespitler, davacı vekilinin sunduğu fotoğraf, davalının cevap dilekçesi ekinde sunduğu fotoğraf ile davalıya ait iş yerinde keşif sırasında çekilen fotoğraf birlikte değerlendirildiğinde, Trabzon ilinde faaliyet gösteren davalıya ait  bakkal dükkanında \"...\" ibaresinin tabelada işletme adı olarak ve markasal olarak kullanıldığı, keşif sırasında iş yeri tabelasında, \"...\" ibaresinin kullandığı, ''...'' ibaresinin toptan mağazacılık sektöründe tanımlayıcı olması nedeniyle davalı kullanımında olan ''...'' ibaresinde esaslı unsurun ''...'' ibaresi olduğu, ancak iltibas değerlendirmesinin bütüncül olarak yapılması gerektiği, davalının ''...'' esas unsurlu markaya bir takım ekler getirmesinin markayı ayırt edici hale getirmediği, zira ''...'' ibaresinin mağazacılık sektörü ayırt ediciliğinin yüksek olduğu, davalının tespit edilen kullanım şeklinin davacının markası ile görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzer olduğu, davacının 35. sınıfta tescilli olan markalarının esas unsurunu oluşturan \"...\" ibaresinin tescilli oldukları sınıf ile aynı olan 35. sınıfa dahil hizmetlerde davalı tarafından aynen kullanıldığı, bu nedenle markaların iltibas ihtimalinin mevcut olduğu, davalı eyleminin davacının marka haklarına tecavüz ve TTK'nın 54. ve 55.maddeleri kapsamında haksız rekabet oluşturduğu, zamanaşımı sürenin başlaması için hem failin hem de zararın öğrenilmesi gerektiği, haksız eylem devam ettiği sürece zaman aşımının işlemeye başlamayacağı, kaldı ki davalının sürenin başlangıcına ilişkin delil sunmadığı, iddialarının yerinde olmadığı, dolayısıyla Mahkemece bu yönde verilen kararda bir hata bulunmadığı, aksi yöndeki istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Ancak, davalının ticaret unvanında, ''...'' ibaresini kullanmadığı tespit edilmesine rağmen, davacının unvan terkini talebinin reddine, dolayısıyla davanın da kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, Mahkemece ''karar verilmesine yer olmadığına'' karar verilmesi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/1883 Esas, 2021/2744 Karar, 2012/231 Esas, 2014/19705 Karar, 2012/232 Esas, 2014/18767 Karar, 2014/11689 Esas, 2014/18693 Karar sayılı ilamları, Dairemizin 06.10.2022 tarih, 2020/1286 esas, 2022/1362 karar sayılı ilamı)Davacı tarafından dosyaya sunulan bila tarihli dilekçeye ekli fotoğraflar incelendiğinde, davalının işyeri tabelasında kullanımın mevcut olduğu,  ancak kullanımın ortadan kaldırıldığı anlaşılmakla, bu kullanım dışında ürünleri üzerinde ve iş evrakında markasal kullanımı bulunmadığı halde bu şekilde kullanım bulunduğundan bahisle tecavüzün tespiti, önlenmesi ve menine karar verilmesinin ve tabeladaki kullanım kaldırıldığı halde, tabeladaki kullanım yönünden de ref kararı verilmesinin, mahkemece davalı kullanımı ispatlanamadığı halde  \"...markayı taşıyan ürünler, ambalajlar, ilan, reklam, broşür, afiş ve sair her türlü tanıtım malzemesi, basılı evraklar, faturalar ve benzeri her türlü ticari evrakın ve iş bu dava neticesinde verilecek esas hükme aykırı şekilde iletilen, satılan, sağlanan, dağıtılan, satışa arz edilen, ithal  ya da ihraç edilen, elde bulundurulan, satışa arz etmek üzere depolanan, internet üzerinde yahut sair mecralarda bu amaçlarla kullanılan, reklam, promosyon ya da tanıtım malzemesi, basılı evraklar, faturalar ve benzeri her türlü ticari evrakına EL KONULMASINA, hükmün kesinleşmesinden sonra İMHA EDİLMELERİNE,\" şeklinde hüküm kurulmasının hatalı olduğu, davalı vekilinin istinaf başvurusunda kısmen haklı olduğu kanaatine varılmıştır. Yukarıda açıklanan gerekçelerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne kısmen reddine, Mahkeme kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince kaldırılmasına, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden davanın kısmen kabulüne dair karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,2-İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 08/10/2019 tarih, 2017/105 E., 2019/249 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, bu kapsamda; 3- Davanın KISMEN KABULÜNE,-Davalının davacıya ait \"...\" esas unsurlu tescilli markalarının esas unsurunu oluşturan \"...\" ibaresini iş yeri tabelasında markasal olarak kullanmak suretiyle davacının marka haklarına TECAVÜZ ETTİĞİNİN VE HAKSIZ REKABETTE BULUNDUĞUNUN TESPİTİNE, -Davalının davacıya ait markaların esas unsuru olan \"...\" ibaresini tabela üzerinde kullanmasının ÖNLENMESİNE ve MEN EDİLMESİNE,-Davalı kullanımındaki markayı taşıyan işyeri tabelasından ... ibaresinin kaldırıldığı anlaşılmakla, ref talebi konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına,-Kararın masrafı davalıdan alınmak suretiyle Türkiye'de yayın yapan günlük bir gazetede ilan edilerek kamuya duyurulmasına,-Davalının ticaret unvanında \"...\" ibaresini kullanmadığı anlaşıldığından, ticaret sicilinden ticaret unvanının terkini talebinin REDDİNE, 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL harçtan, peşin yatırılan 31,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 238,45 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 31,40  TL başvurma harcı, 31,40  TL peşin harç, 4,60 TL vekalet harcı, 2.000,00 TL   bilirkişi ücreti, 177,30 TL  tebligat, müzekkere masrafı olmak üzere toplam 2.244,70 TL'nin davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle, 1.122,35 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 4/c-Davalı tarafından yapılan yargılama giderleri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,4/d- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/e- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 148,60 TL istinaf yoluna başvurma harcının davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, davacı tarafından yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 23/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b9fd4b57ab3ae700","SID":"65f1d0b95e043fce"}}