{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/1840 <br>KARAR NO\t: 2023/1441<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ\t: 12/12/2019<br>NUMARASI\t: 2019/32 E. - 2019/441 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/11/2023<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin adını kurucusu olan ... ’un soyadından aldığını, müvekkilinin beş kıtada 40'tan fazla ülkede trekking (doğa yürüyüşü), tırmanma, macera yarışları, kayak, ve snowboard dahil çeşitli sporlar için ürünler üreten vekil eden şirket “... ”  dünyada en çok bilinen markalardan biri olduğunu, ancak hal böyle iken davalı tarafından, hukuka aykırı ve kötü niyetli olarak, müvekkili adına tescil edilen ...  tescil numaralı Locarno Sınıfı 02-04 olan çoklu tasarımlarından 5 numaralı (5.1 Footwear- 5.2 Footwear ) tasarımının kopyası mahiyetinde olan 28.07.2017 tarihli 2017/04994 tescil numaralı locarno sınıfı 02-04 olan çoklu tasarımlarından 3 numaralı tasarımı TPMK nezdinde 2017/04994-3 sayı ile tescil ettirdiğini, ancak davalı tasarımının yenilik ve ayırt edicilik vasıflarına haiz olmadığını  ve davalının kötü niyetli olduğunu iddia ederek, davalı adına 2017/04994-3 sayılı tasarımın hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 1992 yılından bu yana aktif spor ürünleri sektöründe faaliyet gösteren, marka ve patent kurumu nezdinde tanınmış marka statüsüne haiz olan %100 yerli sermaye ile kurulmuş başarılı bir şirket olduğunu, ürünlerinin tasarımını kendisi yaptığını, benzerlik iddiasının taban ve saya açısından bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, endüstriyel tasarımların bir bütün olarak korunmakta olduğunu, bu nedenle endüstriyel tasarımların, ne tescil, ne koruma ne de hukuki işlemler sırasında bölümlere ayrılamayacağını, tasarımların bölünemez doğasından kaynaklanan bir zorunluluk olduğunu, dava dilekçesinde yer verilen ürünler ile müvekkili tasarımı arasında, tasarım veya görsel anlamda benzerlik bulunmadığını, iddia edilenin aksine davacının  müvekkili tasarımını kötü niyetli olarak tescil ettirilmiş olduğunu, davacı ürünü ile müvekkili ürünü arasında herhangi bir benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"...dosyanın tevdi olunduğu bilirkişi heyeti hazırlamış oldukları 04/10/2019 havale tarihli raporda sonuç olarak, davalı tarafa ait ... numaralı tasarım tescilinin başvuru tarihi olan 28.07.2017 tarihi itibarı ile koruma şartı olan yenilik ve ayırt edici nitelik özelliklerine sahip olmadığı belirtilmiştir. Rapor dosya kapsamı ile uyumlu ve yeterli olduğundan itibar edilmiştir.  Buna göre, davalı adına tescilli tasarımın başvuru tarihi itibariyle yeni ve ayırt edici nitelikte olmadığı anlaşılmakla, davacının davasının kabulü ile, davalı adına tescilli ... nolu tasarımın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine\" karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;   -Bilirkişi Heyeti raporunun eksik olduğunu, dava konusu bütüncül tasarımda sadece saya yönünden basit inceleme yapıldığını, birbirinden tamamen farklı şekillerin aralarında farklılıklar bulunduğu halde  benzerlik bulunduğu belirtilerek yenilik ve ayırt edicilik özelliği olmadığının rapor edildiğini, benzerlik iddiasının taban ve saya açısından bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, endüstriyel tasarımların bir bütün olarak korunduğunu, endüstriyel tasarımların ne tescil ne koruma ne de hukuki işlemler sırasında bölümlere ayrılamayacağını, dava konusu spor ayakkabısının, diğer ayakkabılar gibi saya denilen ve genelde deri ve benzeri materyallerden yapılan bir dış yüzey ile çeşitli materyalden mamul bir tabandan oluştuğunu, tasarımlarda fonksiyon ön planda olmamakla birlikte bir ayakkabının saya ve tabanında fonksiyonel ve görsel özelliğin bir arada olduğunu, saya denilen dış kısmın ayak için koruma sağladığı gibi ayakkabıya da ilk görsel özelliğini veren asli unsurlardan biri olduğunu,  tabanın ise aynı biçimde hem koruma hem de görselliği birlikte sağlayan, ayakkabıyı tamamlayan bir diğer asli unsur olduğunu, ayakkabı için saya ve tabanın birbirinden ayrılamayacağını, her ikisinin de ayakkabıyı meydana getiren asli unsurlar olduğunu, ayakkabı sayalarında bir takım şekil, dikişlerin ve şeritlerin yer almasının ayakkabının bilinen tüm tarihi boyunca mevcut olan ortak bir özelliği olduğunu, sayada yüzlerce yıldır mevcut olan şekil, şerit ve dikiş kullanımının davacıya özgülenmesinin düşünülemeyeceğini, dikişlerden oluşturulan çizgilerden hareketle ürünler arasında benzerlik kurulmaya çalışılmasının zorlama bir yorum olduğunu,-Dava konusu ürünlerin kesinlikle benzer olmadığının ilk anda kolaylıkla anlaşılabildiğini,  müvekkili tasarımında ver verilen tasarımın ana şeklinin hiç kimsenin tekelinde olmayan alfabenin <v> harfinin ters çevrilmiş halde 3 adedinin birbirinden bağımsız yanyana konularak oluşturulmuş görsel olduğunu, ürünün üst kısmından aşağıya doğru inen çizgilerin altta birbiriyle bağlantılı olmadığını ve bağımsız olduğunu, yanyana ters şekilde konulan < v > harfinden oluşan görselin ve hareketin  bütünsel bir anlam ifade etmediğinin görüldüğünü, davacının tasarımlarının  üst kısımdan aşağıya doğru inen çizgilerin birbiriyle bağlantılı olduğunu, kesintisiz olarak devam ettiği ve böylece bir bütünlük arz ettiğini,  davacı ürününde, hareketin başlangıç tarafı olarak değerlendirilen üst kısma yakın başlangıcın başlama noktası (yere paralel çizginin diğerinde kesmesi ve iki parça oluşturması) ile müvekkili tasarımının başlangıç noktasının farklılık arz ettiğini, davacı tasarımının bütünsel bir kareografi içerisinde anlam ifade ettiğini, aşağıya doğru inen zig-zag çizgilerin adeta bir dağ yamacından aşağıya doğru inişi tasvir edilerek ayakkabı tabanının traking yürüyüşlerine uygun olarak tasarlanarak böylece tasarım ile taban arasında bütünsel anlamda bir kompozisyonun amaçlandığını,  müvekkilinin tasarımının ise birbirinden bağımsız ters V harfinden oluşan çizgiler ile tasarlandığını tabanın ise halı saha tabanı olduğunu, -Bilirkişi Raporunda müvekkilinin saya ve tabandan oluşan tasarımının bir bütünsellik içerisinde incelenmediğini sadece saya yönünden basit nitelikte incelemeye atıfla rapor düzenlendiğini, davacı tasarımında üst kısımdan aşağıya doğru inen çizgilerin birbiriyle bağlantılı olduğunu, kesintisiz olarak devam ettiğini, müvekkili tasarımı ile başlangıç noktasının açıkça farklılık arz ettiğini, bitiş için de aynen belirgin şekilde farklılık arzettiğini, davacı tasarımının dağ yamacı kareografisi gibi olduğunu, müvekkilinin ise <V> nin ters olarak yanyana diziliminden oluştuğunu bütünsellik içermediğini, başlangıç ve bitiş çizgilerinin tamamen farklı olduğunu, tasarımı oluşturan saya ve taban kısımlarının tamamen farklı olduğunu, tasarım hukuku olarak tabandan ayrı olarak saya üzerinde yapılan yüzeysel değerlendirmeler ile hüküm tesis edilemeyeceğini, ek rapor alınmadığını, -Raporda, her iki tasarımın spor ayakkabı müşterisi nezdinde etkisi ve algısının irdelenmediğini, -Müvekkili şirketin tanınmış marka olduğunu ve ürettiği ürünlerde kendi markasını kullandığını, raporda bunun irdelenmediğini, müvekkili şirkete ait ... markasının TPE nezdinde ... sayılı tanınmış marka statüsüne sahip olduğunu, spor ayakkabısı kullanıcılarının, bilinçli ve seçici kullanıcılar olup spor ayakkabısında marka, kalite ve dayanıklılık arandığını,  müvekkili ürünlerinin de tıpkı davacı ..., ..., ... gibi kendi özel satış mağazalarında satıldığını,  bu satış mağazalarında da ... ve diğer kardeş markaların dışında bir başka yabancı firma ürünü bulunmadığını, kullanıcının farklı satış mağazalarında satılan iki ürün arasında idari ve ekonomik bir bağ bulunduğu kanaatine varmasının da mümkün olmadığını, ürünlerin karıştırılmasının bu bakımdan mümkün olmadığını istinaf taleplerinin kabulüne karar verilmesini kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle;  davacıya ait DM ... tescil numaralı Locarno Sınıfı 02-04 olan çoklu tasarımlarından 5 numaralı tasarımda koyu renkli olan kısımlarının vurgulandığını ve tescile konu  edildiğini, tasarımın bütün olarak incelenmesi gerektiğini, tescile konu koyu renkli kısımların davalıya ait tasarımda birebir kullanıldığını,  verilen hükmün gerekçe kısmında ilgili bilirkişi raporunun dosya kapsamı ile uyumlu ve yeterli olduğunu, ek bilirkişi raporu aldırması gibi bir zorunluluk olmadığını,  davalının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tanınmış bir markaya sahip olmasının (... ibaresi),  davalının hukuka aykırı ve kötü niyetli olarak davacıya ait DM ... tescil numaralı Locarno Sınıfı 02-04 olan çoklu tasarımlarından 5 numaralı (5.1 Footwear- 5.2 Footwear) tasarımı taklit etmediğinin delili olarak gösterilemeyeceğini, outdoor markaları içerisinde, dünya sıralamasının en üstlerinde yer alan müvekkili firmanın sektördeki yeri ve dünya çapında tanınmışlığı, itibarı dikkate alındığında davalının tasarımı ile müvekkilinin ününden faydalanabileceğini davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davanın, davalı şirkete ait 28.07.2017 tarihli ... tescil nolu Locarno Sınıfı 02-04 olan çoklu tasarımlardan 3 nolu tasarımın hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talebi olduğu anlaşılmıştır.<br>Davacı adına 24/12/2014 başvuru tarihli, DM ... tescil numaralı çoklu tasarım belgesi ile \"...\" ayakkabı tasarımlarının tescilli olduğu anlaşılmıştır.Davacı vekili, davalı adına tescilli 2017-04994 tescil nolu Locarno Sınıfı 02-04 olan çoklu tasarımlardan 3 nolu tasarımın, davacıya ait DM ... tescil numaralı çoklu 5 nolu tasarımın  aynısı olduğu gerekçesiyle  yeni ve ayırt edici olmadığını beyanla hükümsüzlüğünü ve sicilden terkini talepli açılmış, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ve  davalı vekilinin istinaf dilekçesinde, davacı tarafın dayandığı tasarımın ayırt edici olmadığı, birçok firma tarafından kullanıldığı, davacı tasarımının bütünsel anlam ifade ettiği bu nedenle parça parça inceleme yapılmasının yerinde olmadığı ileri sürülmüştür. 6769 Sayılı SMK m.56'da tasarımın koruma şartlarından olan yenilik ve ayırt edicilik kriterleri tanımlanmıştır. Yenilik kavramı tasarımın koruma şartlarından biridir. Söz konusu madde ile mutlak yenilik kriteri benimsenmiş ve tasarımın dünyanın hiç bir yerinde daha önceden bilinmemesi gerektiğinin altı çizilmiştir. Bilinen bir tasarım ile aynı görünüm özelliklerine sahip bir tasarım yeni olmayacağı gibi tasarımın bilinen tasarımdan küçük ayrıntılar ile farklılık arz etmesi de tasarımların aynı olması sonucunu doğurmaktadır. (SMK m.56/4).Ayrıca SMK m.56/5'de tescilli tasarımın koruma şartlarından olan ayırt edici nitelik tanımlanmış ve ayırt edici niteliğin değerlendirilmesinde uygulanacak kriterler düzenlenmiştir. Ayırt edicilik tasarımın korunabilmesi için kıyaslanan tasarımlar ile arasındaki farklılığın seviyesinin belirlenmesi için konulmuş bir kriterdir. Söz konusu değerlendirmeyi yapacak kişi kanunda bilgilenmiş kullanıcı olarak yer almıştır. Ayrıca ayırt edici niteliğin değerlendirilmesinde tasarımcının tasarımı geliştirirken sahip olduğu seçenek özgürlüğü derecesinin dikkate alınacağı belirtilmiştir. Dosya kapsamında, Davalı şirkete ait çoklu tasarımın 3 nolu ürününün yeni olmadığı, 24.12.2014 tarihinde tescil edilen DM 085379 tescil numaralı çoklu 5 nolu tasarımı ile benzer olduğu yönünde yapılan bilirkişi incelemesinde de,  DM/085379-5 numaralı tasarım incelendiğinde ayakkabı sayasının yan yüzünde yer alan desenin koyu renk ile belirgin biçimde çerçeve içine alınıp, kalan bölgelerin silik gösterilerek korunacak alanın belirginleştirildiği,  ayakkabının yan yüzyinde yer alan desenin iki ana öğeden oluştuğu,  üç kademeli soldan sağa doğru yukarı bir açı ile ilerleyen, her adımda bir üçgen oluşturan çizgisel desen (A), diğeri bu çizgini alt konturlarını boşluklar ile üst çizgisinde barındıran ve ayakkabı tabanı ile komşu yüzeysel desen (C), DM/085379-5 numaralı tasarım tescilinde yer alan çizgisel yukarıda ve aşağıda devamlı (B), solda ileri, sağda ise aşağı devam eden eğilimde olduğu,  ... numaralı tasarım tescilinde ise çizgilerin yukarıda birbirine bağlı, aşağıda ise aynı olduğu, çizgi önde ve arkada ilerlemeden kesildiği, çizginin altında yer alan yüzeysel desenin benzer konum ve konturda olup, DM/... numaralı tasarımı tescilinde sol bölgede diğer tasarıma göre kısa (D) olduğu ortaya konulmuş olup, davalı tasarımının bilgilenmiş kullanıcı nezdinde benzer olarak algılandığı sonucuna vardıkları, ürün görsellerinin renkli ve denetlenebilir olduğu, davalı tarafça ileri sürülen sebeplerin ayrıntıda olup tasarımların farklı algılanmasına yol açmayacağı, davalı tescilli tasarımının yeni ve ayırt edici olmadığı, Davacının markalarının özellikle outdoor ayakkabısı emtiası yönünden tanınmış marka olduğu, davalının ürünlerinin davacının marka haklarını ihlal eder nitelikte bulunduğu, bilgilenmiş kullanıcı üzerinde oluşturduğu genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, ayakkabılar üzerinde kullanılan logonun görsel olarak ortalama tüketici nezdinde karıştırılmaya neden olabileceği, outdoor ürün ile spor ayakkabısı emtiasının farklı olmadığı, davalı vekili tasarımının yenilik ve ayırt edicilik vasıflarına haiz olmadığının kabulü hukuka aykırı bulunmamış olup, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 12/12/2019 tarih ve 2019/32 E., 2019/441 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 215,45 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 23/11/2023<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5d29d40cf89b4443","SID":"5be8b3c605a395e2"}}