{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>ESAS NO\t\t: 2023/567<br>KARAR NO\t\t: 2023/702<br>DAVA\t\t: Kıymetli Evrak İptali (Çek İptali (Hasımsız))<br>DAVA TARİHİ\t\t: 24/08/2023<br>KARAR TARİHİ\t: 05/12/2023<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ;<br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Müvekkilinin basın ve yayın ürünlerinde toptan alım satıma ilişkin ticari faaliyet yürüttüğünü davacı şirket ile ... isimli kişi ile tacir ürünleri alım satımı noktasında anlaşmaya varıldığını ... ... Şubesi, ... Tarih, ... TL Miktarlı, Keşidesi ... olan  ... Seri Numaralı Çek ile ... ... Şubesi, ... Tarih, ... TL Miktarlı, Keşidesi ... olan  ... Seri Numaralı Çeklerin davacı şirkete ... ile gönderildiğini ancak çeklerin bulunamadığını belirterek, dava konusu çeklerin kötüniyetli üçüncü kişilerin eline geçmesinin önlenmesi ve telafisi imkansız zararların önlenmesi için çeklere ilişkin ödeme yasağı konulmasının ve zayi nedeniyle iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>DELİLLERİN  DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>Dava, TTK 818/s. Maddesi yollaması ile çeklerde uygulanması gereken 757 vd. Maddelerine göre açılmış, zayi nedeni ile çek iptali davasıdır. <br>Zayi nedeniyle çek iptali davasının, işin niteliği ve meydana getireceği hukuki sonuçları itibariyle bu tür davayı açma yetkisinin hamile ait olduğu, senet üzerinde hak sahibi olan kişinin, zayi olması halinde senedin iptalini mahkemeden isteyebileceği düzenlenmiştir.<br>Zayi nedeniyle kıymetli evrakın iptalini isteyebilmek için gerekli olan şartlardan birisi de senette mündemiç olan hakkın varlığını sürdürmesidir. Bununla birlikte senetteki hakkın zamanaşımına  uğramış olması iptal kararı verilmesine engel değildir. (Prof. Dr. Fırat Öztan, Kıymetli Evrak Hukuku, 1997, s.270)<br>Taraflardan birinin o davada taraf sıfatının bulunmadığı kanısına varılırsa dava sıfat yokluğundan reddedilir (Kuru, Baki; Hukuk Muhakemeleri Usulü C. I 6. Baskı, İstanbul 2001, s. 1196 vd.). Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir. Dava konusu şey üzerinde kim veya kimler hak sahibi ise, davayı da bu kişi veya kişilerin açması gerekir. Davayı açabilmek için gerekli sıfat, dava konusu şey üzerinde hak sahibi olan kişiye aittir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir (Kuru, Baki/ Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 25. Baskı, Ankara 2014, s. 224 vd.).<br>\tMahkemenin taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatlarına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa, davanın esası hakkında bir karar verilemeyeceğinden, dava sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir. Taraf sıfatı usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olduğundan taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için def'i değil, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu bir itiraz niteliğindedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07/12/2011 tarih 2011/1-631 E. 2011/745 K. Sayılı kararı) (Aynı doğrultuda Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun  04/03/2009 tarih 2009/10-34E. 2009/104K.; 04/11/2009 tarih 2009/2-402E. 2009/484K.; 03/02/2010 tarih 2010/4-4E. 2010/56K.; 22/12/2010 tarih 2010/19-638E. 2010/694K; 09/02/2011 tarih 2010/15-657E. 2011/49K. sayılı kararları).<br>\t\tYargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 06/06/2012 tarih 2011/4524E. 2012/9838K. sayılı kararında; \"...çekin henüz dava dışı alıcıya teslim edilmeksizin kargoda kaybolduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacı lehdar halen çekin yetkili hamili konumundadır. Teslim söz konusu olmadığından dava dışı alıcının yetkili hamil kabul edilmesi mümkün değildir...\" denilmiştir. <br>İstanbul  Bölge Adliye Mahkemesi 14. H.D.  2023/1568 Esas , 2023/1432 Karar sayılı ilamında \".... TTK'nın 788/1 hükmü uyarınca, emre yazılı veya belirli bir kimse lehine düzenlenen çek, ciro ve teslim yolu ile devredilebilir. Emre yazılı senetlerin devri iki tasarruf işleminin bir arada yapılması ile gerçekleşir. Bu işlemlerin birincisi senedin ciro edilmesi, ikincisi de buna ek olarak senedin zilyetliğinin devralana geçirilmesidir. Dolayısıyla, kambiyo senedinde mündemiç hakka sahip olmak için senet üzerindeki zilyetlik zorunludur (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 06.06.2012 tarih ve 2011/4524 Esas, 2012/9838 Karar sayılı kararı da benzer yöndedir). Somut olayda da, dava konusu çekin keşideci tarafından düzenlendikten sonra davacı lehtara teslim edilmeden kargoda kaybolduğu ileri sürüldüğüne göre, davacının çekin hâmili olmadığının kabulü gerekmektedir. Bu durumda davacı çekin lehdarı ancak yetkili hamili olmadığından davacının hamil olmadığı çek yönünden iptal davası açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır. Bu nedenle mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. \" şeklinde karar verildiği görülmüştür. (Aynı yönde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 2022/819 Esas, 2022/685 Karar; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi nin 2023/910  Esas, 2023/823 Karar; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 2022/1833 Esas,  2022/1256 Karar sayılı ilamları da bulunmaktadır.) <br>\tTüm dosya kapsamının incelenmesi neticesinde; davacı vekili davacının lehtarı olduğu çekin henüz davacıya teslim edilmeden kaybolduğunu belirterek çek iptali istemi ile dava açmıştır. Davaya konu çek üzerinde davacı lehtar olarak düzenlenmişse de, davacı çeke zilyet olamadan, çekin kargoda kaybolduğu iddia olunduğuna göre, davacı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 818/1-s. maddesinin göndermesi ile aynı kanunun 757. maddesi gereğince, \"İradesi dışında çek elinden çıkan kişi\" olamayacaktır. Başka bir ifade ile teslim söz konusu olmadığından, davacı yetkili hamil olmaması nedeniyle davanın aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle  reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.<br><br>            HÜKÜM\t: Yukarıda açıklandığı üzere;<br>\t1-Davanın AKTİF HUSUMET YOKLUĞUNDAN REDDİNE, <br>\t2-Harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA, <br>\t3- Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,<br>\t4-Artan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde istek aranmaksızın davacıya İADESİNE, <br>Dair, davacı vekili Av. ...'nın yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/12/2023<br><br><br>Katip ...<br> e-imza<br> <br> <br>Hakim ...<br>e-imza <br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"364356b93ef60736","SID":"f366bb57b44c429d"}}