{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2022/423 <br>KARAR NO: 2023/1102<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 18/06/2020<br>NUMARASI: 2016/333 Esas, 2020/295 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ: 21/11/2023<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında ticari ilişki neticesinde fatura ve cari hesap alacağı doğduğunu, alacağın tahsili amacıyla İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile davalı şirket aleyhine icra takibi başlattığını, davalının icra takibine haksız ve mesnetsiz olarak itiraz ettiğini, davalı yana borç bildirimi yapıldığını, davalı tarafça da mevcut bakiye bedel 292.643,20 TL üzerinde mutabık olunduğunun ikrar edildiğini, davalının itirazının haksız ve mesnetsiz olduğunu belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevabında, davacı ile müvekkili şirket arasında 08/08/2015 tarihinde sözleşme imzalandığını, sözleşmenin 5. Maddesine göre verilmesi gereken teminatın davacı tarafça verilmediğini, sözleşmeye aykırı olarak ses ve ışık sistemi imalatlarının müvekkilinin onayını yapıldığını, sözleşmede belirtilen malzemeler ile yapılan imalatlar arasında farklılıklar olduğunu, tutanak ile teslim etmesi gereken proje ve dökümanları müvekkiline teslim etmediğini, müzik sisteminin yanlış ve kötü kurulması sonucunda müzik sesinin otelde 9 kat yukarıdan dahi duyulduğunu, bu nedenlerle davacının sözleşmede belirtilen ödemeye hak kazanmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde, müvekkilinin alacağının cari hesap ekstresi ve faturalar ile sabit olduğunu, bakiye bedel 292.643,20 TL üzerinden mutabık kalındığını, süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulmadığını, alacağın likit olduğunu belirterek, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde, taraflar arasında imzalanan sözleşmede mutabakat yazısının delil vasfının kabul edilmediğini, davacı tarafça imalatların müvekkilinin onayı alınmadan yapıldığını, yapılan imalatların ayıplı olduğunu, sözleşmeye uygun olarak yapılmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmenin 2. Maddesine göre sözleşmenin konusunun; davalı işverene ait otelde faaliyete geçecek gece klübü ve restaurant bölümünde kullanılmak üzere ses, ışık, konferans, video projektör sistemlerine ait malzemelerin temini ve montajı işi olduğu, sözleşme ekinde ise bu işlerde kullanılacak malzemelerin cins, marka, model ve birim fiyatlarının belirtildiği,  gerek sözleşme içeriğinden ve gerekse de ekindeki listeden ses izolasyonunun yapılması işinin anılan sözleşme ile davacıya verilmediği anlaşılmakta ise de; hem işin doğası gereği ses izolasyonu işinin de davacı tarafça üstlenilmesi gerektiği; hem de, dosyada mevcut bilirkişi raporları ile de sabit olduğu üzere, ses izolasyonu işinin davacı tarafça yapıldığı, ancak bu işlerin eksik ve ayıplı olarak yerine getirildiği, bu hali ile davacı tarafça ses izolasyonuna ilişkin olarak iş bedeli talep edilemeyeceği, ancak eldeki davanın itirazın iptali davası olduğu, itirazın iptali davalarının icra takibi ile sıkı sıkıya bağlı olduğu, takibe konu alacak kalemleri haricindeki alacak miktarlarının dava konusu olmadığı, eldeki davada da, davacı tarafça sözleşme gereği yapılan iş bedellerine yönelik olarak kesilen faturalardan bakiye kalan iş bedellerinin tahsilinin talep edildiği, ses izolasyonuna ilişkin yapılan iş bedellerinin talep edilmediği anlaşılmakla; ses izolasyonuna ilişkin olarak eksik iş bedellerine konu alacağın davacı alacağından tenzili gerekmediği, Sözleşme konusu işler bakımından ise; alınan bilirkişi raporları ile de sabit olduğu üzere, davacı tarafça yapılan imalatlarda kullanılan malzemelerin sözleşmede belirtilen cins, marka ve modellerden farklı olduğu, bu hali ile yapılan işlerin ayıplı olarak yapıldığının kabulünün gerektiği (Yargıtay 15. H.D. 2015/4879 E. 2016/104 K. Sayılı İlamı), eserin tesliminden sonra iş sahibinin o eseri makul bir süre içerisinden muayene edip kusurları varsa yükleniciye bildirmesi gerektiği, makul süre içerisinde ayıp ihbarında bulunulmaması halinde yüklenicinin ayıplar nedeniyle sorumluluğunun sona ereceği, ancak eldeki dava bakımından; taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 8. Maddesi ile garanti yükümlülüğünün düzenlendiği, sistemlere ait malzeme ve imalatlara 36 ay süre ile davacı tarafça garanti verildiği, ayıp ihbarının garanti süresi içerisinde her zaman yapılabileceği (Yargıtay 15. H.D. 2016/4458 E. 2017/4248 K. Sayılı İlamı), ayıplı olarak yapılan iş bedellerinin davacı alacağından tenzilinin gerektiği, bilirkişi raporları ile ayıplı iş bedellerinin KDV dahil 109.538,22 TL olarak tespit edildiği, iş bu bedelin cari hesap alacağından tenzili ile davacı alacağının 183.104,98 TL olduğunun tespit olunduğu, dava açılırken dava değerinin asıl alacak miktarı olan 292.643,20 TL üzerinden gösterildiği, davacı vekilinin 31/05/2018 tarihli duruşmada davanın asıl alacağa yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olduğunu ifade ettiği, takip ile talep edilen işlemiş faize yönelik yapılan itirazın dava konusu edilmediği anlaşılmakla, işlemiş faize ilişkin olarak herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, tarafların tacir olduğu, taraflar arasında yapılan işin ticari iş olduğu anlaşılmakla; icra takibi ile talep edilen avans faizinin yerinde olduğu, ancak davacı tarafça takip talebinde ve ödeme emrinde asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %10,50 oranında avans faizi isteminde bulunulduğu, bu hali ile davacının talebi HMK md. 26 uyarınca aşılamayacağından (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2015/5003 Esas 2015/16638 Karar Sayılı İlamı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2018/1094 Esas 2019/3453 Karar Sayılı İlamı, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/18450 Esas 2017/10141 Karar Sayılı İlamı); taleple bağlılık ilkesi gereğince; asıl alacağa takip tarihinden itibaren artan azalan oranlarda uygulanacak ve yıllık %10,50 avans faizi oranını aşmayacak şekilde hüküm kurulması gerektiği, takibe konu alacağın miktarının belirlenebilir nitelikte olmadığı, yargılamayı gerektirdiği anlaşılmakla, davacı yanın icra inkar tazminatı isteminin reddi gerektiği, gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, sabit olan 183.104,98 TL alacağın takip tarihinden itibaren artan azalan oranlarda işleyecek ve yıllık %10,50 oranını aşmayacak avans faizi ile ve isabet eden takip giderleri ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmek üzere borçlu davalının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın kısmen iptaline, takibin belirtilen şekilde devamına, aşan istemlerin reddine, likit bir alacak bulunmadığından davacı yana icra inkar tazminatı isteminin reddine, karar verilmiştir.Davacı vekili istinafında, öncelikle; müvekkili ... A.Ş.'nin Beşiktaş .... Noterliği’nin 02.11.2018 tarih ... yevmiye numaralı alacağın devri sözleşmesi ile yerel mahkeme dosyasındaki icra alacağını devir ve temlik almış bulunmakta olup, müvekkili ... A.Ş.’nin davacı sıfatıyla dosyaya eklenmesi gerektiğini, dosyada mevcut 23.05.2017 tarihli bilirkişi raporu, 23.10.2017 tarihli bilirkişi ek raporu, 10.05.2019 tarihli ek rapor ile 09.10.2019 tarihli bu son bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; davalı şirket adına dava konusu sözleşme ilişkisinden kaynaklı iki adet fatura düzenlenmiş olması, davalı şirket tarafından düzenlenen 09.12.2015 tarihli yazılı ve imzalı belgede davalı şirketin ...Tic. A.Ş.’ye olan 292.643,20 TL borcuna ilişkin mutabık kalınması, söz konusu bu faturaların davalı şirket ticari defter ve kayıtlarında yer alması, bu faturalara yönelik yasal süresi içerisinde herhangi bir itirazda bulunulmadığı gibi, herhangi bir iade faturasının düzenlenmemiş olması ve bu faturalarda yer alan KDV tutarlarının davalı şirket tarafından vergiden mahsup etmek suretiyle kullanılmış olması karşında, bu nedenle alınan mal/hizmetin davalı şirket tarafından benimsendiği ve kabul edildiği göz önüne alındığında, bu faturaların lehlerine yönelik delil olarak kabulüne ve bu faturalara yönelik 292.643,20 TL ana para 1.094,41 TL faiz olmak üzere toplam 293.737,61 TL alacağın tamamının müvekkili şirkete ödenmesi yönünde karar verilmesi gerektiğini, hükme esas alınan 10.05.2019 ve 09.10.2019 tarihli bilirkişi raporlarında, mali inceleme neticesinde düzenlenen 23.05.2017 tarihli bilirkişi raporundaki tespitler aynen kabul edilerek davalı şirkete kesilen 2 adet faturadan kaynaklı 332.421,08 TL alacak bakiyesinin bulunduğunun kabul edilmiş olduğunu, her ne kadar 292.643,20 TL asıl alacak üzerinden icra takibi başlatılmış olsa da, davaya konu sözleşme ilişkisi çerçevesinde tüm yasal haklarını saklı tuttuklarını, yerel mahkeme tarafından , taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 8. maddesi ile garanti yükümlülüğünün düzenlendiği, sistemlere ait malzeme ve imalatlara 36 ay süre ile davacı tarafça garanti verildiği, ayıp ihbarının garanti süresi içerisinde her zaman yapılabileceği, ayıplı olarak yapılan iş bedellerinin davacı alacağından tenzilinin gerektiği belirtilmişse de; sözleşme ilişkisinden kaynaklı tarafların 292.643,20 TL alacağın olduğu hususunda mutabık olması ve davalı şirketin sözleşme kapsamında yapılan işlerden kaynaklı herhangi bir ayıp ihbarında bulunmamış olması karşısında davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, yerel mahkemenin gerekçesine esas aldığı 09.10.2019 tarihli bilirkişi raporunda; sözleşmeye konu malzemelerdeki eksik, ayıp ve kusurların giderilmesi için gerekli olan tutarın 109.538,22 TL olduğu yönünde kanaatte bulunulduğunu, bilirkişi tarafından yapılan tespitte; ayıplı olduğu iddia olunan mallarla ilgili olarak yalnızca 10.05.2019 tarihli bilirkişi raporuna atıfla davalı tarafça sunulan bilgi ve belgelerin baz alınmış olduğunu, bilirkişi tarafından emsal bir fiyat araştırmasının gerçekleştirilmediğini, bu sebeple de bu ek raporda belirtilen mallara ilişkin fiyatların objektif fiyatlar olmadığını ve bu rakamlar göz önüne alınarak hüküm kurulamayacağını, ayıba konu 1, 2, 3 numaralı malzemelerle ilgili davalı şirketin herhangi bir ayıp ihbarında bulunmadığını belirtmekle beraber, 4, 5 numaralı malzemelerin bilirkişiler tarafından kabul edilebilir nitelikte olduğuna ilişkin değerlendirme karşısında, dava konusu sözleşme ilişkisinden kaynaklı ayıplı bir ürünün kullanılmadığının ve ayıplı bir hizmetin bulunmadığının ortada olduğunu, davalı şirket tarafından usulüne uygun ve süresinde bir ayıp ihbarı yapılmadığından, müvekkili şirketin sözleşme konusu iş ve temin edilen malzemelerle ilgili herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, tüm bu hususlar çerçevesinde; davalı şirketten davaya konu iş ve malzeme temininden kaynaklı olarak toplamda 292.643,20 TL alacağın bulunduğunu, yerel mahkeme tarafından verilen karara dayanak bilirkişi raporunda ayıplı olduğundan bahsedilen malzemelerle ilgili yasal süresinde ve usulüne uygun bir biçimde davalı tarafça ayıp ihbarının yapılmamış olduğunu, yine incelemeye konu bir kısım malzemelerle ilgili ise bilirkişi tarafından kabul edilebilir nitelikte olduğu yönündeki kanaat karşında, davalarının talepleri gibi kabulüne karar verilmesi, ayrıca davaya konu alacağın davalı tarafça herhangi bir ihtirazi kayıt koyulmaksızın kabul edilen ve mutabık kalınan likid bir alacak olması sebebiyle davalı şirket aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılarak, yeniden yargılama yapılarak davalarımın talepleri gibi kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafında, davacı taleplerine karşı itirazları doğrultusunda bilirkişi raporları alınmış ve talep edilen tutardan ayıp nedeniyle tenzilat yapılmışsa da bu tenzilatın yeterli olmadığını, davanın tümüyle reddi gerektiğini, mahkemece, davacının sözleşmenin 6. ve 7. maddesi gereği yüklenici müvekkilinden onay alması gerektiği hususunun dikkate alınmadığını, bu hususun yine bilirkişiler tarafından da müspet ya da menfi dikkate alınmadığını, davacı şirketin sözleşmenin 6. Maddesindeki kesin hükme uymayarak, ses ve ışık sitemine ilişkin işveren konumundaki davalı şirketin onayını almadığını, ayrıca sözleşmedeki malzemeler ile yapılan imalatlar arasında birçok farklılıklar bulunduğunu, davacı şirketin sözleşme gereği kesinlikle alınması gereken işveren onayını almayarak sözleşmeyi ihlal ettiğini, yine sözleşmenin 7. maddesinin A bendinde, yüklenicinin imalatlarının ancak işverenin onayı ile yapılabileceğinin bir kez daha belirtildiğini, ancak yüklenici konumundaki davacı şirketin, işveren konumundaki davalı müvekkilinden hiçbir onay almadığını ve sözleşmenin bu kesin hükmünü de ihlal ettiğini, aynı maddenin B bendinde belirtilen, onayların alınması ile proje ve dokümanların tutanak karşılığı teslim edilmesi yükümlülüğünün de yerine getirilmediğini, her ne kadar ayıp tenzilatı yapılmışsa da, malzemelerin ayıplı olarak kullanılmasının mümkün olmadığını, müvekkili şirketin işlettiği Otelin, dünyaca tanınmış uluslararası bir marka olan beş yıldızlı oteller zincirinin sahibi ... Otellerinin bir zincir oteli olduğunu, dolayısıyla, bu otelde kullanılacak malzeme ve alınan hizmetin beş yıldızlı otel standartına uygun olması gerektiğini, kök rapora karşı verdikleri dilekçelerinde ayrıntılı olarak belirttikleri üzere; Bilirkişilerce de ayıplı olduğu tespit edilen malzemelere ilişkin olarak müvekkilinin bu ayıplı malları bedel tenzili yapılmak suretiyle kullanmak zorunda bırakılmasının hiçbir hukuk kuralıyla açıklanamayacağını, müvekkilinin davacıdan, bu ürünlerin sözleşmede belirtildiği marka ve modeller ile değiştirilmesini talep ettiğini ancak davacının bunu yapmadığını, bunun bir seçimlik hak kullanımı olarak kabul edilerek, davacının buna uymadığı kabul edilmesi, bu ürünlerin davacıya iadesinin sağlanması ve müvekkilinin üzerine yüklenen bu borçtan kurtarılması gerektiğini,  yapılması gerekenin, davacının ayıplı ifa ettiği malların davacı tarafından iade alınması (hem de söz konusu malzemelerin orjinal  piyasa fiyatları gözönüne alınarak ve bedel tenzili yapılmaksızın), müvekkilinin davacıya varsa borcunun; bu tutardan düşümünün yapılması olduğunu belirterek,  kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.Dava, \"... Otelinin gece kulübü ve restoranında ses, ışık, konferans ve  video projektör sistemlerinin temini ve montajına\" ilişkin 08.08.2015 tarihli eser sözleşmesi kapsamında, 12/02/2016 tarihli fatura cari hesap alacağına istinaden bakiye 293.737,61 TL iş bedeli alacağının ve 1.094,41 TL işlemiş faizinin davalıdan tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir.Davalı vekilince, sözleşmede belirtilenden farklı malzeme kullanıldığı, teslim edilmesi gereken projeler ve dokümanların teslim edilmediği, müzik sisteminin yanlış ve kötü kurulması nedeniyle amaçlanan verimin alınamadığı, bu nedenle davacının sözleşmede belirtilen ödemeye hak kazanamadığı belirtilerek, davanın reddi istenmiştir.Taraflar arasında imzalanan 08/08/2015 tarihli sözleşme ile; Kadıköy ilçesinde yer alan ... bölümünde kullanılmak üzere ekli listede cins, marka, miktar ve birim fiyatları belirtilen ses, ışık, konferans, video projektor sistemlerine ait malzemelerin temin edilerek montajı yapılarak çalışır vaziyette işverene teslim edilmesi işi, davacı yüklenici tarafından, ekli listede belirtilen malzemelerin montaj işçiliği ve ÖTV dahil olmak üzere 65.000,00 Euro + KDV (76.700,00 Euro) bedelle üstlenilmiştir.Dosya kapsamı değerlendirildiğinde;Davacı tarafça, davaya konu takipteki bakiye iş bedeli (fatura - cari hesap) alacağına dayanak olarak \"09.12.2015 tarihli hesap mutabakatı ile 292.643,20 TL'lik bakiye borcun kabul edilmiş olması\" gösterilmiştir. Davalı tarafça da bu hesap mutabakatındaki imza inkar edilmemiş, sadece sözleşme gereğince bu belgenin delil olarak kabul edilemeyeceği savunulmuştur. Söz konusu mutabakat altındaki imza davalı tarafça inkar edilmemiş olmakla, davalı aleyhine bağlayıcılık arz eden bu belge ile bakiye iş bedeli borcu ispatlanmış bulunmaktadır. Ancak, söz konusu hesap mutabakatı davalı iş sahibinin ayıp nedeniyle ödemezlik def'inde bulunmasına engel teşkil etmemektedir. Eğer şartları mevcut ise tespit edilecek ayıplar nedeniyle davacıdan talepte bulunabilecektir.Davacı vekilince, davalı iş sahibinin süresinde ayıp ihbarında bulunmadığına dair istinaf itirazında bulunulmuş ise de, gerekçeli kararda da belirtildiği üzere, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 8. Maddesinde, sözleşmeye konu sistemlere ait malzeme ve imalatlara 36 ay süre ile garanti verilmiş olduğu, taraflar arsındaki sözleşme tarihi (08/08/2015) ile davalı vekilinin ayıp savunmasında bulunduğu cevap dilekçesi tarihi (05/04/2016) göz önünde bulundurulduğunda, davacı yüklenicinin söz konusu sorumluluk sürelerinin cevap tarihi itibariyle dolamamış olduğu, bu şekilde garanti süreleri öngörülen durumlarda ayıp ihbarının garanti süresi içerisinde her zaman yapılabileceği anlaşıldığından, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Ayrıca, sözleşmenin 6. ve 7. maddelerinde ürünlerin teslimi onayı özel olarak düzenlendiğinden ve böyle bir onay-teslim  bulunmadığından, bunlara kurulumla (teslimle) onay verilmiş olduğu da kabul edilemeyecektir.Mahkemece alınan kök ve ek bilirkişi raporlarında, tespit edilen ayıplar ve sözleşmeye aykırı malzeme kullanımlarına ilişkin olarak bir takım bedel belirlemeleri yapılmış ise de, yapılan bu bedel belirlemelerinin usule uygun olmadıkları anlaşılmaktadır. Kök bilirkişi raporunda, belirlene tüm ayıplı ürünler için nefaset farkı takdir edilirken, 23.10.2017 tarihli 1. Ek raporda, 3 ürün için tamamen yenileme bedeli belirlenmiş, 2 ürün için ise nefaset farkı belirlenerek, sözleşme konusu işler nedeniyle ayıplı olarak yapılan iş bedelleri toplamının KDV dahil 109.538,22 TL olduğu, iş bu tutarın 292.643,20 TL'lik bakiye borçtan tenzili ile davacı alacağının 183.104,98 TL olduğu kanaatine varılmıştır. Sonraki ek raporlarda da bu rakamlar esas alınmıştır. Ancak bu belirlemeler yapılırken, farklı hoparlör ve subwoofer kullanılması nedeniyle tamamen yenileme bedelleri için davalı vekilinin kök rapora itirazında belirtmiş olduğu web sitelerinden alınan rakamlar, led panellerin komple değişmesine ilişkin bedel için ise yine davalı vekilinin kök rapora itirazında belirtilen Vestel'den alınan fiyat teklifi esas alınmış olup, yapılan bu belirlemeler usule aykırı bulunmaktadır. Mahkemece, davalı tarafın ileri sürdüğü ayıplı ifadan kaynaklanan ödemezlik def'i hususunda, tespit edilen ayıplı ürünlerin kabul edilemeyecek derecede ayıplı olanlarının bedelinin, usulüne uygun piyasa araştırmasına göre, teslim edildikleri tarihteki mahalli piyasa rayiçlerine göre hesaplandığı, sadece nefaset farkı takdiri gereken ayıplar bakımından ise sözleşme ekli listede belirtilen ilgili fiyatlar dikkate alınarak bir nefaset farkı belilendiği gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak, neticesine göre bir karar verilmesi gerekirken, usulüne uygun bedel belirlemesi içeren mevcut raporlara dayalı olarak karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olmuştur.Ayrıca, davacı ... San. ve Tic. A.Ş. İle temlik alan ... A.Ş. arasındaki Beşiktaş ... Noterliği’nin 02.11.2018 tarih ... yevmiye numaralı alacağın devri sözleşmesi ile davaya konu icra alacağı  ... A.Ş.'ye devir ve temlik edildiğinden ... Ticaret A.Ş.’nin davacı sıfatıyla dosyaya eklenerek karar başlığında davacı olarak gösterilmesi gerekirken, ... Ticaret A.Ş.’ye karar başlığında yer verilmeyip, temlik ile davacı sıfatı sona eren ... San. ve Tic. A.Ş.'ye davacı olarak yer verilmesi de yerinde olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf taleplerinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş, kaldırma sebebine göre sair istinaf itirazları ayrıca değerlendirilmemiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının KABULÜNE,2-İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/06/2020 tarih, 2016/333 Esas, 2020/295 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Taraflar tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 21/11/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7313adc0a57832d3","SID":"b40c874796d8b3df"}}