{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/1913 <br>KARAR NO: 2023/1450<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 1. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 02/10/2018<br>NUMARASI: 2017/128 E. - 2018/360 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/11/2023<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı adına Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde  tescilli bulunan ...  sayılı ..., ... sayılı ... ve  ... sayılı ... ibareli markaların, davacının “...”  ibareli markalar ile benzer olduğunu, davalının kendilerine ait markaların tanınmışlığından istifade etmek istediğini belirterek davacıya  ait markaların hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, markaya tecavüzün önlenmesine, men'ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili beyan dilekçesinde özetle; TPMK'nın yayın sürecinde davalı  markasına herhangi bir itiraz gelmediği için tesciline karar verildiğini,Davacının markalar arasındaki benzerlik iddiasının hukuku zorlamaktan ibaret olduğunu, Davacının “...” markaları ile davalının “...” markaları görsel, işitsel, telaffuz ve anlam,  bakımından birbirinden farklı olup, iki marka grubu arasında herhangi bir benzerlik ve  iltibas olmadığı gibi, halk tarafından karıştırılma ihtimali de bulunmadığını, ... ibaresinin farklı sınıflarda başkaları tarafından da tescil edilmiş  olduğunu,  davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"...Davalı kutu üzerindeki ... ibareli şekil logo kullanımı ile de davacının başka bir  şekil markasına (...) ve dava dışı başka bir firmaya ait  subay şekil  (<) ibareli tek v ile ... harfini kombin bir tarzta bir bütün olarak kullanmıştır. Dolayısıyla artık burada davalı   farklı logo seçerek kendi markası ile  kombin  ederek  bir logo meydana getirdiğinden ve ürünler üzerinde de kendi tescilli sözcük markasını birebir kullandığından yasal düzenlemeye göre marka ihlali bulunmasa da davalının marka tescilinde kötüniyetli olduğu, ürünleri üzerinde  dava dışı ... ve ... firmalarına ait tescilli logolaları kullanarak bu firmaların tanınmışlıklarından da  faydalanma saiki ile hareket ettiği anlaşılmıştır.  Bu durum ayrıca tüketicinin zihninde davacı markasının seri marka yolu ile üretim yaptığı ve dünyaca ünlü markaları da ayrıca taklit ettiği yönünde tüketici de olumsuz bir marka imajı da oluşturacağından davacının huzurdaki davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamı, taraf iddia ve savunmaları, TPMK belgeleri, denetim ve hüküm kurmaya sektör bilirkişi raporu dikkate alındığında Davalı adına ... tescil nolu  markaların ayrı ayrı HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, tescilli marka hükümsüz kılınmadığı sürece marka tecavüzü oluşmayacağından bu yöndeki istemin reddine\"  karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  -Bilirkişi raporunun eksik olduğunu, bilirkişi raporu içerisinde marka alanında uzman bilirkişinin olduğu heyetten alınmadığını, -Müvekkilinin “...”  markaları ile Davacının “...”   markalarının görsel, işitsel, telaffuz ve anlam,  bakımından birbirinden farklı olduğunu, iki marka grubu arasında herhangi bir benzerlik ve  iltibas olmadığını ve halk tarafından karıştırılma ihtimali de bulunmadığını, hiç bir ortak ibare bulunmadığını, kelimeler farklı olduğu için telaffuzlarının da farklı olduğunu, -Türk Patent Ve Marka Kurumu kayıtları incelendiğinde  ... markasının  ... sayı ile  “06 / 07 / 08 / 09 /”  sınıflarında ... SANAYİ adına tescilli olduğunu, müvekkilinin markalarının “...” olduğunu, müvekkilinin markasında \"...\" ibaresinin yer almadığını, -Türk Patent Ve Marka Kurumu kayıtları incelendiğinde davacının “...” ve buna benzer ibarelerle pek çok kez başvuruda bulunduğunu, Davacının aynı ibareyi değişik unsurlarla tekrar tekrar başvurmasının markasını zayıflattığını, müvekkilinin markasında yer alan  ... ,  ... ve  ... ibarelerinin başlı başına ayırt ediciliği sağlayacak nitelikte olduğunu, davanın reddine karar verilmek üzere kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle;  “...” markasının “...\" olarak kullanılması halinde iltibas oluşturduğunu, markalara bakıldığında asıl markanın ... olduğu seri marka oluşturma gayesiyle önüne ... gibi eklerin getirildiğini, ayakkabı kutuları üzerinde büyük harflerle ... yazıldığını başına eklenen ... ekinin ise küçücük ve uzaktan görülmeyecek bir biçimde kullanıldığını, boşluk bırakarak kullandığını ve logo olarak kullanılan ... harfine dikkat edildiğinde daha net bir biçimde görülecektir ki ... logosu ile aynilik derecesinde benzer olduğunu, davalının ayakkabı kutusunu neredeyse aynı şekilde müvekkili şirketin markasına benzeterek kullandığını, davalının SMK'nın tanıdığı hakları kötüye kullanarak haksız çıkar elde etme çabası içinde olduğunu, büyük reklam gücüne sahip olan tanınmış markanın davalı tarafından aynı mallarda kullanılmasının davalının kötü niyetini gösterdiğini istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı, davalı adına Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli bulunan ... sayılı “...\", ... sayılı “...\" ve ... sayılı “...\" markalarının hükümsüzlüğü ve davacıya ait markalara tecavüzün önlenmesine, men'ine karar verilmesi  istemli dava açmıştır. Türk Patent ve marka kurumundan celp edilen kayıtlarda; Davacıya ait ... tescil numaralı ... markasının 18,25,28 ve 35.sınıflarda 27/01/2010 tarihinden itibaren 10 yıl süreyle, ... markasının 18,25 ve 28.sınıflarda 01/09/1992 tarihinden itibaren 10 yıl süreyle, ... markasının 2,3,5,7,8, 9, 10, 14, 16, 21, 27, 28,30 32, 35.sınıflarda 18/09/2008 tarihinde, ... markasının 18,25 ve 35.sınıflarda 24/06/2008 tarihinden itibaren tescilli olduğu, davacının .. şekil ibareli ... nolu markalarının bulunduğu anlaşılmıştır. ...” markasının Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtlarında ... sayı ile tanınmış marka olarak kabul edildiği görülmektedir.  Davalının ... nolu ... ibareli markasının 25.sınıf için 30.10.2013 tarihinden itibaren tescil edildiği,  ... nolu ... ibareli markasının 25.sınıf için 30.10.2013 tarihinden itibaren tescil edildiği,  ... nolu ... ibareli markasının 25.sınıf için 30.10.2013 tarihinden itibaren tescil ediliği, ve markaların 29.9.2014 tarihli bültende yayınlandığı anlaşılmıştır.  25.sınıfta \"Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler\" mal ve hizmetlerin bulunduğu anlaşılmıştır. Davaya konu markaların, tamamı büyük harflerle ve birbirine bitişik şekilde tanzim edilmiş, düz bir yazı karakterinden oluşan ve herhangi bir şekil unsuru içermeyen ...- ...- ... ibaresinden oluşmaktadır. Davacı markaları, ... esas unsurlu seri markalar ve bu esas unsurun farklı versiyonları / türevlerinden oluşmaktadır.  Davalıya ait ... ibaresi, 25.sınıfta yer alan emtia açısından, pek çok firma tarafından, tekstil veya textile ibaresinin kısaltması olarak sıklıkla kullanılan ve ayırt edici niteliği oldukça düşük bir ibare niteliğindedir. Davalı markalarında, davacıya ait esas marka olan ... markasındaki “e” harfi hariç tüm harflerin aynen kullanılmakta olduğu,  ... markasının seri marka olacak şekilde tescillerin edinildiği ve yine bu esaslı unsurun değişik biçimlerinin de davacı tarafından, TÜRKPATENT nezdinde tescil edildiği, taraf markalarının sınıfları arasında ayniyet olması; hedeflenen tüketici kesimi, son kullanıcılar, tescil edilmiş olan / tescil edilmek istenen sınıflar içerisinde yer alan ürünlerin/hizmetlerin kapsamı, pazar anlayışı, dağıtım kanalları, kullanım yöntemleri, ürünlerin/hizmetlerin tüketiciye sunulduğu mekanlar, ürünlerin kullanım amaçları ve benzeri hususların tamamı arasında da bir ayniyet ve/veya benzerliğin bulunduğu anlaşılmıştır.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tarafların markalarını 25. sınıfta yer alan aynı mallarda kullandığı, davacıya ait \"...\" ibareli markaların anlamsal bir karşılığının bulunmadığı, bu markanın özellikle 25. sınıf içerisinde bulunan ayakkabı sektöründe tanınmış olduğu, davalının   \"...- ...- ...\" markalarında ,... ,  ... ve  ... ibarelerinin başlı başına ayırt ediciliği sağlayacak nitelikte olmadığı, \"...\" ve \"...\" ibaresinde yoğunlaştığı, tüketicilerin bir bütün olarak \"...\" vurgusunu, davacıya ait \"...\" ibareli markalar ile bağdaştırabileceği, bu markanın davacı markalarının serisi niteliğinde bir marka olduğunu düşünebileceği, markanın başlangıcını oluşturan ibarelerin iltibas tehlikesini bertaraf edecek nitelikte yeterli ayırt ediciliğinin bulunmadığı, sonuçta ibareler yönünden de tarafların markaları arasında işletmesel bağlantı yönünden iltibas tehlikesinin bulunduğu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11 E., 2016/778 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi iltibas değerlendirmesi, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümleneceğinden, davalının bilirkişi raporuna ilişkin istinaf itirazının yerinde bulunmadığı, davalının davacının tanınmış markasından faydalanma amacı taşıdığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 1. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 02/10/2018 tarih ve 2017/128 E., 2018/360 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 215,45 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 23/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5cd8a725da15457d","SID":"d1a177ab19296489"}}