{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/1932 <br>KARAR NO: 2023/1472<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 24/12/2019<br>NUMARASI: 2018/28 E. - 2019/354 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/11/2023<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili firmanın ... sayılı \"...\" ibareli markanın tescilli sahibi olduğunu, markanın kökeninin firmanın kurucu ortağı ... isminin sessiz harflerinden oluştuğunu, ancak 10 yıllık koruma süresinin bitiminde yenileme yapılmadığını, müvekkilinin ... numaralı marka ile yenileme için başvuruda bulunmasına rağmen TPMK tarafından davalı adına tescilli ... sayılı marka nedeniyle başvurunun reddedildiğini, davalı tarafın markayı kötü niyetli olarak tescil ettirdiğini, bu sebeplerle müvekkilinin \"...\" markasına tecavüzün tespitine,  maddi ve manevi tazminat haklarının saklı tutulmasına, davalı adına TPMK nezdinde tescilli ... numaralı markanın iptaline ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP  Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili cevap dilekçesinde özetle; Hükümsüzlük isteminden ibaret olan bu davada müvekkili kuruma husumet yöneltilemeyeceğini, dolayısıyla husumet itirazında bulunduklarını, ayrıca davanın yetkili mahkemede açılmadığını, bu sebeplerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili markasına yapılan itirazın yasal dayanağı bulunmadığını, 556 sayılı KHK'nın 8.maddesinde sayılan red için nispi nedenlerin gerçekleşmediğini, davacıya ait markanın 2011 yılında koruma süresinin dolduğunu, KHK 8.maddede öngörülen 2 yıllık sürenin geçtiğini, müvekkilinin markasını kullanmada iyi niyetli olduğunu ve hiç bir firmanın itibarından yararlanma durumu bulunmadığını, bu sebeplerle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince toplanan delillere ve yapılan yargılamaya göre; \"davalı Türk Patent ve Marka Kurumu hakkında açılan davanın HMK nun 114/1-d ve 115/2 maddeleri uyarınca husumet nedeniyle reddine, Davalı ... hakkındaki davanın reddine,\" krar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dava konusu ''...'' markasının, müvekkili şirket tarafından 09.12.2003 günü tescil edildiğini ve o günden günümüze dek kendisiyle özdeşleşmiş, tanınmış, aralıksız ve yoğun olarak kullanılmış olduğunu, ... ibaresinin şirketin kurucu ortağı merhume ... isminin sessiz harflerinden geldiğini, Müvekkili şirketin, markasının koruma süresi olan 10 yılı sehven kaçırdığını, 2013 yılında yeni başvurunun sehven yapılmadığını, ancak markanın müvekkili şirket tarafından fiilen kullanılmaya devam edildiğini, Markasının koruma süresini yenilemek üzere 14.04.2015 günü davalı TPE'ye başvuran müvekkilinin, markası için 05.01.2015 günü diğer davalı ... tarafından başvuru yapıldığını öğrendiğini,Müvekkilinin başvurusunun, diğer davalı ...'nın aynı marka için kendisinden önce ve müvekkili şirket ile iltibas teşkil edecek faaliyetlerde bulunmak üzere başvurusu sebebiyle reddedildiğini, esasen, davalı ...'nın basiretli bir tacir olarak müvekkili şirketin 10 yıldan fazladır kullandığı ve özdeşleştiği markası ile aynı alanda faaliyet göstermek üzere ve kendisi için bir şey ifade etmediği kanısında oldukları harflerden oluşan marka için başvuru yapmış olmasının kötü niyetinin göstergesi olduğunu, zira müvekkili şirketin dava konusu marka ile piyasada edinmiş olduğu iyi bir yeri bulunduğunu, bu hususun, tüm ticari kayıtlar ile sabit olduğunu,Kötü niyetin Yargıtay Yerleşik İçtihatlarında da benimsendiği gibi tek başına itiraz sebebi olduğunu,Ayrıca dava konusu ile birebir örtüşen ve müvekkili şirket hakkında verilmiş T.C. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2008/5939 E. ve 2009/10630 K. sayılı Kararının gerekçesinde bir markayı eylemli olarak kullanmanın sahibine sınai hak kazandıracağının belirtildiğini,Kendilerince hem müvekkili şirketin marka tescil talebinin reddi kararına, hem de davalının marka tescil talebine itiraz edildiğini, ancak itirazların reddedildiğini, sonrasında açılan işbu davada da davalı ...'nın kötü niyet araştırmasının yapılmadığını, kaldı ki müvekkilinin markasını eylemli kullanarak marka üzerindeki sınai hakkının devam ettiğini, bu sebeplerle de kararın hukuka aykırı olduğunu beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, \"...\" markasına davalı tarafça gerçekleştirildiği iddia edilen tecavüzün tespiti ile davalı adına TPMK nezdinde tescilli ... numaralı markanın kötü niyetli tescil edildiği iddiası ile açılan marka hükümsüzlüğü davasıdır.TPMK kayıtlarına göre; davalının ... nolu “...” markasının 25. ve 35. sınıflarda tescilli olduğu,  tescil başvurusunun 05.01.2015 tarihinde yapıldığı, davacının ... numaralı “...” marka başvurusunun 35. sınıf için 14.04.2015 tarihinde yapıldığı, davacının ... “...” markasının 25, 35. ve 42. sınıflarda tescilliyken koruma süresinin bitiminde yenilenmediği için 17.04.2011 tarihinde hükümden düştüğü  anlaşılmıştır.  6769 sayılı SMK'nun 6/8.maddesi, ''Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.'' şeklinde olup, koruma süresi sona eren markaların başkaları adına tescil edilmek istenmesi durumunda itiraz hakkı, 2015/2424 sayılı ... Marka Tüzüğüne uygun olarak düzenlenmiştir. Belirtilen hükümlerin yapılan tescil başvurusuna itiraz olanağı verdiği görülmektedir.Somut olayda, davalı markasının başvuru tarihinin 05.01.2015 olduğu,  davacı adına 17.04.2001 tarihinden  itibaren tescil edilip yenilenmediği için 17.04.2011 tarihinde  hükümden düşen ... numaralı \"...+Şekil\"  markasının, ancak koruma süresi dolduktan itibaren iki yıl içerisinde  aynı veya benzer bir işaretin, aynı veya benzer mallar için marka olarak tescili amacıyla yapılan başvuruya itiraz olanağı vereceği, süresinde yenilenmediğinden hükümden düşen markanın, yeni bir başvuru yönünden müktesep hak teşkil etmeyeceği, davalının marka başvurusunun 6769 sayılı SMK'nun 6/8.maddesinde geçen 2 yıllık süre dolduktan sonra yapıldığı, bu süre içerisinde davacı yanca yapılmış bir itirazında bulunmadığı, bu nedenle davacının hükümden düşmüş markasına dayanarak hükümsüzlük talep edemeyeceği, davalı ...'nin kötüniyetli olduğunun eldeki delillere göre ispatlanamadığı anlaşıldığından, tescilli marka sahibi davalı ... hakkında açılan marka hükümsüzlüğü ve marka hakkına tecavüzün tespiti davasının reddine,  tescilli bir markanın hükümsüzlüğü davasının ancak marka sahibine karşı açılabileceği anlaşılmakla, davada pasif husumet ehliyeti bulunmayan Türk Patent ve Marka Kurumu hakkında açılan davanın ise dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, bu itibarla davacı yanın istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 24/12/2019 tarih ve 2018/28 E., 2019/354 K.  sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 215,45TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 30/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2ce67113cfda5c32","SID":"d3f2a174fd4e03b3"}}