{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. KONYA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: <br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: <br>KARAR NO\t: <br>KARAR TARİHİ\t: <br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>KATİP\t\t: <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KONYA\t.. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ\t: 16/05/2023<br>NUMARASI\t:  Esas  Karar<br><br>DAVACILAR \t: 1- <br>\t  2- <br>VEKİLLERİ\t: Av. <br>DAVALI \t: <br>VEKİLİ\t: Av. <br>DAVA\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ\t: 15/11/2023<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ\t: 15/11/2023<br>Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :<br>Davacılar vekili dava dilekçesi ile özetle; 02.07.2017 tarihinde davalı sigorta şirketi nezdinde <br>.... poliçe numarası ile Zorunlu Trafik Sigortası ...’e ait .... ....’in sevk ve <br>idaresindeki ....plakalı araç tek tarafla kaza yapması nedeniyle araç içeresindeki müvekkillerinin yaralandığını, davalıya yapılan başvuru ve arabuluculuk görüşmesinde sonuç alınamadığını, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla  şimdilik müvekkillerinin tedavi ve iyileşme süresince çalışamamaktan (geçici iş göremezlikten) kaynaklı kazanç kaybı olan 10,00'ar TL, kaza sonucu oluşan/oluşacak olan maluliyet kaybı ile ilgili (sürekli iş göremezlik, meslekte kazanma güç kaybı) olarak 10,00'ar TL, SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderlerinden kaynaklı tazminatları müvekkillerin tedavisi süresince ve ileride yapılması muhtemel olan ilk yardım, muayene, kontrol, ameliyat, tedavi, ilaç, ulaşım, refakat, rehabilitasyon, organ, ve doku nakli, protez vb. giderler ile fatura edilemeyen kaçınılmaz giderler muayene ücreti, ulaşım gideri, ilaç vs. tedavi malzemesi giderleri) olarak 10,00'ar TL, bakıcı gideri tazminatı ile ilgili olarak 10,00'ar TL olmak üzere toplam 80,00 TL maddi tazminatın sigorta şirketine başvuru tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, (Sigorta poliçe miktarları ile sınırlı olmak kaydıyla) her türlü yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davacılar vekili 08/03/2023 tarihli bedel artırım dilekçesi ile özetle; Müvekkili ....... lehine talep etmiş olduğu 10,00 TL geçici iş göremezlik ödeneği talebimizi 1.896,13 TL artırarak 1.906,13  TL olarak davalıdan  tahsilini, 10,00 TL bakıcı gideri tazminat talebimizi 819,50 TL artırarak 829,50 TL  olarak davalıdan  tahsilini,  10,00 TL kaçınılmaz tedavi giderinden kaynaklı tazminat talebimizi 1.490,00 TL artırarak 1.500,00 TL  olarak davalıdan  tahsilini, 10,00 TL sürekli iş göremezlik tazminat talebimizi 305.342,34 TL artırarak 305.352,34 TL olarak davalıdan  tahsilini, Müvekkili ..... lehine talep etmiş olduğu 10,00 TL geçici iş göremezlik ödeneği talebimizi 972,84 TL artırarak 982,84  TL olarak davalıdan  tahsilini, 10,00 TL kaçınılmaz tedavi gideri tazminat talebimizi 740,00 TL artırarak 750,00 TL  olarak davalıdan  tahsilini, başvuru tarihi olan 19.11.2021 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte poliçe miktarı ile sınırlı olmak kaydıyla davalıdan tahsilini,  her türlü yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; davacılar tarafından aldırılan sağlık kurulu raporu uyarınca <br>sürekli maluliyetleri olmadığından davanın reddinin gerektiğini, davacıların SGK hizmet dökümünün temin <br>edilerek geçici işgöremezlik süresince maaş aldığı tespit edilmesi halinde geçici işgöremezlik tazminatının <br>reddinin gerektiğini, davacıların yol masrafı, muayene, tedavi, ilaç vb. talepleri trafik poliçesi teminatı <br>dışında olduğunu, müvekkilinin sorumluluğu sigortanın kusuru oranında olduğunu, bu nedenlerle yetkisiz açılan işbu davanın usulden reddini, davacı taraflarda sürekli maluliyete neden olacak herhangi bir sekel tespit edilemediğinden huzurdaki davanın reddini, her halükarda maluliyet tazminatına ilişkin tazminat hesabının ZMM sigortası Genel Şartları a.5/c maddesi ve ekinde yer alan esaslara göre yapılmasını, davacı tarafların ZMMS Poliçesi teminatı kapsamında bulunmayan geçici iş göremezlik tazminatı, geçici bakıcı gideri ve yol, ilaç, tedavi gideri ve sair taleplerinin reddini, her durumda kusura ilişkin uyuşmazlığın giderilmesi amacıyla uzman bilirkişi aracılığı ile inceleme yapılmasını, tazminata hükmedilmesi halinde olası tazminat tutarından makul oranda müterafik kusur indirimi uygulanmasını, ceza dosyasının celbini, fazlaya ilişkin taleplerin reddini, her durumda müvekkili şirketin temerrüde düşmediği dikkate alınarak müvekkili şirketin yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulmamasını talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :<br>İlk derece mahkemesinin kararı ile; \"Yukarıda yapılan açıklamalar, amir kanun hükümleri, bilirkişi raporları, Yüksek Mahkeme içtihatları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde 02/07/2017 tarihinde tek taraflı trafik kazasının meydana geldiği, kazanın meydana gelmesinde araç sürücüsünün %100 oranında asli ve tam kusurlu olduğu, davacıların söz konusu araçta yolcu olarak bulunduğu, T.C. Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinden 11 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre hazırlanan 11/08/2022 Tarihli Heyet Raporunda ... ....'de kaza neticesinde sürekli iş göremezlik niteliğinde bir maluliyetinin olmadığı, geçici iş göremezlik süresinin 3 hafta olduğu, bu süre zarfında bakıcıya ihtiyacı olmayacağı, tedavi giderinin ise 750,00 TL olduğu, ... ....'de kaza neticesinde sürekli iş göremezlik oranının %16 olduğu, geçici iş göremezlik süresinin 1.5 ay olduğu, bu sürenin 2 haftasında bakıcıya ihtiyacı olacağı, tedavi giderinin ise 1.500,00 TL olduğunun rapor edildiği, Aktüerya Bilirkişisinden alınan 12/01/2023 Tarihli Bilirkişi Raporunda PMF Yaşam Tablosuna göre ........'in 982,84 TL geçici iş göremezlik maddi zararı, 750,00 TL tedavi gideri maddi zararı olduğu, ... ....'de 1.906,13 TL geçici iş göremezlik maddi zararı, 829,50 TL bakıcı gideri maddi zararı, 1.500,00 TL tedavi gideri maddi zararı ve 305.352,34 TL sürekli iş göremezlik maddi zararı olduğu anlaşılmakla;<br>(a)Davacı ... ....'in davasının kısmen kabulü ile 02/07/2017 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 982,84 TL geçici iş göremezlik maddi zararı ile 750,00 TL SGK tarafından karşılanmayan, zorunlu, belgeye bağlanamayan tedavi gideri maddi zararının davalı ... Sigorta A.Ş'den kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan 17/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili davacıya verilmesine, davacının kalıcı iş göremezlik ve bakıcı gideri maddi zararı yönüyle davasının ve taleplerinin ayrı ayrı reddine,<br>(b) Davacı ... ....'in davasının kabulü ile; 02/07/2017 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 1.906,13 TL geçici iş göremezlik maddi zararı, 829,50 TL bakıcı gideri maddi zararı, 1.500,00 TL SGK tarafından karşılanmayan, zorunlu, belgeye bağlanamayan tedavi gideri maddi zararı ve 305.352,34 TL kalıcı iş göremezlik maddi zararının davalı ... Sigorta A.Ş'den kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan 17/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili davacıya verilmesine karar verilerek Mahkememizde oluşan vicdani kanaatin tezahürü olarak aşağıdaki hükümler tesis edilmiştir.<br>1-Davacı . ....'in davasının KISMEN KABULÜ İLE;<br>a) Davacının 02/07/2017 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 982,84 TL geçici iş göremezlik maddi zararının davalı ... Sigorta A.Ş'den kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan 17/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili DAVACIYA VERİLMESİNE,<br>b) Davacının 02/07/2017 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 750,00 TL SGK tarafından karşılanmayan, zorunlu, belgeye bağlanamayan tedavi gideri maddi zararının davalı ... Sigorta A.Ş'den kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan 17/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili DAVACIYA VERİLMESİNE,<br>c) Davacının kalıcı iş göremezlik ve bakıcı gideri maddi zararı yönüyle davasının ve taleplerinin AYRI AYRI REDDİNE,<br>2-Davacı ... ....'in davasının KABULÜ İLE;<br>a) Davacının 02/07/2017 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 1.906,13 TL geçici iş göremezlik maddi zararının davalı ... Sigorta A.Ş'den kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan 17/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili DAVACIYA VERİLMESİNE,<br>b) Davacının 02/07/2017 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 829,50 TL bakıcı gideri maddi zararının davalı ... Sigorta A.Ş'den kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan 17/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili DAVACIYA VERİLMESİNE,<br>c) Davacının 02/07/2017 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 1.500,00 TL SGK tarafından karşılanmayan, zorunlu, belgeye bağlanamayan tedavi gideri maddi zararının davalı ... Sigorta A.Ş'den kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan 17/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili DAVACIYA VERİLMESİNE,<br>ç) Davacının 02/07/2017 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 305.352,34 TL kalıcı iş göremezlik maddi zararının davalı ... Sigorta A.Ş'den kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan 17/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili DAVACIYA VERİLMESİNE\" şeklinde hükmün kurulduğu anlaşılmıştır.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davalı vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; maluliyet oranı bakımından hatalı ve eksik inceleme ile hüküm tesis edildiğini, davacı ... ....’in maluliyetinin bulunmadığı Konya Selçuk Üniversitesi Hastanesi’nin 13.01.2022 tarihli sağlık kurulu raporu ile tespit edilmiş olup, davacının maluliyet tazminatı taleplerinin reddinin gerektiğini, davacının maluliyetinin Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre tespit edilmiş olmasının hatalı olduğunu, yerel mahkeme tarafından hükme esas alınan bilirkişi raporunda PMF Yaşam Tablosu’na göre %10 artırım %10 eksiltme yapılarak sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplaması yapıldığını, ancak bu hesaplamanın hatalı olduğunu, sürekli iş göremezlik tazminatının TRH 2010 yaşam tablosu ve %1,8 teknik faiz dikkate alınarak hesaplanması gerektiğini, davacıların güncel SGK hizmet dökümünün dosyaya sunulması ve geçici iş göremezlik süresi boyunca maaş almaya devam edip etmediğinin tespiti gerektiğini, davacıların hali hazırda çalışıp çalışmadığının da tespitinin gerektiğini, davacılar tarafından iddia edilen tedavi giderleri ve geçici bakıcı giderinin yapıldığı ispatlanmamış olduğundan kararın kaldırılması gerektiğini, davacıların müterafik kusurunun olduğu sabit olup tazminat tutarından BK.52. maddesi gereği indirim yapılması gerektiğini, her halükarda ıslaha konu edilen rakam için ıslah tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davacılar vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi tarafından hükme esas alınan maluliyet raporunun hatalı olduğunu, hükme esas alınan aktüer raporu ile Maluliyet Yönetmeliği ve hesaplama tekniğinin de hatalı olduğunu, bu nedenle ilk derece mahkemesi kararından müvekkili aleyhine usuli kazanılmış hak oluşturmaması açısından tüm aleyhe olan hususlara itiraz ettiklerini, hesaplama tekniği, maluliyet oranı, kusur durumu, emsal ücret, asgari ücret artışı vs. olmak üzere tüm haklarını saklı tuttuklarını, tüm bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın tamamen kabulüne, her türlü yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :<br> 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca  ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.<br>Dava, trafik kazası nedeniyle geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatı ile bakıcı ve tedavi gideri tazminatı istemine ilişkindir. Mahkemece verilen karar davacı ve davalı  vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>1-Kamu düzeni ve taraf vekillerinin maluliyet raporlarına yönelik istinaf taleplerinin incelenmesinde;<br>Davacılar vekili davacı ...için sürekli maluliyet hesaplanmamasının hatalı olduğunu, iki davacı için de iyileşme sürelerinin, bakıcıya ihtiyaç olduğu sürenin ve tedavi giderlerinin eksik hesaplandığını ileri sürmüş, davalı vekili ise maluliyet tespitinin yanlış yönetmeliğe göre düzenlendiğini, dava tarihinden önce davacı ... hakkında kalıcı maluliyetin bulunmadığına dair rapor sunulmasına karşın aynı hastane tarafından bu kez davacının %16 maluliyetin bulunduğuna dair rapor sunulmasının hatalı olduğunu ve raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.<br>AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir.<br>Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir.Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama,yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.<br>Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.” şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.<br>Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler.<br>T.C Anayasası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı).<br>Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında;“Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, \"Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.\" yolundaki 153. Maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir.<br>Yine, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da;“Sonradan çıkan içtihattı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. Sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır.<br>Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve bu durumun da bozma kararına uyulmakla meydana gelen usulî müktesep hakkın istisnası olduğu ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.<br>Anayasa’nın 153. maddesinin birinci fıkrasında herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, beşinci fıkrada  \"İptal kararları geriye yürümez\" kuralına yer verilmiştir.<br>Türk Anayasal sisteminde, \"Devlete güven\" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Bir kural işlemle kurulan statünün Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ya da bir başka kural işlemle kaldırılması durumunda, bu statüye bağlı öznel (sübjektif) işlemlerin de geçersiz duruma düşmesi doğaldır. Dolayısıyla bu öznel işlemlerle, ortadan kalkan statüye dayanarak ileriye dönük haklar elde edilemez. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman içerisindeki etkisi böylece çıkmakta ve \"İptal kararlan geriye yürümez\" kuralı belirtilen anlamı taşıyarak geçerli olmaktadır. Anayasa’nın 153. maddesindeki “İptal kararları geriye yürümez” kuralının, geriye yürümezlik kuralının, yalnız lafza bağlı kalınarak yorumlanması hukuk devleti ilkesine ve bu ilke içinde var olan adalet ve eşitlik ilkelerine aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi itiraz yoluyla yapılacak denetimin amacına da ters olduğu aşikârdır. Ayrıca iptal kararının geriye yürümezliği kuralı çoğu zaman iptal kararlarını işlevini ve etkinliğini azaltmaktadır. Bu nedenle;<br>AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir.<br>Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir.Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama,yürütme ve yargı organları, idari makamlar,gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.<br>Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.” şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.<br>Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler.<br>T.C Anaysası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı).<br>Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında;“Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, \"Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.\" yolundaki 153. Maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir.<br>Yine, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da;“Sonradan çıkan içtihattı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. Sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır.<br>Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve bu durumun da bozma kararına uyulmakla meydana gelen usulî müktesep hakkın istisnası olduğu ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.<br>Anayasa’nın 153. maddesinin birinci fıkrasında herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, beşinci fıkrada  \"İptal kararları geriye yürümez\" kuralına yer verilmiştir.<br>Türk Anayasal sisteminde, \"Devlete güven\" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Bir kural işlemle kurulan statünün Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ya da bir başka kural işlemle kaldırılması durumunda, bu statüye bağlı öznel (sübjektif) işlemlerin de geçersiz duruma düşmesi doğaldır. Dolayısıyla bu öznel işlemlerle, ortadan kalkan statüye dayanarak ileriye dönük haklar elde edilemez. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman içerisindeki etkisi böylece çıkmakta ve \"İptal kararlan geriye yürümez\" kuralı belirtilen anlamı taşıyarak geçerli olmaktadır. Anayasa’nın 153. maddesindeki “İptal kararları geriye yürümez” kuralının, geriye yürümezlik kuralının, yalnız lafza bağlı kalınarak yorumlanması hukuk devleti ilkesine ve bu ilke içinde var olan adalet ve eşitlik ilkelerine aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi itiraz yoluyla yapılacak denetimin amacına da ters olduğu aşikârdır. Ayrıca iptal kararının geriye yürümezliği kuralı çoğu zaman iptal kararlarını işlevini ve etkinliğini azaltmaktadır.<br>Yukarıda yapılan tespit, açıklama ve değinilen uyulması zorunlu yargısal içtihatlara göre somut uyuşmazlık ele alındığında;<br>AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği,iptal kararı içerine göre  sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğunun öncelikle Karayolları Trafik Kanunu,Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı, dolayısıyla trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde artık 'Genel Şartlar'ın kural olarak belirleyici olmayacağı, genel Şartlar\"ın sadece Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu'na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceği, dolayısıyla bu karardan sonra sigorta şirketlerinin tazminat sorumluluğunu azaltan 'Genel Şartlar'ın birçok hükmünün uygulanamaz hale geldiği görülmektedir.<br>Bu kapsamda açılan davalarda TBK nın haksız fiile ilişkin hükümleri,KTK kanunu hükümleri ile genel şartların bunlara aykırı olmayan hükümleri ile  bu doğrultuda yeni genel şartlarla çeliştiği durumda Yargıtay'ın genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki  yerleşmiş içtihatları doğrultusunda uygulama yapılması gerekecektir.<br>Zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin konusu, karayolunda motorlu taşıt işletenin, motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin uğrayabileceği destekten yoksun kalma zararını, bedensel zararı ve/veya eşya zararını tazmin yükümlülüğünü teminat altına almaktır. Başka bir ifadeyle sigorta şirketinin bu  sözleşme ile yüklendiği borç, işletenin motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilere zarar vermesi hâlinde doğacak tazminat borcunu sigorta teminat limiti dâhilinde ödeme borcudur.  Sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğan sorumluluğunun kapsamı düzenlenmemiş olup bu kapsamın idarenin düzenleyici nitelikte işlemi olan genel şartlar ile belirlenmesi öngörülmüştür. Böylece sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğacak borcu, idare tarafından her zaman değiştirilebilir nitelikteki kurallar olan genel şartlara göre belirlenecektir. Borcun kapsamının tespiti hususunda temel çerçeve ve ilkelerin kanunda belirlenmediği, idareye geniş bir takdir yetkisinin tanındığı anlaşılmaktadır.<br>Mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin içeriğine ilişkin düzenleme öngören itiraz konusu kuralların, sözleşmenin tarafları olarak motorlu taşıt işleten ile sigorta şirketinin yanında motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle zarara uğrama riskine maruz kalan üçüncü kişilerin menfaatleri arasındaki dengenin dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin zarara uğraması hâlinde işletenin tazminat borcunun kapsamı 6098 sayılı Kanun’un gerçek zararın tazminini öngören kurallarına göre belirlenmektedir. Bu tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sigorta şirketinin borcunun kapsamı ise itiraz konusu kurallarda atıf yapılan genel şartlara göre belirlenmektedir. Bu da zarar gören üçüncü kişi ve işleten aleyhine buna karşılık sigorta şirketi lehine menfaat dengesinin bozulmasına yol açabileceği gibi aksi durum da söz konusu olabilecektir. İşleten sorumluluk sigortası yaptırmış olmasına rağmen sigorta şirketi tarafından ödenen tazminat ile gerçek zarara karşılık gelen tazminat arasındaki farktan zarar görene karşı sorumlu olmaya devam edecektir. Zarar görenin sigorta şirketi tarafından tazmin edilmeyen zararı ise ancak işletenin ekonomik durumunun bu zararın karşılanması için yeterli olması hâlinde tazmin edilebilecektir. Şeklinde tezahür eden AYM İPTAL GERKÇESİNDE VURGULANDIĞI ÜZERE  AYNI KAZA İLE İLGİLİ OLMAK ÜZERE  İŞLETEN VE FİİLİ YAPAN KİŞİYE YÖNELİK AÇILAN DAVA İLE SİGORTANIN DAVALI OLMASI DURUMUNDA  UYGULANACAK Yönetmelik ve hesaplama tablolarındaki farklılık sorumlular arasında eşitsizliğe ve idarenin tek taraflı olarak düzenleyici olan işlemlerin sonucunda sorumlu olacak tazminat miktarlarında farklılık oluşturacaktır.<br>Bu halde Aym'ce verilen  iptal kararı sonrası düzenlenecek maluliyet raporlarında 01/06/2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların bu halde genel şartlarla belirlenen özürlülük ölçütü yönetmeliği ile engelliler yönetmeliğinin uygulanma imkanı kalmadığından;<br>Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlardan, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan hükümlere göre ,haksız fiil tarihi  11/10/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği (ancak Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre rapor düzenlenmesi teknik olarak mümkün olmadığı bu dönem için de yine 11 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği uygulanacak) hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.Kökleşmiş Yargıtay 17. HD uygulaması ve içtihatlarına göre maluliyet raporlarının düzenlenmesinde  haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik ve yasa hükümlerine göre değerlendirme  yapılması gerekmektedir.Nitekim Yargıtay 17 HD nin  2016/16240 esas 2019/7273 karar 2016/15369 esas  2019/6853 karar sayılı ilamları.<br>Keza Düzenlenecek aktüerya raporlarına ilişkin olarak da  genel şartlar ile getirilen TRH 2010 ve 1,8 teknik faizin ve bu genel şartlarla belirlenen  vergilendirilmiş  belgeli gelir, olmadığı takdirde asgari ücretin kazanç olarak nazara alınacağı düzenlemesinin uygulanma ihtimali kalmadığı gözetilerek;<br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas,1990/199 K sayılı kararı ve Yargıtay 17. Hukuk ve 4 Hukuk  dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın  muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması , davacının veya müteveffanın asgari ücret üstünde kazancı olduğunun iddia edilmesi durumunda kaza tarihindeki gelirine dair delillerini ibrazının sağlanması, varsa; ilgili meslek odaları ve meslek kuruluşlarından,vergi dairesinden, işyerinden kaza tarihindeki sürekli ve net kazanç durumunun sorulması, geriye doğru maaş bordrosu ve sosyal güvenlik kayıtlarının getirtilmesi, davacının veya müteveffanın  kaza tarihinde fiili olarak çalışmadığının belirlenmesi halinde asgari ücretin gözönüne alınacağının düşünülmesi gerekmektedir.<br>Somut olayda hükme esas alınan maluliyet raporunun AYM iptal kararı doğrultusunda belirlenen esaslara  uygun şekilde Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre düzenlendiği, raporlarda her iki davacı yönünden yapılan sürekli ve geçici maluliyete ilişkin tespitler ile bakıma ihtiyaç duyulan süreye ilişkin ve tedavi giderlerine ilişkin tespitlerin de dosya içeriğine uygun olduğu, raporun açıklamalı, bilimsel nitelikte olduğundan davacı vekilinin raporun içeriğine yönelik itirazlarının reddi gerektiği, davalı vekilince Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinin 13/01/2022 tarihli raporunda davacı ...'in engellilik oranının %0 olduğu belirtilmesine rağmen aynı hastane tarafından mahkemeye sunulan raporda davacının %16 maluliyetinin bulunduğunun bildirilmesinin çelişki oluşturduğunu belirtmiş ise de dava tarihinden önce alınan raporun somut olayda uygulanması mümkün olmayan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiği, hükme esas alınan raporun ise Anayasa Mahkemesinin yukarıda belirtilen iptal kararı uyarınca uygulanması gereken Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre düzenlendiğinden raporlar arasındaki çelişkiden söz edilemeyeceğinden davalı vekilinin de maluliyet raporuna itirazının yerinde olmadığı anlaşılmaktadır. <br>2-Davalı vekilinin geçici iş göremezliğe,bakıcı giderine ve faturasız tedavi giderlerine ilişkin taleplerin  sigorta teminatı dışı olduğuna yönelik istinafı açısından;<br>01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.5 maddesinin \"Sağlık Giderleri teminatı\" başlıklı (b) maddesinde \" Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesi hükmü gereğince sona ermiştir.\" ifadesi ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamında saymıştır. Bir başka ifade ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar,<br>1-Tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri,<br>2-Tedaviyle ilgili diğer giderler,<br>3-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler,<br>Sağlık giderleri kapsamında sayılarak Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu düzenlenmiştir.<br>Oysa 6111 sayılı kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğu üniversite hastaneleri ile resmi ve özel sağlık kurumları tarafından trafik kazası sonucu yaralanan kişilerin tıbbi tedavi ile sınırlı sağlık hizmeti giderleri ile sınırlandırılmıştır.<br>Bu düzenleme gereği  ZMSS Genel Şartlar A.5 (b) maddesi ile yaralının tedavisine başlanmasından maluliyet raporu alınıncaya kadarki süre içindeki;<br>1-Bakıcı giderleri<br>2-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler (geçici iş göremezlik kayıpları)<br>3-Sağlık hizmeti giderleri kapsamında sayılarak 6111 sayılı torba Kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesi ile sınırları belirlenen sağlık giderleri teminatı kapsamını genişletmiştir.<br>Bu nedenle bir kanun maddesinin kapsamı idarenin bir düzenlemesi olan genel şartlar ile genişletmesi ve daraltması düşünülemez.<br>ZMMS SÖZLEŞMESİNDEKİ ŞARTLARIN DAVACI AÇISINDAN BAĞLAYICI OLMAMASI VE ANAYASA MAHKEMESİNİN 09/10/2020 TARİHLİ RESMİ GAZETDE YAYINLANA 17/07/2020 TARİHLİ VE 2019/40 E 2019/40 K SAYILI KARARINA GÖRE 6704 SAYILI KANUNU 3.MADDESİYLE DEĞİŞTİRİLEN 90. MADDESİNN BİRİNCİ CÜMLESİNDE YERALAN \"VE BU KANUN ÇERÇEVESİNDE HAZIRLANAN GENEL ŞARTLARDA \" İBARESİNİN VE İKİNCİ CÜMLESİNDE YERALAN \"VE GENEL ŞARTLARDA \" İBARESİNİN İPTAL EDİLMİŞ OLMASI SEBEBİYLE UYGULANMAYACAKTIR.<br>Bu halde davalı vekilinin geçici iş görmezliğin, tedavi  ve bakıcı giderinin   teminat dışı olduğuna yönelik istinaf istinaf itirazlarının yerinde olmadığı anlaşılmaktadır. <br>3-Davalı vekilinin davacıların geçici iş göremezlik döneminde çalışıp çalışmadığının tespiti gerektiğine yönelik iddiasının incelenmesi;<br>Dosya kapsamından davacı ...'in ev hanımı, davacı ...'in öğrenci oldukları anlaşılmakta olup davacıların herhangi bir işte çalışmadıkları, dava konusu kazanın da iş kazası niteliğinde olmadığından SGK  tarafından rücuya tabi bir ödeme yapılmayacağı da gözetildiğinde davalı vekilinin bu yöndeki istinaf talebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.<br>4-Müterafik kusur itirazı yönünden istinaf incelemesi;<br>6098 sayılı TBK'nın 52. Maddesine göre; Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir. Anılan yasal düzenlemede de belirtildiği üzere zarar görenin zararın oluşmasında ya da zararın artmasında bir ihmali varsa bu hususun tazminatın belirlenmesinde dikkate alınması gerekir. Bir başka deyişle zararın oluşumunda zarar görenin de müterafik kusurunun bulunması halinde tazminattan indirim yapılması gerekmektedir. Müterafik kusurun dikkate alınması için bu yönde yapılan bir savunmaya gerek olmayıp Mahkemece müterafik kusurun resen dikkate alınması gerekmektedir. Nitekim bu husus Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/3135 E 2018/11955 K sayılı ilamında da vurgulanmıştır. Ayrıca müterafik kusur indirimi nedeniyle kısmen reddedilen tutar üzerinden davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmeyeceği noktasında da duraksama bulunmamaktadır.<br>Somut olayda kaza tespit tutanağı içeriğinde davacıların kaza esnasında emniyet kemerinin bulunup bulunmadığı yönünde bir belirlemenin bulunmadığı, davacıların koruyucu ekipmanlarının bulunmadığının kabulüne yarayan bir delilin de bulunmadığı, tek başına davacıların yaralanma bölgeleri itibariyle emniyet kemeri takıp takmadığının anlaşılmasının mümkün olmadığı sonucuna varılmakla müterafik kusur indiriminin yapılmasının mümkün olmadığı kabul edilmesi doğrudur.<br>5-Islah tarihinden faiz itirazının incelenmesinde:<br>Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. Ancak, trafik kazaları esas itibariyle haksız eylem sayılan hallerden olmakla birlikte trafik sigortasını yapan sigortacı bakımından temerrüdün bu tarihte oluştuğunun kabulü mümkün değildir. 2918 sayılı KTK'nın 99/I. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel şartları uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Kazanın ihbar edilmesiyle, zararın miktarını belirlemek sigortanın sorumluluğundadır.\"belirsiz alacak\" davası müessesesinin getirildiği 6100 Sayılı HMK ile birlikte 17. Hukuk Dairesinin süreklilik arz eden kararlarına göre de daha sonra ıslah yapılmış olması halinde dahi tüm tazminat miktarına kaza (veya dava veya temerrüd) tarihinden itibaren faiz işletilmek gerektiğinden<br>Dolayısıyla ıslah edilen miktar bakımından davalı 17/12/2021 tarihinde temerrüde düştüğünden ıslah edilen miktara işletilecek faiz başlangıcı da ıslah tarihi olmayıp, 17/12/2021 tarihi  olduğundan ve  mahkemece de buna göre hüküm kurulduğundan buna yönelen istinaf yerinde değildir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmediğinden başvurunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği  esas yönünden reddine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir.<br><br>H Ü K Ü M \t\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacılar vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,<br>2-Alınması gereken 21.266,32 TL harçtan peşin alınan 5.283,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 15.983,32 TL harç giderinin davalı ... Sigorta A.Ş.'den tahsili ile hazineye irat kaydına,<br>3-Alınması gereken 269,85‬ TL istinaf maktu karar harcının davacı ... ....'den tahsili ile hazineye irat kaydına,<br>4-Davacı ... .... tarafından yatırılan 359,8‬0 TL harçtan alınması gereken 269,85 TL harcın mahsubu ile fazla 89,95 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden taraflar  üzerinde bırakılmasına,<br>6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına<br>Dair, tarafların yokluğunda HMK nun 361.maddesi gereğince, davacı . .... yönünden kararın taraflara tebliğinden itibaren İKİ HAFTA içerisinde TEMYİZ YOLU AÇIK, diğer tüm taraflar yönünden KESİN olmak üzere OYBİRLİĞİ ile karar verildi. 15/11/2023<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br> e-imzalı<br><br>Üye<br><br>e-imzalı <br><br>Üye<br><br>e-imzalı <br><br>Katip<br><br> e-imzalı<br><br><br><br><br><br>Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br><br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9c252e3de0c1f64e","SID":"b93b74710478a116"}}