{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/130 Esas<br>KARAR NO: 2023/1479<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 10/11/2020<br>NUMARASI: 2014/84 E. - 2020/333 K.  <br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/11/2023<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Marka üzerindeki öncelik haklarına dayanarak kötü niyetli tescil nedeniyle ... ibaresi üzerindeki hak sahibinin davacı olduğunun tespiti ile davalıya ait ... nolu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini, ... tescil no.1u \"...\" markası ile \"...\" markasının üçüncü kişileri aldatıcı ve yanıltıcı şekilde kullanıldığından bahisle  marka hakkına tecavüz ve  haksız rekabetin tespiti ve men’i ile  hükmün ilanına markanın  üçüncü kişilere devrinin yargılama süresince tedbiren önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Hükümsüzlük davasının 5 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğunu, bu nedenle sürenin geçmesi nedeniyle davanın reddi gerektiğini, ... markasının 1990 yılından bu yana müvekkili tarafından yaratıldığını, ses sistemlerinde ana malzemesi olan ahşap nedeniyle İngilizce karşılığı olan ... markasını meydana getirip kullandığı, akabinde ... no ile tescil ettirdiğini söz konusu markayı kullanma zorunluluğu nedeniyle yeni logolar ekleyerek ...  nolu seri markalan yaratıp tescil ettirdiğini, söz konusu markanın ilk tescilinin 08/01/1998 tarihi ile Hindistan'da olduğunu, ABD de olmadığını, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, sunulan marka tescil belgelerinin eski tarihli olup halen geçerli olup olmadığının anlaşılmadığını, davacının kendisinden daha önce bu markayı kullandığına dair yeterli ve geçerli delil sunamadığını, www...com.tr ve www...com internet sitelerinin görsellerinin gizli olmadığını, yasal prosedürler tamamlanarak alınmış alan adları olduğunu, sunulan faturaların 2010, 2011 ve 2012 tarihini taşıdığını, fatura içeriklerinde ... markalı ürün olmadığını ve ses sistemleri ile alakalı olmadığını, yine sunulan sipariş formlarının 2009 tarihini içerip, içeriğinde ... ibaresi taşıyan ürün bulunmadığını, Türk Patent nezdinde ... ibaresinin başka kişilerce de tescil edildiğini beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI  İlk Derece Mahkemesince; \" davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını, davalının kötüniyetli olarak dava konusu markayı tescil ettirdiğinin ispatlanamadığı, Davalının... tescil nolu “...”  ibareli markasının  TPMK  nezdinde tescilli bir marka olduğundan bu ibarenin tescilli olduğu haliye davalı tarafından kullanılmasının haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz teşkil etmediği, davalının ...com.tr isimli web sitesinde markasını tescil ettirdiği ... şeklinde kullanmasının yanısıra  davacıya ait ... logo  iberesini de web sitesinde kullandığı, davalının bu kullanımının davacının yurtdışında tescilli olan markasına ve web sitesindeki kullanımlarına ayniyet derecesinde benzer olduğu, dolayısıyla davalının bu kullanımının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu gerekçeleriyle, Davalı markasının hükümsüzlük isteminin reddine, Davalının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli markası haricinde davacının şekil ibaresi içeren marka-logosunu dava tarihinden önce web sitesi içinde markasal olarak kullandığı gerekçesiyle davacının marka hakkına davalı yanca tecavüzde bulunulduğunun ve eylemin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, durdurulmasına önlenmesine,\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Hükümsüzlük talebinin reddinde çok önemli ve esaslı nitelikteki delillerin görmezden gelindiğini ve özellikle kötüniyetin değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gereken bu delillerin hiç bir şekilde dikkate alınmadığını,Davalı tarafından Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescil ettirilen ve hükümsüzlüğü talep olunan ... no.lu “...” marka örneğinin düz yazı şeklinde olduğunu, ancak gerek dosyada yapılan mali inceleme, gerekse kendilerince sunulan delillerden açıkça görüleceği üzere, davalının, markasını tescil ettirdiği şekilde kullanmadığını ve davacının ticaret ünvanı olan '...' adının ve yine davacı adına 1999 yılından beri bir çok ülkede tescilli olan özgün kırmızı logolu ... markası ile ticari faaliyetlerini yürüttüğünü,Her ne kadar dosyayı inceleyen Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemenin gerekçeli kararının 8. sayfasında, haksız rekabet olarak nitelediği müvekkilinin eyleminin sonlandırılmış olduğunu açıkça kabul ettiğini, ancak bizzat müvekkili ... tarafından gerçekleştirilen sonlandırmanın varlığında, sadece haksız rekabetin tespitine denilmek suretiyle yetinilmesi gerekir iken, sonlanmış ve bir daha tekrarı olası olmayan eylem için ayrıca devam eden ya da devam etmesi kuvvetle muhtemel bir haksız rekabet sayılabilecek eylem varmışcasına durdurma ve önleme kararı verilmesi doğru olmadığını, Eldeki davada müvekkilinin, adına tescilli \"...\"  ibaresi ile anonim ve jenerik bir şekil olan wifi işaretini birleştirip birlikte kullandığını, bu nedenle yasal bir kullanımın haksız rekabet olarak kabulünün doğru olmayacağını,Davacı ... ABD'nin dilekçede gösterilen görseli Türkiye'de kullanmasının marka ihlali ve aynı zamanda markasal bir suç olduğunu, ihlal ve suç olan bir eyleme dayalı olarak hak sahipliğinden bahsedilemeyeceğini,Öte yandan, haksız rekabete neden olan logonun, müvekkiline ait https://www ....com.tr adresinden erişim sağlanan web sitesinin ana sayfasında kullanılmadığını, Web sitesi ana sayfasında, müvekkiline ait tescilli “...” markasına yer verildiğini ve bu ibare üzerinde verilen bir linkle yine müvekkiline ait ayrı bir sayfaya erişim imkanı tanındığını, dava konusu logonun da bahsi geçen link üzerinden erişim sağlanan yeni sayfanın sol alt köşesinde kullanıldığını, durum böyle olunca, potansiyel bir internet kullanıcısının, haksız rekabetin yapıldığı benimsenen web sayfasına ulaşabilmek için öncelikle ve mutlaka müvekkiline ait web sitesinin ana sayfasına gireceğini ve ana sayfada “...” markası üzerinden verilen linke tıklayıp anılan yeni sayfaya ulaşabileceğini, dahası erişim sağladığı sayfanın da ... sayfası olduğunu çok iyi bileceğini, çünkü gerek ana sayfada, gerekse erişim sağlanan açılan sayfada yer alan tasarımların, davacı .... ABD'nin web sitesi sayfa tasarımlarından tamamen farklı olduğunu ve müvekkilinin tanıtıcı işaretleri sayfasının her bir karesinde açıkça görülüp tespit edilebilecek nitelikte olduğunu, Bu nedenle potansiyel internet kullanıcısının, bu nedenle tecavüz ve haksız rekabet iddialarının yerinde olmadığını beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılıp, davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; markanın hükümsüzlüğü,  marka hakkına tecavüz ve  haksız rekabetin tespiti ve men’i ile  hükmün ilanına ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık; davalı adına tescilli ''...'' ibareli marka üzerinde davacının hak sahibi olup olmadığı, davalının tescilde kötüniyetli olup olmadığı ve davalı adına tescilli bu markanın hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktalarında toplanmaktadır.Davalı adına kayıtlı markanın hükümsüzlüğü yönünden, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı Mahkemece kabul edilmiştir.Sessiz kalmanın ne kadar süre geçtikten sonra hak kaybına sebep olacağı, dava tarihinde yürürlükte olan ve somut olaya uygulanması gereken 556 sayılı KHK'da düzenlenmiş değildir. Bununla birlikte 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile ilk defa marka hukukunda hükümsüzlük davaları yönünden sessiz kalma yoluyla hak kaybına ilişkin bir düzenleme getirilmiştir. SMK’nin 26/6. maddesi; “Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötü niyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez” hükmünü haizdir. Buna göre marka hükümsüzlük davalarında sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesinin uygulanabilmesi için beş yıllık sürenin geçmiş olması gerekmektedir. Ancak somut olay yönünden mevzuatta bir süre belirlemesi bulunmadığından TMK’nin 2. maddesi de gözetilmek suretiyle her somut olayın özellikleri dikkate alınarak sürenin belirlenmesi gerekmekte olup, uygulamada genellikle bu süre beş yıl olarak yerleşmiştir. ... nolu ''...'' ibareli markanın, davalı adına 9. ve 11.sınıflarda 28.05.2005 tarihinde başvurusunun yapıldığı, tescilin 19.06.2006 tarihinde gerçekleştiği, eldeki davanın ise 03.04.2014 tarihinde açıldığı, hükümsüzlük talebi nedeniyle tescilden itibaren hesaplanması gereken 5 yıllık sürenin, dava tarihi itibariyle geçtiği anlaşılıyorsa da,  diğer yandan, tescilin kötüniyetli olduğunun ispatlanması halinde 5 yıllık süre aranmayacaktır.  Davacının yurt dışında tescilli en eskisi 1999 yılında olan markaları bulunuyorsa da, davalıya ait ''...'' ibareli markanın tescil edildiği 2005 yılında, ülkemizde tescilli bir markasının bulunmadığı ve bilirkişi tespitlerine göre ülkemizde en erken 2009-2010 yılında markanın kullanımına ait faturalar ibraz edildiği anlaşılmıştır. Dosya kapsamına sunulan delillerden; Ağustos 2000 tarihli ... dergisi, ... Dergisi ve ... dergisinde davacı ve ürünlerine ilişkin haber ve görsellerin yayınlandığı, tanıtımının yapıldığı anlaşılmıştır.  27/04/2015 tarihli bilirkişi raporunda; davalının davaya konu ... nolu \"...\" isimli markanın tescil tarihi olan 28/06/2005 tarihinden dava tarihi olan 03/04/2014 tarihleri arasında yaptığı net satışların miktarı 32.501 adet, satış tutarının ise, 3.001.156,76 TL olduğunun bildirildiği anlaşılıyorsa da, sunulan faturalar ve bilirkişi raporundan, davalı marka kullanımının tamamının 2013-2014 yıllarına  ait faturalara dayandığı, 2013 yılı öncesinde kullanımının bulunmadığı, davalının TPMK nezdindeki ... (davacının ... markası ile aynı markanın tesciline dair başvuru) ve ... (davacının ticaret ünvanı olan ... markasının davalı adına tescili için yapılan başvuru) başvurusunun itiraz üzerine TPMK tarafından reddedildiği, dosyaya sunulan faturalara ve bilirkişi tespitlerine göre, davalı kullanımlarının da bu aşamadan sonra 2012 ve 2013 yılından sonra gerçekleştiği, davalının tescil ettirmek istediği  ... markasının aynı zamanda davacının ticaret ünvanını oluşturduğu, her iki firmanın da otomotiv ses sistemleri alanında faaliyet gösterdikleri dikkate alındığında,  Türkiye'de de çeşitli dergilerde 2000 yılından itibaren tanıtımı yapılan, 1999 yılından beri yurtdışında tescilli ... VE ...  markalarından davalının 2005 yılındaki tescil anında haberdar olmamasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı anlaşılmaktadır.  Kötüniyetli tescil nedeniyle markanın hükümsüz kılınması için, tescil anında marka sahibinin kötüniyetli olduğunun ispatlanması gerekmekle birlikte, marka sahibinin tescilden sonraki dürüstlük kuralına aykırı fiillerinin de kötüniyetin tespitinde dikkate alınabileceği, aşağıda marka hakkına tecavüz kısmında ayrıntılarıyla açıklanacağı üzere, davalının ...com.tr isimli web sitesinde markasını tescil ettirdiği ... şeklinde kullanmasının yanısıra  davacıya ait ... ibaresini ve davacının markasını taşıyan ürün görsellerini de kullandığı, davalının bu kullanımının davacının yurtdışında tescilli olan markasına ve web sitesindeki kullanımlarına ayniyet derecesinde benzer olduğu, davalının internet sitesinde \"Hakkımızda\" kısmında, \"... 2013 yılı itibarıyla 1985 yılında kurulan, ... bünyesinde Türkiye Pazarında yer alamaya başlamıştır.\" şeklinde kullanımının bulunduğu, www...com.tr alan adının davalı tarafından 05/07/2013 tarihinde satın alındığı ve dava tarihinden önce davacı markasını taşıyan logolu ürünlerin bu site üzerinden sergilenerek satıldığına dair dosyaya sunulan whois kayıtları, web sitesi görselleri vs dikkate alındığında, davacının özgün kırmızı logolu ... markasının yanısıra, ticaret ünvanı olan ...  markasını da web sitesinde aktif şekilde kullandığı, ses sistemleri alanında ayırt ediciliği yüksek olan ... markasının, seçenek özgürlüğü var iken davalı tarafından seçilmesi ve 2005-2013 yılları arasında 8 yıl kullanılmaması, daha sonra yapılan yeni başvurulara itiraz edilerek başvuruların reddi üzerine kullanılmaya başlanmasının basiretli tacirden beklenen dürüstlük kuralına aykırı ve TMK 2. Madde de düzenlenen iyi niyetli bir yaklaşım olarak değerlendirilemeyeceği, yabancı menşeili davacı şirketin, davalının markasını uzunca bir süre kullanmadığı da göz önüne alınarak davalı markasını bildiği /bilmesi gerektiği halde sessiz kaldığından bahsedilemeyeceği kanaatine varılarak, ilk derece mahkemesince davacı yanın hükümsüzlük talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, reddine karar verilmiş olması yerinde görülmemiştir.Marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması hakkında verilen karara karşı ileri sürülen istinaf nedenleri incelendiğinde; Dava tarihi dikkate alındığında, uyuşmazlığın çözümünde, 556 Sayılı KHK hükümlerinin uygulanacağı ve 556 Sayılı KHK'da aksine düzenleme bulunmadığından, Yargıtay’ın mülga 556 sayılı KHK dönemindeki içtihatlarıyla ortaya çıkan “tescilli markanın kullanımı tecavüz teşkil etmez” şeklindeki ilkesi dikkate alındığında, davalının ... tescil nolu “...”  İbareli markasının  TPMK  nezdinde tescilli olduğu haliyle davalı tarafından kullanılması haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz teşkil etmeyecektir. Ancak, hükme esas alınan, bilimsel ve teknik yönden denetime elverişli 10/01/2020 tarihli bilirkişi raporunda isabetli bir şekilde belirtildiği üzere; davacının www...com isimli web sitesi ile davalı tarafa ait ...com.tr isimli web sitelerinin renk, kompozisyon açısından benzer olmadığı, bu nedenle orta halli tüketicide iltibasa neden olmayacağı, ancak davalının ...com.tr isimli web sitesinde markasını tescil ettirdiği ... şeklinde kullanmasının yanısıra davacıya ait ... ibaresini de kullandığı, davalının bu kullanımının davacının yurtdışında tescilli olan markasına ve web sitesindeki kullanımlarına ayniyet derecesinde benzer olduğu, davalının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli markası haricinde davacının şekil ibaresi içeren marka-logosunu dava tarihinden önce web sitesi içinde markasal olarak kullandığının tespit edildiği anlaşılmakla, kullanımın tüketici nezdinde iltibas yaratacağı kanaatine varılmıştır. Her ne kadar davalı yanca istinaf başvurusunda; davalı eyleminin sonlandırılmasına rağmen, Mahkemece haksız rekabet eylemi devam ediyormuş gibi eylemin durdurulmasına ve önlenmesine karar verildiği ileri sürülmüş ise de, davalının ...com.tr isimli web sitesi içeriğindeki kullanımının sonlandırıldığına dair dosyaya yansıyan bir tespitin bulunmadığı, ancak www... alan adının kullanımının yargılama sırasında davalı tarafça pasif hale getirildiği ileri sürülmüşse de,  pasif kaydın aktif hale getirilmesi her zaman mümkün bulunduğundan men talebinin konusuz kalmadığı kanaatine varılmıştır. Sonuç olarak davalı kullanımının ortalama tüketici nezdinde davacı ticaret unvanı ve yurt dışında tescilli markaları ile iltibasa neden olabileceği, dolayısıyla eylemin bu kullanımdan kaynaklı olarak TTK'nun 54. ve 55.maddeleri uyarınca haksız rekabete neden olduğu, Mahkemece tecavüzün tespitine ve men'ine yönelik olarak verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı, aksi yöndeki istinaf başvuru nedenlerinin yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun aynı kanunun 353/1-b.2 maddesine göre kabulüne, kararın kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak, istinaf sebebi yapılmayan hususlar ve kazanılmış haklar dikkate alınarak   aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 10/11/2020 tarih, 2014/84 E., 2020/333 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 3-Davalı adına ... numarasıyla tescilli ''...'' ibareli markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine,-Karar kesinleştiğinde TPMK'na bildirilmesine,4-Davalının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli markası haricinde davacının şekil ibaresi içeren marka-logosunu dava tarihinden önce web sitesi içinde markasal olarak kullandığı anlaşıldığından davacının marka hakkına davalı yanca tecavüzde bulunulduğunun ve eylemin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, durdurulmasına önlenmesine,-Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline,5- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL karar harcından peşin alınan 25,20 TL'nin mahsubu ile 244,65 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 25,20 TL başvurma harcı, 25,20 peşin harç, 3,80 TL vekalet harcı, 5.000,00 TL bilirkişi ücreti, 568,50 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 5.622,70 TL'nin, davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,5/c-Davalı tarafın ilk derece mahkemesinde yapılan masrafların davalı üzerinden bırakılmasına, 5/d- Marka hükümsüzlüğü yönünden; Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5/e-Haksız rekabetin tespiti yönünden; Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 6- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;6/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,6/b- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken  269,85 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 215,45 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,6/c-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 148,60 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 49,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 197,60 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,6/d-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,6/e-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,7- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 30/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4f51ef527543f4c8","SID":"7c879a976aca5ec3"}}