{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. KONYA BAM   6. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: <br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: <br>KARAR NO\t: <br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>ÜYE\t\t:<br>KATİP\t\t: <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KONYA .. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 20/10/2022<br>NUMARASI\t\t:  Esas  Karar<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t: Av. <br><br>İSTİNAF EDEN DAVALI\t: <br>VEKİLİ\t: Av.<br>DAVA\t\t: İtirazın İptali (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br><br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR TARİHİ\t: 18/10/2023<br>YAZIM  TARİHİ\t: 19/10/2023<br>Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .. Esas sayılı dosyası ile açılan itirazın iptali davasında 20/10/2022 tarihinde tesis edilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karara karşı davalının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilin süt ve süt ürünleri üzerine ticaret yaptığını, davalının çeşitli köylerden ve şahıslardan süt satın alıp aldığı sütleri toplu şekilde müvekkiline sattığını, kimi zaman sütlerin parasını peşin vermesi gerektiğinde müvekkilden avans aldığını ve ilgili avansa karşılık müvekkile senet verdiğini, davalı sütleri eksiksiz getirdiğinde müvekkile vermiş olduğu senedi geri aldığını, müvekkil ile davalının ticaretinin uzun süre devam ettiğini, davalının yine müvekkilden 60.000,00 TL avans aldığını ancak ilgili avansa karşılık sütleri eksik getirdiğini, bu sebeple müvekkilin davalıdan alacaklı hale geldiğini ve davalı aleyhinde 10.000,00 TL'lik icra takibine geçildiğini, davalının müvekkiline vermiş olduğu 60.000,00 TL bedelli, 25/01/2010 tanzim, 25/01/2012 vade tarihli senedin bono vasfını yitirdiğini ve taraflarınca genel haciz yolu ile ilamsız takip yapıldığını, Konya .. İcra Müdürlüğü ...E. Sayılı dosyaya ilişkin takibin dayanağının iş bu senede bağlı olduğunu, davalının borca, faize ve ferilerine itiraz etmiş olup, aynı zamanda zaman aşımı itirazında bulunduğunu, ancak senet üzerindeki imzaya itiraz etmediğini, davaya konu icra takibine ilişkin senedin zaman aşımı ile bono vasfını yitirmişse de müvekkil ile davalı arasındaki temel ilişkinin zaman aşımına uğramadığını, müvekkil ile davalı arasındaki temel ilişkiye dair tanıklarının olduğunu belirterek; davanın kabulü ile Konya .. İcra Müdürlüğü .. E. Sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, tarafları lehine %20'dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu bononun zamanaşımına uğradığını, müvekkilin takibe süresinde itiraz etmiş olup, işbu davanın 5 yıl sonra açıldığını, itirazın iptali için öngörülen 1 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu, taraflar arasında bir dönem sürekli bir ticari ilişkinin mevcut olduğunu, davacı şirketin o dönem müvekkile avans vererek süt aldığına dair iddiasının doğru olmadığını, davacı şirketin tacir olduğunu, müvekkilinin üreticiden sütleri toplayarak davacıya teslim ettiğini, yani nakliyeci olduğunu, bu işi dolayısıyla davacı taşıma irsaliyesi düzenlediğini, müvekkilin de fatura kestiğini, davacının ticari defterleri incelendiğinde bu hususun ortaya çıkacağını, davacının, sütçü esnaflara süt siparişi verip sütlerin başkasına daha pahalıya satılması ihtimali üzerine düzenli şekilde süt alamaması riski doğmaması açısından o dönem çalıştığı tüm nakliyecilerle bu şekilde teminat niteliğinde bono düzenleyerek çalıştığını, sütleri aldıkları zaman senetleri teslim ettiklerini, avansı verenin davacı değil müvekkil olduğunu, ödeme yapılacak kişinin müvekkil olduğunu, dolayısıyla müvekkilin davacıya senet vermesi için bir sebep olmadığını,  davacının dosyaya sunmuş olduğu bononun aralarında sürekli bir ticari iş dolayısıyla teminat amaçlı verildiğini dava dilekçesinde ikrar ettiğini, dolayısıyla Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre bononun talili gündeme geldiğini, bononun davacının ikrarı üzerine sebepten soyut olma özelliğini kaybettiğini, bu aşamada davacıya herhangi bir borcu olmadığını ve ispat yükünün müvekkilinden davacıya geçtiğini, müvekkilinin senetlerin karşılığına denk gelen miktardaki sütü davacıya teslim ettiğini, ancak sürekli bu şekilde çalıştıkları için bir senedi davacıda unuttuğunu belirterek; davanın reddi ile takibin iptaline karar verilmesini, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; \"...davaya ve takibe bononun zamanaşımına uğraması nedeniyle bononun yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğu ve alacağın varlığının tanık dahil her türlü delille ispatlanabileceği, borçlunun ödeme savunmasının yazılı delillerle ispatlanması gerektiği, davalı, davacının ticari defterlerine delil olarak dayanmış ve  davacı defterlerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş ise de, davacının defterleri ibraz etmemesi nedeniyle defterlerde inceleme yapılamadığı, yapılan araştırma neticesinde davalının tacir olmadığının anlaşıldığı, her ne kadar davacı defterlerini ibraz etmekten kaçınmış ise de davalının tacir olmaması nedeniyle defter tutma mükellefiyetinin bulunmadığı, dolayısıyla davalı lehine değerlendirilebilecek bir defter kaydının bulunmadığı ve davalı tarafça delil olarak münhasıran davacı defterine dayanılmaması karşısında somut olayda ibrazdan kaçınmanın bono bedelinin ödendiğinin kabulü için yeterli olmadığı,<br>Davacı tanıkları 26/05/2022 tarihli celsede davaya ve takibe konu bononun borç para verme karşılığında düzenlendiğini, davalıya 60.000,00 TL tutarında borç para verildiğini, takibe konu alacak dışında kalan tutarın nakit ödeme ve süt teslim edilmesi yoluyla ödendiğini ancak bakiye tutarın ödenmediğini ifade ettikleri, her ne kadar davalı da tanık deliline dayanmış ise de yukarıda da belirtildiği üzere ödeme savunması yönünden yazılı delil başlangıcı niteliğine haiz bir delil ibraz edilmediğinden davalının tanık dinletme talebinin reddine karar verildiği,<br>Yemin deliline dayanan davalıya yemin delilinin hatırlatıldığı ancak davalı yemin teklifinde bulunmadığı, dolayısıyla takibe konu bono nedeniyle davacının 10.000,00 TL tutarında alacaklı olduğunun kabulü gerektiği, takibe konu bononun zamanaşımına uğramış olması nedeniyle vade tarihinden itibaren faiz isteminde bulunulmasının mümkün olmadığı, davalının takipten önce temerrüde düşürüldüğünün usulünce ispatlanamaması nedeniyle davacının işlemiş faiz alacağına yönelik talebinin reddine karar verildiği,<br> Davalının tacir olmaması, bonodan kaynaklı temel ilişkinin ödünç sözleşmesinden kaynaklanması ve bononun zamanaşımına uğramış olması nedeniyle alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar vermek gerektiği, bono bedelinin ödenmemesi nedeniyle takibe itirazın haksız olduğu ve alacağın likit nitelikte olduğu kabul edildiğinden hükmedilen alacağın % 20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedildiği, davalı da feri nitelikte tazminat isteminde bulunmuş ise de takibe itirazın haksız olması, takibin muaccel alacağa dayanması ve davacının takip tarihi itibariyle alacaklı olduğunun kabul edilmesi nedeniyle davalının tazminat isteminin reddine karar vermek gerektiği...\" gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, Konya .. İcra Müdürlüğü'nün ...E. sayılı takibine davalı tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 10.000,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 10.000,00 TL'nin % 20'si oranında hesaplanan 2.000,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının tazminat isteminin reddine, şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bononun vadesinin 25/01/2012 tarihi olduğunu, bononun zamanaşımı dolduktan sonra 14/04/2016 tarihinde ilamsız icra takibi yapıldığını ve takibin durduğunu, bu yönüyle zamanaşımı nedeniyle davanın reddi gerektiğini, takip durduktan sonra 1 yıl içinde dava açılması gerekirken 01/09/2021 tarihinde davanın açıldığını, davacının bu bonoyu teminat olarak aldığını ikrar ettiğini, kaldı ki taraflarınca burada 10 yıllık değil TBK 147'ye göre 5 yıllık zamanaşımı süresi olup zamanaşımı süresinin dolduğunu, zamanaşımı itirazında bulunmalarına rağmen yerel mahkemenin davayı kısmen kabul etmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı taraf bonoyu talil ettiğini ve teminat senedi olduğunu beyan ettiğini, bu durumda ispat yükünün alacaklı tarafa geçtiğini, ancak alacaklı tarafın alacağını ispat edemediğini, müvekkilin, delil olarak davacının defterlerine de dayandığını, davacının defterlerini dosyaya ibraz etmediği gibi yerel mahkeme gerekçeli kararında delil olarak münhasıran davacı defterlerine dayanılmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verdiğini, ancak davacının defterlerini ibraz etmesi alacağını ispat etmesi açısından önemli olduğunu, alacağının ve bononun da defterlerinde kayıtlı olması gerektiğini, hem ödendiği iddia edilen paranın hem de bononun davalı defterlerinde kayıtlı olmadığını, (Yargıtay 19.Hukuk Dairesi 2014/12177 E. 2014/16800 K.), davacının şahit deliline başvurduğunu, davacı aşamalarındaki beyanlarında bu paranın süt karşılığı avans olarak verildiğini beyan ettiğini, oysa şahitler bu paranın avans değil borç olarak verildiğini beyan ettiklerini, davacı beyanları ile şahitlerin çelişkiye düştüklerini, bononun tanzim tarihinin davacı şahidi ....'in çalışmaya başladığı dönemden önce olduğunu ve tanığın beyanına itibar edilemeyeceğini, diğer davacı şahidi ...'in beyanında bono düzenlenirken orada bulunduğunu söylediğini ancak tanzim tarihi konusunda bilgi veremediğini belirterek; alacağın bir yargılamayı gerektirdiğinden davacı lehine %20 tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin davacı lehine tazminata hükmedip reddedilen kısım için müvekkil lehine tazminata hükmetmemesinin ayrıca hukuka aykırı olduğunu belirterek; ilk derece mahkemesi kararının  kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:  <br>Dava, ilamsız takibe vaki itirazın iptali talebine ilişkindir.<br>İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen  kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.<br>Davacı tarafından zamanaşımına uğrayan 25/01/2010 tanzim, 25/01/2012 vade tarihli 60.000,00 TL bonoya dayalı 10.000,00 TL asıl alacak ve 5.331,98 TL alacağın tahsili talepli olarak davalıya karşı Konya ..İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasından ilamsız takip yapıldığı, davalının itiraz etmesi üzerine icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verildiği, dosyanın işlemsiz bırakılması nedeniyle düştüğü ve yenileme ile ... E. sırasına kaydedildiği, takibin devamı için eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.<br>2004 Sayılı İcra İflas Kanununun 67.maddesi gereğince; Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptali talebinde bulunabileceği düzenlenmiştir. Buna göre itirazın iptali davası açma süresi, borçlunun takibe itirazının alacaklıya tebliğ tarihinden başlayacak olup, davalının borca itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmediği ve davanın süresinde açıldığı anlaşılmakla, davalının süresinde davanın açılmadığına dair istinaf talebi yerinde değildir.<br>Davacı zamanaşımına uğrayan bonoya dayalı olarak yaptığı ilamsız takipte, temel ilişkiye dayanarak itirazın iptali talebinde bulunmuştur. Zamanaşımına uğramış bir bonoda yazılı alacak temel ilişkiye dayanılmak suretiyle talep edilebilir. Bu isteme ilişkin davalarda, gerek temel ilişkinin varlığını ve niteliğini, gerekse o ilişkiden doğan bir alacağın bulunduğunu ve alacak miktarını ispatlama yükümlülüğü davacıya aittir.<br>İcra takibine konu bono zaman aşımına uğramış olması nedeniyle kambiyo senedi niteliğini kaybetmiştir.  HMK’nun 202/2. maddesinde  delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belge olarak tanımlanmış, HMK’nun 202/1. maddesinde ise; yazılı delil niteliğinde bir belgenin bulunması halinde senetle ispatı gereken bir hukuki işlemin tanıkla ispat edilebileceği hüküm altına alınmıştır. Davalı da temel ilişkinin varlığını inkar etmemekle birlikte bononun teminat olarak davacıya verildiğini savunmuştur. Ayrıca davalı senetteki imzaya da açıkça itiraz etmemiş olup, Mahkemece tüm bu hususlar gözönünde bulundurularak, düzenlenen bononun zaman aşımına uğramış olmakla yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğundan, yukarıda belirtilen hükümler uyarınca temel ilişki konusunda tanık deliline başvurularak uyuşmazlık çözümlenmiş, davacı tanıklarının beyanlarından, davacının davalıya süt alış verişi nedeniyle 60.000,00 TL avans ödemesi yaptığı, bunun karşılığında davalının bir kısım ödemeler yaptığı ancak davalıya verilmesi gereken sütleri teslim etmediği, davacının davalıdan bakiye 10.000,00 TL alacağı olduğunu bildirmişler, davacı davalıdan 10.000,00 TL alacağı olduğuna ilişkin iddiasını yazılı delil başlangıcı niteliğindeki zamanaşımına uğramış bono ve tanık beyanlarıyla ispatlamıştır. Davalı, senedin teminat senedi olarak verildiğini savunmakta ise de, bu husustaki iddiasını yazılı delillerle ispatlayamamış, cevap dilekçesinde yemin deliline dayanan davalıya yemin teklifinde bulunup bulunmayacağını bildirmek üzere kesin süre verilmiş, ancak davalı yemin teklifinde bulunmamıştır. Buna göre davalının, senedin ödendiği veya teminat senedi olarak verildiğine ilişkin iddiasını ispatlayamadığı anlaşılmakla, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi yerindedir. <br>Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve gerekçe içeriğine göre, mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, yargılamanın Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilen usullere uygun olarak yürütüldüğü, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı, toplanan delillere göre davacının zamanaşımına uğrayan senet nedeniyle temel ilişkiye dayanarak takip yaptığı, davalının takibe konu senetteki imzaya açıkça itiraz etmediği, davacının temel ilişkinin varlığını, temel ilişkiden doğan alacağın varlığını ve miktarını yazılı delil başlangıcı niteliğindeki zamanaşımına uğrayan bonolar ve tanık beyanlarıyla ispatladığı, her ne kadar davalı davacının ticari defterlerine dayanmışsa da davalının tacir olmadığı, bu nedenle davacının ticari defterlerine dayanamayacağına dair mahkemenin gerekçesinin yerinde olduğu, davalının senedin teminat senedi olarak verildiği ve borcun ödendiğine ilişkin iddiasını ispatlayamaması üzerine mahkemece davalıya yemin delilinin hatırlatıldığı, davalının yemin teklifinde bulunmadığı, açıklanan nedenlerle davalının ileri sürdüğü istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, davalının takibe itirazında haksız olması nedeniyle davalı aleyhine inkar tazminatına karar verilmesin de de yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, mahkemece delillerin  takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği,  davanın kısmen kabulüne ilişkin kararda  kamu düzenine aykırı  herhangi bir husus bulunmadığı, anlaşıldığından davalının istinaf başvuru taleplerinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,<br>2-Alınması gereken 683,10 TL harçtan peşin alınan 170,78 TL harcın mahsubu ile bakiye 512,32‬ TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,  <br>3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, <br>4- İstinafa başvuran davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>5- Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince; kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, <br>6- Dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 18/10/2023 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 362/1.a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.  <br><br>   <br>    Başkan                Üye                    Üye                   Katip <br>       e-imzalıdır                     e-imzalıdır                          e-imzalıdır                      e-imzalıdır<br><br><br><br> <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7db12810a3898975","SID":"07ed04c5464a028f"}}