{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. KONYA BAM   6. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: <br>KARAR NO\t: <br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ... (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KONYA .. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 15/03/2022<br>NUMARASI\t\t:  Esas Karar<br><br>DAVACI\t: ... - (T.C Kimlik No: ... )<br>VEKİLLERİ\t: Av. ... - Av. ...<br><br><br>İSTİNAF EDEN DAVALI\t: <br>VEKİLİ\t: Av. ...<br>DAVA\t\t: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br><br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR TARİHİ\t: 27/10/2023<br>YAZIM  TARİHİ\t: 31/10/2023<br>Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan ticari şirket davasında 15/03/2022  tarihinde tesis edilen  karara karşı davalının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin pay sahibi olduğu, Konya Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün .... sicil numarasına kayıtlı davalı... Tic. A.Ş'nin 28.04.2021 tarihli 2018 - 2019 yılına Ait Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan kararların çağrının usulsüz olması ve müvekkilinin TTK'nun 420. maddesi uyarınca finansal tabloların müzakeresinin ertelenmesi yönündeki talebine rağmen toplantının ertelenmemiş olması nedeniyle yoklukla malul olduğunu, davalı şirket pay sahibi birden fazla olan bir anonim şirket olduğunu, şirketin sermayesinin beheri 1.000,00 TL, nominal bedelinin 42.000,00 adet paya ayrıldığı 42.000,00 TL olduğunu, müvekkilinin davalı şirkette %33,3 paya sahip azlık pay sahibi olduğununu, genel kurul toplantısının usulsüz olarak gerçekleştirilmesi ile ayyuka çıktığının, müvekkilinin üç aylık süre içinde huzurdaki davayı ikame ettiğini, müvekkilinin genel kurul toplantısında hazır  bulunup dava konusu kararlara olumsuz oy vererek muhalefetini tutanağa geçirttiğini, müvekkilinin davalı şirkette yönetim kurulu üyesi olmasına rağmen, 08.04.2021 tarihli yönetim kurulu toplantısına çağrılmadığını,  her ne kadar 08.04.2021 tarihli Yönetim Kurulu Kararı'nda müvekkili için \"katılmadı\" notu düşülmüş ise de; müvekkilinin toplantıdan haberdar olmadığını, yönetim kurulu kararında haricen  haberdar olunması üzerine, müvekkili tarafından noterlik aracılığıyla usulüne uygun olarak toplantıya çağrılmayan genel kurulun toplanmamasının ihtar edildiğini, ancak toplantının usulsüz olarak gerçekleştiğini, TTK'nun 420.maddesi açık hükmü uyarınca erteleme talep edilmesi halinde genel kurul toplantısının ertelenmesi gerektiğini, genel kurul toplantısının 3 numaralı gündem maddesinin 2018-2019 takvim yılına ait yönetim kurulu faaliyet raporu ve denetim kurulu raporunun okunması, müzakeresi ve ayrı ayrı oylanarak ibraz edilmesine ilişkin olduğunu, müvekkili tarafından faaliyet raporunun önceki faaliyet raporları ile çok benzer olduğunu dile getirilerek yönetim kurulundan detaylı ve ciddi bir raporun temin edilmesini talep ettiğini, müvekkilince raporda, bilançolara, mali tablolara, mizanlara, gelecek hakediş bedellerine, tüm borç ve alacaklara değinilmesinin önerildiğini, ancak bu talebinin yönetim kurulu başkanı ... tarafından 4 numaralı gündem maddesinde 2018-2019 yılı bilanço ve gelir tablosunda yer aldığından bahisle dikkate alınmadığını, müvekkilinin olumsuz oyuna rağmen 2018-2019 takvim yılı yönetim kurulu faaliyet raporu ayrı ayrı müzakereye açılarak oy çokluğu ile kabul ve ibra edildiğini, buna ek olarak müvekkilinin muhasebe müdürü ... tarafından genel kurula sunulan 2018 bağımsız denetim raporunu tetkik etmek için meyil verilmesini ve bu sebeple toplantının ertelenmesini talep etmesine rağmen toplantının ertelenmediğini ve müvekkilinin olumsuz oyuna rağmen bağımsız detim raporunun oy çokluğu ile kabul ve ibra edildiğini, Genel Kurul Toplantısının 4, 6, 7 ve 9 numaralı maddelerinin sırasıyla, bilanço ve gelir tablosunun görüşülmesi, yeni yönetim kurulunun huzur haklarının belirlenmesi, yeni yönetim kurulunun seçilmesi ve bağımsız denetçi belirlenmesine ilişkin olduğunu, bu hükümlerin finansal tabloların müzakeresi ile bağlantılı olduğuna şüphe olmadığını, finansal tabloların müzakeresi ile ilgili genel kurul toplantısının 4, 6, 7 ve 9 numaralı maddelerinin görüşülmesinin de TTK'nun 420.maddesi uyarınca ertelenmesi gerektiğini, ertelemenin yapılmamış olmasının yokluk sebebi olduğunu, pay sahibi müvekkilinin finasal tabloların müzakeresinin ertelenmesi talebi üzerine artık genel kurulun söz konusu kararlar hakkında karar alma imkanının ortadan kalktığını, dolayısıyla erteleme yapılmaksızın alınan bu kararların yoklukla malul olduğundan bahisle;  Öncelikle 28.04.2021 tarihli 2018-2019 yılına ait olağan genel kurulu toplantısında alınan tüm kararların çağrı usulüne uygun yapılmadığından ve müvekkilince erteleme talep edilmiş olmasına rağmen ertelenmemiş olması sebebiyle yokluk ile malul olduğunun tespitine, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde genel kurul toplantısında alınan ve özellikle finansal tabloların görüşülmesi ile ilgili olarak 3, 4, 6, 7 ve 9 numaralı gündem maddelerine ilişkin kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Genel Kurul kararlarının yokluğunun tespitinin kurucu unsurların eksikliği halinde söz konusu olabileceğini, TTK'nun 445.maddesi uyarınca iptalin ise kanuna esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı kararlar aleyhine açılabildiğini, genel kurula çağrıya dair yönetim kurulu kararının usulüne uygun şekilde alındığını, davacının kötü niyetli olduğunu, uzun zamandır zaten yönetim kurulu toplantılarına katılmadığını, Yönetim Kurulu Başkanı tarafından davacıya müvekkili şirketin yönetim kurulu toplantılarının her hafta Salı günü 17:00'da yapılacağını bildirir ve kendisinin de katılması gerektiğini belirtir Konya ..Noterliği'nden keşideli .. yevmiye numaralı 23.07.2020 tarihli ihtarname gönderildiğini, davacının ihtarnameye cevap vermediğini ve önceki dönemde olduğu şekilde yönetim kurulu toplantılarına katılmadığını, şirketin iş ve işlemleriyle ilgilenmediğinin, müvekkili şirketin altı şirketten oluşan bir şirketler topluluğu olduğunu, aralarında küçük ortaklar bulunsa da söz konusu şirketlerin ortakları ve sahiplerinin davacı ... ...ile kardeşleri ... ve....'ın olduğunu, şirketlerin bir kısmının sonradan kurulmuş olsa da işletmenin balaları tarafından kurulduğunu ve kardeşlere miras bırakıldığını, davacının İstanbul'da yaşadığını ve uzun süredir şirketin işleriyle ilgilenmemekle birlikte hiçbir yönetim kurulu toplantısına katılmadığını, diğer iki ortağının davacının şirket işleriyle ilgilenmesini, yönetim kurulu üyesi olarak yükümlülüklerini yerine getirmesini, işletmeye sahip çıkmasını istediklerini, bunun için uzun uğraşlar verdiklerini, fakat davacının bu taleplere olumlu cevap vermediğini, bu durumun iptali talep edilen genel kurul tutanağına da net bir şekilde yansıdığını, üstelik davacının şirket işleriyle ilgilenmediği tüm dönem boyunca aynı zamanda yönetim kurulu üyesi diğer iki ortak gibi huzur hakkı adı altında maaşını eksiksiz aldığını, davacının son dönemde şirketten ayrılmak istediğini belirterek hisselerinin devri için rayicin çok üzerinde bir bedel istediğini, talep edilen bedelin ödenmesinin imkansız olduğunu, davacının bunun bilincinde olduğu için eldeki davanın açılması gibi müvekkili şirketin ve diğer şirketlerin işleyişini zaafa uğratarak hamleler yaparak talebini kabul ettirmeye çalıştığını,  yaşanan süreç neticesinde davacıya iptal edilen genel kurul kararıyla yeni dönemde müvekkili şirketin yönetim kurulunda yer verilmediğini, aynı şekilde diğer şirketlerin yönetim kurullarında da yer verilmediğini, davacının yönetimden dışlanmasının söz konusu olmadığı gibi davacı tüm iyi niyetli uğraşlara rağmen şirket yönetimiyle ve işleriyle ilgilenmediğini, davacı tarafından TTK'nun 420.maddesi gereğince genel kurulun ertelenmemesi hususunun yokluk müeyyidesine tabi olduğunu ifade etmiş ise de, bu hususun yokluk değil iptal davasının konusunu oluşturduğunu, genel kurulun toplantıya çağrılmasına dair yönetim kurulu kararının geçerli olduğunu yinelemekle birlikte yüksek mahkemenin yerleşik kararlarında belirtildiği gibi, çağrının usulsüz olması genel kurul kararlarının iptali için yeterli olmadığını, iptal eden tarafın aynı zamanda kararın yasa, ana sözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu ispat etmesi gerektiğini, davacı tarafın finansal tabloların görüşülmesinin ertelenmesini talep etmediğini, davacı tarafın sadece gündemin 3.maddesinde açısından toplantının ertelenmesini talep ettiğini, aynı talebini gündemin 9.maddesinde de ifade ettiğini, davacının iptalini talep ettiği kararlarda dava şartı olan muhalefet şerhinin bulunmadığını, davacının iptalini talep ettiği kararlara karşı olumsuz oy kullandığını fakat muhalefetini toplantı tutanağına geçirtmediğini, davacının oy oranının TTK'nun 446.maddesinin aradığı şekilde iptali talep edilen kararların alınmamasının sağlama etkisinin olmadığını, denetim kurulunun seçimine dair 8. maddede iptal edilebilecek bir karar alınmadığını, yeni yönetim kurulu üyelerinin ve denetçinin seçilmesi, huzur haklarının belirlenmesi, hususlarının finansal tablolar ile bağlantılı olmadığını, davacının genel kurul kararlarını iptal talebi hakkında kötüye kullanması mahiyetinde olduğunu, genel kurulda alınan kararların yürütülmesinin geri bırakılması talebi yönünden yönetim kurulu üyelerini dinlenmeden genel kurulda alınan kararların yürütülmesinin geri bırakılmasının hukuken mümkün olmadığını, şartlarının oluşmadığını, genel kurulda alınan kararların yürütülmesinin geri bırakılması şirket için telafisi imkansız sonuçların doğmasına sebebiyet vereceğini, şirketin muhtemel zararlarına karşılık davacının teminat göstermesine karar verilmesini, güncel bir tehlikenin bulunmaması, davacı veya şirket açısından telafisi imkansız sonuçların doğmasının mümkün olmaması, davacının hakkını elde etmesi önemli ölçüde zorlaşmasının veya imkansız hale gelmesinin mümkün olmaması sebebiyle genel kurul kararlarının yürütülmesinin durdurulması talebinin ve davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"..Davacının, pay sahibi olduğu Konya Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarasına kayıtlı davalı ...'nin 28.04.2021 tarihli 2018-2019 Yılına Ait Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan kararların çağrının usulsüz olması ve TTK'nun 420.maddesi uyarında finansal tabloların müzakeresinin ertelenmesi yönündeki talebine rağmen toplantının ertelenmemiş olması nedeniyle yoklukla malul olduğunu, davacının genel kurul toplantısında hazır  bulunup dava konusu kararlara olumsuz oy vererek muhalefetini tutanağa geçirttiğini, davacının davalı şirkette yönetim kurulu üyesi olmasına rağmen, Genel Kurul'u toplantıya çağıran 08.04.2021 tarihli yönetim kurulu toplantısına çağrılmadığını,  toplantıdan haberdar edilmediğini, her ne kadar 08.04.2021 tarihli Yönetim Kurulu Kararı'nda davacı için \"katılmadı\" notu düşülmüş ise de; davacının toplantıdan haberdar olmadığı için toplantıda bulunamadığının, yönetim kurulu kararında haricen  haberdar olunması üzerine, davacı tarafından Konya ..Noterliğinden keşide edilen 28.04.2021 tarihli ve .. yevmiye numaralı ihtarname ile usulüne uygun olarak toplantıya çağrılmayan genel kurulun toplanmamasının ihtar edildiğinin, ancak toplantının usulsüz olarak gerçekleştiğini, TTK'nun 420.maddesi açık hükmü uyarınca erteleme talep edilmesi halinde genel kurul toplantısının ertelenmesi gerektiğinin, genel kurul toplantısının 3 numaralı gündem maddesinin 2018-2019 takvim yılına ait yönetim kurulu faaliyet raporu ve denetim kurulu raporunun okunması, müzakeresi ve ayrı ayrı oylanarak ibraz edilmesine ilişkin olduğunun, davacı tarafından faaliyet raporunun önceki faaliyet raporları ile çok benzer olduğunu dile getirilerek yönetim kurulundan detaylı ve ciddi bir raporun temin edilmesini talep ettiğinin, davacının raporda, bilançolara, mali tablolara, mizanlara, gelecek hakediş bedellerine, tüm borç ve alacaklara değinilmesinin önerildiğinin, ancak bu talebinin yönetim kurulu başkanı ... tarafından 4 numaralı gündem maddesinde 2018-2019 yılı bilanço ve gelir tablosunda yer aldığından bahisle dikkate alınmadığının, davacının olumsuz oyuna rağmen 2018-2019 takvim yılı yönetim kurulu faaliyet raporu ayrı ayrı müzakereye açılarak oy çokluğu ile kabul ve ibra edildiğinin, buna ek olarak davacının muhasebe müdürü ... tarafından genel kurula sunulan 2018 bağımsız denetim raporunu tetkik etmek için meyil verilmesini ve bu sebeple toplantının ertelenmesini talep etmesine rağmen toplantının ertelenmediğinin ve davacının olumsuz oyuna rağmen bağımsız detim raporunun oy çokluğu ile kabul ve ibra edildiğini, Genel Kurul Toplantısının 4, 6, 7 ve 9 numaralı maddelerinin sırasıyla, bilanço ve gelir tablosunun görüşülmesi, yeni yönetim kurulunun huzur haklarının belirlenmesi, yeni yönetim kurulunun seçilmesi ve bağımsız denetçi belirlenmesine ilişkin olduğunun,  finansal tabloların müzakeresi ile ilgili genel kurul toplantısının 4, 6, 7 ve 9 numaralı maddelerinin görüşülmesinin de TTK'nun 420.maddesi uyarınca ertelenmesi gerektiğini, ertelemenin yapılmamış olmasının yokluk sebebi olduğunun, pay sahibi davacının finasal tabloların müzakeresinin ertelenmesi talebi üzerine artık genel kurulun söz konusu kararlar hakkında karar alma imkanının ortadan kalktığının, dolayısıyla erteleme yapılmaksızın alınan bu kararların yoklukla malul olduğundan bahisle;  Öncelikle 28.04.2021 tarihli 2018-2019 yılına ait olağan genel kurulu toplantısında alınan tüm kararların çağrı usulüne uygun yapılmadığından ve davacının erteleme talep edilmiş olmasına rağmen ertelenmemiş olması sebebiyle yokluk ile malul olduğunun tespitine, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde genel kurul toplantısında alınan ve özellikle finansal tabloların görüşülmesi ile ilgili olarak 3, 4, 6, 7 ve 9 numaralı gündem maddelerine ilişkin kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava ettiği,  davalı tarafın davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.<br>Anonim şirketlerin genel kurul kararlarının iptaline ve butlanına ilişkin düzenlemelerin 6102 sayılı TTK'nun 445.ve devam eden maddelerinde düzenlendiği, 6102 sayılı TTK'nun  445.maddesinde;\" (1) 446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler.\" şeklinde, TTK'nun 446.maddesinde;\" (1) a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten,  b) Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri,   c) Yönetim kurulu,  d) Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri, iptal davası açabilir.\" şeklinde, TTK'nun 447. Maddesinde; \" (1) Genel kurulun, özellikle; a) Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, b) Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran,  c) Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan, kararları batıldır.\" şeklinde düzenlendiği anlaşılmıştır.<br>Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 21/03/2016 tarih ve  2015/15625 Es. 2016/3083 Kar. Sayılı ilamında; \" Bir genel  kurul toplantısından söz edebilmek için ana sözleşme ve yasanın öngördüğü yeter sayılarla alınmış bir kararın varlığı gereklidir. Eğer ortaklarca yasal bir genel kurul gerçekleştirilmemiş ise bu toplantıda alınan kararlar yok hükmündedir. Yine, toplantı veya karar yeter sayılarının sağlanamadığı, bakanlık temsilcisinin katılmadığı toplantılar da aynı şekilde yok hükmünde sayılmalıdır. Usul ve şekil kurallarına uygun olarak yapılmış olsa da konusu imkansız ya da Yasa'nın veya ana sözleşmenin emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına, şirketin temel yapısına ve sermayenin korunmasına dair hükümlere aykırı olan kararlar da batıl addedilmelidir. Yokluğun veya batıllığın tespiti hususunda dürüstlük kurallarına aykırı düşmedikçe olumlu oy vermiş paydaşlar da dahil olmak üzere menfaat sahibi tüm ilgililer herhangi bir süreye tabi olmaksızın dava açabilirler. Ancak, yokluk ve butlanı gerektiren hususun öğrenilmesinden sonra uzun süre sessiz kalıp dava açmayan ilgililer yönünden TMK'nın 2. maddesi uyarınca dava açma hakkının düşüp düşmediğinin de değerlendirilmesi gereklidir.\" şeklinde kabul edilmiştir.<br>Davacı tarafın terditli taleplerinden birinci talebinde davalı şirketin 28.04.2020 tarihli 2018-2019 yıllarına ait olağan genel kurul toplantısında  alınan kararların yoklukla malül (mutlak butlanla batıl) olduğunun tespitini talep ettiğinden öncelikli olarak birinci talebine ilişkin inceleme yapılması gerekmiştir.<br>Ticaret sicil müdürlüğünden gönderilen Ticaret Sicil Gazetesinin 06/11/2019 tarih ve ... sayılı nüshası kayıtlarına göre, davalı şirketin hissesinden 6.860 adet(A) Grubu,7.140 adet (B) Grubu hissesin( %33,4 oranı) ...'a,   6.860 adet(A) Grubu, 7.126 adet (B) Grubu hissesin(% 33,3) oranı) davacı ...'a, 6.860 adet(A) Grubu,7.126 adet (B) Grubu hissesin(%33,3 oranı) ....'a ait olduğu,  davalı şirketin 18/09/2018 tarihli genel kurul kararı ile yönetim kuruluna ..., davacı ... ve ....'ın üç yıllığına oybirliği ile seçildikleri görülmüştür.<br>Davacı taraf genel kurul kararının genel kurul toplantısına çağrının usulsüz yapıldığını ve finansal tabloların ve gündemde yer alan bununla bağlantılı maddelerin görüşülmesinin ertelenmesi talebinin kabul edilmemesi sebepleriyle genel kurul kararının geçersizliğini (butlanını) ileri sürmüştür.<br>Davalı şirketin Yönetim kurulu 08/04/2021 tarihinde davacının yokluğunda toplanarak gündem maddelerini belirleyerek davalı şirketin 28/04/2021 tarihinde 2018-2019 yıllarına ilişkin olağan genel kurul toplantısının yapılmasını kararlaştırmış ve toplantı için gerekli ilanları yapmıştır. <br>Anonim şirketlerin yönetim kurulu toplantılarına ilişkin 6102 sayılı TTK'nun 390.maddesinde;\" (1) Esas sözleşmede aksine ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanır ve kararlarını toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğu ile alır. Bu kural yönetim kurulunun elektronik ortamda yapılması hâlinde de uygulanır.  (2) Yönetim kurulu üyeleri birbirlerini temsilen oy veremeyecekleri gibi, toplantılara vekil aracılığıyla da katılamazlar.(3) Oylar eşit olduğu takdirde o konu gelecek toplantıya bırakılır. İkinci toplantıda da eşitlik olursa söz konusu öneri reddedilmiş sayılır.  (4) Üyelerden hiçbiri toplantı yapılması isteminde bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu kararları, kurul üyelerinden birinin belirli bir konuda yaptığı, karar şeklinde yazılmış önerisine, en az üye tam sayısının çoğunluğunun yazılı onayı alınmak suretiyle de verilebilir. Aynı önerinin tüm yönetim kurulu üyelerine yapılmış olması bu yolla alınacak kararın geçerlilik şartıdır. Onayların aynı kâğıtta bulunması şart değildir; ancak onay imzalarının bulunduğu kâğıtların tümünün yönetim kurulu karar defterine yapıştırılması veya kabul edenlerin imzalarını içeren bir karara dönüştürülüp karar defterine geçirilmesi kararın geçerliliği için gereklidir.   (5) Kararların geçerliliği yazılıp imza edilmiş olmalarına bağlıdır. <br>\"  şeklinde düzenleme yapılmıştır.<br>Davalı şirketin esas sözleşmesinin(tadil edilmiş) 8. Maddesinde; \"Yönetim Kurulu, görev süresi boyunca üyeleri arasından bir. başkun ve bulunmadığı zamanlarda ona vekalet etmek üzere bir başkan vekili seçer. Türk Ticaret Kanunu'nun Yönetim Kurulu başkanına toplantıya davet ve Yönetim Kurulu üyelerinin bilgi alma taleplerine ilişkin olarak getirmiş olduğu yetkiler bakımından Yönetim Kurulu başkan vekili de yerkilidir. Yönetim Kurulu şirket işleri gerektirdiğinde toplanır. Yönetim kurulunu toplantıya yönetim kurulu başkanı çağırır. Yönetim Kurulu üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanır ve kararlarını toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğu ile alır. Ancak yönetim kurulu kararlarının geçerli olabilmesi için aymı zamanda (A) grubu paylara sahip paylara sahip yönetim kurulu üyeleri oy imtiyazlarım yönetim kurulu taplantılarında kullanır, Yönetim Kurulu üyeleri birbirlerine temsilen oy vermeyecekleri gibi toplantılara vekil aracılığı ile de katılmazlar. Kararların geçerliliği yazılıp imza edilmiş olmalarına bağlıdır. Yönetim Kurulu toplantıları, şirket merkezinde veya üyelerinin çoğunluğunun muvafakati halinde uygun görülecek diğer mahalde yapılır.” şeklinde düzenleme olduğu, Yönetim kurulunun toplanması usulüne ilişkin olarak esas sözleşmede veya iç yönergede başkaca bir hüküm bulunmadığı anlaşılmıştır.<br> Yönetim kurulu toplantı çağrısına ilişkin yasal bir düzenlemenin bulunmadığı gibi davalı şirketi esas sözleşmesinde de buna ilişkin bir düzenlemenin yer almadığı görülmüştür. Ancak uygulamada toplantıya çağrının her hangi bir şekle bağlı olmadığı, önemli olanın üyelerin toplantıdan zamanında haberdar edilmeleri, ispat edebilmek şartıyla her bildirim şeklinin geçerli olduğu, toplantı bildiriminin bütün üyelerin rahatlıkla toplantıda hazır bulunabileceği ve hazırlık yapabileceğikadar bir süre öncesi yapılması gerektiğinin kabul edildiği, (Reha Poroy/Tekinalp/Ersin Çamoğlu, Ortaklıklar Hukuku I, İstanbul 2019, s. 373). Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde yönetim kurulu toplantılarının her hafta salı günü yapılacağın dair Konya .. Noterliğinin 23/07/2020 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname gönderildiğini iddia etmişse de söz konusu ihtarın dava dışı olan başka bir grup şirketi adına düzenlendiği, ayrıca yönetim kurulunun salı günü değil perşembe günü yapıldığı, davalı tarafın bunun dışında da  davacıya yönetim kurulu toplantı çağrısının yapıldığına dair başkaca bir delil sunmadığı dolayısıyla davacıya çağrının yapıldığını ispat edemediği anlaşılmıştır.<br>Çağrı yapılmaksızın toplanan yönetim kurulunda alınan kararların ve bu kararla birlikte toplanan genel kurul kararlarının doktrinde “Çağrı yapılmaksızın (çoğunluğun katılımı ile yapılan toplantılarda kararlar geçersizdir. Ancak bu kuralın uygulamasında , YK'nun yeteneğinin kısıtlanmasına ve çağrı eksikliğinin (bazı) YK üyelerince kullanılmasına olanak verilmemesine özen gösterilmesi gerektiği kanaatindeyim. Aksi yorum YK'nun konumuna ve işlevine aykırı düşer” (Reha Poroy/Tekinalp/Ersin Çamoğlu, Ortaklıklar Hukuku I, İstanbul 2019, s. 373). “Dolayısıyla birden fazla kişiden oluşan yönetim kurulları bakımından, yönetim kurulunun geçerli bir davet yapmış sayılabilmesi için, genel kurulu davet konusunda almış olduğu kararın hukuken geçerli olması zorunludur. Aksi takdirde bu geçersizlik genel kurulun aldığı kararların (TTK m. 416'daki çağrısız genel kurul durumu dışındaj) yok hükmünde olmasına neden olur”. (Oruç Hami Şener, Yeni TTK Döneminde Anonim ve Limited Ortaklıklara İlişkin Verilen Emsal Yargıtay Kararlarının Değerlendirilmesi, Ankara 2020, s. 114.) şeklinde değerlendirilmiştir.<br>Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin  08/11/2018 tarih ve 2016/13709 Es.  2018/6884 Kar. Sayılı ilamında;\"... TTK'nın 390/4. maddesi gereğince, üyelerden hiçbiri toplantı yapılması isteminde bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu kararları kurul üyelerinden birinin belirli bir konuda yaptığı karar şeklinde yazılmış önerisine en az üye tam sayısının çoğunluğunun yazılı onayı alınmak suretiyle verilebilir. Aynı önerinin tüm yönetim kurulu üyelerine yapılmış olması bu yolla alınacak kararın geçerlilik şartıdır. TTK’nın bu hükmüne göre çağrısız yönetim kurulu toplantısı yapılması mümkün ise de, önerinin tüm yönetim kurulu üyelerine yapılması alınacak kararın geçerlilik şartıdır. Bu durumda, mahkemece, TTK'nın 390/4 ve 392/7. maddeleri gereğince geçersiz yönetim kurulu kararına dayalı olan ve TTK'nın 416. maddesi uyarınca toplanmadığı da sabit bulunan davalı Şirket'in 31.10.2014 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınan kararların da geçersiz olduğunun kabulü ile davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş,\" şeklinde kabul edilmiştir. (Benzer şekilde Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 17/06/2020 tarih ve 2019/4941 Es.2020/2973 Kar. Sayılı ilamı)<br>Yine genel kurul toplantısının azlık tarafından ertelenmesi talebine ilişkin 6102 sayılı TTK'nun 420.maddesinde; \" (1) Finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı konular, sermayenin onda birine, halka açık şirketlerde yirmide birine sahip pay sahiplerinin istemi üzerine, genel kurulun bir karar almasına gerek olmaksızın, toplantı başkanının kararıyla bir ay sonraya bırakılır. Erteleme, 414 üncü maddenin birinci fıkrasında yazılı olduğu şekilde pay sahiplerine ilanla bildirilir ve internet sitesinde yayımlanır. İzleyen toplantı için genel kurul, kanunda öngörülen usule uyularak toplantıya çağrılır. (2) Azlığın istemiyle bir defa ertelendikten sonra finansal tabloların müzakeresinin tekrar geri bırakılmasının istenebilmesi, finansal tabloların itiraza uğrayan ve tutanağa geçmiş bulunan noktaları hakkında, ilgililer tarafından, dürüst hesap verme ölçüsü ilkeleri uyarınca cevap verilmemiş olması şarttır. Şeklinde düzenleme yapılmıştır.<br>Yargıtay 11.Hukuk Dairesin'in 22/06/2020 tarih ve 2019/5000 Es.2020/3074 Kar. Sayılı ilamında;\"..Bölge Adliye Mahkemesince, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesinde; TTK 420 maddesindeki emredici nitelikteki düzenlemeye göre, genel kurulun erteleme konusunda takdir hakkı bulunmamakta olup,... emredici yasal düzenlemeye rağmen genel kurulda davacının genel kurulun ertelenmesi istemi reddedilerek finansal tabloların; bilanço ve gelir tablolarının ve buna bağlı yönetim kurulunun ibrası, şirket kârının dağıtılmayarak şirket bünyesinde tutulması, müdürlerin ücretinin belirlenmesine ilişkin gündem maddeleri görüşülerek  oylanması doğru olmayıp, mahkemece bu nedenle bu gündem maddelerinde alınan kararların iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş,....Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA\" şeklinde karar verilmiştir.<br>Doktrinde azlığın erteleme talebine ve finansal tablolarla bağlantılı olmasına rağmen görüşülen gündem maddelerinde alınan kararların  TTK'nun 420.maddesinde ki düzenlemenin emredici nitelik taşıdığından butlan olduğu kabul edilmiştir.(Reha Poroy/Tekinalp/Ersin Çamoğlu, Ortaklıklar Hukuku I, İstanbul 2019, s. 573).<br>Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07/12/2015 tarih ve 2015/5631 Es.2015/13084 Kar. Sayılı ilamında;\"Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 6102 sayılı yasanın 420. maddesi gereğince, sermayenin 1/10'una sahip ortaklar tarafından finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı konuların ertelenmesi talep edildiğinde, genel kurul başkanının  başkaca hiçbir işlem yapmaksızın bu konuların görüşmesini  bir ay sonraya bırakması gerektiği, Yasanın bu açık hükmüne rağmen genel kurulda davacı vekilinin bu isteminin reddedilerek bilanço  ve gelir tablolarının oylandığı, buna bağlı olarak yönetim  kurulunun ibrasının  görüşülmesine geçildiği, bu işlemlerin Kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı şirketin 07.06.2014 tarihinde yapılan 2013 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısının 3. maddesiyle alınan 2013 yılı yönetim kurulu  faaliyet raporu  ve aynı yıl bilanço ve kâr zarar hesaplarının kabulüne  ilişkin  kararın ve 4. maddesiyle alınan yönetim kurulu üyelerinin 2013 yılı çalışmalarından dolayı ibra edilmelerine ilişkin kararın iptaline karar verilmiştir... Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir...\" şeklinde kabul edildiği görülmüştür.<br>Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler, yüksek mahkeme kararları ve doktrin görüşleri ve Mahkememiz dosyasından şirketler konusunda uzman  bilirkişi Doç.Dr....tarafından düzenlenen ayrıntılı ve denetime elverişli olması nedeniyle hükme esas alınan 21.01.2022 havale tarihli bilirkişi raporu ile dosya kapsamından davalı şirketin 28/04/2021 tarihinde 2018-2019 yıllarına ilişkin olağan genel kurul toplantısında alınan kararların yönetim kurulunun usulünce toplanarak alınmış  bir yönetim kurulu kararı bulunmaması başka bir ifadeyle yönetim kurulunca alınan genel kurul yapılmasına ilişkin kararın mutlak butlanla batıl olması ve genel kurulca azlık oyuna sahip davacının finansal tabloların görüşülmesinin ertelenmesini talep etmesine rağmen emredici hüküm olan TTK'nun 420.maddesi gereğince ertelenme talebinin dikkate alınmaması nedeniyle mutlak butlanla batıl olduğu, genel kurul kararının butlanının tespiti talebinde uygulanması gereken hak düşürücü sürenin bulunmadığı, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunduğu anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..\" gerekçesiyle davanın kabulü ile; davalı şirketin 28/04/2020 tarihli 2018-2019 yıllarına ait olağan genel kurul toplantısında  alınan kararların yoklukla malül (mutlak butlanla batıl) olduğunun tespitine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili  istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından davada genel kurulun iptali şartlarının oluşup oluşmadığının incelenmediğini, davacının öncelikli talebi olan yokluğun gerçekleştiği kabul edilerek karar tesis edildiğini, ayrıca TTK 420 maddesi uyarınca azlığa verilen erteleme talebiyle ilgili hususlar da iptal sebebi olmasına rağmen yokluk sebebi olarak kabul edildiğini, mahkemenin bu yorumu yerinde olmadığı gibi, gerek davacının yönetim kuruluna çağrıya dair gerekse diğer iddialarını, dava konusu genel kurulda alınan kararların yokluğunu veya iptalini sağlamasının mümkün olmadığını, bilindiği üzere; yönetim kurulu kararının geçersiz olmasıyla, bunun genel kurul kararlarına yansıması farklı hukuki meseleler olduğunu, yönetim kurulu kararı geçersiz değilse zaten bu yönetim kurulu kararıyla toplanan genel kurulda alınan kararların bu sebeple geçersiz olduğundan bahsetmenin mümkün olmadığını, bununla birlikte, yönetim kurulu kararının geçersiz olması, kesin bir şekilde bu yönetim kurulu kararıyla toplanan genel kurulda alınan kararların da geçersiz olması anlamını taşımadığını, bunun için genel kurul toplantısında alınan kararların kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olması gerektiğini, mahkemenin kararları istikrarlı bir şekilde bu yönde olduğunu, karara esas alınan bilirkişi raporunun 12. vd sayfalarında Yargıtayın farklı yönde kararları olduğu yönünde bir yorum yapılmışsa da bunun doğru olmadığını, bu konuda doktrinde farklı görüşler bulunmaktaysa da Yüksek mahkemenin bu konudaki kararları son derece istikrarlı olduğunu, Yüksek Mahkeme, yönetim kurulu tarafından yapılan çağrının kanuna uygun olmamasının, genel kurul kararlarının iptali için yeterli gerekçe oluşturmayacağını, kararların iptali için genel kurul toplantısında alınan kararların kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olması gerektiğini çok sayıda kararında belirttiğini, aksi yöndeki kararlarda, yönetim kurulu başkanının çağrısı olmadan toplanan yönetim kurullarında alınan kararların geçersiz olduğunun belirtildiğini, yine ilk derece mahkemesince emsal kabul edilen kararda emsal olma özelliğinin bulunmadığını, TTK m 420'ye uyulmaması \"Yokluk\" değil \"İptal Edilebilirlik\" halini oluşturduğunu, genel kurulun 3,4,6,7 ve 9 numaralı kararlarının iptali talebi yönünden ilk derece mahkemesince genel kurulda alınan kararların tamamının yokluğuna karar verilmesi sebebiyle kararların iptali için gerekli şartların oluşup oluşmadığının incelenmediğini, çağrının usulsüz olması genel kurul kararının iptali için yeterli olmadığını, davacının finansal tabloların görüşülmesinin ertelenmesini talep etmediğini, davacının iptalini talep ettiği kararlarda dava şartı olan muhalefet şerhinin bulunmadığını, davacının oy oranının, TTK m 446/1'in aradığı şekilde iptali talep edilen kararların alınmamasını sağlama etkisinin olmadığını, denetim kurulunun seçimine dair 8. maddede iptal edilebilecek bir karar alınmadığını, yeni yönetim kurulu üyelerinin ve denetçinin seçilmesi, huzur haklarının belirlenmesi, hususları finansal tablolar ile bağlantılı olmadığını, yönetim kurulu üyelerinin ibrada oy kullanmasının kararların hükümsüzlüğünü gerektirdiği iddiası yönünden, dava sadece davacının iddiaları kapsamında incelenmesi gerektiğini, davanın şartları incelenirken, davacının iddia ettiği sebepler ve vakılar dışında çıkarak araştırma yapılmasının hukuka aykırı olacağını, dava dilekçesi incelendiğinde davacının ibra kararında yönetim kurulu üyelerinin oy kullanamaycakları yönünde bir iddiasının olmadığının anlaşıldığını, taraflarınca iddianın genişletilmesine muvafakat verilmediğini, dolayısıyla davacının bu iddiasının incelenmesi hukuken mümkün olmadığını, davacının genel kurul kararlarını iptal talebi hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olduğunu beyanla ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın reddini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:  <br>Dava; davalı şirketin 28/04/2021 tarihli 2018-2019 yılına ait olağan genel kurul toplantısında alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespiti veya bu kabul edilmediği taktirde  iptali istemine ilişkindir.<br>İstinaf incelemesi; Kamu düzenini ilgilendiren konularda resen, diğer yönlerden HMK'nın 355.maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. <br>Somut olayda davacının 3 ortaklı olduğu anlaşılan davalı şirketin ortaklarından olduğu, aynı zamanda davalı şirketin yönetim kurulu üyesi de olduğu, diğer 2 ortağın da aynı şekilde davalı şirketin yönetim kurulu üyesi oldukları, davacının katılmadığı, diğer iki üyenin katıldığı  08/04/2021 tarihli yönetim kurulu toplantısında şirketin 2018- 2019 yılı olağan genel kurul toplantısının 28/04/2021 tarihinde yapılmasına ve hissedarlara toplantı için çağrı yapılmasına karar verildiği, davacının genel kurul toplantısından 2 gün önce noter kanalı ile davalı şirkete ihtarname göndererek genel kurul kararı verilen yönetim kurulu toplantısına çağrılmadığını bu sebeple yönetim kurulu kararının yok hükmünde olduğunu beyan ederek genel kurul toplantısının yapılmamasını  ihtar ettiği, daha sonra 28/04/2021 tarihinde yapılan genel kurula katıldığı, genel kurula tüm ortakların katıldığı, kararlar alındığı , toplantı tutanağının dilek ve temennilerle ilgili 10.maddesinde davacının ihtarnamede belirttiği şekilde genel kurul toplantısının gerçekleştirilmemesini ve her türlü yasal hakkını saklı tuttuğunu beyan ettiği görülmüştür.<br>Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin  17/11/2015 tarih  2014/17476 Esas  2015/12128 Karar sayılı ilamında \"....01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 390. maddesinde, anonim şirketlerde yönetim kurulunun ne şekilde karar alacağı düzenlenmiştir. Anılan maddenin 4. fıkrasında, yönetim kurulu üyelerinden hiçbirinin toplantı yapılması isteminde bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu kararlarının, kurul üyelerinden birinin belirli bir konuda yaptığı, karar şeklinde yazılmış önerisine, en az üye tam sayısının çoğunluğunun yazılı onayı alınmak suretiyle de verilebileceği belirtildikten sonra aynı önerinin tüm yönetim kurulu üyelerine yapılmış olması, bu yolla alınacak kararın geçerlilik şartı olarak düzenlenmiştir. O halde, açıklanan şekle uyulmadan alınan bir yönetim kurulu kararının geçerliliğinden söz edilemeyecektir. Aynı yasanın 410/1. maddesine göre de genel kurul, süresi dolmuş olsa bile yönetim kurulu tarafından toplantıya çağrılabilir....\" hususu belirtilmiştir.<br>Çağrısız Genel Kurul başlıklı  6102 sayılı TTK'nın 416.maddesinde ise:'' (1) Bütün payların sahipleri veya temsilcileri, aralarından biri itirazda bulunmadığı takdirde, genel kurula katılmaya ve genel kurul toplantılarının yapılmasına ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla, çağrıya ilişkin usule uyulmaksızın, genel kurul olarak toplanabilir ve bu toplantı nisabı varolduğu sürece karar alabilirler.'' düzenlemesi bulunmaktadır.<br>Davacının davalı şirketin ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğu, davacının 28/04/2021 tarihinde genel kurul yapılmasına ilişkin kararın alındığı yönetim kurulu toplantısına usulüne uygun çağrılmadığı, davacı toplantı şekline itiraz ederek genel kurulun yapılmamasını talep ettiğinden genel kurulun TTK'nın 416.maddesine de uygun şekilde de toplanmadığı, bu nedenle geçersiz yönetim kurulu kararına dayalı olan ve TTK'nın 416.maddesi uyarınca toplanmadığı anlaşılan davalı şirketin 28/04/2021 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların yoklukla malul olduğu (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 03/04/2018 tarih 2016/9770 Esas 2018/2368 Karar, 08/11/2018 tarih 2016/13709 Esas 2018/6884 Karar, 24/04/2017 tarih 2015/14750 Esas 2017/2344 Karar ve 17/11/2015 tarih 2014/17476 Esas 2015/12128 Karar sayılı ilamları), bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, her ne kadar ilk derece mahkemesi kararının hüküm kısmında genel kurul tarihi 28/04/2020 olarak yazılmış ise de bu maddi hatanın ilk derece mahkemesince her zaman düzeltilebileceği anlaşıldığından davalının istinaf başvuru talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,<br>2-Alınması gereken 269,85 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 189,15 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,  <br>3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, <br>4-İstinafa başvuran davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>5-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince; kararın tebliği işlemlerinin dairemiz tarafından yapılmasına,<br>6-Kararın temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde; dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince; taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine  27/10/2023  tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan ...<br>  e-imzalıdır<br> <br>Üye ...<br>  e-imzalıdır<br><br>Üye ...<br>  e-imzalıdır<br><br>Katip ...<br> e-imzalıdır <br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"92562f01a4737e56","SID":"6152459c01152324"}}