{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1332 - 2023/1465<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO\t: 2023/1332 <br>KARAR NO\t: 2023/1465<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 06/06/2022<br>NUMARASI\t\t: 2022/34 Esas 2022/422 Karar<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t:<br>\t<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br><br>KARAR TARİHİ\t: 08/11/2023<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 04/12/2023<br><br>Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>Davacı vekili 25/02/2020 tarihli dava dilekçesinde; 10/06/2010 tarihinde davacı müvekkilinin sevk ve idaresindeki motosiklet ile seyir halinde iken, davalı tarafından ZMMS ile sigortalı araç ile çarpışması neticesinde yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, bahse konu kaza neticesinde davacı müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını, sürekli iş göremezliğe maruz kaldığını, müvekkilinin zararlarından davalının sorumlu olduğunu, ileri sürerek şimdilik 1.000,00-TL sürekli iş göremezlik nedeniyle uğramış olduğu maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı sigorta şirketinden teminat limiti ile sınırlı olmak üzere tahsili ile müvekkili davacıya ödenmesine karar verilmesini istemiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını ve TTK 1420 maddesi gereğince zamanaşımı def'ini ileri sürdüklerini, davanın bu nedenle reddini talep ettiklerini; ayrıca davacının usulüne uygun müvekkiline müracaat etmediğini, maluliyet oranını da kabul etmediklerini savunarak davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece; davanın, trafik kazasından kaynaklı tazminat davası olduğu; hastane evrakları, Seydişehir Cumhuriyet Başsavcılığının 2010/1144 sayılı soruşturma dosyası uyap sureti, poliçe ve hasar dosyası, tescil kayıtları, sosyal ve ekonomik durum tespiti, SGK kayıtlarının dosya arasına alındığı, davalının zamanaşımı def’inde bulunduğu; 2918 sayılı KTK'nın 109/1. maddesinde; \"Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar\" hükmüne, yine aynı kanunun 109/II maddesinde ise, \"dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.\" hükmüne yer verildiği, somut olayda davaya konu kaza nedeni ile Seydişehir Cumhuriyet Başsavcılığı Hazırlık Bürosu'nun 2010/1144 soruşturma sayılı hazırlık evrakı ile Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma, Taksirle Bir Kişinin Yaralanmasına Neden Olma suçundan dolayı soruşturma işleminin yürütüldüğü bu suretle eldeki davada 5237 sayılı TCK'nın 89/4 ve 66/1-e maddelerine göre uzayan ceza zamanışımı süresinin 8 yıl olduğu, davaya konu kazanın 10/06/2010 tarihinde meydana geldiği, davanın ise 8 yıllık uzayan ceza zamanaşımı süresi dolduktan sonra 25/02/2020 tarihinde açıldığı, böylelikle davalı tarafça süresinde sunulan zamanaşımı definin kabulü ile dava tarihi itibari ile zamanaşımı dolduğu nazara alınarak davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar vermek gerektiği gerekçesi ile; “Davanın zamanaşımı nedeni ile reddine,” karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, müvekkilinin 10/06/2010 tarihinde yaralamalı trafik kazası geçirdiğini, ağır şekilde yaralandığını, müvekkilinin 21/06/2019 tarihinde sigorta şirketine müracaatta bulunduğunu, 24/06/2019 tarihinde başvurunun tebliğ edildiği, sigorta şirketi tarafından eksik evraklar talep edildiğini, 14/01/2020 tarihinde istenilen belgelerin gönderildiğini, buna rağmen ödeme yapılmamış olması nedeniyle 17/02/2020 tarihinde arabuluculuk yoluna müracaat ettiklerini, uzlaşma sağlanamayınca da 25/02/2020 tarihinde davanın açıldığını, mahkemenin kanun hükmünü hatalı yorumlayarak zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verildiğini, müvekkilinin zararını 10/01/2020 tarihinde alınan maluliyet raporu ile öğrendiğini, dolayısı ile 2 yıllık zamanaşımı süresinin bu tarihten başlayacağını, müvekkilinin zararı öğrenmesinden itibaren 2 yıl içerisinde davasını açtığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, zamanaşımı iddiasını kabul etmemekle birlikte, davalıya müracaat ettiğinde zamanaşımı itirazında bulunmadığını, taraflarından eksik evrakların temini yoluna gidildiğini, hatta eksik evraklar tamamlandıktan sonra kendi yaptıkları hesaplama üzerinden ödeme yapmayı teklif ettiklerini, bu süre zarfından zamanaşımı iddiasını ileri sürmemeleri nedeniyle kötü niyetli olduklarını, kötü niyetin korunmaması gerektiğini, belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda; <br>Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemidir. Davalı tarafından yasal süresi içerisinde zamanaşımı def'inde bulunulması üzerine mahkemece yapılan inceleme neticesinde davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından; 21/06/2019 tarihinde zararının karşılanması için  sigorta şirketine yaptığı müracaattan sonra 10/01/2020 tarihinde aldığı maluliyet raporu ile zararını öğrendiğinden  alacağın zamanaşımına uğramadığını, ayrıca davalının kendisine müracaatında zamanaşımı ileri sürmediğini, ödemeyi teklif ettiği miktarı kabul etmediklerini ileri sürerek kararın hatalı olduğundan bahisle kararı istinaf etmiştir. <br>Davacı, 10/06/2010 tarihinde meydana gelen kazada yaralandığından bahisle, davalıdan maddi tazminat talep etmiştir. KTK'nın 109/1. maddesinde, tazminat talebinin zararı ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesinden itibaren 2 yıl, her halde kaza gününden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu belirtilmiş, KTK'nın 109/2. maddesinde ise davanın cezayı gerektiren bir fiilden doğması durumunda ise eylem için ceza kanununda daha uzun bir süre öngörülmüş ise bu sürenin maddi tazminat talepleri için de geçerli olacağı kabul edilmiştir. <br>Öte yandan, TBK'da zamanaşımı süresini kesen ve durduran nedenler kabul edilmiş olup ilgili düzenlemeler KTK'dan kaynaklanan maddi tazminat taleplerinde uygulanır. Zamanaşımını kesen ve durduran sebeplerin varlığı halinde ise duran ve/veya kesilen zamanaşımı süresi KTK'nın 109/1. maddesindeki zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesinden itibaren başlayan 2 yıllık süredir. Yine TBK'nın 154. maddesinde borcun ikrarı zamanaşımını kesen sebep olarak düzenlendiğinden, zamanaşımı süresi içerisinde borç ikrar edilmiş ise zamanaaşımı süresi kesilir ise de, zamanaşımı dolduktan sonra borç eksik borç olduğundan, borç ikrar edilse yahut ödeme teklif edilmiş olsa dahi dolan zamanaşımı süresi yeniden başlamayacağından, tarafların anlaşamaması durumunda, borçlu zamanaşımı def'inde bulunabilir. <br>Somut olayda; davacı 10/06/2010 tarihli trafik kazasında yaralandığından bahisle maddi tazminat isteminde bulunmuştur. Davacı kaza sonrası tedavisinin devam ettiğini ileri sürmediğinden yahut artan maluliyet iddiasında bulunmadığından, KTK'nın 109/2. maddesi de nazara alındığında zamanaşımı süresinin 10/06/2018 tarihinde sonra erdiği anlaşılmaktadır. Davacının da kabulünde olduğu üzere sigorta şirketine zamanaşımı süresi dolduktan sonra 21/06/2019 tarihinde müracaat etmiş, sigorta şirketinin  maluliyet raporu ibraz edilmesini istemesi üzerine de 14/01/2020 tarihli maluliyet raporunu davalı sigorta şirketine sunmuş, tarafların gerek yapılan müracaat üzerine gerekse de arabuluculuk yolu ile anlaşamamaları sonrasında eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.  <br>Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, davacının alacağının 10/02/2018 tarihide zamanaşımına uğramış olması, davacının sigorta şirketine müracaatının zamanaşımı süresinin sona ermesinden sonra yapılmış olması, tazminat talebi sırasında talep edilen maluliyet raporunun alınmasının, zararın öğrenilmesi olarak değerlendirilemeyecek olması, davacının kaza sonrasında tedavisinin devam ettiği yahut artan maluliyetinin meydana geldiğini yönelik iddiasının bulunmaması, davalının zamanaşımı süresinden sonra yapılan görüşmede davacıya borcunu ikrar etmesinin dolan zamanaşımını yeniden başlatmayacak olması nazara alındığında, mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmamasına göre; davacı vekilinin  tüm istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.<br>HÜKÜM \t\t: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>1-Davacı vekilinin yerel mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davacıdan alınması gereken 269,85 TL maktu istinaf karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, <br>3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-Kararın usulüne uygun olarak taraflara tebliğine,<br>5-HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren 2 HAFTA İÇERİSİNDE TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 08/11/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye<br>Üye <br>Katip<br> <br>Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"189a6046a8d7b95e","SID":"0e8e85e93f5a0296"}}