{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/2099 <br>KARAR NO: 2023/2148 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 24/01/2023<br>NUMARASI: 2021/660 E. 2023/41 K.<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Rücuen Tazminat)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/11/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ: 30/11/2023\t\t<br>KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 24/01/2023 tarih ve 2021/660 E - 2023/41  K kararına karşı süresi içinde  davacı vekili ve... vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Dava dışı .... müvekkil sigorta şirketine ...poliçe nolu işlerim paket sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkil şirkete sigortalı olan ...'nin ...Mh. ...Cd. No:..,    KAYSERİ adresinde 26.05.2018 tarihinde su sirayeti nedeni ile hasar meydana geldiğini, müvekkil şirketçe aldırılan eksper raporunda; Sigortalı iş yerinin ... adı altında bulunduğu binanın giriş ve bodrum katlarında mobilya mağazası olarak faaliyet gösterdiğini, iş yerinin yanındaki yoldan geçen şehir su şebekesindeki patlama nedeni ile akan suların iş yerinin duvar diplerinden ve üst gider borusundan sigortalı iş yerine sirayet edip, mağazanın önce giriş kat zeminine dolup buradan da merdiven boşluğundan bodrum kata inerek hasara neden olduğunun anlaşıldığını, giriş kat ve bodrum kat zeminde suyun yaklaşık 5 - 10 cm sevilerine kadar çıktığı anlaşıldığını, zemine dolan su nedeniyle showroom alanındaki muhtelif koltuk takımı, yemek odası takımı, yatak odası takımı, tv üniteleri gibi muhtelif mobilya emteasının zeminle teması bulunan alt baza ve ayak kesimlerinde suya bağlı şişme, çatlama şeklinde hasarlara neden olduğu anlaşıldığını, suntalam - mdf ve ahşap ağırlıklı kıymetlerin zemine temas eden alt baza ve yan dikme tahtalarının şişerek kaplamaların açılmaya başladığını, ürünler kurumaya başladıkça deformasyonlarının artacağı tespit edildiğini, masa ve koltuk takımları üzerinde yapılan incelemelerde koltukların ahşap ayaklı kısımlarında şişmelerin başladığını, kurumaya başladıkça da ayak kesimlerinde çatlakların oluştuğu tespit edildiğini, ürünlerde ayakların tamamına yakının yekpare gövde olduğu ve kumaş içlerine kadar uzandığının tespit edildiğini, ayak değişimleri için komple koltuk takımın sökülmesi gerektiğini, iş yerinde su sirayetine bağlı olarak giriş kat duvarlarında, alçıpan tavanda, merdiven kovanı duvarlarında ve bodrum kat tavanında suya bağlı deformasyon meydana geldiğini, alçı onarımları ve ilgili alanlarda boya yapılması gerektiğini, iş yerine dolan suyun pompa ile çekilmesi için bir miktar yer döşemesi kırılmış olduğunu, ilgili alanlarda seramik onarım işlemlerinin yapılması gerektiğini, müvekkil şirketçe yaptırılan ekspertiz inceleme sonucu, 02.07.2018 tarihli ekspertiz raporuna göre 47.670-TL hasar tazminatı 06.07.2018 tarihinde sigortalarına ödendiğini, meydana gelen hasardan ...'nin sorumlu olduğunu, ödenen hasar tazminatının ödeme tarihi olan 06.07.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasa faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br> Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 16. Maddesinde ticaret şirketleriyle amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşların da tacir sayılacakları hüküm altına alındığını, belediyeler tarafından özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek ve ticari şekilde işletilmek amacıyla 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Kanun'da belirtilen görevleri yerine getirmek için kurulan kurum ve kuruluşlar 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 16. Maddesi gereğince tacir sayıldığını, İdarelerinin 2560 Sayılı Kanun'a tabi olduğunda huzurdaki davanın Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülmesi gerektiğini, bu nedenle öncelikli olarak davanın görevsiz mahkemede açılması nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, hasarın meydana geldiği tarihle ekspertiz raporunun düzenlendiği tarih arasında 1 ayı aşkın süre mevcut olup düzenlenen bu raporun gerçeği yansıtmayacağını, arada geçen süre zarfında başka bir olaydan dolayı hasarın meydana gelmiş olma ihtimali mevcut olup bu hususun göz ardı edilmemesi gerektiğini, idare ekiplerince yerinde yapılan incelemede binanın yalıtımının olmadığı zemindeki suyu uzaklaştırmada kullanılmak üzere herhangi bir tertibatının olamdığını, (pompa vb gibi), tavandan herhangi bir su sızıntısının olmadığı ve bu nedenle mobilyalar üzerine su akmasının söz konusu olmadığının tespit edildiğini, olay sonrası çekilen fotoğraflarla da durumun net bir şekilde ortaya konulduğunu, binanın hatalı yapılması nedeniyle yada yalıtımın inşaat tekniklerine uygun olmaması nedeniyle müteahhitin kusurundan yada gerekli önlemleri alamayanların kusuru nedeniyle zararın meydana geldiğini, dava dışı 3. şahıs olan sigortalı ... Şirketi'nin zarar gören eşyalarının neler olduğunu, bunlardan  hangisinin yenilendiği  ya da hangisini tamir ettirerek satışa sunduğu ya da zarar gördüğünü iddia ettiği eşyalarını yenileyip yenilenmediğini bilmediğini, 3. şahsa satmış olma ve gelir elde etmiş olma durumuna da vakıf olmadıklarını, dava dilekçesinde dayanak yapılan ekspertiz raporuna göre 47.670,00-TL nin zarar bedeli olarak belirlenmesini ve talep edilmesini kabul etmediklerini, bu sebeple meydana geldiği iddia edilen zararın davacı tarafça sunulan delillere ve özellikle hasar dosyasına göre değil, bilirkişi tarafından bizzat tek tek inceleme yapılmak suretiyle belirlenmesini ve ekspertiz raporundan bağımsız rapor alınmasını talep ettiklerini haksız ve yersiz açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İhbar olunanlar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'nun ihbara karşı cevap dilekçelerinden özetle; Kat maliki olarak mevcut davada herhangi bir kusur ve hatalarının olmadığını, şebekelerinin bulunduğu hattan su hattı çeken ... ve hissedarlarına ait ... İlçesi...Mahallesi ... Ada, ... Parsel sayılı taşınmazın müteahhitliğini yapan ...'in bu olaya sebebiyet verdiğini, davada esas kusurlu ve hatalı olanın müteahhit olduğunu, dava konusu şebeke hattının bu şekilde hatalı döşenmesi nedeniyle, kat maliki olarak kusur ve ihmallerinin olmadığını, davanın olaya esas sebebiyet veren yüklenici ...'e yönlendirilmesini,  kat malikleri yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.    <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>İlk Derece Mahkeme kararında; \"...Dosya kapsamı alınan bilirkişi raporları ve Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi kararı dikkate alınarak; Dosya arasında bulunan davaya konu hasarlı ürünlerin fotoğrafları, uzman incelemesi kesin ve ön raporu, ...'ye sigortalı, ...'nin muhtelif yerlerden satmak için aldığı ürünlere ait alış faturaları, sigortalının talep ettiği ürün bedelleri, sovtaj teklifleri ve diğer belgeler incelendiğinde; 02/07/2018 tarihli eksper raporunun 5. Maddesinde 30/05/2018 tarihinde uzman incelemesi çalışması için sigortalı işyerine gidildiği, emtia hasar kısmında da belirtildiği gibi, bazı ürünlerin alış faturalarının dosya arasında olmadığı, dolayısıyla resmi faturası olmayan 11 adet ürünün hesaplamaya dahil edilmediği, ayrıca 02/07/2018 tarihli eksper raporunda, hasar gören ürünlerin sovtj çalışmasının yapıldığının belirtildiği 6. Madde de, 2 adet firmadan sovtaj teklifinin alındığı fakat verilen rakamların yeterli olmaması üzerine, sigortalı ... ile ürün ayrımı yapmaksızın liste üzerinden %40 bedel karşılığında ürünlerin sigortalıya terki için anlaşıldığı, fakat bu hususun hesaplamalarda %50 olarak alındığı görülmektedir. Bam Kararı doğrultusunda davaya konu su şebekesindeki patlamada kusur durumunun belirlenmesi açısından Mahkememizce alınan uzman bilirkişi heyet raporu ile Dava konusu ...İli, ...İlçesi, ... Mahallesi, ...Cad., No. ... adresinde bulunan dükkanda, işbu dosa kapsamında alınan ve mobilya bilirkişi tarafından düzenlenen raporda benimsenen %40 sovtajın isabetli görüldüğüne ve bu durumda hasar bedelinin 52.564,88-TL olduğuna, rapor içeriğinde arz edilen hususlar neticesinde ana yapıda su yalıtım uygulamasının bilim ve fenne uygun olmadığı anlaşıldığından, %40 oranında Kaski ve %60 oranında bina sakinlerinin kusurlu olduklarına, bu durumda, ... sorumluluğu; 52.564,88-TL x %40 = 21.025,95-TL, bina sakinleri sorumluluğu; 52.564,88-TL x %50 = 31.538,93-TL olduğu anlaşılmakla, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 21.025,95-TL tazminatın ödeme tarihi olan 06/07/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. davanın kısmen kabul kısmen reddİ ile; 21.025,95-TL tazminatın ödeme tarihi olan 06/07/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, ...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>Bu karara karşı davacı vekili ve ... vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece yargılama aşamasında bilirkişi heyetinden rapor alındığını ve heyetin  04/02/2022 tarihli raporunda \" Dava konusu ...İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ...Cad., No. ... adresinde bulunan dükkanda, işbu dosa kapsamında alınan ve mobilya bilirkişi tarafından düzenlenen raporda benimsenen %40 sovtajın isabetli görüldüğüne ve bu durumda hasar bedelinin 52.564,88-TL olduğuna, rapor içeriğinde arz edilen hususlar neticesinde ana yapıda su yalıtım uygulamasının bilim ve fenne uygun olmadığı anlaşıldığından, %40 oranında Kaski ve %60 oranında bina sakinlerinin kusurlu olduklarına, bu durumda,  sorumluluğu; 52.564,88-TL x %40 = 21.025,95-TL, bina sakinleri sorumluluğu; 52.564,88-TL x %50 = 31.538,93-TL olduğu yönünde rapor edilmiştir. \" şeklinde görüş ve kanaat bildirildiğini, bilirkişi raporunda kusur oranları hesaplanırken, izafe edilen oranların hangi ölçütlere göre, hangi katsayılarla yapıldığı gerekçelendirilmediğini, bu sebeple rapor kesinlikle denetime elverişli olmadığını, bina sakinlerinin kusurlu olduğu söylenip doğrudan oran vererek davalı ... ’ye %40, dava dışı bina sakinlerine %60 kusur oranına hükmedildiğini, ancak bu yönüyle de bilirkişi raporunun doğru olmadığını, bilirkişi raporunda “Bina sakinleri” ifadesinden kat maliklerinin kastedildiği düşüncesinde olduklarını, nitekim bina sakinleri binada iskân eden kişileri ifade etmekte olup, her bina sakini kat maliki olmadığını, kaldı ki Kat Mülkiyeti Kanunu da göz önüne alınmadığını, raporun bu kısmının da hukuki dayanaktan yoksun olup yine denetime elverişli bir tespit yapılmadığını, yerel mahkeme tarafından 04.02.2023 tarihli bilirkişi raporuna karşı itirazlarının değerlendirilmemiş olup eksik ve denetime elverişsiz rapor doğrultusunda hüküm tesis edildiğini, rapora karşı bu yöndeki itirazlarının da dikkate alınmayarak bilirkişi raporunun hükme esas alınması sebebiyle de söz konusu kararın kaldırılması gerektiğini ileri sürerek Kayseri 2.Asliye Ticaret Mahkemesi 24.01.2023 tarihli, 2021/660 Esas 2023/41 ve Karar sayılı  ilamının kaldırılarak davanın talepleri doğrultusunda tam kabulüne,  vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ... sunulan istinaf başvuru ve istinafa cevap dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme tarafından zamanaşımı itirazlarının olmasına rağmen bu hususun dikkate alınmadığını, davacı sigorta şirketi tarafından İİK'da belirtilen hak düşürücü süre içerisinde dava açılmadığını, dava dilekçesinde 02/07/2018 tarihli ekspertiz raporuna göre 47.670,00-TL hasar tazminatının 06/07/2018 tarihinde dava dışı sigortalıya ödendiğinin belirtildiğini ve bu tutar üzerinden de dava açıldığını, yerel mahkeme tarafından karara dayanak yapılan bilirkişi raporunda ise davacının ödediği tutarın gözardı edilerek ve ekspertiz raporunda sovtaj kesintisinin % 50 olarak belirtilmiş olmasına rağmen mobilya bilirkişisi tarafından benimsenen % 40 sovtajın isabetli olduğu kanaatine varıldığını, yetki ve görev aşımı yapılarak hasar bedelinin 52.564,88-TL olduğunun belirtildiğini, bu tutar üzerinden hesaplama yapıldığını,  davayı kabul ettikleri anlamına gelmemek kaydıyla  bilirkişi raporunda hasar bedeli olarak belirtilen tutar, sovtaj kesintisinin ekspertiz raporuna ve dava dilekçesine aykırı olarak (ekspertiz raporunu ve davayı kabul ettiğimiz anlamına gelmemek kaydıyla ) % 40 olarak alınmasının hatalı olduğunu, davanın kısmen kabulü ile 21.025,95-TL nin zarar bedeli olarak belirlenmesini ve buna 06/07/2018 tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesini kabul etmediklerini, yerel mahkeme tarafından karara dayanak yapılan bilirkişi raporunda, davacı sigorta şirketinin tek taraflı olarak İdareleri yokluğunda düzenlemiş olduğu  ekspertiz raporu dayanak yapılarak  dosyanın değerlendirildiğini, bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçemizde itiraz ettiklerini  ve kabul etmedikleri hususların belirildiğini ve itirazları doğrultusunda ek bilirkişi raporu alınmasını talep etmiş iseler de  bu taleplerine ilişkin bir ara karar kurulmadığını, hasarın meydana geldiği tarihle (26/05/2018)  ekspertiz raporunun düzenlendiği tarih (02/07/2018)  arasında 1 ayı aşkın süre olduğunu ve bu raporun gerçeği yansıtmayacağının açık olduğunu, arada geçen süre zarfında başka bir olaydan dolayı hasarın meydana gelmiş olma ihtimalinin mevcut olup  bilirkişi raporunda bu hususun değerlendirilmediğini, hasarın meydana geldiği tarihle ekspertiz raporunun düzenlendiği tarih arasında ki 1 ayı aşkın süre de (Zararın İdaremizden kaynaklığı anlamına gelmemek kaydıyla) başka nedenlerden kaynaklanmış olma ihtimalinin mevcut olduğunu, buna ilişkin olarak Yerel Mahkemeden;  meydana geldiği iddia edilen zararın davacı tarafça sunulan delillere ve özellikle hasar dosyasına göre değil, bilirkişi tarafından bizzat tek tek inceleme yapılmak suretiyle belirlenmesini ve ekspertiz raporundan bağımsız rapor alınması talep edilmişse de bu taleplerinin  kabul görmediğini, bu nedenle hatalı bilirkişi raporu doğrultusunda verilen Yerel Mahkeme kararını kabul etmediklerini,  yerel mahkeme tarafından karara dayanak yapılan bilirkişi raporunda, keşifte yapılan incelemede su basması neticesinde oluşan sıva-boya hasarlarının bütünüyle tamiratının yapıldığı ve buna aykırı olarak da bazı tavan siyah boyalarında halen su lekelerinin bulunduğunun belirtildiğini, dava konusu olayın 26/05/2018  tarihinde gerçekleşmiş olup keşif tarihinin ise  11/01/2022 olduğunu,  aradan geçen 3 yıl 6 ayı aşkın süre mevcut olup bu süre zarfında yeni hasarların oluşması ihtimalinin göz ardı edilerek dava konusu olayla bağdaştırılmasını kabul etmediklerini, yerel mahkeme tarafından karara dayanak yapılan bilirkişi raporunda, yapının bağımsız bölümlere ayrıldığını, zemin ve bodrum katın dükkan, üst katların ise mesken olarak kullanıldığını, dolayısıyla ilçe belediyesi imar ve planı ve mevzuatı içerisinde bulunduğunun anlaşıldığının belirtildiğini, raporda varılan bu kanının hukuki dayanağı mevcut olmayıp sadece tahmine dayandığını, bilirkişi raporunda dava konusu zararın meydana geldiği işyerinin  işyeri olarak kullanılabilmesi için gerekli izinlerin alınıp alınmadığı, bodrum katın binanın mimari projesinde iş yeri olarak belirtilip belirtilmediği, iş yerinin ürünlerini bodrum katta sergileme şartlarına uygun olup olmadığı, olay günü bahse konu muhitte başka bir idarenin çalışıp çalışmadığının vb konularına ilişkin değerlendirme yapılmadığını, eksik inceleme neticesinde varılan kanaatle İdareleri aleyhine tespit yapılan bilirkişi raporu doğrultusunda verilen  yerel mahkeme kararını kabul etmediklerini, öte yandan yerel mahkemeden; söz konusu işyerinin gerekli işyeri açma ruhsatına sahip olup olmadığı, taşınmazın mimari projesinin celbi ile olayın gerçekleştiği işyerinin inşaat yapım tekniklerine, imara ve yapı denetim koşullarına uygun olup olmadığının, mimari projeye göre işyeri olarak kullanılıp kullanılmayacağının, çevre düzenlemesini kimin yaptığı ile varsa bina müteaahidine ilişkin bilgilerinin  müzekkere ile  sorulmasını ,buna ilişkin bilgi ve belgelerin celp edilmesini ve akabinden dosyanın yeniden ek rapor almak üzere bilirkişiye tevdii edilmesinin talep edildiğini, ancak taleplerinin kabul görmediğini, bu nedenle eksik inceleme neticesinde verilen yerel mahkeme kararını kabul etmediklerini, davacı Sigorta Şirketi tarafından dava dışı 3. şahıs olan sigortalı nin koruyucu ve önleyici tedbir aldığına dair herhangi bir beyanı ve dosyaya sunduğu delili olmadığını, dava dışı 3. şahıs olan sigortalı ... Ltd. Şirketi'nin zarar gören eşyalarının neler olduğu, bunlardan  hangisinin yenilendiği  ya da hangisini tamir ettirerek satışa sunduğu ya da zarar gördüğünü iddia ettiği eşyalarını yenileyip yenilenmediğini bilmedikleri gibi 3. şahsa satmış olma ve gelir elde etmiş olma durumuna da vakıf olmadıkları  için dava dışı 3. şahıs olan sigortalı .... . Şirketi'nden zarar gördüğünü iddia ettiği mobilyaların nerede olduğunun sorulmasını, söz konusu mobilyaların satılıp satılmadığı ve gelir elde edip etmediğini, gelir elde ettiyse ne kadar olduğu hususundaki bilgi ve belgelerin istenilmesini talep etmiş olmalarına rağmen yerel mahkeme tarafından bu taleplerinin yerine getirilmediğini ve eksik inceleme ve araştırma neticesinde karar verildiğini, yerel mahkeme tarafından karara dayanak yapılan bilirkişi raporunda idarelerinin herhangi bir kusuru ve ihmali olmamasına rağmen idarelerinin % 40 kusurlu olduğuna kanaat getirilerek davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verildiğini, bu nedenle yerel mahkeme kararını kabul etmediklerini, yerel mahkeme kararında idareleri aleyhine hükmedilen yargılama giderleri, harçları, faizi ve faiz başlangıç tarihini kabul etmediklerini,  davacı Sigorta Şirketi tarafından İdareleri aleyhine ileri sürülen istinaf nedenlerini kabul etmediklerini, davacı sigorta şirketinin sigortalısı ve kat malikleri üzerlerine düşen görev ve sorumlulukları yerine getirmediğini ve gerekli önlemleri almadıklarını, davacı Sigorta Şirketinin basiretli tacir gibi davranması ve olayı araştırıp bu doğrultuda sigortalısına ödeme yapması gerekirken üzerinde düşen özen yükümlülüğüne  aykırı davrandığını, bu nedenle gerekli araştırmayı yapmadan ödeme yapması kendi kusurundan kaynaklandığını ileri sürerek  Kayseri 2. Asliye Ticaret  Mahkemesinin 2021/660 Esas , 2023/41 Karar sayılı 24/01/2023 tarihli ilamının  istinaf incelemesi neticesinde, davanın kabul edilen kısmı bakımından kaldırılması ve yeniden yargılama yapılarak  talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafın üzerine bırakılmasını ve davacı tarafın istinaf talebinin reddine  karar verilmesini talep etmiştir.   <br>İhbar Olunanlar Vekilince sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dosya kapsamında mevcut bilirkişi raporunda yer alan \"...Dosya kapsamında bulunan resim ve bilgiler neticesinde ana yapının güneybatı kısmında bulunan sokak üzerindeki temiz su borusunun patladığı ve arazi eğimi neticesinde dükkana sirayet ettiği anlaşılmaktadır...\" tespitinden de anlaşılacağı üzere müvekkillerinin yalnızca binada kat maliki olup dava konusu hasarın oluşmasında herhangi bir sorumluluklarının olmadığını, yargılama süresince hazırlatılan raporlar ile de tespit edildiği üzere dava konusu hasarın meydana gelmesinin yalnızca su borusunun patlamış olması ve bu durumlarda su basmasını engelleyecek çalışmaların gerçekleştirilmemiş olması olduğunu, ayrıca yasalarımızdan ve yerleşik içtihatlarımızdan anlaşıldığı üzere malikin sorumluluğunun ancak özen yükümlülüğüne aykırı bir fiili bulunması halinde mümkün olduğunu, somut durumda ise müvekkillerine isnat edilebilecek böyle bir fiilin bulunmadığını, yalnızca hasara maruz kalmış olan yapı müvekkillerinin ikamet etmekte olduğu binanın alt katı olduğundan müvekkillerinin hak kaybına uğramasının evrensel hukuk ilkelerine aykırı olacağını,  müvekkillerinin dava konusu hasarın meydana gelmesinde herhangi bir hukuki sorumluluğunun hatta etkisi bulunmadığından istinaf istemlerine konu yerel mahkeme kararının müvekkilleri bakımından bozulmamasının müvekkillerinin hak kaybına sebep olacağını, hükme esas alınmış bilirkişi raporunda mevcut tespit ve hesaplamalar maddi gerçeği yansıtmadığını, dava konusu zarar tarihinin 26.05.2018 iken dosya kapsamında gerçekleştirilen keşif hasar tarihinden yaklaşık dört sene sonra 11.01.2022 tarihinde gerçekleştirildiğini, hasar tarihinin üzerinden uzun zamanlar geçmesinin ardından keşif yapılarak bu keşfin neticesinde hazırlanmış bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek kesinlikte tespitler içeremeyeceğinin  ortada olduğunu, hasar tarihinin üzerinden geçen süre sebebiyle artık dava konusu taşınmazdaki hangi hasarların dava konusu su basması neticesinde meydana geldiği, hangilerinin başka unsurlarla oluştuğunun tespit edilemeyeceğini, örneğin bilirkişi raporunda \"...oluşan sıvı- boya hasarlarının bütünüyle tamiratının yapıldığı ancak yukarıda mevcut resimde de görüldüğü üzere bazı tavan siyah boyalarında halen su lekelerinin bulunduğu belirlenmiştir...\" tespitinde bulunulmuşsa da oluşmuş tüm hasarların tamiri yapılmışken dört sene boyunca tavan tamiratının yapılmamış olduğunun kabulünün hayatın olağan akışına aykırı olacağını, kaldı ki sovtaj kesimi oranı hesaplanırken hangi unsurların esas alındığı, hesaplamanın nasıl yapıldığı da bilimsel ve açık bir şekilde belirtilmediğini, dosya kapsamında mevcut bilirkişi raporu maddi gerçekten uzak olduğundan, kesin tespitler içerebilmesi mümkün olmadığından hükme esas alınmasının maddi gerçeğe aykırı sonuç doğurduğunu, dosya kapsamında mevcut bilirkişi raporunun hükme esas alınması maddi gerçekle bağdaşmadığından ve dava konusu hasardan müvekkillerinin sorumluluğu bulunmadığından müvekkillerinin hak kaybına sebep olan yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın müvekkilleri bakımından reddini talep ettiklerini beyan ederek Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/660 E., 2023/41 K. Sayılı kararının istinaf istemleri doğrultusunda bozulmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.  <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:<br>H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır. <br>Dava sigortalısına sigorta poliçesi kapsamında ödeme yapan sigortacının zarara neden olduğunu ileri sürdüğü kişiye karşı 6102 sayılı TTK 1472 maddesi uyarınca açtığı   maddi tazminat istemine ilişkindir. <br>Dava dilekçesi davalıya 10.01.2020 tarihinde tebliğ olmuş davalı 22.01.2020 tarihli cevap dilekçesi ile  zamanaşımı definde bulunmuştur. <br>6102 sayılı TTK’nın sigorta genel hükümlerine ilişkin 1420 maddesinde “(1) Sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482 nci madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler her halde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.(2) Diğer kanunlardaki hükümler saklıdır”<br>Yine TTK'nın 1472. maddesine göre \"Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir.  şeklinde düzenlenmiştir.<br>Görüldüğü üzere sigorta şirketinin halefiyet kuralı çerçevesinde açacağı dava  2 yıllık zamanaşımı süresine tabidir.(Yargıtay 17. Hukuk Dairesi  2015/12256 Esas  2015/14301 Karar)<br>Davacı tarafından dava dışı  sigortalısına 04.07.2018 tarihinde 47.670 TL ödeme yapıldığı dosyada yer alan 04.07.2018 tarihli ibraname  mutabakatname  isimli belgeden anlaşılmaktadır.<br>Eldeki dava 31.12.2019 tarihinde açılmış olunup  davanın ödeme tarihi olan  04.07.2018 tarihinden bu yana iki yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmaktadır.<br>Dairemiz  2021/1343 Esas 2021/1541 Karar sayılı ilamında sigorta şirketinin sigortalısına ödeme yapmasına neden olan olayda kusur durumu ve meydana gelen zararın hesaplanması amacıyla  bilirkişilerden rapor aldırılmasına hükm edilmiş olunup mahkemece dairemiz kaldırma kararı gereği 04.02.2022 tarihli raporun aldırıldığı görülmüştür.<br>Bahse konu rapor incelendiğinde; .... .İli, .... . İlçesi, .... . Mahallesi, .... .Cad., No. .... .adresinde bulunan dükkanda, işbu dosa kapsamında alınan ve mobilya bilirkişi tarafından düzenlenen raporda benimsenen %40 sovtajın isabetli olduğu  ve bu durumda hasar bedelinin 52.564,88-TL olacağı, rapor içeriğinde arz edilen hususlar neticesinde ana yapıda su yalıtım uygulamasının bilim ve fenne uygun olmadığı anlaşıldığından, %40 oranında .... .ve %60 oranında \"bina sakinlerinin\" kusurlu olduklarının belirtildiği görülmüştür.<br>Mahkemece rapor doğrultusunda davanın kısmen kabulü ile  21.025,95-TL'nin ödeme tarihi olan 06.07.2018 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınmasına karar verildiği görülmüştür.<br>Raporun somut olayın özelliklerine uygun ve denetlenebilir tespitler içerdiği bu anlamda hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. <br>Ne var ki 6102 sayılı TTK 'nun 1472. Maddesinde Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hakkın, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal edeceği açıkça düzenlenmiş olunup sigorta şirketinin sigortalısına  47.670 TL ödeme yaptığı  ve davalının %40 oranında kusurlu olduğu dikkate alındığında davacının ödediği bedelden 19.068 TL'sını (47.670 : 40/100) davalıdan  isteyebileceği ortadadır.<br>Davacı dava dışı  sigortalısına 04.07.2018 tarihinde 47.670 TL ödeme yapmış olup ödediği bu meblağı zarara neden olan davalıdan isteyebileceği sabittir. Bununla birlikte  davacı  dava dilekçesinde faiz başlangıç tarihini  06.07.2018 tarihi olarak  gösterip  bu tarihte itibaren yasal faiz talebinde bulunduğu  mahkemece de bu tarihten itibaren yasal faize hükm edildiği görülmüştür. 6102 sayılı TTK 1420 ve  1472 maddeleri ile davacının talebi  dikkate alındığında  mahkemece 06.07.2018 tarihinden itibaren yasal faize hükm edilmesi usul ve yasaya uygun görülmüştür. <br>Belirtilen eksiklik yeniden yargılamayı gerektirmemekte olup davacının istinaf talebinin reddi ile davalının istinaf talebinin kabulüne, Davanın kısmen kabulü ile; 19.068,00 TL'nin ödeme tarihi olan 06.07.2018 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine fazlaya ilişkin talebin reddine şeklinde HMK 353/1-b-2 uyarınca düzeltilerek esas hakkında yeniden hüküm kurmak gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>A-1)KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 24/01/2023 tarih ve 2021/660 E - 2023/41  K sayılı nihai kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,  <br>2-Alınması gerekli olan 269,85 TL maktu  istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davacı tarafça peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, <br>3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>B-1)Davalı .... . vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, <br>2-HMK'nın 353/1-b.2.maddesi gereğice KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin   istinafa konu edilen 24/01/2023 tarih ve 2021/660 E - 2023/41  K sayılı nihai kararının  KALDIRILMASINA, <br>Düzeltilerek yeniden karar verilmesine,  buna göre;<br>3-\"1-Davanın kısmen kabulü ile; 19.068,00 TL'nin ödeme tarihi olan 06.07.2018 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine fazlaya ilişkin talebin reddine,<br>2-Alınması gereken 1.302,53 TL karar ve ilam harcından dava açılırken davacı tarafından yatırılan 814,09 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 488,44 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye Gelir Kaydına,<br>3-Davacı tarafından yatırılan 44,40 TL başvurma harcı ile 814,09 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>4-Davacı tarafından yargılama boyunca yapılan 1.408,60-TL tebligat gideri, müzekkere ve posta gideri, 1.650,00-TL bilirkişi ücreti, 400,00-TL keşif araç ücreti, 419,90-TL keşif harcı olmak üzere toplam 3.878,50 TL yargılama giderinin davanın kabul/red oranına göre hesap edilen 1.551,40 TL'lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, <br>5-Davalı tarafça yapılan 250,00 TL yargılama giderinin davanın kabul/red oranına göre hesap edilen 150,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiyesinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davacı lehine A.A.Ü.T.  Maddesi uyarınca  17.900,00-TL vekalet ücreti takdirine, takdir edilen vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>7-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davalı lehine A.A.Ü.T. Maddesi uyarınca 17.900,00 TL vekalet ücreti takdirine, takdir edilen vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>8-Karar kesinleştiğinde artan gider avansının yatıran tarafa iadesine, \"<br>4-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yatırılan istinaf  karar ve ilam harcının talebi halinde istinaf başvurusunda bulunan davalıya iadesine, <br>5-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yapılan 400,00 TL tebligat/posta giderinin ve 738,00TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>6-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; harç tahsil işlemlerinin, HMK'nın 359/4 maddesi gereğince işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,   <br>7-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>Dair, dosya üzerinden yapılan incelemeyle H.M.K'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.  30/11/2023  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dcfef3714b28ed01","SID":"5012ecfe06e01c6d"}}