{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. KONYA BAM   6. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: <br>KARAR NO\t: <br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ... (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 06/04/2022<br>NUMARASI\t\t:  Esas Karar<br><br>İSTİNAF EDEN DAVACI\t: ... - (T.C Kimlik No: ... )\t  <br>VEKİLİ\t: Av. ....<br>İSTİNAF EDEN DAVALI\t: 1-... - (T.C Kimlik No: ... )<br>VEKİLİ\t: Av. ... <br>DİĞER DAVALI\t: 2-... - (T.C Kimlik No: ... )<br>VEKİLLERİ\t: Av. ... & Av. ... -<br>DAVA\t: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br><br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR TARİHİ\t: 29/09/2023<br>YAZIM  TARİHİ\t: 04/10/2023<br>Davacı tarafından, davalılar aleyhine Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan menfi tespit davasında 06/04/2022 tarihinde tesis edilen karara karşı davacı ve davalı ...'ın istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde; <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan ... tarafından davacı aleyhine Konya .. İcra Müdürlüğü'nün .... E. sayılı dosyası üzerinden, 600.000 TL. bedelli bonoya istinaden kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi yapıldığını, takibe konu bononun davacı ile davalılardan ... arasında düzenlenen 30.03.2019 tarihli \"Mirasçıların Hisse Sözleşmeleri\" başlıklı sözleşmeye istinaden düzenlenerek davacı tarafından davalılardan ...'ye verilen teminat senedi olduğunu, davalılardan ...'nin vefat eden kocası ... ile davacının kardeş olduklarını, ...'nin miras haklarının güvence altına alınması için davacı tarafından bu teminat senedinin verildiğini, sözleşmeye ciro edilemeyeceğine dair şerh konulduğunu, buna rağmen davalılardan ...'nin söz konusu bonoyu diğer davalı ...'a hileli olarak devrettiğini, ...'ın bono bedelini peyderpey ve hiçbir belge almaksızın davalı ...'ye ödemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalılar hakkında bedelsiz senedi icraya koymak suçundan Konya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma sayılı dosya üzerinde şikayetçi olduklarını, davacının her iki davalıya da borçlu olmadığını beyan ederek, Konya .. İcra Müdürlüğü'nün... E. sayılı takibine dayanak teşkil eden 30.03.2019 düzenleme, 10.02.2020 vade tarihli, keşidecisi ..., lehtarı ... olan, 600.000 TL. bedelli bonodan dolayı davacının her iki davalıya borçlu olmadığını tespiti ile davalıların takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmelerine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. <br>CEVAP:  Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle, ...'ın iyi niyetli hamil olduğunu, savcılık soruşturması sonunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, bu karara yapılan itirazın reddedildiğini, her iki davalı arasında herhangi bir yakınlık veya akrabalık bağı bulunmadığını beyan ederek davanın reddini istemiştir.<br>Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın edimlerini yerine getirmediği için davalı ...'nin mağdur olduğunu, bu bononun teminat vasfının devam ettiğini, sözleşme gereğince ...'ye herhangi bir taşınmaz verilmediğini, savcılık soruşturması sonucu kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, ispat yükünün davacı tarafta olduğunu beyan ederek davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \".... Konya .. İcra Müdürlüğü'nün... E. sayılı takibine dayanak teşkil eden ve dava konusu 600.000 TL. bedelli bononun, davacı ile davalılardan ... arasında ve dava dışı ....düzenlenen 30.03.2019 tarihli \"Mirasçıların Hisse Sözleşmeleri\" başlıklı sözleşmeye istinaden teminat bonosu olarak verildiği, davacı ile davalılardan ... arasında ihtilaflı değildir. <br>Dava konusu bono ... tarafından ...'a ciro edilmiş, ... tarafından da Konya .. İcra Müdürlüğü'nün... E. sayılı dosyası üzerinden, hem davalı ..., hem de davacı ... borçlu gösterilerek 14.02.2022 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatılmış, takibin halen derdest olduğu anlaşılmıştır. <br>Davacı, öncelikle davalılardan ...'ye karşı menfi tespit davası açmış ise de; taraflar arasındaki 30.03.2019 tarihli sözleşmeye göre Konya, Meram ilçesi, ... Mah., ... ada, . ve . parsel sayılı taşınmazların paylaşılmasına veya bu taşınmazlar sözleşmenin taraflarının ortak kararı ile müteahhide kat karşılığı inşaat sözleşmesiyle devredilinceye kadar, 600.000 TL. bedelli bononun teminat amacıyla davacı tarafından diğer hissedarlara (davalılardan ...'ye) verildiği, davalılardan ...'nin kocası ... ..'den dolayı reddi miras kararı aldıktan sonra herkesin hisselerinin tapuda devredileceğinin kararlaştırıldığı görülmüştür. <br>Gerek davacı ile davalılardan ...'nin beyanlarından, gerekse tapu kayıtlarından 30.03.2019 tarihli sözleşme gereğince, sözleşmede yazılı taşınmazlara ilişkin olarak ilgili hisselerin davalılardan ...'ye devir ve tescil edilmediği, dava konusu bononun davalılardan ... lehine teminat bonosu olma özelliğini ve vasfını devam ettirdiği, bu nedenle menfi tespit istenmesinin şartlarının oluşmadığı anlaşıldığından, bu bononun teminat fonksiyonu sona erdiğinde davacının ...'ye karşı yeniden menfi tespit davası açma hakkı saklı kalmak kaydıyla, davacının davalılardan ...'ye karşı açtığı menfi tespit davasının (Yargıtay 19. HD'nin 2006/3411 E. 2006/10590 K. sayılı emsal içtihadı gereğince) reddine karar vermek gerekmiştir. <br>Davacının, diğer davalı ...'a yönelik menfi tespit talebinin değerlendirilmesinde ise; <br>Davacının yaptığı suç duyurusu üzerine Konya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 05.11.2020 gün ve ... Soruşturma .... K. sayılı kararı ile, taraflar arasındaki sorunun hukuki ihtilaf teşkil etmesi nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş, karara karşı yapılan itiraz Konya .. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 01.04.2021 gün ve ... D.iş sayılı kararı ile reddedilmiştir. <br>Davalılardan ..., kendisinin iyi niyetli hamil olduğunu savunmuş ve savcılık soruşturması sırasında, davalı ...'nin teyzesinin oğlu ....'yi tanıdığını, ... ile...aracılığıyla 2019 yılı nisan ayında tanıştıklarını, ...'nin vefat eden eşinden kendisine düşen bir arsa olduğunu, bunun intikalini yapamadıklarını ve ...'nin paraya ihtiyacı olduğunu öğrenmesi nedeniyle, ...'ye peyderpey ve elden toplamda 600.000 TL. para verdiğini, ...'nin bu arsayı kendisine devredememesi üzerine verdiği parayı geri istediğini, ...'nin de dava konusu bonoyu getirip cirolayarak kendisine verdiğini, arsadan dolayı ...'ye düşen hissenin bugünkü değerinin 350.000-400.000 TL. civarında olduğunu, kendisinin fazladan para ödediğini, kendisinin gayrimenkul işini seyyar olarak yaptığını, daha önce emlak üzerine iş yerinin bulunduğunu, kendisinin de mağdur olduğunu, iyi niyetli hamil olarak bonoyu takibe koyduğunu beyan etmiştir. <br>Dinlenen davacı tarafın tanıkları, özellikle ...'nin dershaneye giden oğlu... ile konuştuklarını beyan eden tanıkları ise anlatımlarında, dava konusu bononun ... tarafından herhangi bir bedel alınmadan ...'a devredilmiş olduğunu  ...'den öğrendiklerini beyan etmişlerdir. <br>6102 s. TTK'nin 687/1. maddesine göre, \"(1) Poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun.\" <br>Yargıtay HGK’nın 05.03.2020 gün ve 2017/13-612 E. 2020/258 K. sayılı emsal içtihadına göre, \"Niteliği gereği bile bile borçlu zararına hareketin varlığının senetle ispatı aranmaz. Yani, borçlu, hamil olan davalılara karşı kambiyo senedini iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiğini, kambiyo senedinin bedelsiz olduğunu bilebilecek durumda olduğunu tanık dâhil her türlü delille ispat edebilir. Bununla birlikte, ispat yükü senet borçlusunun üzerinde olup, borçlu tarafından hem defilerin varlığı (ki bu defi bedelsizlik ise senede karşı senetle ispat kuralları gereği kesin delillerle ispatı gerekecektir) hem de bunların senedi iktisap ederken hamil tarafından bilindiğinin ispatlanması gerekmektedir.\"<br>Davalılardan ... yönünden çözülmesi gereken öncelikli sorun, ...'ın iyi niyetli hamil sayılıp sayılamayacağı sorunudur. <br>Geçmişte resmi olarak emlakçılık yaptığını, şimdi de seyyar (gayriresmi) olarak emlak işiyle uğraştığını beyan eden ...'ın, kendi beyanlarından emlakçılık mesleğinde tecrübeli olduğu anlaşılmıştır. <br>Emlakçılık mesleğinde tecrübeli olan birisinin, bir arkadaşının akrabasına, ileride intikal edecek ve ne zaman intikal edeceği belli olmayan hisselerden dolayı, hisselerin değeri de 350.000-400.000 TL. civarındayken, hiçbir belge almadan, peyderpey ve toplamda 600.000 TL. tutarında borç para verdiğini savunmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. <br>Bu tür borç alacak ilişkilerinde hayatın olağan akışına uygun olan davranışın, belgeye dayalı olarak ve satın alınmak istenilen taşınmazın yaklaşık değeri kadar ödeme yapılmasıdır. Hayatın olağan akışına aykırı olan davranıştan çıkartılan karine söz konusu bono karşılığında ...'ın ...'ye hiçbir bedel ödemeden, hileli olarak davacının zararına olacak şekilde bonoyu ciro yoluyla devralıp, takibe koyduğudur. <br>Bonoya dayalı menfi tespit davası yönünden ispat yükü öncelikli olarak davacı tarafta ise de, hayatın olağan akışına aykırı davranış iddiasından doğan karinenin aksini ispat yükü de bu karinenin aksini iddia eden davalı ...'a aittir. <br>Davalı ..., savunmalarını hiçbir belge ve delile dayandıramamış, davacı tanıkların anlatımları da ...'ın savunmalarının doğru olmadığı sonucunu ortaya çıkarmıştır. <br>Davalı ... karinenin aksini ispat edememiştir. Yemin deliline dayanmış ise de, ... ile ... arasındaki hukuki ilişkileri davacının bilmesi beklenmeyeceğinden, ...'a davacıya yemin teklif edip etmeyeceği de sorulmamıştır. <br>Davacı, davalılardan ...'nın dava konusu bonoyu, davacının bilerek zararına olacak şekilde ve kötü niyetli olarak ele geçirdiğini, hayatın olağan akışına aykırılılıktan doğan karine ve tanık anlatımlarıyla ispat etmiş olup, davalı ... bu karinenin aksini ispat edemediğinden, ...'a karşı açılan menfi tespit davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir. <br>Davacı taraf, her iki davalıya karşı da feri nitelikte tazminat talebinde bulunmuş ise de; davalılardan ...'ın dava konusu takibi davacıya karşı haksız ve aynı zamanda kötü niyetli olarak yaptığı anlaşıldığından, 2004 s. İİK'nın 72/5. maddesi gereğince takip konusu alacağının %20'si oranında tazminatın davalılardan ...'dan alınarak, davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir. <br>Davalılardan ...'nin davacıya karşı başlattığı bir icra takibi bulunmadığından, davacının davalılardan ...'ye yönelik ve 2004 s. İİK'nın 72/5. maddesi gereğince şartları oluşmayan feri nitelikteki tazminat talebi kabul edilmemiştir.<br>Davacı tarafından, dava açılmadan önce Arabulucu'ya başvurulmuş ve Arabulucu tarafından, bu başvuru dava şartı olan arabuluculuk kabul edilerek 05.07.2021 tarihli anlaşmaya varılamadığına dair son tutanak düzenlenmiş ise de; <br>Yargıtay 11. HD’nin 01.04.2021 gün ve 2020/4396 E. 2021/3198 K. sayılı emsal içtihadına göre, ticaret mahkemelerinde görülen menfi tespit davalarında arabuluculuk dava şartı değildir. Bu nedenle, Mahkememizce 05.07.2021 tarihli arabuluculuk son tutanağı zorunlu değil, ihtiyari arabuluculuk tutanağı olarak değerlendirilmiştir. 6100 s. HMK'nin 323. maddesine ve 6325 s. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu hükümlerine göre de, ihtiyari arabuluculuk giderlerinin yargılama giderlerine dahil edilemeyeceği, bu giderlerin sadece davacının sorumluluğunda olduğu sonucuna varılmış ve  oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" gerekçesiyle davacının davasının davalılardan ... yönünden (dava ve takip konusu bononun teminat fonksiyonu ortadan kalktığında davacının yeniden ...'ye karşı menfi tespit davası açma hakkı saklı kalmak kaydıyla) reddine, davacının davasının davalılardan ... yönünden kabulü ile; Konya .. İcra Müdürlüğünün... E. sayılı takibine dayanak teşkil eden, keşidecisi: ..., lehtarı: ... olan, 30.03.2019 tanzim, 10.02.2020 vade tarihli ve 600.000 TL bedelli bonodan dolayı, davacı ...'ın davalılardan ...'a borçlu olmadığının tespitine, takip konusu 603.818,41 TL alacağın %20'si olan 120.763,68 TL. feri nitelikteki tazminatın davalı ...'dan alınarak davacı ...'a verilmesine, Konya .. İcra Müdürlüğünün... E. sayılı takibinin davacı ... yönünden derhal durdurulmasına karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın ... yönünden reddine dair verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, ... 30/03/2019 tarihli sözleşmede açıkça ciro edilemeyeceği yazmasına rağmen, bonoyu ciro ederek diğer davalı ...'a verdiğini, bu şekilde davalılar hileli ve muvazaalı işlemler ile, 3. iyiniyetli kişi oluşturmak suretiyle kanunun arkasını dolanmak maksadıyla dava konusu senedi kötüniyetli bir şekilde icraya koyarak müvekkilini zarara uğratmaya çalıştığını, yapılan yargılama neticesinde, davalı ...  15.12.2021  tarihli dilekçesinde; \"30.03.2019 tarihli sözleşmede yazılı olan bono ile Konya .. İcra Müdürlüğü'nün... Esas numaralı dosyasına konu bononun aynı  bono olduğunu bildiririz\" şeklinde beyanda bulunmuş olup icra takibine konu olan bononun, sözleşmenin teminatı olarak verilen teminat bonosu olduğu açıkça ortaya konulmuş olup, bononun teminat bonosu olduğunun hususu ihtilafsız olduğunu, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, teminat bonosu niteliğinde olan ve ciro edilemeyeceği belirlenen bono, teminat amacı dışında kullanıldığını, davalı ... tarafından sanki borç senediymiş ve ciro yasağı yokmuş gibi ciro edildiğini, tedavüle konulduğunu, mahkeme kararında \"Davacının davasının davalılardan ... yönünden (dava ve takip konusu bononun teminat fonksiyonu ortadan kalktığında davacının yeniden ...'ye karşı menfi tespit davası açma hakkı saklı kalmak kaydıyla) reddine\" şeklinde yazıldığını, mahkeme kararında parantez içinde yazılı olan kısım açıkça mahkemenin hatalı değerlendirme yaptığını ortaya koyduğunu,  dava ve takip konusu bono davalı ... tarafından teminat bonosu olarak değil, borç senedi gibi kullanıldığını, yine mahkeme gerekçeli kararda davalı ... yönünden \"menfi tespit istenmesinin şartlarının oluşmadığı anlaşıldığından\" şeklinde belirttiğini, yani mahkemece ...'ye ilişkin olarak dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verildiğinin anlaşıldığını, bu durumda davalı ... lehine verilecek vekalet ücreti, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7/2. Maddesi uyarınca, tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarı geçemeyeceği (2022 yılı için 5.100 TL) halde, mahkemece davalı ... lehine 47.240,92 TL nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak her iki davalı yönünden davanın kabulünü talep etmiştir. <br> \tDavalı ... vekili  istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece ispat yükünün tayininde hatalı davranıldığını, bir davada ispat yükü iddia eden tarafa düştüğünü, ispat yükünün davacı tarafta olmasına rağmen taraflarına ispat yükünü yükleyerek yargılamaya devam edildiğini ve aleylerine hüküm kurulduğunu, mahkeme gerekçesinde çelişki bulunduğunu, mahkeme davaya konu kambiyo senedinin davalılardan alacaklı ... yönünden reddine karar verdiğini ve davacının ona karşı edimlerini tam olarak yerine getiremediğini kabul ettiğini,  bu durumda davaya konu senet hukuken geçerliliğini korumakla birlikte şeklen ciro edilerek iyiniyetli üçüncü kişi konumunda olan davalı müvekkiline geçtiğini, ancak bu sefer de tarafları yönünden iptal edildiğini, hukuki temeli devam eden, şeklen geçerli sayılan bir senedin varlığı kabul edilmekte olduğunu ancak tarafları yönünden iptal edildiğini, ortada bu yönüyle çelişkili bir durum olduğunu, davacının davasının ispatlayamadığını, bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senet olduğunu, bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmeyeceğini ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa ait olduğunu, davacı tarafça dosyaya sunulmuş yazılı bir belge ya da kanıt bulunmadığını, davalı müvekkilinin iyiniyetli üçüncü kişi/ hamil konumunda olduğunu, müvekkilinin dava konusu bonoyu, protesto ettirdiğini ve her iki borçlu yönünden takibe koyduğunu, müvekkilinin senedin tarafları arasındaki iç ilişkiyi bilmesi mümkün olmadığı gibi bildiğine dair tek bir yazılı kanıt da bulunmadığını, savcılık dosyasında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, mahkeme bu soruşturma dosyasını gerekçesinde tartışmadığını ve lehlerine dikkate alınmadığını, tazminat verilmesinin hukuka uygun olmadığını, dosyada ne de savcılık dosyasında kötüniyteli olduklarına dair hiçbir somut kanıt bulunmadığını, gerekçeli kararda buna dair bir gerekçeden bahsedilmediğini, müvekkilinin kötüniyetli  hareket etmesini gerektiren bir neden olmadığını, bu yönüyle de ispat yükünün davacı taraf üzerinde olduğunu beyanla ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>Dava; menfi tespit istemine ilişkindir.<br>\tİstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen  kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamına göre davacının keşidecisi, davalı ...'nin lehtarı olduğu 30/03/2019 tanzim, 10/02/2020 vade tarihli 600.000,00 TL bedelli bononun davalı ... tarafından diğer davalı ...'a ciro edilmiş olduğu, davalı ... tarafından davacı ve diğer davalı hakkında Konya ..İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyasında 14/02/2020 tarihinde toplam 603.818,41 TL alacak üzerinden kambiyo senetlerine mahsus yolla icra takibi başlatıldığı, takibe konu bononun '' Mirasçıların Hisse Sözleşmeleri'' başlıklı 30/03/2019 tarihli sözleşme kapsamında taşınmaz hisse devrinin teminatı olarak davacı ... tarafından davalı ...'ye verilen bono olduğu, sözleşmede verilen bononun taşınmazların hisse payı ile ilgili olduğu, başka amaçla ciro edilemeyeceği,  davalı ...'nin ... .. ile ilgili redd-i miras yaptıktan sonra tapu hisselerinin tapudan devredileceği, tapu devrinden sonra bononun davacıya iade edileceği hususlarının yazılı olduğu, davacı ... tarafından henüz davalı ...'ye taşınmazların hisse devrinin  yapılmamış olduğu  anlaşılmıştır.<br>\t Davalı ...'ın istinaf talebi incelendiğinde ; Dava konusu bononun teminat senedi olduğu yönündeki iddia, şahsi bir def’idir. Bonolarda da uygulanması  gereken TTK’nın 687. maddesinin birinci fıkrası (6762 sayılı TTK’nın 599. maddesinin birinci fıkrası), “Poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun…” düzenlemesini içermektedir. Bu hükme göre şahsî def’îlerin kural olarak hamile karşı ileri sürülmesi söz konusu değildir. Ancak hamil poliçeyi devralırken bile bile borçlunun zararına hareket ederse, bu durumda şahsî def’îler hamile karşı da ileri sürülebilecektir.Bu durumda davacı, hamil davalı ...'ın dava konusu bonoyu iktisap ederken bile bile zararına hareket ettiğini ispat etmelidir. Bu husus tanık dahil her türlü delille ispat edilebilecektir.<br>\t  Somut olayda, davalı ..., soruşturma dosyasında verdiği ifadesinde, davalı ...'den arsa aldığını, karşılığında ...'ye  peyderpey 600.000,00 TL para verdiğini, ... arsanın devrini vermeyince parasını istediğini, bunun üzerine ...'nin davaya konu bonoyu cirolayarak kendisine verdiğini, bono vadesinde ödenmeyince işlem başlatığını savunmaktadır. İlk derece mahkemesince, davalı ...'ın savunmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu , aksini davalı ...'ın ispat etmesi gerektiği, davacı tanıklarının anlatımları ile de davalı ...'ın savunmalarının doğru olmadığını, davacının, davalı ...'ın dava konusu bonoyu, davacının bilerek zararına olacak şekilde ve kötü niyetli olarak ele geçirdiğini, hayatın olağan akışına aykırılılıktan doğan karine ve tanık anlatımlarıyla ispat ettiği gerekçesiyle davanın davalı ... yönünden kabulüne karar verilmiş ise de; tanık beyanlarının davalı ...'ı bağlayacak nitelikte beyanlar olmadığı, davacının bilerek zararına olacak şekilde ve kötüniyetli olarak bonoyu iktisap ettiğini göstermediği, sadece hayatın olağan akışına aykırılık gerekçesiyle de davalı ...'ın davacının bilerek zararına olacak şekilde ve kötüniyetli olarak hareket ettiğini kabul etmenin mümkün olmadığı anlaşılmıştır.<br> \t\tBu sebeple mevcut delillere göre  davalı ...'ın ,davacının bilerek zararına olacak şekilde ve kötüniyetli olarak bonoyu iktisap ettiğinin davacı tarafından ispatlanamadığı, ancak davacının yemin deliline de dayandığı görülmüştür. Davacı ile davalı ... arasındaki sözleşmede verilen bono senedinin yalnızca parsel ve evdeki hisse payı ile ilgili olduğu, başka amaçla ciro edilemeyeceği yazılıdır. Davalı ... tarafından dava konusu bono ciro edildiğine göre,  davalı ...'ın dava konusu bononun 30/03/2019 tarihli sözleşme kapsamında düzenlendiğini ve davalı ... tarafından ciro edilemeyeceğini bildiği konularında davacının davalı ...'a yemin teklif etme hakkı bulunduğundan bu konuda davacıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ve eksik inceleme ile yazılı şekilde davalı ... yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde isabet olmadığından davalı ...'ın istinaf talebinin kabulü ile HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırma sebebine göre davacının istinaf talebinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi  yukarıda  açıklandığı üzere;<br>1-Davalı ...'ın istinaf talebinin KABULÜ ile Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/04/2022 tarih, ...Esas - ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,<br>2-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf başvurusunda bulunan davalı ... tarafından yatırılan 10.311,71 TL istinaf karar harcının talep halinde davalı ...'a iadesine,<br>4-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,<br>5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,<br>6-İstinaf başvurusunda bulunan taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>7-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4. maddesi gereğince; kararın tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 29/09/2023 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak  karar verildi.\t<br><br> <br>      Başkan ...                    Üye ...                 Üye ...                 Katip ...                e-imzalıdır                         e-imzalıdır                  e-imzalıdır                     e-imzalıdır<br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>A.Ç<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"39cdfba7aae516ab","SID":"c5d070964b56081d"}}