{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. KONYA BAM   6. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: <br>KARAR NO\t: <br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 15/03/2022<br>NUMARASI\t\t:  Esas  Karar<br><br>İSTİNAF EDEN DAVACI\t: ... (T.C. Kimlik No: ...)<br>VEKİLİ\t: Av. ... -<br>DAVALI\t: ....<br>VEKİLİ\t: Av. ... -<br>DAVA\t\t: Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR TARİHİ\t: 29/09/2023<br>YAZIM  TARİHİ\t: 02/10/2023<br>Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası ile açılan menfi tespit davasında 15/03/2022 tarihinde tesis edilen davanın reddine ilişkin karara karşı davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Konya .. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine takip yapıldığını, takip dayanağı senette yer alan imzanın müvekkiline ait olmadığını, Konya ..İcra Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile  imzaya itiraz davası açtıklarını,  bu dosyadan alınan raporda imzanın müvekkiline aidiyetinin tespit edilemediğini, ancak davanın süre yönünden reddedildiğini, gelinen noktada imzanın müvekkiline ait olmadığı noktasında herhangi bir tereddüt kalmadığını ileri sürerek müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, davalının %20'den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının açtığı imzaya itiraz davasında davacının haklı bulunmadığını, davacının sürekli olarak müvekkiline karşı dava açtığını, davacının  Konya .. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında bulunan  07/08/2015 tarihli haciz tutanağında borcu ödeyeceği yönünde beyanda bulunduğunu,   davacının beyanının ikrar  olarak kabulü gerektiğini, Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu, davalının  borcunu ödememek için işbu menfi tespit davasını açarak mesnetsiz iddialar öne sürdüğünü savunarak davanın reddine karar verilmesini ve davacının alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum hükmedilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; 14/12/2021 tarihli celse 4 nolu ara kararı gereğince davacı tarafa HMK gider avansı tarifesi uyarınca tayin ve hesaplanan eksik 1.500,00 TL delil avansının mahkeme veznesine ödenmesi yönünden 2 haftalık kesin süre verildiği, delil avansının verilen kesin süre içerisinde mahkeme veznesine depo edilmemesi halinde davacı tarafın bilirkişi raporu delilinden vazgeçtiğinin kabul edileceğinin davacı tarafa ihtarının yapıldığı, buna rağmen dosya incelenmesinde bilirkişi delil avansının kesin süre içerisinde yatırılmadığı anlaşılmakla davacının bilirkişi delilinden vazgeçtiğinin kabul edildiği, bonodaki imzanın inkarında bulunan davacı bunu ispatla mükellef olduğu, davacı bu yükümlülüğünü yerine getirmek için gerekli ispat vasıtası olan imza incelemesinin yapılması için delil avansını kesin süre içerisinde mahkeme veznesine depo etmediğinden ve artık bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığından, davasını ispat için başkaca da bir delil bulunmadığından davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; imza itirazı nedeniyle ikame edilen menfi tespit davalarında ispat yükünün davalı alacaklıda olduğunu, yerel mahkemenin ispat yükünün borçluda olduğu yönündeki gerekçesinin  açıkça hukuka aykırı olduğunu, takip dayanağı senetteki imzanın müvekkiline ait olmadığı ve davalı alacaklının imzanın müvekkiline ait olduğunu iddia ettiğine göre ispat yükünün davalı alacaklıda olduğunu, mahkemece istenen gider avansının hangi amaç için kullanılacağına dair tereddütsüz ihtarat yapılması gerektiğini, açıklama yapılmaksızın doğrudan gider avansı istenilmesinin hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin gider avansının adli tıp kurumundan imza incelemesi yaptırılması için olduğu cihetiyle bu gider avansını davalı alacaklıdan talep etmesi gerekirken taraflarından talep ederek davanın reddine karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması talebi ile istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>DELİLLERİN  DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava,  menfi tespit talebine ilişkindir. <br>İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen  kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.<br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun  2017/19-1656 Esas,  2019/548 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere;<br>Bir senette yer alan yazının veya imzanın inkâr edilmesi durumunda, 6100 sayılı HMK’nın 208. maddesinin birinci ve üçüncü fıkrası anlamında bir “sahtelik iddiası” söz konusu olur. 6100 sayılı HMK’nın 208. maddesine ilişkin gerekçede bu husus “Maddenin kenar başlığında “Yazı veya imza inkârı” ibaresi birlikte kullanılmıştır. Her iki husus uygulamada sahtelik iddiası olarak adlandırılan durumu ifade etmektedir” şeklinde belirtilmiştir (Pekcanıtez H./ Özekes M./ Akkan M./ Korkmaz H.T.: Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, Cilt II, İstanbul 2017, s. 1792).<br>Öte yandan, bir senetteki imzanın inkâr edilmesi hâlinde, mahkemenin imzanın sahte olup olmadığı konusunda kendiliğinden araştırma yapması gerekir. Bu araştırma ve incelemenin sırası ise 6100 sayılı HMK’nın 211. maddesinde düzenlenmiştir (Pekcanıtez H./ Özekes M./ Akkan M./ Korkmaz H.T., s. 1794).<br>Buna göre; bir senedin sahteliğinin iddia edilmesi durumunda bu hususta karşı tarafın açıklamaları da dikkate alınarak ve aşağıdaki sıra ile inceleme yapılarak karar verilir (m. 211/1).<br>Hâkim ilk önce inkâr edilen imza hakkında tarafları dinler ve tarafların gösterdikleri delillerle bir kanaat edinmeye çalışır. Bu şekilde yeterli kanaat sahibi olması halinde senedin kabul veya reddine karar verir.<br>İmzayı inkâr eden taraf duruşmada hazır değilse, hâkim imzayı inkâr eden tarafı isticvap eder. İsticvap için mahkemeye davet edilen taraf belirtilen günde hazır bulunmadığı takdirde, inkâr etmiş olduğu belgedeki yazı veya imzayı ikrar etmiş sayılır; bu husus kendisine çıkartılacak davetiyede ayrıca ihtar edilir. <br>Hâkim, yazı veya imzayı inkâr eden tarafı isticvap ettikten sonra bir kanaat edinememişse huzurda bu kişiye yazı yazdırıp imza attırmak suretiyle başka bir incelemeye gerek duymadan karar verebilecek durumda ise gerekçesini açıkça belirtmek suretiyle senedin sahteliği hakkında bir karar verir (m. 211/a.c.1 ve 2).<br>Yukarıdaki şekilde yapılan incelemeye rağmen sahtecilik konusunda kesin bir kanaat oluşmamışsa hâkim bilirkişi incelemesine karar verir (m.211/b.c.1). Bilirkişi incelemesi yapılmadan önce mevcutsa, o tarafa ait karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzalar ilgili yerlerden getirtilir  (m.211/b,c. 2).<br>Bilirkişi, bu yazı ve imzalarla, o mahkemede elde edilen yazı ve imzaları esas alarak inceleme yapar. Bilirkişi, inceleme için gerekli görürse, kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir (m. 211/b), (Kuru B.: İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku, İstanbul 2016, s 350 vd.). <br>6100 sayılı HMK’nın 211. maddesinde yer alan ve imza incelemesi konusunda getirilen bu sıraya uyulması zorunludur. Buna göre hâkim imzayı inkâr eden tarafın isticvap edilmesine karar verdiği hâlde, bu davete icabet edilmemesi imzanın ikrar edilmiş sayılması sonucunu doğuracak ve bilirkişi incelemesi yapılmasına ihtiyaç kalmayacaktır. Aynı şekilde inkâr edilen imza ile karşılaştırılan imzanın birbirine benzemediğinin ilk bakışta tespit edilebildiği hâllerde bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek yoktur  (Pekcanıtez H./ Özekes M./ Akkan M./ Korkmaz H.T., s. 1795).<br>Yukarıda yapılan açıklamalar karşısında, her ne kadar mahkemece, davacıya 1.500,00 TL delil avansını yatırmak üzere  kesin süre verilmiş ise de kambiyo senedindeki imzanın keşideciye ait olduğu yönündeki ispat yükü, senedi elinde bulundurup icra takibine girişen ve senette yer alan imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden davalı alacaklıya düşmektedir. (Yargıtay 11. Hukuk 2020/6799 Esas, 2022/1648 Karar sayılı kararı)  Mahkemece bonoda yer alan imzanın inkâr edilmiş olması nedeniyle ispat yükünün davalı alacaklıya düştüğü dikkate alınarak  dava konusu senet üzerinde yer alan imzanın davacıya ait olup olmadığı yukarıda anılan 6100 sayılı HMK’nın 211. maddesinde belirtilen yöntemle incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a.6 maddesi uyarınca kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi  yukarıda  açıklandığı üzere;<br>1- Davacının istinaf talebinin KABULÜ ile Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  15/03/2022 tarih, ... Esas, ... Karar, sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,<br>2-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3- İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, <br>4- İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, <br>5- İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>6- Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4. maddesi gereğince; kararın tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 29/09/2023 tarihinde oy çokluğu ile HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak  karar verildi. \t<br>\t\t\t\t<br>Başkan ...<br> e-imzalıdır<br>(muhalif)<br>Üye ...<br> e-imzalıdır<br>Üye ...<br>e-imzalıdır <br>Katip ...<br> e-imzalıdır<br><br><br><br><br>MUHALEFET ŞERHİ: Açılan dava menfi tespit istemine ilişkindir. <br>Dava dosyası incelendiğinde; davacının Konya .. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasındaki alacağa dayanak gösterilen senetteki avalist adı altında atılan imzanın kendisine ait olmadığı nedeniyle borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. <br>Davalı tarafça icra dosyasına 08/12/2020 tarihli Prof. Dr. .... ve 26/10/2015 tarihli aktif kriminal teknoloji inceleme ve faaliyet bürosundan döküman inceleme uzmanı ..., grafoloji ve sahtecilik uzmanı .... ve Elyaz. ve Dok. İnc.Lab.'dan sertifikalı ....'dan oluşan heyetten alınmış takibe dayanak senetteki imzanın davacıya ait olduğuna ilişkin iki uzman mütalaasının dosyaya sunulduğu, <br>İcra İflas Kanunu<br>Madde 168/4. (Değişik: 9/11/1988-3494/31 md.) \"Takip müstenidi kambiyo senedindeki imza kendisine ait olmadığı iddiasında ise bunu beş gün içinde açıkça bir dilekçe ile icra mahkemesine bildirmesi; aksi takdirde kambiyo senedindeki imzanın bu fasıl gereğince yapılacak icra takibinde kendisinden sadır sayılacağı...\"<br>Madde 170/1: \"Borçlu,168 inci maddenin 4 numaralı bendine göre kambiyo senedindeki imzanın kendisine ait olmadığı yolundaki itirazını bir dilekçe ile icra mahkemesine bildirir...\"<br>Davacının istinaf sebepleri, dosyadaki deliller çerçevesinde incelendiğinde; davacının alacağa dayanak gösterilen belgedeki imzanın kendisine ait olmadığına yönelik İİK'nın yukarıda ilgili kısımları belirtilen İİK'nın 170/1 maddesi gereğince süresinde imza itirazında bulunmadığı ve ayrıca; davalı tarafça icra dosyasına sunulan iki ayrı uzman görüşüne göre imzanın davacıya ait olduğuna ilişkin raporlar ile açılan davanın mahiyeti ve alacağın dayanağı belge nazara alındığında; icra takibinden dolayı borçlu olmadığına yönelik iddianın TMK 6. ve HMK 190. maddesi gereğince davacı tarafından ispatlanması gerektiği, bu nedenle ilk derece mahkemesince usulüne uygun ihtarata rağmen delil avansını yatırmayan davacının davasının reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatiyle, davacının istinaf talebinin  HMK 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddi gerektiği kanaatinde olduğumdan;<br> Sayın çoğunluğun ispat külfetinin davalı tarafta olduğu, bu nedenle yeniden yargılama yapılmak üzere dava dosyasının HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince mahkemesine gönderilmesine ilişkin görüşüne katılmıyorum. <br><br>                                                                                                             Başkan ...<br>                                                                                                                e-imzalıdır<br>                                                                                                                <br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"05faa01d784a6160","SID":"295b88e38c564147"}}