{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1740 <br>KARAR NO: 2023/1842<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 09/06/2022<br>NUMARASI: 2018/1089 E. -  2022/589 K. <br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının hava taşımacılığı işi ile iştigal ettiğini ve davalıya takip konusu 10 adet fatura karşılığı hizmet vererek, taraflar arasındaki mutabakat gereğince %15 oranında komisyon ücretine hak kazandığını, komisyon faturalarının davalıya tebliğ edildiğini ve süresinde bir itirazda bulunulmadığını, alacağın tahsili amacıyla Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek,  itirazın iptali ile alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; itirazın iptali davasına konu edilen faturalar nedeniyle müvekkiline verilmiş bir hizmet bulunmadığını, dava konusu edilen faturalardan ... irsaliye nolu, ... irsaliye nolu, ... irsaliye nolu ... irsaliye nolu ve ... irsaliye nolu faturalara ilişkin hiçbir hizmet alınmadığından faturaların Kadıköy .... Noterliğinin ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile iade edildiğini, bunun dışındaki 17.07.2018 tarihli ... irsaliye nolu ve ... irsaliye nolu faturaların müvekkiline tebliğ edilmediğini, tüm faturalar nedeniyle müvekkili şirkete sunulmuş bir hizmetinde bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.Davacı vekili, cevaba cevap dilekçesinde özetle; takip konusu 10 adet faturadan 5 adetinin Kadıköy ...Noterliğinin 12.07.2018 tarihli ihtarı ile davacıya iade edildiğini, diğer faturaların ise davalıya tebliğ edilmediğinin savunulduğunu, oysa tüm faturaların davalıya tebliğ edildiğini, tebliğ edilmediği belirtilen üç adet faturanın da yasal süresinden sonra davacıya iade edildiğini, faturalardan bir adetinin USD cinsi olduğunu ve bu faturanın 16.04.2018 tarihinde yürürlüğe giren Kargo Acenteliği Sözleşmesinden kaynaklandığını, sözleşme ilişkisinin anlatılan şekilde işlediğini ve davalının Qeshm Havayollarının Türkiye'deki genel satış acentesi olduğunu, davalının bu kapsamda kargo göndericileri ile hava yolu arasında aracılık veya acentelik yaptığını, göndericilerin kargolarını alarak anılan hava yolu şirketi ile taşıdığını,  taraflar arasında imzalanan kargo acenteliği sözleşmesi ile davacıya kargo kabul etme ve kargo satışı yetkisi verildiğini, sözleşmenin 5/1 ve 2.maddelerinde belirlenen esaslar dahilinde paylaşıma gidildiğini, buna göre davacının bulduğu kargo göndericilerine düzenlediği konşimentolardan elde edilen satış net karından %49 komisyon alacağı ve buna ilaveten AWB ve NAWB ücretlerinin de eşit olarak paylaşılacağının düzenlendiğini, bu ilişkinin sözleşme, yazışmalar, telefon kayıtları ve tarafların ticari kayıtları ile sabit olduğunu belirterek, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili, ikici cevap dilekçesinde özetle; dava ve cevaba cevap dilekçesinde sözü edilen sözleşme örneğinin müvekkiline tebliğ edilmediğini, mahkemece bu belgelerin asıllarının ibrazı için davacıya kesin süre verilmesi gerektiğini, faturalara süresinde itiraz edilmemesinin tek başına davacının iddiasını ispata yeterli olmadığını, itiraz edilmemesinin tek başına mal ve hizmetin teslimi anlamına gelmediğini, faturaya itibar edilmesi için fatura konusu mal ve hizmetin teslimi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...davacı şirket ile davalı şirket arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, dosya kapsamında ve davacı şirketin incelenen 2018 yılı ticari defterlerine göre davalı şirketten herhangi bir tahsilat yapmadıkları,  davacı tarafın dava konusu faturaları, dosyaya sundukları ... Kargo ve ...’ye ait belgelerle davalı şirkete gönderdikleri ve bu gönderimi belgeledikleri, davalı şirketin ise bu faturaları 10.07.2018 tarihinde tebliğ aldıkları, davalı tarafın, sözleşme ilişkilerini inkar etmesine karşın, dosyaya sunulan ve aslı gibi yapılan sözleşmelerde kaşe ve imzasının olduğu, bunun sahtelik ve sair şekilde aksi sabit olmadıkça sözleşmelere itibar edilmesi gerektiği, dosya kapsamında, davacının sözleşme gereği her bir sefer için 400 EURO hesabı ile davalıdan alacaklanmasının sözleşmeye dayandığı, buna ek olarak 1.571,70 USD alacak miktarı için ise görülen işlerden kaynaklı komisyon talep etmesi söz konusu olmuştur. Bu da kendi payı toplamda %15 komisyon alacağı olarak her bir iş için ayrıca faturada tanımlı olup; aksi ispat edilmiş değildir. Davalı tarafın bu işlere de ayrı ve somut bir itirazı olmamıştır. Davacı tarafın davalı ile olan sözleşme gereği düzenlediği faturalardan alacaklı duruma geldiği  itibar edilen ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda tespit edilmiş olmakla davanın kabulüne karar vermek gerekmiş, alacağın likit olması nedeniyle davacı lehine ayrıca icra inkar tazminatına\" gerekçesiyle davanın kabulü ile asıl alacak ve işlemiş faiz toplamı olarak 74.966 EURO ve 1.665,70 USD üzerinden davalının Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, hükmedilen alacak miktarı üzerinden hesaplanan 105.905,04 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemenin hükmüne esas aldığı 20.10.2021 tarihli bilirkişi raporuna karşı süresinde itirazda bulunduğunu, mahkemece itirazın haklı bulunarak 07.12.2021 tarihli ara karar ile davacı vekiline sözleşmenin yabancı dilde düzenlenmiş aslını sunması için süre verildiğini, verilen kesin sürede ara kararın gereğinin yerine getirilmediğini, mahkemece itiraz üzerine ek rapor alınmadığı gibi bu konuda bir karar oluşturulmadan sürpriz şekilde karar verildiğini, HMK'nın 281. maddesine göre rapora itiraz halinde ek rapor alınması veya raporun yeterli görülmesi halinde de bu hususun ayrıca kararda belirtilmesi gerektiğini, belirtilen işlemlerin yapılmadan sürpriz şekilde karar verilmesinin usul hükümlerine aykırı olduğunu;Bilirkişi raporu ile haberdar olunan ve kendilerine tebliğ edilmeyen İngilizce metinler ve sözleşme fotokopilerin esas alınarak rapor düzenlendiğini, bu nedenle itirazları doğrultusunda iddia edilen sözleşmenin İngilizce metinlerin orijinal hali ve Türkçe çevirilerinin imza incelemesine esas olacak şekilde ibrazının gerektiğini, esasen bu belgelerin ara karar ile istenilmesine rağmen ibraz edilmediğini, 07.12.2021 tarihli ara kararda  belirtildiği üzere dosyaya sunulan ve müvekkiline ait olmayan imzaların incelenmesi için belge asıllarının sunulması gerektiğini, dosyaya fiziken hangi tarihte sunulduğu dahi belli olmayan ve UYAP ortamına taranmayan ve davalıya tebliğ edilmeyen İngilizce metinlere ve fotokopilere dayanılarak hüküm kurulmasının hatalı olduğunu;Davalı  şirketin havacılık alanında faaliyet gösterdiğini ve tüm yazışmalarını İngilizce olarak yaptığını, sunulan İngilizce sözleşme ve yazışmaların Türkçe çevirisi olmadan hükme esas alınamayacağını, müvekkilinin sözleşme ilişkisini inkar etmesine rağmen, sözleşmenin sabit görülerek karar verilmesinin hatalı olduğunu, oysa müvekkilinin sunulan fotokopilerin varlığından bilirkişi raporu ile haberdar olduğunu, bu tarihte açıkça imzaya itiraz edilerek imza incelemesi için sözleşme asıllarının talep edildiğini, mahkemece 07.12.2021 tarihli ara karar ile belge asıllarının sunulması için iki hafta süre verilmesine rağmen belgelerin sunulmadığını ve mahkemece ara kararı aykırı şekilde sunulan fotokopilerde davacı vekilinin aslı gibidir kaşesinin bulunması nedeniyle sözleşmelerdeki imzanın davalıyla ait olduğuna karar verildiğini, bu imzaların davalı şirket yetkilisine ait olmadığına ilişkin müvekkilinin açık itirazının bulunduğunu, mahkemece ara kararda imza incelemesine de karar verilmesine rağmen, belgelerdeki aslı gibidir kaşesinden yola çıkarak belge altındaki imzaların davalıya ait olduğunun kabul edilerek karar verilmesinin hatalı olduğunu, mahkemece imza inkarı nedeniyle belge asılları üzerinde imza incelemesi yapılarak karar verilmesi gerektiğini;Davacının dava ve cevaba cevap dilekçesinde sözleşme dışındaki belgelere dayandığını, bilirkişi raporu ile haberdar olunan sözleşme fotokopilerinin ise hiç bir zaman davalıya tebliğ edilmediğini;Hükme esas alınan raporun sonuç kısmının 7.6 bendinde taraflar arasında düzenlenen sözleşmeden kaynaklanan on adet fatura nedeniyle davacının alacaklı olduğunun belirlendiğini, oysa taraflar arasında akdedilmiş bir sözleşme bulunmadığını, dosyadaki sözleşmelerin davalıya tebliğ edilerek UYAP ortamında taranmadığını, bunların büyük çoğunluğu İngilizce metinlerden oluşan fotokopiler olduğunu, mahkemece itirazlarının haklı görülerek sözleşme asıllarının ve tercümelerinin sunulmasına karar verilmesine rağmen, bu ara kararın gereğinin yerine getirilmediğini, sözleşmelerdeki imzaların davalı şirket yetkilisine ait olmadığını, davaya konu faturaların  davalı şirketin ticari defterlerinde kayıtıl olmadığını, müvekkilinin kendi defterine göre davacıdan alacaklı olduğunu, bir kısım faturaların tebliğ edildiğini ve süresinde noter ihtarı ile iade edildiğini, davacı yanca tek yanlı olarak düzenlenen faturalar nedeniyle davalının borçlu olmadığını, tek başına fatura düzenlenmesinin davacıyı alacaklı hale getirmeyeceğini, taraflar arasında hizmet ilişkisi bulunmadığını, mahkemenin bu gerçeğe aykırı olarak davalının komisyon borcunun bulunduğuna karar vermesinin hatalı olduğunu, davacı ile sözleşme ilişkisinin bulunmadığının belirtilerek komisyon alacağına açıkça itiraz edildiğini, bu nedenle alacağın varlığının davacı tarafından kanıtlanması gerektiğini;Takipteki faiz ve oranına da itiraz edildiğini, mahkemece faiz yönünden kurulan hükmün de hatalı olduğunu, takibin yabancı para cinsinden yapılması nedeniyle aylık %3 oranında faize hükmedilemeyeceğini, buna rağmen uygulanacak faiz türü ve oranının belirlenmeden takibe yönelik itirazın iptaline karar verilerek 3095 sayılı Kanun'a açıkça aykırı karar verildiğini, mahkemece ana para ve işlemiş faiz toplamı üzerinden  icra inkar tazminatına karar verildiğini, oysa icra inkar tazminatının asıl alacak üzerinden hesaplanması gerektiğini,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE  Dava, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinden kaynaklanan komisyon alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı şirket aleyhine 12.06.2018 ile 03.08.2018 arasında düzenlenen 9 adet faturaya istinaden 70.000 Euro asıl alacak ile 4,964 Euro işlemiş faiz toplamı 74.964,00 Euro ile bir adet fatura bedeli olan 1.571,70 USD asıl alacak ile 94 USD işlemiş faiz toplamı 1.665,70 USD alacağın aylık % 3 oranında faiziyle birlikte tahsili amacıyla takip başlatılmış, süresinde itiraz edilmesi üzerine takibin durduğu, itiraz ve davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır.Davacı vekili cevaba cevap dilekçesi ve sonraki açıklamalarında, taraflar arasında acentelik sözleşmesi ilişkisi bulunduğunu, davalının, dava dışı ... Şirketinin Türkiye genel acentesi olduğunu ve hava yolu şirketi adına kargo satışı konusunda acentelik, bu kapsamda taraflar arasında düzenlenen Kargo Acenteliği Sözleşmesi ile davacının da kargo kabul etme ve kargo satışı yetkisini aldığını, bu sözleme kapsımında davacının satışını yaptığı kargoların da ... Şirketi ile taşındığını, sözleşmenin 5/1 ve 2.maddelerinde davacının alacağı ücretin belirlendiğini ileri sürmüştür. İbraz edilen Euro cinsi faturaların İstanbul Tahran arası uçuş bedeli açıklamalı; Amerika Doları cinsi faturanın ise %15 komisyon bedeli açıklamalı olduğu anlaşılmıştır.Davacı tarafça sözleşmeye dayanılmış ve davalı tarafından sözleşmedeki imza inkar edilmiştir. 02.01.2020 tarihli dilekçe ekinde davacı tarafından deliller sunulmuş ve bu deliller arasında taraflar arasında düzenlenen 07.06.2018 tarihli sözleşmenin de bulunduğu belirtilmiştir. Davada talep edilen bir kısım alacaklar bu sözleşmenin 5.maddesine dayandırılmıştır. İlk derece mahkemesince 28.012021 tarihli duruşmanın iki nolu ara kararı ile delil listesinde sunulan sözleşmenin sunulması için iki haftalık kesin süre verilmiş, süresinde sunulmaması halinde mevcut şekli ile karar verileceği ihtar edilmiştir. Davacı tarafından sözleşme aslının sunulmadığı açıktır. Mahkemece devam eden oturumlarda bilirkişi incelemesi yapılmış ve yapılan incelemeye göre karar verilmiştir. Bilirkişi raporuna göre her bir taraf kendi ticari defterlerine göre diğer taraftan alacaklıdır. Ayrıca takip konusu faturaların davalı tarafından  iade edildiği de belirlenmiştir.Davacı vekili dava dilekçesinde sözleşmeye dayanmamış, ilk olarak cevaba cevap dilekçesinde taraflar arasındaki yazılı şekilde düzenlenmiş acentelik sözleşmesinden söz edilmiştir. Ancak bu dikçenin ekinde de sözleşme sunulmamıştır. Yazılı sözleşme ilk kez 02.01.2020 tarihli delil dilekçesinde sunulmuştur. Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde sözleşme ilişkisin kabul etmeyerek sözleşmenin aslının sunulmasını talep etmiştir.  İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararında, sözleşme ilişkisinin inkarına rağmen sunulan sözleşme suretlerinde kaşe bulunduğu, sahtelik sabit oluncaya kadar sözleşmeye itibar edilmesi gerektiği belirtilerek karar verilmiştir. Oysa yapılan bilirkişi incelemesinde tarafların her birinin kendi defterlerine göre alacaklı olduğu belirlenmiştir. Davalı, davacı tarafından tebliğ edilen faturaları da süresinde iade edildiği savunmuştur. Davacı, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre acentelik hizmeti verdiğini ve sözleşmedeki ücret hükmüne göre fatura düzenlendiğini ileri sürerek, alacak talebinde bulunmuştur. Bu durumda taraflar arasındaki sözleşmedeki imzanın davalı şirket yetkilisinin eli ürünü olduğunun kesin olarak belirlenmesi veya davalının başka bir nedenle bu sözleşme ile bağlı olduğunun kesin olarak tespit edilmesi gerekmektedir. Oysa mahkemece sözleşme aslı istenerek bilirkişi incelemesi yapılmadığından sözleşmenin altındaki imzanın davalı şirket yetkilisine aidiyetinin kesin olarak belirlendiğinden söz edilemez. HMK'nın 219. maddesine göre taraflar dayandıkları sözleşme ve belgelerin asıllarını talep halinde mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Davalı taraf sözleşme asıllarının birazını talep etmiş ve mahkemece buna ilişkin ara karar kurulmasına rağmen ibraz edilmemenin sonuçlarını hatalı takdir etmiştir. Mahkemece, belge asıllarının ibrazı sağlanarak, davalı vekiline sözleşmenin incelenmesine imkan verilerek imzanın inkar edilip edilmediği sorulup, imzanın inkar edilmesi halinde, sözleşmedeki imzanın davalıya ait olup olmadığının belirlenmesi için inceleme yapılmalıdır. Bu husus yargılama için zorunlu olup, takip konusu bir kısım faturaların sözleşmenin 5.maddesi kapsamında düzenlendiğinin ileri sürülmesi nedeniyle sözleşmenin bağlayıcılığı kesin şekilde belirlenmelidir. Mahkemece , sözleşmedeki imzanın davalı şirket yetkilisine ait olup olmadığı incelenmemiş, ayrıca davalının sözleşme ile bağlı olmasını gerektirecek başka bir somut neden veya dürüstlük kuralı nedeniyle, davalının sözleşme ile bağlı olduğu da değerlendirilmemiştir. Soyut olarak davacı vekilince aslı gibidir şerhi verilen sözleşmede kaşe ve imza bulunması nedeniyle davalının sözleşme ile bağlı olduğu kabul edilmiştir. İmzanın davalıya ait olmaması halinde de taraflar arasındaki sözleşmenin fiilen uygulanıp uygulanmadığı ve imza inkarının ileri sürülmesinin TMK'nın 2.maddesine aykırı olup olmadığı da mahkemece değerlendirilmelidir. İmza ve sözleşmenin bağlayıcılığı hususunun açıklığa kavuşturulmasından sonra bu kez de faturaların sözleşme hükümlerine göre düzenlenip düzenlenmediği ve her bir faturanın davalıya tebliğ edilip edilmediği ile tebliğ edilen faturaların süresinde iade edilip edilmediği değerlendirilerek davacının alacağı belirlenmelidir. Bu tespit yapılırken, davalının takip öncesi işlemiş faiz talebinin de bulunduğu dikkate alınarak, alınacak bilirkişi raporunda her bir fatura yönünden temerrüt tarihi belirlenerek bu tarihten takip tarihine kadar 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca yabancı para cinsinden alacaklara uygulanacak faiz oranı ilgili kabul bankalarından sorularak takip tarihine kadarki işlemiş faiz alacağı tespit edilmelidir. Bu aşamadan sonra,  faize faiz uygulanamayacağı dikkate alınarak varsa asıl alacak ve işlemiş faiz miktarı ayrı ayrı belirlenerek hüküm kurulmalı ve takip sonrası sadece işlemiş faiz yönünden 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesine uygun şekilde faiz yürütülerek karar verilmelidir. Mahkemece, belirtilen şekilde sözleşmenin bağlayıcılığı belirlenmeden, farazi olarak sözleşmenin bağlayıcı olduğu kabul edilerek karar verilmesi doğru olmadığı gibi, takip öncesi işlemiş faiz bulunup bulunmadığı belirlenmeden, takip öncesi işlemiş faiz dahil tüm talebin kabul edilmesi ve 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesindeki yasal faizin uygulanması gerekirken, takipte talep edilen aylık %3 oranında faizin uygulanması ve bu uygulamada takip konusu ana para ile takip öncesi işlemiş faizin ayrıştırılmayarak, işlemiş faize faiz uygulanacak şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, işin esası incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğinden aşağıdaki karar verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6.maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davalı vekili tarafından yatırılan istinaf peşin karar harçlarının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince yatıranlara iadesine,4-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi.16.11.2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b0b882865045b45e","SID":"cef7e8fd32604f43"}}