{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1947 <br>KARAR NO: 2023/1787<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 27.07.2023 tarihli Ara Karar<br>NUMARASI: 2021/443<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat ve Tasfiye Memurunun Azli<br>Taraflar arasındaki tazminat ve tasfiye memurunun azline dair derdest dava dosyasında, davacılar tarafından talep edilen ihtiyati tedbirin ilk derece mahkemesince reddine dair verilen ara kararına karşı, davacılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; ... Tic.AŞ'nin 10.09.2015 tarihli genel kurulunda tasfiye kararı alınarak davalının tasfiye memuru olarak atandığını, ancak tasfiye memurunun TTK'nın 553.maddesi uyarınca görevlerini yerine getirmeyerek şirket ve ortaklarının zararına neden olması nedeniyle TTK'nın 537/2.maddesi geriğince azli gerektiğini, tasfiye memurunun şirket hesabına yatırılan kira bedellerini taşınmazın pay sahiplerine payları oranında paylaştırılması gerekirken tamamını taşınmazın bir paydaşına teslim ederek tarafsızlığını kaybettiğini, paraları teslim alan kişinin dava dışı ... AVM Ticaret Merkezi yönetim kurulu başkanı, davalının ise yönetim kurulu üyesi olması nedeniyle aralarında menfaat ilişkisi bulunduğunu, tasfiye memurunun sorumluluklarını kasten ihlal ettiğini, görevi kötüye kullanma suçundan İstanbul Anadolu Cumhuriyet Savcılığının 2021/18311 soruşturma sayılı dosyasındaki suç duyurusunun hukuki ihtilaf olarak nitelendirilerek kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiğini, tasfiye memurunun tedbirli bir yönetici gibi hareket etmediğini, şirketin gelir giderlerini kontrol ederek ortakların zarara uğramaması için gerekli önlemleri almadığını, yapılan usulsüz işlemlerle taşınmazın aidat ve benzeri borçlarının ödenmeyerek müvekkilleri aleyhine icra takibi başlatılmasına neden olunduğunu, kira sözleşmesinin incelenerek aidat borcunun ödenmeyerek takibe neden olduğunu, tasfiye memurunun aynı zamanda İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında alacaklı olan ... Ticaret Merkezinin yönetim kurulu üyesi iken dosyadaki borçlu ... Ticaret AŞ.'nin tasfiye memuru olması nedeniyle menfaat çatışması yaşandığını, bu durumun da azil için başka bir neden olduğunu, AVM yönetiminin gerçeğe aykırı şekilde aidat alacağının tahsili amacıyla İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ... esas dosyası ile kendisi ile aynı şirket olan Tasfiye Halindeki ... Ticaret A.Ş aleyhine icra takibi başlattığını, tasfiye halindeki şirkete icra takibi başlatılacağında ödeme emrinin tasfiye memuruna çıkartılması gerekirken buna aykırı davranılarak takibin usulsüz şekilde kesinleştirildiğini, şirket ile AVM yönetiminin bir birinin devamı olduğunun mahkeme kararı ile belirlendiğini, tasfiye memurunun 26.06.2021 tarihli toplantıda müvekkillerini tehdit ettiğini, 10.09.2015 tarihinden bugüne kadar şirketin tasfiye edilerek terkin işlemlerini yerine getirmeyen davalının kötü niyetli olduğunu ve tasfiye memurunun haklı nedenle azline ilişkin TTK'nın 537.maddesindeki şartların oluştuğunu, davalının hukuka aykırı eylemlerinin kira uyuşmazlıklarına ilişkin başta İstanbul Anadolu 20 Sulh Hukuk Mahkemesinin  2016/28 Esas sayılı dosyasında belirlendiğini ileri sürerek, davalının haklı nedenle azline, yargılama sonuna kadar tedbiren yeni bir tasfiye memuru görevlendirilmesine, davalının verdiği zararların tespiti ile şimdilik 1.000,00 TL'nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davanın 08.07.2021 tarihinde açıldığı, davacılar verilince dava dilekçesi ile talep edilen ihtiyati tedbirin 03.01.2022 tarihli ara kararıyla reddedildiği anlaşılmıştır.İlk derece mahkemesince deliller toplanarak bilirkişi raporu alınmıştır. Bilirkişi raporunun tebliği üzerine davacılar vekili 09.05.2023 tarihli dilekçesi ile bilirkişi raporuna itiraz ederek ek rapor alınmasını istemiş ve itiraz dilekçesinde tedbir talebini tekrar etmiştir. Davacılar vekili rapora itiraz ve tedbir talepli 09.05.2023 tarihli dilekçesinde özetle; ... Ticaret merkezi Yönetimine karşı İstanbul Anadolu 10.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/57 Esas sayılı dosyasında açılan menfi tespit davasında, takibin kötü niyetli olduğu belirlenerek menfi tespit kararı verildiğini, İstanbul BAM 35. Hukuk Dairesinin 2020/2246 Esas, 2020/1920 Karar sayılı 17.11.2020 tarihli ilamında \"davacı yönetimin kira sözleşmesinden haberdar olduğu ve objektif iyi niyet kurallarına uygun hareket etmediği,...\" şeklindeki tespit ile tasfiye memurunun görevini kötüye kullandığının kesin şekilde tespit edildiğini, buna rağmen bilirkişi raporunda belirtilen dosyalar incelenmeksizin, tasfiye memurunun müvekkillerini zarara uğrattığı göz ardı edilerek rapor düzenlendiğini, her ay tahakkuk eden kiralardan aidatın düşülerek işlem yapılmasının değerlendirilmeden rapor düzenlenmesinin hatalı olduğunu, menfi tespit davasındaki bilirkişi raporunda bilirkişilerin bu hususları belirleyerek rapor düzenlediklerini ve maliklerin sorumlu olmadığının tespit edilerek menfi tespite karar verildiğini, bu durumda ... Ticaret Merkezi Yönetiminin  dava dışı taşınmaz kiracısı olan ... A.Ş.'den dava konusu taşınmaza ilişkin tüm kira bedellerini aldığını ve aidatın da bu kira bedelleri içinde olduğunu açıkça kabul ettiğinin birebir aynı konuda görülen davalarda kesin  olarak belirlendiğini, yeni yönetimin de sözleşmelerde taraf olduğunun kira ve menfi tespite ilişkin uyumazlıklarda belirlendiğini, tasfiye memurunun hem tasfiye halindeki şirketin yönetim kurulu üyesi olması hem de ... Yönetim Kurulu başkan yardımcı olduğu ve iki şirketin aynı olduğunun dikkate alınması halinde tasfiye şirketin borcunun olmadığını bildiğini, alacaklı ve borçlu sıfatının birleştiğine ilişkin yargı kararı dikkate alındığında tasfiye memurunun kasten müvekkillerine zarar verme saikiyle hareket ettiğinin açıklığa kavuştuğunu, raporda da bu hususun tespit edilmesi nedeniyle bu hususun dahi tek başına azil için yeterli olduğunu, tasfiye memurunun kasıtlı şekilde borca itiraz etmediğini belirterek, rapora itiraz edilmiş ve azil hususunda tedbir kararı verilmesi istenmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ İlk derece mahkemesi, ihtiyati tedbir talebini değerlendirdiği 27.07.2023 tarihli ara kararında; \"..davalı tasfiye memurunun dava dışı ...A.Ş tasfiye memurluğundan haklı nedenle azledilmesi ve davacı hissedarların zararının tazmini istemine ilişkindir. Dosyanın mevcut durumu itibariyle, kök rapora itiraz edildiği, bu kapsamda ek rapor alınması gerektiği gözetilmiş, davacılar vekilince, tedbir istemi yönünden ileri sürülen gerekçelere nazaran hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale geleceği, gecikme sebebiyle ciddi bir zararın doğabileceği yönünde Mahkememizde yeterli kanaat hasıl olmamakla, bundan başka esas hükümle umulan neticenin tedbir kararı ile meydana getirilmesinin mümkün olmadığı kanaatiyle HMK 389. maddesi koşullarının oluşmadığı değerlendirilmiş, tedbir talebinin reddine dair karar vermek gerekmiştir.Davacılar vekilinin ticari defterlerin sunulması için davalıya ihtarlı ara karar gönderilmesi istemi yönünden ise, kök rapora taraf/vekillerin yaptıkları itirazların değerlendirilmesi ve kök raporda dava dışı ... A.Ş. Ticari kayıtlarının incelenememiş olması nedeniyle incelemeye ilişkin ve sair eksikler \" gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine, karar vermiştir. Bu ara karara karşı,  ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde; Mahkemece tedbir talebinin usulsüz şekilde reddedildiğini, kararın gerekçesinde yaklaşık ispat şartının gerçekleşmediğinin belirtilmesine rağmen, gerekçenin dosya içeriği ve bilirkişi raporu ile çeliştiğini, 24.04.2023 tarihli bilirkişi raporunda davalının menfaat çatışması ve kötüniyet iddialarına zemin hasırlaması nedeniyle kusurlu bulunduğunun tespit edildiğini, tek başına bu tespitin dahi tasfiye memurunun haklı nedenle görevden azlini gerektirdiğini, davalının aynı zamanda yönetim kurulu başkan yardımcısı olduğu dava dışı ... Avm yönetimi tarafından tasfiye halindeki şirkete karşı İstanbul Anadolu ... İcra Dairesine ... sayılı icra dosyası ile başlatılan ilamsız icra takibine kasıtlı olarak itiraz etmeyerek müvekkillerini zarar  zarar uğratığını, bu nedenle yargılamanın sonuna kadar tasfiye memurunun azli ile başka bir kişinin atanması gerektiğini, davalının söz konusu hukuka aykırı takibe itiraz etmemesi sebebiyle müvekkillerin 2.202,227,33.TL'den fazla zarara uğradıklarını, davalının görevde kalamaya devam etmesi halinde zararın her an arttığını, dava dışı AVM yönetiminin müvekkillere karşı İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas  ve İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı aynı konuda aidat alacağına yönelik icra takibi başlatıldığını, müvekkillerinin itiraz ettiğini, menfi tespit davalarının davacılar lehine sonuçlandığının tasfiye memurunca bilindiğini, tasfiye memurunun hatalı ve hukuka aykırı işlemleri ile müvekkillerinin icra tahdidine maruz kaldığını, alacağın tekrar tahsil edilmeye çalışıldığını, tasfiye memurunun ticari defterlerini sunmadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve talebin kabulüne karar  verilmesini istemiştir. Davalı vekili istinaf başvurusuna karşı sunduğu cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin tasfiye memurluğundan azlini ve yeni bir tasfiye memurunun tedbiren atanmasının istenildiğini, mahkemece talebin reddi üzerine istinaf yoluna başvurulduğunu, bilirkişi raporunun beş nolu Değerlendirme başlıklı bölümünün ilk paragrafı ve ekte sunulan belgelerde görüleceği üzere, dava konusu şirketin tasfiyesinin 02.03.2017 tarihinde tamamlanarak davalının tasfiye memurluğu görevinin sona erdiğini, ek tasfiye sürecinde müvekkilinin yeniden atanması ile bu tarihten itibaren müvekkilinin yeniden tasfiye memuru olduğu anlamının bulunmadığını, İstanbul Anadolu 7. Aslliye Ticaret Mahkemesinin 29.03.2018 tarih ve 2017/476 E. 2018/302 K. sayılı kararı ile müvekkilinin bu davadaki kararın infazi ile sınırlı olarak ek tasfiye için görevlendirildiğini belirterek, istinaf başvurusunun esastan reddini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davacıların ortağı olduğu dava dışı ... AŞ'nin tasfiye memuru olan davalının 10.09.2015 tarihli genel kurulda alınan tasfiye işlemine ilişkin kararı gereği gibi yürüterek şirketi terkin etmemesi, şirket ve ortaklarının aleyhine işlemler yapması nedeniyle tasfiye memurunun azli, uğranılan zararın tasfiye memurundan tahsili ve dava süresince tasfiye memurunun görevinin sona erdirilerek tedbiren başka bir tasfiye memuru atanmasına karar verilmesi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş; bu ara karara karşı, davacılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacılar vekili esas olarak, tasfiye memurunun taraflı davranarak tasfiye halindeki şirket ve ortaklar aleyhine usulsüz şekilde başlatılan takiplerin kesinleştirilerek zarara neden olunduğu, bu konuda kira alacakları nedeniyle başlatılan usulsüz takiplerin kesinleştirildiği ve bunlara ilişkin uyuşmazlıklarda verilen mahkeme kararları ile tasfiye memurunun tarafsız davranmayarak şirket ve ortaklarını zarara uğrattığının tespit edildiğinin belirlenmesi nedeniyle tasfiye memurunun azili talep edilmiştir.Dava dilekçesinde tasfiye memurunun 2015 yılında yapılan genel kurulda atandığını belirtilmiş, devam eden maddelerde ise İstanbul Anadolu 20.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/28 Değişik iş sayılı dosyasında atandığı belirtilmiştir. Dairemizce anılan dosya UYAP ortamında incelenmiş olup, dava dışı ... Gıda AŞ tarafından tevdi mahalli tayininin talep edildiği ve bu dosyanın tasfiye memuru atanmasına ilişkin olmadığı anlaşılmıştır.  Dosyada, tevdii mahalli isteminde bulunan kiracının istemi kabul edilerek, kiracının ödemekle yükümlü olduğu muaccel olan ve muaccel olacak kira bedellerinin bankaya ödenmesine karar verilmiştir. Bu dosyanın karşı tarafı ise ... AVM Ticaret Merkezi Yönetimidir. Hesap açıldığının ilgili banka şubesince karşı tarafa bildirimde bulunulmasına, Davalı yan İstanbul Anadolu 7. Aslliye Ticaret Mahkemesinin 29.03.2018 tarih ve 2017/476 E. 2018/302 K.sayılı dosyasında ek tasfiye için görevlendirildiğini savunmuş ve Dairemizce bu dosya da UYAP ortamında getirtilerek incelenmiştir. Anılan dosyada ... Gıda AŞ tarafından terkin edilen şirketin çok sayıda kira uyuşmazlığı bulunduğu belirtilerek ihyası talep edilmiş, mahkemece   erkin edilen ... Anonim Şirketinin İstanbul Anadolu 20. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/28 D.iş, İstanbul Anadolu 7. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/932 Esas, İstanbul Anadolu 8. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/150 Esas, İstanbul Anadolu 16. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/782 Esas, İstanbul Anadolu 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/382 Esas, İstanbul Anadolu 16. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/488 Esas, İstanbul Anadolu 14. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/960 Esas sayılı dosyalarının yargılama ve infazı ile sınırlı olmak üzere ihyasına, ek tasfiye için davalı ...'in atanmasına karar verilmiş ve karar kesinleşmiştir. TTK'nın 529 ve devamı maddelerinde anonim şirketlerin tasfiye sebepleri ile tasfiye usulleri düzenlenmiştir. TTK'nın 536.maddesinde tasfiye memurlarının ne şekilde atanacağı belirlenmiş olup, davalının tasfiye kararı alan dava dışı şirketin genel kurulunca tasfiye memuru olarak atandığı anlaşılmaktadır. TTK'nın 537.maddesinde; \"Esas sözleşme veya genel kurul kararıyla atanmış tasfiye memurları ve bu görevi yerine getiren yönetim kurulu üyeleri, genel kurul tarafından her zaman görevden alınabilir ve yerlerine yenileri atanabilir. Pay sahiplerinden birinin istemiyle ve haklı sebeplerin varlığında, mahkeme de tasfiyeye memur kişileri görevden alabilir ve yerlerine yenilerini atayabilir. Bu yolla atanan tasfiye memurları, mahkeme kararına dayanılarak tescil ve ilan olunurlar. Şirketi temsile yetkili tasfiye memurlarından hiçbiri Türk vatandaşı değilse ve hiçbirinin Türkiye’de yerleşim yeri bulunmuyorsa, mahkeme pay sahiplerinden veya alacaklılardan birinin veya Gümrük ve Ticaret Bakanlığının istemiyle, söz konusu şarta uygun birini tasfiye memuru olarak atar.\" düzenlemesi bulunmaktadır. Buna göre haklı nedenlerin varlığı halinde mahkemece tasfiye memurunun görevden alınmasına karar verilebileceği düzenlenmiştir. TTK'nın 537. maddesinde hangi hallerde bu geçici hukuki koruma kararının verileceği özel olarak düzenlenmediğinden, tamamlayıcı yorum kuralı olarak HMK'nın ihtiyati tedbire ilişkin hükümlerinden yararlanılabilir. HMK'nın 389. Maddesi uyarınca, \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir.\" şeklindedir.Aynı yasanın 390/3 maddesi, ''Tedbir talep eden taraf,  dilekçesinde  dayandığı ihtiyati tedbir sebebini  ve türünü açıkca belirtmek ve  davanın esası yönünden  kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir.Mahkemece, alınan rapora itiraz edilmesi nedeniyle ek rapor alınmasına;  ileri sürülen nedenlere göre tedbir kararı verilmemesi halinde hakkın elde edilmesinin imkansız hale geleceği veya önemli ölçüde zorlaşacağının yaklaşık ispat ölçüsünde kanıtlanmadığı gerekçesiyle tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.Davacılar vekili bir kısım icra dosyaları ile menfi tespit davalarına dayanmış ve bu dava dosyalarının incelenmeden rapor düzenlendiğini belirterek rapora itirazda bulunmuştur. Davadaki iddialar esas olarak dava dışı şirket ve ... AVM Yönetiminin  ticari defterlerine ilişkin olup, bu kayıtların incelenerek ek rapor alınması kararlaştırılmıştır. Davacı vekili, tasfiye memurunun usulsüz işlemlerle, takibe itiraz etmeyerek ortakları zarar uğratığını belirtilmiş, ayrıca bir kısım menfi tespit davalarında müvekkilleri lehine karar verildiğini de ileri sürmüştür. Bu durumda, belirtilen kayıtların tam olarak incelenerek, TTK'nın 537. maddesinde azil koşullarının oluşup oluşmadığı yargılamada araştırılacaktır. İstinafa cevap dilekçesinde belirtilen, tasfiyenin 2017 yılında tamamlandığı ve tasfiye memurunun görevinin sona erdiği, davalının ek tasfiye için İstanbul 7.Asliye Ticaret mahkemesinin 29.03.2018 tarih ve 2017/476 E. 2018/302 K. sayılı dosyasındaki ihya kararı kapsamında atandığına ilişkin savunması dikkate alındığında, mahkemece alınacak ek rapor sonucu talebin yaklaşık haklığı ile tasfiye memurunun hukuki duru değerlendirilebilecektir. Tedbir talebi yönünden, mahkemece ibraz edilen bilirkişi raporunun, diğer delillerle birlikte takdir edilerek, ek rapor alınmasına karar verilmiştir. İhtiyati tedbir kararının verilmesini gerektirir nedenler ile tedbir kararı verilmemesi halinde telafisi güç bir zarar oluşacağı konusunda yaklaşık ispat ölçüsünde kanıt bulunmadığı gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebi reddedilmiştir. Bilirkişi raporunda bir kısım tespitler yapılmasına rağmen, yapılan tespitlerin ihtiyati tedbir verilmesini gerektirir nitelikte olmadığı mahkemece tespit ve takdir edilmiştir.  Belirtmek gerekir ki, bilirkişi raporunda bir usule aykırı bir kısmın işlemlerin varlığının tespit edilmiş olması başlı başına ihtiyati tedbir kararı verilmesini gerektirir nitelikte değildir. Hakim bilirkişi raporuna diğer delillerle birlikte serbestçe takdir edecektir. İhtiyati tedbir kararı verilmesi için TTK'nın 537. maddesindeki koşullar ile HMK'nın 389. maddesinde belirtilen ihtiyati tedbir koşullarının gerçekleştiğinin yaklaşık ispat ölçüsünde kanıtlanması gerekir. İhtiyati tedbir talebinin reddi tarihi itibariyle yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği, tedbir kararı verilmemesi halinde davacıların haklarının elde edilmesinin  önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hâle geleceğinin de yaklaşık ispat ölçüsünde kanıtlanmadığından, tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararda usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Kaldı ki değişen delil durumunda talep halinde ilk derce mahkemesince her zaman olan ihtiyati tedbir talebinin değerlendirilmesi mümkündür. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, ihtiyati tedbir isteyen davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-HMK'nın 353/1.b.1, 391/3. maddesi uyarınca, ihtiyati tedbir talep davacılar vekilinin  istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekili tarafından yatırılan istinaf başvuru ve karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1, 391/3.maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 02.11.2023 tarihinde oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5f1d2d6e007e7119","SID":"33a07231a90ccffa"}}