{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL BAM<br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/1142 <br>KARAR NO: 2023/1953<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 12/02/2020<br>NUMARASI: 2017/217 Esas -  2020/88 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Maddi Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/11/2023<br>Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı bulunan ... plaka sayılı aracın, vekil edeninin sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araca çarpması neticesinde meydana gelen 14/03/2016 günlü trafik kazasında müvekkilinin basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek biçimde yaralanarak sakat kaldığını, davalı sigorta şirketine yapılan başvurudan ise sonuç alınmadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla (belirsiz alacak) 1.000,00-TL iş göremezlik tazminatının kaza tarihinden işletilecek avansa faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini istemiş; 10/12/2019 günlü bedel arttırım dilekçesi ile de 1.000,00-TL'lik maddi tazminat bedelinin 900,00-TL'sinin daimi iş göremezlik, 100,00-TL'sininde geçici iş göremezlik zararına ilişkin bulunduğunu beyanla, 22/11/2019 günlü aktüer bilirkişi raporu doğrultusunda geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin  talep miktarının 8.681,68-TL'ye, kalıcı iş göremezlik tazminatına ilişkin talep miktarının da 30.713,97-TL'ye çıkarttıklarını açıklamıştır.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; her ne kadar talep konusu kazadan sonra davacı tarafından, vekil edeni sigorta şirketine başvuru yapılmış ise de yapılan bu başvurunun 2918 sayılı KTK'nın 99.madde hükmü uyarınca ibrazı zorunlu tüm belgeler ibraz edilmeden yapılması nedeniyle usulüne uygun bir başvuru niteliği taşımadığını, bu nedenle davanın öncelikli dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini; bundan ayrı müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe limiti ve sigortalı araç sürücüsünün kusuru ile sınırlı olması ve davacının uğradığı zararı kanıtlamasının gerekli bulunması nedeniyle kusur durumunun, davacı gelirinin ve maluliyetin  varlığının usulüne uygun şekilde mahkemece tespit edilmesini ve usulüne uygun bir başvuru bulunmadığından temerrüt halinin de dava tarihinde oluşacağının gözetilmesini istediklerini beyanla, davaya karşı koymuştur.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek; talep konusu kazanın oluşumunda davacı sürücünün %25 oranında, dava dışı sigortalı araç sürücüsünün ise %75 oranında kusurlu olduğu benimsenerek, 22/11/2019 günlü aktüer bilirkişi raporu doğrultusunda; -Davanın KABULÜ ile, Davacı yararına geçici iş göremezlikten kaynaklı 8.781,68-TL, sürekli iş göremezlikten kaynaklı 31.613,97-TL olmak üzere toplam 40.395,65-TL maddi tazminatın 10/01/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, karar verilmiştir.Karara karşı davalı ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.<br>İstinaf nedenleri; eldeki dava açılmadan önce sigorta şirketine yapılmış usulüne uygun bir başvuru olmadığından davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, esas yönünden inceleme yapılmasının hatalı olduğu; kabule göre de geçici iş göremezlik zararının giderilmesinden SGK'nın sorumlu olduğunun gözetilmediği, maluliyetin ve kusurun hatalı belirlendiği, özellikle maluliyete ilişkin ATK raporları arasında oluşan çelişkinin giderilmediği, keza hükme esas alınan hesap bilirkişi raporunda davacının kaza tarihindeki yaşının yanlış belirlenmesi nedeniyle bakiye ömür süresinin de doğru bir biçimde tespit edilememesi sonucunda fazla tazminat hesaplandığı ve usulüne uygun bir başvuru bulunmadığından faiz uygulanmasının da  usul ve yasaya aykırı bulunduğuna yöneliktir.Dava,  trafik kazası neticesinde meydana gelen cismani zarara dayanılarak açılmış, maddi tazminat isteğine ilişkindir.1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesiyle çıkarılan sonuç ve oluşturulan hükümde, usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve özellikle İTÜ Mak. Fakültesi Otomotiv Anabilim Dalı Emekli Öğretim Görevlisi olduğu anlaşılan Y. Müh. ...'nun katılımıyla düzenlendiği anlaşılan 22/11/2019 günlü rapordaki kazanın oluş şekli, kazanın oluşumundaki taraf kusur durum ve oranlarının ne olduğuna ilişkin belirleme ve değerlendirmelerin dosyaya oluşa uygun denetlenebilir gerekçeler içermesi ve bu belirlemelerin olaydan sonra kolluk kuvvetlerince düzenlenen kaza tespit tutanağındaki kazanın meydana gelmesinde ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'ın asli kusurlu olduğuna ilişkin değerlendirmeyle de örtüşmesi karşısında, hükme esas alınmasının doğru olmasına, ayrıca davacının kaza neticesinde maluliyete uğrayıp uğramadığına ilişkin olarak ATK 3. İhtisas Dairesi'nden temin edilen 06/08/2018 günlü raporun kaza tarihi itibariyle geçerliliği kalmayan Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri doğrultusunda düzenlenmiş olması,  söz konusu bu rapora vaki itiraz üzerine ATK 2. İhtisas kurulundan temin edilen 27/03/2019 günlü raporun ise; kaza tarihinde yürürlükte bulunan doğru yönetmelik hükümleri gözetilerek düzenlenmiş bulunması karşısında, Yargıtay' ın yerleşik hal alan uygulamaları (Bkn. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/11403 Esas-2022/6799 Karar sayılı ilamı) dikkate alındığında; kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümleri doğrultusunda ve davacının kazadan sonra geçirmiş olduğu tüm tedavileri gösterir evraklar ile  daha önce dosyaya sunulan maluliyet raporunun da gözetilmesi neticesinde düzenlendiği belirlenen  yeterli ve geçerli nitelik taşıyan bir raporun, hatalı yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiği anlaşılan 06/08/2018 günlü raporla çelişki oluşturduğundan söz edilemeyeceğinin belirgin bulunması nedeniyle, ilk derece mahkemesince;  27/03/2019 günlü ATK raporuyla belirlenen maluliyet durum ve oranının hükme esas alınmasında herhangi bir yanılgı mevcut olmamasına göre; davalı vekilinin açıklanan yönlere ilişkin istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Davalı vekilinin, davacının bakiye yaşam süresinin ve temerrüt halinin doğru bir biçimde belirlenmediği ayrıca usule uygun biçimde başvuru olmadığından, davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiği ve geçici iş göremezlik zararının giderilmesinden SGK'nın sorumlu olduğuna ilişkin istinaf itirazlarına gelince; a-26/04/2016 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanunu'nun 5. maddesiyle değişik 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesinde, zarar görenin, dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerektiği düzenlenmiş, aynı değişiklikle sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar görenin dava açabileceği belirtilmiştir. Yasal değişiklikle, zarar gören hak sahipleri ZMSS sigortacısına karşı artık doğrudan dava açamayacak olup yasa ile özel bir dava şartı getirilmiştir. KTK'nın 97.madde hükmü uyarınca, dava şartı haline getirilen husus dava açılmadan önce sigorta şirketine yazılı başvuruda bulunulması gereğidir. Anılan maddede, başvurunun yazılı olması dışında herhangi bir şart belirtilmediği gibi, 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren Trafik Sigortası Genel Şartlarının C.7.maddesinde 02/08/2016 tarihinde yapılan \"Zarar görenin zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigortacıya yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigortacının başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, hak sahibi sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinde, kazanın meydana geldiği yer mahkemesinde ya da zarar görenin ikametgahının bulunduğu mahkemede dava açılabileceği gibi uyuşmazlığın çözümü için Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulabilir. \" şeklindeki değişiklikte de başvurunun geçerli sayılabilmesi için yazılı olması koşulu dışında herhangi bir ekleme yapılmadığı açıktır. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının B.2.maddesinin 3.paragrafında yapılan ve 02/08/2016 tarihinden itibaren geçerli olan değişiklik ise, yani tazminat ödemelerinde istenilecek belgelerin hangi belgeler olduğuna ilişkin değişiklik ise; esasen KTK'nın 99.maddesi hükmüne bağlı olarak getirilmiş bir düzenleme niteliğinde olup, dava şartı koşulu bakımından getirilmiş bir düzenleme niteliğinde bulunmadığından ve aksine düşünce halinde  dahi 02/08/2016 tarihinden sonra geçerli bulunan bu değişikliğin, kaza tarihinden ve poliçenin düzenlenme tarihinden sonra gerçekleştirildiği  gözetildiğinde; somut olaya uygulanabilir bir nitelik taşımayacağının açık olması  karşısında, görülmekte olan  dava bakımından dava açılmadan önce davalı sigorta şirketine başvuruda bulunulduğu ve bu başvurunun muhatabına 28/12/2016 tarihinde ulaştığı, ancak herhangi bir ödeme yapılmaması nedeniyle eldeki davanın açıldığı sabit olduğundan, mahkemece dava şartının gerçekleştiği ve temerrüt halinin oluştuğu kabul edilerek, davacı yararına hüküm altına alınan tazminatlara  10/01/2017 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmış olmasında  herhangi bir yanılgı bulunmamaktadır. b-Bundan ayrı; 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A.5.maddesinin \"Sağlık Giderleri Teminatı\" başlıklı (b) maddesinde \"Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar, tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile, trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık giderleri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderlerin teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup, ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve ...nın sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98 inci maddesi hükmü gereğince sona ermiştir.\"  denmekte ise de; 6111 sayılı kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumunca karşılanacak sağlık hizmeti bedellerinin neler olduğu açıklanmış ve sınırlandırılmıştır. KTK'nun 98.maddesinde; trafik kazaları nedeniyle, üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın, SGK tarafından karşılanacağı belirtilmiş olup;  6111 sayılı yasanın geçici 1.maddesi ile de, \"Bu kanunun yayınlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin SGK tarafından karşılanacağı belirtilmiş olup, buna göre SGK 6111 sayılı yasa ile değiştirilen 2918 sayılı KTK'nun 98.maddesi uyarınca tüm tedavi giderlerinden değil sadece söz konusu madde kapsamında kalan  tedavi giderlerinden sorumludur. Diğer bir ifadeyle SGK'nun hangi tedavi giderlerinden sorumlu olduğu, kanun uyarınca belirlenmiş olup, anılan kanun kapsamı dışına çıkılarak yapılan genel şartlardaki düzenlemeler ile, SGK'nun sorumluluk kapsamının genişletilmesi, bir kanun maddesinin idarenin yapmış olduğu bir düzenleme ile değiştirilmesi mümkün değildir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25/01/2004 tarih, 2004/4-40E-2004/113 K.sayılı İçtihadı). Bu durumda, SGK'nun sorumluğunun kapsamını belirleyen KTK'nun 98.madde hükmüne  aykırı olacak şekilde  düzenlenen Genel Şartlardaki bu yöndeki bir belirlemenin  KTK'nun 92.maddesine 26/04/2016 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik sonucu eklenen (i) maddesi  nedeniyle yasal hale geldiği de söylenemeyeceği gibi, anılan düzenlemelerin Anayasa Mahkemesi kararı ile de iptal edildiği gözetildiğinde,  bedensel zararın bir türü olan geçici iş göremezlik zararından davalı sigorta şirketinin sorumluluğu yoluna gidilmiş olmasında  da istinaf edenin sıfatına ve istinaf nedenlerine göre bir isabetsizlik mevcut değildir. c-Tüm bunlardan ayrı; hükme esas alındığı anlaşılan 22/11/2019 günlü aktüer bilirkişi raporunda davacının doğum tarihi 03/05/1994 olarak yazılı ise de; davacının doğum tarihinin 03/05/1997 olduğu dosya kapsamıyla  sabittir. Bu durumda davacı kaza tarihinde 18 yıl 10 ay 11 günlük olup, davalının iddia ettiği gibi 21 yıl 10 ay 11 günlük değildir. Söz konusu aktüer raporda davacının kaza tarihinde 18 yıl 10 ay 11 günlük olduğu doğru bir biçimde kabul edilerek, bakiye yaşam süresi de gerçek yaşa göre tespit edilmiştir. Hal böyle olunca; 22/11/2019 günlü raporda maddi bir hata sonucunda doğum tarihinin 03/05/1994 yazılmış olmasından hareketle, hatalı bir bakiye yaşam süresi hesaplamasının yapıldığından söz edilemeyeceği gibi istinaf edenin daha lehine olan PMF 1931 yaşam tablosu baz alınması suretiyle tazminat hesaplaması yapılmamasında da istinaf edenin sıfatına göre yanılgılı bir uygulama mevcut olmadığından, davalı vekilinin yerinde olmadığı sonucuna varılan istinaf başvurusunun esastan reddi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1/-Usul ve yasaya uygun olan ve yukarıdaki başlıkta yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına yönelik olarak sigorta şirketi vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince ESASTAN REDDİNE, 2/İstinaf eden davalıdan alınması gereken 2.759,42-TL harçtan peşin yatırılan 690,00-TL harcın düşümü ile bakiye 2.069,42‬-TL istinaf karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 4/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama  giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a madde hükmü gereğince miktar itibariyle kesin olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 30/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0e3acc65a09bc768","SID":"afd05c6322ae0a82"}}