{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2021/1512 <br>KARAR NO\t: 2023/1515<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...  ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ... \t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 12/02/2020<br>NUMARASI\t\t: 2018/318 E.  -  2020/40 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka, YİDK Kararının İptali ve Markanın Sicilden Terkini<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12/02/2020 Tarih ve 2018/318 Esas - 2020/40 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalının 2017/74946 numaralı \"... ...\" başvurusuna müvekkilinin “...” ibareli seri markaları gerekçe gösterilerek itiraz edildiğini ve bu itirazın ... tarafından kabul edilerek davalının başvurusunun tamamen reddedildiğini, bunun üzerine davalının bu defa önceki başvurusundaki “...” ibaresini çıkartarak davaya konu \"... ...+şekil\" ibareli başvuruyu yaptığını, dava konusu başvuruya da müvekkilinin “...” ibareli seri markaları gerekçe gösterilerek itiraz edildiğini, bu defa itirazlarının reddedildiğini, müvekkilinin 1983 yılında sınai haklar alanında hizmet vermek amacıyla kurulduğunu, dünyada özellikle uluslararası marka tescilinde en çok tercih edilen ilk 10 patent firması arasında yer alan tek Türk vekillik firması olduğunu, dava konusu başvurunun müvekkilinin redde mesnet gösterilen “...” ibareli markaları ile aynılık/benzerlik içerdiğini ve tüketici nezdinde markaların karıştırılması, ilişkilendirilmesi ihtimali bulunduğunu, müvekkilinin “...” markası ve ticaret unvanıyla tanınmış olduğunu, davalı başvuru sahibinin de marka vekili olduğunu ve müvekkili ile aynı alanda iştigal ettiğini, bu nedenle müvekkilinden haberdar olmamasının imkânsız olduğunu, davalının müvekkilinin tanınırlığından faydalanarak haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, davalıya ait marka başvurusunun kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, 29.06.2018 tarih ve 2018-M-5243 sayılı YİDK kararının iptaline, 2017-74946 sayılı davalı markasının tesciline karar verilmişse sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava  etmiştir.<br>Davalı ... vekili, alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.<br>Davalı şahsa usulüne uygun tebligat yapıldığı halde davaya cevap vermemiştir.<br>\t\t\t\t<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının \"şekil+... ... \" ibareli başvuru markasıyla davacının \"...\" ibareli tescilli markaları ( 2014/73252, 2004/12324, 2005/03300)  arasında sesçil ve görsel olarak ortalama (hedef) tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu,  bu markalarda ... ibaresinin asli unsur olarak ön plana çıkartıldığı, dava konusu hizmetler  açısından ortalama düzeydeki tüketici kesimi nezdinde her iki markanın işletmesel kökenlerinin aynı olduğu, idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletmeye ait markalar olarak algılanabileceği, (davalı markasının davacıya ait firmanın ... bayii veya şubesi izlenimi yaratacağı)  bu açıdan taraf markaları arasında  SMK 6/1  maddesindeki iltibas-benzerlik koşullarının oluştuğu, davacı tarafın diğer iddialarının ise sonuca etkili görülmediği gerekçesiyle, davanın kabulüne, YİDK kararının iptaline, marka tescil edilmediğinden hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.<br>\t<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu 2017/74946 sayılı “... ...+ŞEKİL+RENK” ibareli markanın kelime, şekil ve renk unsurlarından oluşan özgün bir kombinasyona sahip olduğunu, markanın, farklı tonlarda mor zemin üzerine oluşturulduğunu, davacı markalarında bu ya da benzeri şekil ve renk unsurlarının yer almadığını, markadaki kullanımı ve konumlandırılışı göz önüne alındığında, genel görünümü doğrudan doğruya değiştiren bu şekil ve renk unsurlarının incelemede göz ardı edilmesinin mümkün olmadığını ve markaya ayırt edicilik kattığını, öte yandan davalı markasında kullanılan ibarelerle, davacı markasında kullanılan ibarelerin de benzer olmadıklarını, zira davalı markasının “... ...” ibaresinden oluştuğunu, “...” ibaresiyle başlayan markada yer alan “...” ve “...” ibarelerinin tasviri anlamlarının, günlük dilde ve ticaret alanında yaygın kullanımı olan ibareler oldukları göz önüne alındığında, kelime olarak ayırt ediciliklerinin görece doğuştan düşük olduğunu, “... ...” ibaresini bir bütün olarak gören ortalama tüketici kitlesinin bunun davacı markalarıyla karıştırmalarının mümkün olmadığını, YİDK kararının hukuka uygun olduğunu, başvuru konusu markanın, davacı markalarından ayırt edici derecede farklılaştığını, davalı markası ile davacı markaları arasında, ilgili tüketicilerin ilişki kurmasının mümkün olmadığını ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br><br><br>GEREKÇE\t:Dava,  YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.   <br> İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı gerçek kişinin, 20/08/2017 tarihinde \"... ...+ŞEKİL\" ibaresinin, 42. sınıf hizmetlerde tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davacının \"...\" asli unsurlu markalarına dayalı olarak, iltibas,gerçek hak sahipliği, tanınmışlık, ticaret unvanı ve kötü niyet iddiasıyla başvuruya itiraz ettiği, davacının itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddine karar verildiği,  davacının bu karara karşı yaptığı itirazının da, YİDK'ın 2018-M-5243 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacıya 02/07/2018 tarihinde tebliğ edildiği ve işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 10/08/2018 tarihinde  açıldığı anlaşılmıştır.  <br>İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu \"... ...+ŞEKİL\" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet \"...\" ibareli markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas ihtimali bulunup bulunmadığı, aynı Kanun'un 6/5 maddesindeki koşullarını gerçekleşip gerçekleşmediği ve dava konusu başvurunun kötü niyetli olup olmadığı noktasındadır.<br>6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (Karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.<br>   Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu başvuru \"... ...+ŞEKİL\" ibaresinden oluşmaktadır. <br>Dava konusu markada, baskın ve asli unsur olacak biçimde konumlandırılmış kurt başının tam karşıdan görünümüne ilişkin figür bulunmaktadır. Mavi-mor renkteki bir dairesel şeklin içindeki bu kurt başı figürünün hemen altında ise daha koyu renkte ve dalgalanmış kurdele biçimindeki şerit içinde beyaz renkteki büyük harflerle “... ...” ibaresi yer almaktadır. Belirtilen sözcük dizisinde, uyuşmazlığın temelini oluşturan “...” ibaresi herhangi bir şekilde ön plana çıkarılmamış olup başvuru markasının baskın unsuru kurt başı figürüdür. Dava konusu markanın sözcük dizisi nedeniyle oluşturacağı algı, bir coğrafi yeri temsil eden ...’da yer alan yardıma dayalı bir hizmete ilişkindir.<br>Davacının markalarında ise “...” sözcüğü tek başına veya başkaca sözcük unsurları (club, patent, akademi, tech, patent okul, group gibi) birlikte kullanılmıştır. Bu markaların bir kısmında şekil unsuru bulunmakla birlikte dava konusu markadaki gibi ön plana çıkarılmış ve ilk bakışta tüketici zihninde yer edinebilecek derecede kuvvetli şekiller değildir. <br> Buna göre yapılan değerlendirmede, dava konusu başvurunun esas unsurunu oluşturan \"... ...\" ibaresi ile davacının \"...\" asıl unsurlu markaları arasında,  ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, taraf markalarında ortak olarak bulunan \"...\" ibaresinin, işaretlerin bütünü itibariyle bıraktığı izlenim farklı bulunduğundan, iltibasa sebebiyet vermeyeceği kanaatine varıldığından, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü yerinde görülmemiştir.<br>Tarafların marka işaretleri benzer bulunmadığından, Dairemizce emtia benzerliği şartı yönünden değerlendirme yapılmasına gerek görülmediği gibi davacı markalarının tanınmış olması da sonuca etkili bulunmamıştır.<br>Somut olayda uyuşmazlığın niteliği ve istinaf edenin sıfatı gözetildiğinde, bir başka hususun daha tartışılması gereklidir. Zira somut uyuşmazlıkta davacı tarafından sunulan dava dilekçesinde, gerçekte ayrı davaların konusunu oluşturan iki farklı talep birleştirilmiş ve davalı ... YİDK kararının iptali ile diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi birlikte talep edilmiştir. Mahkemece YİDK iptali talebinin kabulüne, marka tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği halde, yerel mahkeme kararı, davalı gerçek kişi tarafından istinaf edilmemiştir. Davalı ...'in istinaf başvurusu ile YİDK kararının iptali davası yönünden oluşacak hukuki sonucun, diğer davalı gerçek kişiyi ilgilendiren hükümsüzlük davasına yansıması düşünülemez. Dolayısıyla Dairemizce, YİDK kararının iptali davası yönünden ulaşılan sonucun, yerel mahkemece verilen hükümsüzlük istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karara yansıtılması mümkün olmamıştır.<br>Sonuç olarak, ilk derece mahkemesince  dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığı, bu bağlamda dava konusu YİDK kararının yerinde olduğu gerekçesiyle YİDK kararının iptali istemli davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru olmamış,  HMK.'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.   \t<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 12/02/2020 gün ve 2018/318 Esas - 2020/40 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2-YİDK kararının iptali istemli davanın REDDİNE,<br>\t3-Dava konusu başvuru tescil edilmediğinden hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına, <br>\t4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 269,85-TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 35,90-TL harcın mahsubu ile kalan 233,95‬-TL'nin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,<br>\t5-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin göre belirlenen 25.500,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... verilmesine, <br>\t6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,<br>\t7-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 35,50-TL posta masrafı, 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 197,6‬0-TL  yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ... verilmesine,<br>\t8-Davalı ... tarafından ilk derece yargılamasında ve istinaf aşamasında yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t10-Davalı ... peşin olarak alınan 59,30-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde  anılan davalıya iadesine,<br>\t11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 24/11/2023 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br>\t<br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 07/12/2023<br><br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu evrak 5070 sayılı Yasa Hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f36c33ed6740770b","SID":"5194030b796c0de9"}}