{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1576 <br>KARAR NO: 2023/1045<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 19/12/2019<br>NUMARASI: 2018/709 Esas - 2019/1321  Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/10/2023<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin alacağına ilişkin olarak 26/04/2018 tarihinde İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine 4.631,45-TL bedel üzerinden ilamsız icra tabibi başlatıldığını, davalı borçlu tarafından müvekkili şirkete böyle bir borç bulunmadığı iddia edilmişse de, itirazın dayanağı ödeme belgesi, cari hesap ekstresi veya makbuz vb. belge gibi hiçbir delil sunulmadığını, bu nedenle borçlunun itirazı soyut, haksız ve dayanaksız olduğunu, müvekkili davacı-alacaklı şirket ile davalı-borçlu şirket arasında yazılım programı lisans hakkı satın alma biçiminde bir ticari ilişki gerçekleştiğini, müvekkilinin akdi edimini gereği gibi yerine getirdiğini, anlaşılan miktar üzerinden fatura kesilerek davalıya gönderildiğini, ödeme yapması hususunda defalarca mail yoluyla talepte bulunduklarını, davalı tarafça ödeme yapılmaması üzerine vade farkı faturası kesilerek gönderildiğini, her iki fatura toplam tutarı olan 4.621,45-TL ödenmeyince de icra takibi başlatıldığını, icra takibine davalı-borçlu tarafça yapılan haksız itiraz üzerine huzurdaki davanın açıldığını, davalının haksız, dayanaksız ve kötü niyetli, borcun tahsilini geciktirmeye yönelik itirazı sonucu durdurulmasına karar verilen icra dosyasındaki itirazın iptaline, takibin devamına ve takibe konu alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiziyle, tüm asıl ve fer’ ileriyle birlikte davalıdan tahsiline, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı borçluya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. nolu icra takip dosyasına ilişkin itirazlarının iptali talebi ile ikame olunan haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin 2012 yılından beri ... muhasebe programı kullanmakta olup, bu yazılımın en son versiyonunu satın almak amacı ile piyasa araştırması yaptığını ve davacı tarafla bu amaçla müvekkili şirketin temasa geçtiği firmalardan biri olduğunu, davacı tarafça V-12’den V-15’e geçişe ilişkin olarak müvekkili şirkete bir fiyat çalışması yapılmış ise de müvekkili şirket yetkilisinin program üreticisi ana firma ile yapmış olduğu görüşmelerde kısa süre sonrasında yeni yazılımların piyasaya sürüleceği bilgisini edindiğini ve iş bu sebeple davacı şirketten yazılım programını almaktan vazgeçtiğini, müvekkili şirket ile davacı şirket arasında borç doğurucu nitelikte, yazılım programı satışına ilişkin olarak her iki şirket yetkililerince imzalanmış bir sözleşmenin mevcut olmamasına, bir ürün satışı yapılmamış olmasına, ürün tesliminin söz konusu olmamasına rağmen; davacı tarafça müvekkili şirket aleyhine düzenlenen faturaların alacak dayanağı gösterilerek müvekkili şirket aleyhine belirtilen icra takibi başlatıldığını, yasal süresi içerisinde icra takibine itiraz edilmesi üzerine icra müdürlüğü tarafından takibin durdurulmasına karar verildiğini, davacı tarafça taraflar arasında ticari ilişkinin ve alacağının varlığına dayanak teşkil ettiği iddiası ile 25.01.2018 tarihli “Sipariş Formu” başlıklı bir belge ibraz edildiğini, müvekkili şirketin davacı taraftan sadece fiyat teklifi aldığını, davacı tarafça en son ürün olarak teklif olunan ürünün yakın bir gelecekte piyasadan çekileceğinin öğrenilmesi sonrasında ticari sürecin başlamadan sonlandırıldığını, taraflar arasında her hangi bir sözleşme mevcut olmadığını bu nedenlerle davacı tarafın asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraftan tahsilini talep ve dava etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...İtirazın iptali istemine konu, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; 26/04/2018 tarihinde başlatılan takibin alacaklısının ... San. Tic. Ltd. Şti  borçlusunun ... A.Ş. olduğu; takibin bir kısım fatura alacağı açıklamasıyla 4.631,45-TL alacağın fer'ileriyle birlikte tahsiline yönelik genel haciz yoluyla yapılan icra takibi olduğu; ödeme emrinin borçluya 02/05/2018 tarihinde tebliğ edildiği; borçlu tarafından 03/05/2018 tarihli dilekçe, borca ve fer'ilerine yönelik itiraz dilekçesi sunulduğu; davanın 18/06/2018 tarihinde ve bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Taraf delilleri toplanmış, davanın niteliği, tarafların tacir olması ve taraflarca   delil olarak ticari defterlerine dayanılması sebebiyle TTK.83-85 ve HMK.222.maddeleri uyarınca tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiştir. İnceleme gün ve saati her  iki tarafa da tebliğ edilmiş , gerekli ihtarlar yapılmış,  taraflarca   inceleme gün ve saatinde defterler sunulmakla birlikte taraf defterleri ile tüm dosya kapsamı üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, Bilirkişi Mali Müşavir ... tarafından 24/07/2019  rapor düzenlenmiştir. Bilirkişi tarafından düzenlenen kök raporda özetle,'' taraf şirketler tarafından ibraz edilen  ticari defterlerin; T.T.K m.64,66 ve V.U.K. m.220-226’ya göre açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olarak yaptırıldığı, kayıt nizamı bakımından V.U.K.m. 215-219 hükümleri ile Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğlerine uygun olduğu, davaya konu faturaların davacı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, ancak davalı şirket  defterlerinde davacı ile olan ticari ilişkiye dair bir kayıt bulunmadığı, davalı tarafça talep edilen sipariş formu gereği davalı şirket adına çıkartılan ürün Lisans'ı dahilinde ticari  ilişkinin başladığı, sipariş formu üzerindeki imza ve yetki hususunda taktirin mahkemede olduğu, lisans çıkartılmasına rağmen ürünün davalı tarafın bilgisayarlarına yüklenmediği, ancak yapılan araştırmada herhangi bir firma adına çıkartılan lisansın iadesinin mümkün olmadığının anlaşıldığı, vade farkı faturasına yönelik olarak ticari teamül bulunmadığından 299,01-TL vade farkı faturasını davacının talep edemeyeceği, yalnızca 4.332,44-TL ürün faturası bedeline talep edebileceği'' yönünde tespit yapılmıştır.Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü amacıyla yapılan yargılama ve yargılama sırasında bilirkişiden alınan rapor içeriği birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı ve dava konusu yazılım programı için bir takım görüşmeler yapıldığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı lisans satın aldığını belirterek fatura kesmiş ve takibe koymuştur. Davalı ise davacıyla dava konusu yazılım programına ilişkin birtakım görüşmeler yapıldığını inkar etmemekle birlikte bu görüşmeler neticesinde sözleşme kurulmadığını, yazılım programını almaktan vazgeçtiklerini ve yazılım programının bilgisayarlarına kurulmadığını beyan ederek davacının sunmamış olduğu hizmetten dolayı ücrete hak kazanamayacağını savunmaktadır. Her iki taraf ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde davalı defterlerinde dava konusu faturalara ilişkin bir kaydın bulunmadığı görülmüş ve tarafların karşılıklı uyuşmazlık konusu olmayan açıklamaları ile söz konusu yazılım programının davalı şirket bilgisayarlarına kurulmadığı anlaşılmıştır. Sunulan e-mail yazışmaları da bu hususu doğrulamaktadır. Dava itirazın iptali davası olup takipteki talep ile  sıkı sıkıya bağlıdır. Davacı takibi ürün bedeli ve vade farkı faturasına dayalı olarak başlatmış olup , davamızın konusu da bu faturalarla sınırlıdır. Bu sebeple her ne kadar davacı vekili tarafından 06/12/2019 tarihli  dilekçesinde culpa in contrahendo sorumluluğundan bahsetmiş ve  sözleşme görüşmeleri sırasında davalı tarafın kusurlu davranışı sırasında zarara uğradığını söylemiş ise de gerek basit yargılama usulüne tabi olan davada iddia ve savunma genişletilmesi yasağı gerekse itirazın iptali davasının sıkı sıkıya takibe bağlı olduğu göz önünde bulundurulduğunda bu iddia ve talep yargılamamız konusunu oluşturmamaktadır. Davacı buna yönelik bir zararın olduğu iddia ediyorsa bu hususa ilişkin dava açma hakkı kendilerinin taktirindedir. Davaya konu yazılım programın şirket bilgisayarlarına kurulmadığı hususunda da ihtilaf bulunmadığından ve tarafların arasında programın satın alınıp kurulmaması üzerine kararlaştırılan bir bedel cezai şart  ya da benzer anlama gelecek hükümleri içerir bir sözleşme de bulunmadığından artık davacının hizmet- ürün bedeli altında bu alacağı ve bu alacağa bağlı vade farkı fatura alacağını talep etmesi mümkün değildir. Ayrıca bir an davacının ürün bedeli faturasından kaynaklı alacağının bulunduğu varsayımında dahi vade farkı faturasına yönelik taraflar arasında ticari bir teamül  bulunmadığı hususu göz önünde bulundurulduğundan Yargıtay içtihatları gereği yine vade farkı faturasından dolayı talebin kabul görmesi mümkün değildir. Tüm açıklanan gerekçeler ile davalının itirazı yerinde görülerek davanın reddine\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının gerekçesinde bilirkişiden alınan rapor içeriği birlikte değerlendirildiğinden bahisle taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı ve dava konusu yazılım programı için bir takım görüşmelerin yapıldığı hususunda uyuşmazlı bulunmadığını, ancak programın bilgisayara yüklenmediğinden ve ayrıca culpa in contrehendo sorumluluğunun basit yargılamaya tabi davalarda yargılama konusunu oluşturamayacağının söylendiğini, yerel mahkemenin bilirkişi raporunun d bendinde davalı tarafın yapmış olduğu sipariş dahilinde lisansı çıkarılmasına rağmen özellikle davalı tarafın ürün çeşidine yapmış olduğu itiraz nedeniyle ve davalı firmanın izin vermemesi üzerine bu programın davalı şirket bilgisayarlarına yüklenmediği, ancak herhangi bir firma adına çıkartılan lisansın iadesinin mümkün olmadığı, başka bir firmaya satılamayacağı hususlarını göz ardı ettiğini, bu sebeplerle yerel mahkemenin bilirkişi raporuna dayandığını söylemekle birlikte bilirkişi raporunu göz ardı ettiğini, kendilerince esas hakkındaki culpa in contrehendo sorumluluğu hakkındaki beyanlarının da savunmanın genişletilmesi yönünden reddedildiğini, değerlendirmeye tabi tutulmadığını, oysa davalının bu yönde bir itirazının olmadığını, yerel mahkemenin bu durum resen değerlendirdiğini, yerel mahkemece hatalı hareket edildiğini, sözleşme ilişki kurmak amacıyla bir araya gelen taraflar arasında hukuki ilişkinin meydana geldiğini, bu ilişkinin taraflara sözleşme görüşmeleri sırasında uyandırılan güvene uygun, özenli ve dürüst davranma yükümlülüklerini yükleyeceğini, bu yükümlülüklere aykırılık, kusurlu bir davranış sonucunda bir zarar meydana getirmiş ise culpa in contrehendo sorumluluğunun doğacağını ve tazmininin gerektiğini, bu ilişkide davalı tarafça dürüstlük kuralına riayet edilmediğini, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının kaldırılmasın ve istinaf taleplerinin kabul verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmadığı ve istinafa cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır. <br>GEREKÇE: Dava; ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı  vekili tarafından yukarda yazılı sebepler ile  istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; icra takibine dayanak vade farkı ve satıma konu muhasebe programları bedelinin davalıdan talep edilip edilemeyeceği  noktasındadır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ...  Esas sayılı takip dosyası ile  toplam  4.631,45 TL tutarlı 2 adet  faturadan  kaynaklanan cari hesap bakiye alacağı açıklaması ile takip başlatıldığı, takibe dayanak olarak ... vek ... numaralı faturaların kaydedilmiş olduğu, takibe  cari hesap ekstresinin eklenmiş olduğu,  bilahare dava  dosyasına sunulan faturalardan  ... numaralı 4.332,44 TL tutarlı faturanın muhasebe program bedellerine ilişkin, ... numaralı faturalanın ise vade farkı açıklamasıyla 299.01 TL olduğu,  ilamsız icra takibine  davalı borçlu vekilince yapılan  itiraz üzerine takip  durduğu görülmektedir. Davacı taraf, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı taraf, taraflar arasında satışa konu ürün üzerinde fiyat çalışması yapıldığını, sadece fiyat teklifi aldıklarını, ürünü almaktan vazgeçtiklerini, ürün satışı yapılmadığını ürünün teslim edilmediğini, sipariş fişini düzenleyen ...'ın şirketinde muhasebe müdürü olarak çalışmakla birlikte temsil yetkisinin bulunmadığını savunmaktadır.  Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı).  Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir.  Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Somut uyuşmazlıkta dosyaya sunulan fatura, taraflar arasındaki e-posta yazışmaları, sipariş formu ile taraflar arasında fatura konusu ürünlerin satışı konusunda sözleşmesinin kurulduğu, davalı tarafça bilahare sözleşmeden cayılarak kararlaştırılan ürün bedellerinin ödenmediği ve ürünün teslim alınmadığı, davacı tarafça davalı adına ürün bedeline ilişkin ve vade farkına ilişkin fatura düzenlenerek davalıya gönderildiği, davalı tarafından faturanın kabul edilmediği anlaşılmaktadır. Dava itirazın iptali davası olup icra takip dosyası ve  takipteki talep ile  sıkı sıkıya bağlıdır. Davacı takibi ürün bedeli ve vade farkı faturasına dayalı olarak başlatmıştır.  Ürünlerin teslim edilmediği, davalı tarafça sözleşmeden cayıldığı anlaşılmakla teslim edilmeyen ürün bedelinin tahsili ve bedelin süresinde ödenmediğinden bahisle vade farkı istemi yerinde değildir. Ayrıca vade farkı yönünden taraflar arasında vade farkı ödeneceğine dair sözleşme yada fiili uygulama bulunmadığı sürece vade farkının talep edilmesi de mümkün değildir. Davacı tarafın yargılama aşamasındaki culpa in contrahendo sorumluluğuna  atıf yaparak  sözleşme görüşmeleri sırasında davalı tarafın kusurlu davranışı sırasında zarara uğradığından bahsetmiş ise de eldeki itirazın iptali davasının takibe  sıkı sıkıya bağlı olduğu göz önünde bulundurulduğunda bu iddia ve talep eldeki davada dinlenemez. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından yatırılan 54,40 TL istinaf peşin harcının alınması gereken 269,85 TL karar harcından mahsubu ile eksik olan 215,45‬ TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.19/10/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"641263a1a9d46243","SID":"80338d6d7ea51d15"}}