{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1575 <br>KARAR NO: 2023/1050<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 13/12/2019<br>NUMARASI: 2018/377 Esas - 2019/924  Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/10/2023<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı borçlu arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı 19.268,57 TL (asıl alacak) borcun davalı tarafından ödenmediğini, davalı borçlu hakkında İstanbul .... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası ile yapılan ilamsız takipte davalı borçlunun süresinde yetkiye ve borcun 12.339,40 TL.'lik kısmına itiraz ettiğini, borçlu tarafından yapılan yetki itirazının hukuk ve yasaya aykırı olduğunu, HMK, TBK. 73, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 1997/6273 E. 1997/6926 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere \"sözleşmenin ifa edileceği yer tespit edilemediği takdirde, BK.73. maddesinin para borcu alacaklının ödeme zamanındaki ikametgahında ödenir kuralı uyarınca, davacının ikametgahında da dava açılabilir\" şeklinde açıklanma bulunduğunu, dolayısıyla müvekkilinin şirket adresi gereği takibin İstanbul'da açılmış olup yetki itirazının bu nedenle yersiz olduğunu belirterek borçlunun İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı takibe yapımış olduğu haksız ve kötü niyetli yetki itirazının ve itiraz edilen 12.339,40 TL 'lik kısım için itirazın  iptali ile takibin devamına,  itiraz sonucu takibi durduran davalının itiraz miktarının %20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığını, icra takibine süresi içinde kısmi olarak itiraz edildiğini, müvekkili şirketin takip öncesi davacıya 12.339,40 TL'lik ürün iadesi yaptığını, bu konuya ilişkin davacı firma tarafından gönderilen adi belgeyi ibraz ettiklerini, iade edilen ürünlerin davacı çalışanı ... Bey tarafından müvekkili firma işyerinden 25.08.2016 tarihinde  teslim alındığına dair whatsap görüşme içeriklerinin dilekçeye eklendiğini, iade faturasının ise müvekkil firma tarafından ürünlerin kodlarının ve yapılan iskontoların bilinememesi nedeniyle davacı çalışanı tarafından maille bildirildikten sonra 01.12.2016 tarihinde kesildiğini ve davacı firmaya maille bilgi verildiğini, ayrıca 02.01.2017 tarihinde barkod no.su bildirilen posta yoluyla davacıya gönderilmesine rağmen kötüniyetli olarak iade faturasının müvekkiline iade edildiğini, 19.268,57 TL'lik cari hesap borcundan iade edilen kısım olan 12.339,40 TL düşülerek bakiyenin davacıya 02.01.2017 tarihinde ödendiğini,  usule uygun süresi içerinde açılmamış olan ve  yetkili olmayan mahkemede açılmış olan iş bu davada yetki itirazları nedeniyle yargılamanın Kahramanmaraş Mahkemelerinde yapılmasını, yetki itirazlarının uygun görülmemesi halinde müvekkilinin itirazının kabulü ile müvekkilinin davacıya yapmış olduğu mal iadeleri, iadeye ilişkin yazışmalar ve  banka kanalıyla gönderilen ödemeleri nazara alınarak haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Tarafların bildirdiği tüm deliller toplanmış, icra dosyası, davalının vergi dairesi kaydı, tarafların SGK kayıtları, davalı vekilince sunulan iade faturası, whatsup ve e-posta yazışma çıktıları incelenmiş, davalının yasal sürede bildirdiği iki tanığının talimat yoluyla beyanları alınmış, tarafların ticari defter ve kayıtları mali bilirkişi vasıtasıyla incelenerek rapor alınmıştır.Davalı tanıklarının beyanları talimat yoluyla alınıp dosyaya ulaştıktan sonra davacı vekilince sunulan 08.07.2019 tarihli beyan dilekçesinde, alacak miktarı gözönüne alındığında borcun miktarına ve ifasına dair aleyhe ifadelerin dayanak alınmasının mümkün olmadığı, yine fatura ve iade faturası yazılı delil olup buna karşı tanık beyanı esas alınamayacağı  ileri sürülmüştür. Mahkememizce yapılan hukuki değerlendirme ve dosyaya sunulan deliller doğrultusunda davalı vekilince sunulan whatsupp ve e-posta yazışmaları, incelenen SGK kayıtlarına göre yazışmaları yapanın davacı çalışanları olduğu, bu yazışmalar ile davalının davacıya düzenlediği iade faturasının (davacı tarafından iade faturasına itiraz ve iade edildiği, yani iade faturasının davacıya ulaşmış olduğu hususu da dikkate alındığında) HMK md. 202 kapsamında delil başlangıcı olduğu kanaatiyle, davalının iade faturası düzenlediği gibi bu iade faturası içeriği ürünlerin davacıya geri teslimi şeklindeki maddi vakıayı ispat için tanık dinletebileceği değerlendirilerek, davalının tanıkları dinlenmiştir. Alınan mali bilirkişi raporunda taraflar arasındaki ticari ilişkinin öteden beri devam ettiği, her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarının usule uygun tutulmuş ve noter tasdikleri süresinde yaptırılmış (sahibi lehine delil teşkil eder mahiyette) olduğu, davacının mal satış faturalarının davalı defterlerinde de aynen kayıtlı olduğu, takip talebinde istenen alacağın bir kısmının takip tarihi sonrası davalı tarafından davacıya ödenmiş olduğu, defterler ve açık hesap arası mutabakatsızlığın tek sebebinin davalı defterinde kayıtlı olup davacı defterinde kayıtlı olmayan  01.12.2016 tarihli ... seri/sıra no.lu 12.339,40 TL bedelli iade faturası olduğu hususları tespit edilerek bildirilmiştir. Dava konusu uyuşmazlıkta mutabakatsızlık sebebi olan iade faturası yönünden, takip tarihinden önce davacıya ürün iadesi yaptığını ispat yükü davalı taraftadır. Davalı vekilince sunulan ve delil başlangıcı olduğu değerlendirilen deliller, davacı tarafla yapılan yazışma çıktıları ve alınan tanık beyanları kapsamında davalının düzenlediği 12.339,40 TL'lik fatura içeriği ürünleri 25.08.2016 tarihinde davacıya iade ettiğini ispatlamış olduğu, dolayısıyla takip tarihi itibariyle  sözkonusu iade alınmış ürün bedelleri yönünden davacının alacak talep hakkı bulunmadığı, davacının ürünleri davalı işyerinden iade almasına rağmen, davalı iade faturasını düzenledikten ve bu hususu e-posta ile bildirdikten 1 gün sonra 02.12.2016 tarihinde iade almamış gibi davalı hakkında takip başlattığı kanaatiyle davanın reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında yapılan ticari münasebet ile doğan 19.268,57 TL borcun ödenmemekle davalı hakkında takibe geçildiğini, dava dilekçesinde belirtildiği gibi icra takibine konu cari hesap alacağı, yine takipte belirtilen miktarda var olup karşı yanın itirazının maddi gerçeklere aykırı olduğunu, taraflar arasında ticari ilişkinin sabit olduğunu, davalı borçlu tarafından icra takibine konu malların alındığının da açık olduğunu, borçlu tarafından tek taraflı ve hukuka aykırı şekilde iade faturası kesilmesinin müvekkili şirketin alacağını etkilemediğini, bu sebeple dosyada düzenlenen rapor ve kararda aleyhe hususların kabul edilemeyeceğini, davalı tarafın iade faturasının bir geçerliliğinin bulunmadığını, hesaba dair raporda icra takibi talepler ile netice tutar da örtüşmediğini, bu sebeple yeniden rapor tanziminin gerektiğini, yerel mahkeme tarafından bu hususun göz ardı edildiğini ve eksik inceleme yapıldığını, belirtilen sebepler neticesinde kararın icrasının ertelenmesini, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini, davanın kabulü ile T.C. İstanbul .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı takibe yapılan haksız ve kötü niyetli yetki itirazının ve itiraz edilen 12.339,40 TL lik kısım için itirazın  iptali ile takibin devamına karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür. Davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmadığı ve istinafa cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır. <br>GEREKÇE: Dava; taraflar arasındaki ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan  cari (açık) hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki kısmi itirazın iptali davasıdır.İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller esas alınarak davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından yukarda yazılı sebepler ile  istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davalı tarafından davacıya düzenlenen 01/12/2016 tarih 12,339,40 TL tutarındaki iade faturası konu malların davacıya teslim edilip edilmediği, noktalarında toplanmaktadır.Mahkemece tarafların delilleri toplanmış, davacı ve davalı defterleri üzerinde inceleme yaptırılım, taraf defterleri arasındaki mutabakatsızlığı davacının davalıya kestiği 12.339,40 TL tutarlı faturadan kaynaklandığını tespit etmiştir. Davalı tarafça gerek icra takibine itirazında gerek davaya cevap dilekçesinde davacıdan satınaldığı bir kısım ürünün davacı çalışanı  ... iade edildiği, daha sonra düzenlenen faturanın ise davacı tarafça iade edildiği, borcunun bulunmadığı savunulmuştur.  İade faturasının davalı ticari defterlerinde kaydının bulunduğu davacı ticari defterlerinde ise kaydının bulunmadığı belirlenmiştir. Davalının iade fatura düzenleyip kendi ticari deftelerine kaydetmiş olması  kural olarak tek başına iadenin gerçekleştiğinin kanıtı olmaz.  Başka bir ifadeyle dava konusu faturanın iadesini gerektirir  ilişkinin varlığı ve  malların iade edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir.  Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.Davaya konu somut olayda; Dosyaya toplanan deliller; davacı şirket yetkilisi ile  davacı çalışanı  ... arasında yapılan whatsapp yazışmaları, davalı ile davacı çalışanı ... arasındaki e-mail yazışmaları ve dinlenen tanık beyanları ile davalının iade faturası münderecatı ürünleri davacı tarafa iade ve teslim ettiği, davacı tarafın malların iade edilmesine bir itirazda bulunmadığı, davacının daha sonra kesilen iade faturasını ise kabul etmeyerek iade ettiği, davacı tarafça malların çalışanı tarafından iade alınmasına karşı çıkmadığı gibi yargılama aşamasında da iade edildiği savunulan malları teslim almadığına yönelik açık bir inkarı bulunmadığı anlaşılmakla davalı savunmasında bahsi geçen fatura içeriği ürünlerin tarafların analaşması uyarınca  davacıya iade edildiği anlaşılmakla davalının bu miktar borcu bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.  HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından yatırılan 54,40 TL istinaf peşin harcının alınması gereken 269,85 TL karar harcından mahsubu ile eksik olan 215,45‬ TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.19/10/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"28f01b7076a1987f","SID":"43a1fa64f54209ee"}}