{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2022/764 <br>KARAR NO: 2023/1221 <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 29/11/2021<br>NUMARASI: 2019/661 (E) - 2021/837 (K)<br>DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 26/9/2023<br>Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;       <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... Sigorta AŞ'ye Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile sigortalı, davalı işleten ...'e ait, davalı sürücü ...'in yönetimindeki ... plakalı otomobilin davacının desteği ...'a çarparak ölümüne neden olduğunu ileri sürerek, belirsiz alacak davası niteliğinde 1.000 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan, 50.000 TL manevi tazminatın ise davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 15/3/2016 tarihli dilekçesiyle maddi tazminata ilişkin dava değerini 28.624,50. TL olarak ıslah etmiştir. Davacı vekili 10/9/2021 günü sunduğu  dilekçesi ile talep sonucunu 118.768,02 TL'ye yükselttiğini bildirmiştir.  Davalı ... Sigorta AŞ vekili ile davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçelerinde davanın reddini savunmuşlardır. Dairemizin 3/10/2019 gün ve 2019/55 (E) -2019/43 (K) sayılı kararıyla; ilk derece mahkemesinin 28.654,50 TL tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 12.500 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya verilesine ilişkin 12/6/2017 gün ve 2015/331 (E) - 2017/573 (K) sayılı kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-a/6'ncı maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmiş; Dairemizin kararından sonra sürdürülen yargılamada ise ilk derece mahkemesince, davanın kabulüne, 118.768,02 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 25.000 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davalı ... Sigorta AŞ vekili dilekçesinde özetle; kusura ilişkin 9/12/2015 tarihli bilirkişi raporunda, davalı sürücü ...'in %35, destek ...'un ise %65 oranında kusurlu olduğunun belirtildiğini, ilk derece mahkemesi kararına karşı kusur yönünden çelişkiler giderilmeden hüküm kurulması nedeniyle istinaf kanun yoluna başvurulduğunu, davacı tarafın ise istinaf kanun yoluna başvurmadığını, Dairemizin 3/10/2019 gün ve 2019/55 (E) - 2019/43 (K) sayılı kararıyla istinaf başvurularının haklı görülerek taraflara verilen kararın kaldırılmasına karar verdiğini, buna karşın sigortalı araç sürücüsünün %35 kusuruna denk gelen bölümden fazlası için sorumluluğuna hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Dairemizin kararından önce alınan son bilirkişi hesap rapor tarihinde geçerli olan asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini; hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu (ATK) raporunun çelişkiyi giderici nitelik taşımadığını; ölenin ve hak sahiplerinin bakiye ömrünün PMF 1931 Yaşam Tablosu'na göre belirlenmesi gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesinin 12/6/2017 gün ve 2015/331 (E) - 2017/573 (K) sayılı kararıyla, davalı sürücü ...'in %35, davacının desteği yaya ...'un ise %65 oranında kusurlu olduğuna ilişkin bilirkişiler kurulu raporuna dayanılarak karar verilmiş, bu karara karşı, kusur oranını da kapsayacak biçimde yalnızca davalı ... Sigorta AŞ tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş; Dairemizin 3/10/2019 gün ve 2019/55 (E) -2019/43 (K) sayılı kararıyla ceza mahkemesinden alınan raporlar ile mahkemenin hükmüne dayanak rapor arasında kusur oranı yönünden ciddi çelişkiler bulunduğu gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Dairemizin kararından sonra sürdürülen yargılamada ise ATK Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığının 9/3/2021 tarihli raporunda, davalı sürücü ...'in %50, davacının desteği ...'un %50 oranında kusurlu olduğu bildirilmiş, buna göre aktüerya hesap uzmanından rapor alınarak karar verildiği anlaşılmıştır. Olay nedeniyle açılan ceza davası kapsamında İstanbul Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 8/1/2016 gün 7447 raporda davalı sürücü ...'in kusursuz, davacının desteği ...'un tam kusurlu olduğu bildirilmiş, Yargıtay 12'nci Ceza Dairesinin  23/06/2022 gün ve 2020/4334 (E) - 2022/4999 (K) sayılı kararıyla, \"sanığın taksirinin bulunmadığı anlaşıldığından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-c maddesi gereğince beraatine\" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi suretiyle kesinleşen Trabzon 1'inci Asliye Ceza Mahkemesinin 4/2/2016 gün ve 2015/246 (E) - 2016/35 (K) sayılı kararıyla davalı sürücü ...'in beraatine  hükmolunduğu anlaşılmış; ATK Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen raporda ise Dairemizce çelişkili olduğu sonucuna varılan raporlar irdelenip tartışılarak davalı sürücü ...'in %50, davacının desteği ...'un da %50 oranında kusurlu olduğu bildirilmiştir. Bu durumda davalının kusur tespitine ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Kaldırma kararı sonrasında bilirkişiler kurulu tarafından düzenlenen 26/7/2021 tarihli asıl raporda da davalı sürücünün %50, davacının desteği ...'un da %50 oranında kusurlu olduğu sonucuna varılıp aynı sonuca ulaşan  ATK Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesinin raporu benimsenerek, destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanmıştır. Ancak; HMK'de düzenlenmeyen usulî kazanılmış hak kurumu Yargıtay içtihatları ile kabul edilmiş ve geliştirilmiştir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 9/5/1960  gün ve 21 (E) - 9 (K) sayılı kararına göre; \"Bir mahkemenin Yargıtay dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen biçimde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukukî esaslar gereğince karar verme mükellefiyeti meydana gelir ve bu itibarla mahkemenin sonraki hükmünün bozmada gösterilen esaslara aykırı bulunması, usule uygun sayılmaz ve bozma sebebidir; meğer ki bu aykırılık sadece bozma kararında gösterilen bir usul kaidesine ilişkin bulunsun ve son kararın neticesini değiştirecek bir mahiyet arzetmesin. Mahkemenin bozma kararına uyması ile meydana gelen bozma gereğince muamele yapma ve hüküm verme durumu, taraflardan biri lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur ve buna usulü müktesep hak yahut usule ait müktesep hak denilmektedir. Usul Kanunu'muzda bu şekildeki usule ait müktesep hakka ilişkin açık bir hüküm konulmuş ise de temyizin bozma kararının hakka ve usule uygun karar verilmesini sağlamakta ibaret olan gayesi ve muhakeme usulünün hakka varma, hakkı bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanda hukuki alanda istikrar gayesine dahi ermek üzere kabul edilmiş bulunması bakımından usule ait müktesep hak meselesi, Usul Kanunu'nun  dayandığı ana esaslardır ve amme intizamı ile ilgilidir. Gerçekten, mahkemenin doğru bularak uyduğu veyahut kanun gereğince uymak zorunda olduğu bozma kararı ile dava usul ve kanuna uygun bir çığıra sokulmuş demektir. Buna aykırı karar verilmesi, usul ve kanuna uygunluktan uzaklaşması manasına gelir ki böyle bir netice asla kabul edilemez\". Bu içtihadi birleştirme kararından sonraki Yargıtay kararları hep bu içtihadı birleştirme kararına uygun olarak ve çoğunlukla atıf yaparak usulü müktesep hakkı çeşitli olaylara aynı biçimde uygulamıştır. Bu itibarla  davacının desteğin %65 oranında kusurlu olması esasına dayanan karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmaması nedeniyle artık davalılar lehine kusur oranı yönünden usulî kazanılmış hak oluşmuştur. Dairemizin  3/10/2019 gün ve 2019/55 (E) -2019/43 (K) sayılı kararından sonra sürdürülen yargılamada, artık davalı sürücünün  35'ten fazla oranda kusurlu kabul edilmesine olanak bulunmadığından, kusur yönünden oluşan usulî kazanılmış hakka aykırı davranılarak karar verilmesi isabetsizdir.Kaldı ki, 7251 sayılı Kanun'un 18. maddesiyle  HMK'nin 177. maddesine eklenen (2) numaralı bendindeki \"...ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir\" şeklindeki hükme göre  somut olayda ilk derece mahkemesince \"tahkikata ilişkin bir işlem\" yapılmış ise de, bu durum tarafların aynı davada ancak bir kez ıslah yoluna başvurabileceği kuralını değiştirmeyeceğinden, davacı vekilinin 15/3/2016 tarihli dilekçesiyle davasını bir kez ıslah etmesi karşısında kararın kaldırılması üzerine ilk derece mahkemesindeki yargılamada yeniden yaptığı ıslah başvurusunun kabul edilmesi olanağı yoktur. Özetle, 10/9/2021 tarihli dilekçesi geçerli kabul edilebilecek bir ıslah dilekçesi değildir. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında; kusur durumuna ilişkin davalı  ... Sigorta AŞ'nin usulî kazanılmış hakkının bulunması, ilk derece mahkemesince verilen ilk hükmün, PMF 1931 yaşam tablosuna göre ve progresif rant yöntemi uygulanarak düzenlenen bilirkişi raporu doğrultusunda davacının ıslah talebi üzerine verilmiş olması, davalı vekilinin ilk hükme karşı avans faizi uygulanmasına yönelik uygulamayı  istinaf başvurusunda ileri sürmesi ve kazaya karışan aracın ticari nitelikte işletilen bir araç olmayıp sermaye şirketi adına kayıtlı olmaması karşısında bu itirazının da yerinde olduğu değerlendirilerek kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; I-Davalı ... Sigorta AŞ vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, yukarıda esas ve karar numarası belirtilen ilk derece mahkemesinin kararının, HMK'nin 353/1-b/2'nci maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına, Buna göre:1-Maddi tazminat davasının kabulü ile  28.654,50 TL'nin 31/03/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan (sigorta şirketi poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 2-Manevi tazminata ilişkin davanın, davacı vekilinin 1/12/2021 tarihli dilekçesi uyarınca,  feragat nedeniyle reddine,3-Maddi tazminat davası bakımından alınması gerekli  1.957,39 TL  karar ve ilam harcından, bu dava için peşin alınan  178 TL'nin mahsubu ile  kalan 1.779,39 TL eksik harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 4-Manevi tazminat davası bakımından Harçlar Kanunu'nun 22/1'inci maddesi uyarınca alınması gerekli  119,93 TL  karar ve ilam harcının, bu dava için peşin alınan  174,19 TL'den  mahsubu ile  kalan 54,26 TL'nin davacıya iadesine, 5-Maddi tazminat davası bakımından, davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden Dairemizin karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 2/3 ve 13/1'inci maddeleri uyarınca belirlenen 17.900 TL vekalet ücretinin davalılardan  müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı vekilinin 10/9/2021 tarihli dilekçesi ıslah dilekçesi olarak kabul edilmediğinden ve bu itibarla maddi tazminat davası bakımından reddedilen dava değeri bulunmadığından davalılar yararına vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,  7-Feragat nedeniyle reddine karar verilen manevi tazminat davasında davalılar ... ve ... vekili vekalet ücreti talebinin bulunmadığını bildirdiğinden adı geçen davalılar lehine vekâlet ücretine  hükmedilmesine yer olmadığına,8-Manevi tazminat davası için ayrıca yapılmış yargılama gideri bulunmadığından, davacı tarafça maddi tazminat davası için yapılan toplam 3.900,75  TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 9-Harcanmayan gider avansının HMK'nin 333'üncü maddesinin 1'inci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine, II-İstinaf incelemesi bakımından ; 1-Davalı  ... Sigorta AŞ tarafından peşin yatırılan istinaf karar ve ilam harcının, talep halinde ilk derece mahkemesi tarafından geri verilmesine, 2-İstinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle davalı  ... Sigorta AŞ tarafından yapılan  79,25 TL yargılama giderinin,  davacıdan tahsil edilerek adı geçen davalıya verilmesine,3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 4-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333'üncü maddesinin, 1'inci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince, kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 26/9/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b7a1fdad72444a69","SID":"5fd6e49453aab032"}}