{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1573 <br>KARAR NO: 2023/1070<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİH: 25/12/2019<br>NUMARASI: 2019/267 Esas - 2019/954  Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/10/2023<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafın şirket ortağı olduktan sonra , şahsi borçlanmaları için şirket hesabından para harcadığını, bunun da genel kurulda zapta geçirdiğini, bu para alımlarını, şirket muhasebesi gereğince müvekkilinin üzerinden yapıldığını, müvekkilinin borçlu gibi görüldüğünü, defalarca ihtarname çekilmesine rağmen borcu ödemediğini hatta müvekkiline tehdit ve hakarette bulunduğunu bunun ile ilgili olarak kamu davasının açıldığını, alacağın tahsili için İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında icra takibi başlattığını, davalının icra takibine haksız yere itiraz etmesinden dolayı takibin durduğunu, işbu sebeplerle davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin şirket ve davacıdan alacaklı olduğunu, bu durumu da genel kurul tutanağına geçirildiğini, tüm bu nedenlerden dolayı şirket ortakları, ticari defter ve belgelerde bağımsız bir inceleme ve denetleme yapılmasını talep ettiğini, bunun üzerine alınan inceleme ve denetleme raporunda yapılan usule aykırı işlemlerin saptandığını, müvekkilinin borçlu gibi gösterilmeye çalışıldığını, şirketin kar etmesine rağmen şirketin zarar ediyormuş gibi gösterildiğini, davacının müvekkilinin şirketteki varlığını kabullenemediğini, hatta tehdit ve hakaretlerde bulunduğunu, bunun ile ilgili olarak Cumhuriyet Başsavcılığında suç duyurusunda bulunduklarını, müvekkilinin alacaklı olduğunu, işbu sebeplerle davanın reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Yapılan yargılamaya, alınan ve hükme yeterli görülen bilirkişi raporuna göre, tarafların dava dışı  ... Tic. A.Ş.'nin ortakları oldukları, şirket ortaklarının şirket hesabından para çekmiş oldukları, bu paraların bir kısmı ile vergi affından faydalanmak suretiyle Kanunen Kabul Edilmeyen Giderlere virman yapıldığı, bu şekilde şirketin karının aşağıya düşürüldüğü veya zararının arttırılmış olduğu, yapılan işlemlerle şirketin zarara uğramasına sebep olunduğu, davacının vergi affına uğradıktan sonra şirketten çekmiş olduğu paraların bir kısmını davalının hesabına gerek bedel gerekse başka ödemeler şeklinde aktarmış olduğu anlaşılmış ise de davacı tarafından davalıya gönderilen paraların gönderilme sebebinin ne olduğu hususu davacı tarafça ispatlanamamıştır. Davacı tarafından banka üzerinden göndermiş olduğu bedellerin kendi borcuna mahsuben mi yoksa davalıya borç olarak mı gönderildiği hususunda bir açıklama olmadığı gibi bu hususta davacı lehine bir delilde bulunmamaktadır. Bu sebeple davacı tarafından davalıya gönderilen paraların Yargıtay içtihatlarında vurgulanan karine gereğince davalıya olan borcun ödenmesi olarak kabul edilmesi gerektiği anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılmıştır.Alacaklı olan davacının alacağını ispat etmesi gerektiğinden ve dava dilekçesinde açıkça yemin deliline başvurulmamış olması sebebiyle, davacı vekiline yemin deliline başvurup başvurmayacağı hususu hatırlatılmamıştır.  Davacının icra takibi yapmakta haksız ve kötü niyetli olduğu yönünde bir delil olmaması, alacağını usulünce kanıtlayamamış olması sebebiyle davalı tarafın kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.Tüm dosya kapsamı ve toplanan delillerin değerlendirilmesine göre, davanın reddine\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafın mahkeme huzurundaki ifadelerinde ve genel kurulda şirketten iş takibi neticesinde para aldığını açıkça beyan ettiğini, bu durumda şirketten kendisine gönderilen paraların bir kısmının müvekkili üzerinden gönderildiğini,  hukuki ortamda davalı tarafın bu paraları müvekkilinden aldığını ve alacaklı durumunda olan müvekkili olduğunu, davalıya ödenen paraların şirket kayıtlarında müvekkilinin borcu olarak göründüğünü, yapılan ödemelerin davalının talepleri ve zorlamaları çerçevesinde ve davalının kredi kartlarına yapılan ödemeler olduğunu, davalının müvekkiline borç verdiğine ilişkin bir belgede davalı tarafından sunulmadığını, bu durumun dahi dikkate alınmadan dava dışı şirket içi işlemlerden dolayı müvekkilinin alacağının ispat edilmediğinin kabulünün usul ve yasaya aykırı olduğunu, yine dosya içindeki bilirkişi raporundaki açıklamalardan davalının hesabına yapılan ödemelerin açıklamaları da dikkate alındığında gönderilen alacakların büyük kısmının davalının şahsına ve kredi kartına yapılan ödemeler olduğunu, yani şirket dışı ödemeler olduğunu, müvekkilinin alacaklı olduğunun sabit olduğunu, buna rağmen mahkemece davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca yerel mahkemenin kararındaki kanaatini bilirkişi raporuna dayandırdığını, bilirkişi raporuna yaptıkları itirazları ve beyanların dikkate alınmadığını, yerel mahkemece dosyadaki delillerin değerlendirilmediğini, aynı konudaki farklı mahkemelerden alınan bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiğini, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının bozulmasını, davanın kabulüne karar verilmesini ve davalının kendilerine %20 icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; her tacirin ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini, davacı tarafın kötü niyetli olarak davalı müvekkili aleyhine yıldırma amaçlı birçok dava açtığını, bu davaların bir kısmının devam etmekte olduğunu, bir kısmının da reddedildiğini, davacı tarafın davalı müvekkili aleyhine şirket ortaklığından çıkarılması talepli açtığı ve İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/584 Esas sayılı dosyasının reddedildiğini, yine İstanbul Anadolu 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/400 Esas sayılı dava dosyasında görevsizlik kararı verildiğini, davanın görevli mahkemede derdest halde bulunduğunu, davacının bu dosya ile ilgili haklılığının kanıtlanamadığını, yine İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/19 Esas sayılı dosyalarındaki bilirkişi raporlarında davacının şirketi zarara uğrattığının tespit edildiğini, tüm bu deliller tartışıldığında davacının işbu davayı açmakta kötü niyetli olduğunun açıkça görüleceğini, oysa yerel mahkemece davacının kötü niyetli olmadığına karar verilerek yasaya ve hukuka aykırı davranıldığını, yine gerekçeli kararda atıf yapılan bilirkişi raporunda davacı tarafın şirketi zarara uğrattığı, vergi affından faydalanmak için gider kalemlerinde oynama yaptığı, davacının vergi affına uğradığı ve bundan fayda elde ettiğinin tespitine yer verilmesine rağmen işbu davaya konu takipte kötü niyetli olmadığına karar verilerek çelişkiye düşüldüğünü, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkemenin kötü niyet tazminatının reddine ilişkin kısmının kaldırılmasını, davalı müvekkili lehine davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür. <br>GEREKÇE: Dava; davalıya borç olarak verilen paranın tahsili istemi ile başlatılan ilamsız icra takibine vaki  itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davacının davasını ispat edemediği   gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Karara karşı davacı vekili tarafından yukarda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Eldeki itirazın iptali davasına konu olan İstanbul Anadolu ... İcra müdürlüğünün ...  esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacı alacaklın,    davalı borçlu hakkında Kadıköy .... Noterliğinin 2.2.2016 tarih ... nolu ihtarnamede belirlen alacak açıklamasıyla 24/02/2016 tarihinde ilamsız icra takibi başlattığı, davalı borçlunun itirazı üzerine takibin durduğu ve eldeki  itirazın iptali davası açıldığı  görülmektedir. Davacı tarafın takibine dayanak yaptığı Kadıköy ... Noterliğinin 02 Şubat 2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi incelendiğinde \" sayın muhatap  ... A.Ş ortağı olduğumuz malumunuzdur. Bu güne kadar tarafınıza, benim hesabımdan 600.345.00  Tl para gönderilmiştir. İş bu ihtarnamenin tarafınıza tebliğinden  itibaren 3 gün içerisinde geri ödemenizi talep ediyorum.\" şeklinde ihtarda bulunulduğu, ihtarın davalıya 04/02/2016 tarihinde teliğ edildiği görülmektedir. İhtarnamede kullanılan söz diziminden davacının davalıya sebebini bildirmemekle birlikte para gönderdiğini iddia edip parayı geri istediği anlaşılmaktadır. Bu ihtarnamenin içeriğinden  davacının davalıya  TBK 386 vd. Maddelerinde düzenlenen tüketim ödüncü sözleşmesi ile bir miktar para verdiğini iddia ettiği anlaşılmaktadır. Davalı ise davacıya borcu olmadığını bilakis kendisinin alacaklı olduğunu savunmuştur. Tarafların dava dışı ... A.Ş'nin ortakları olduğu, taraflar arsında çeşitli  hukuk ve ceza davaları bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı taraf davasına delil olarak tarafların banka hesapları ile şirkete ait kayıtlara dayanmıştır. Tarafların deliller toplanmış bilirkişiden rapor alınmıştır. Bilirkişi şirket kayıtları üzeride yaptığı incelemede, şirketin  ortaklarının şirketten değişik miktarlarda para çektiklerini, bilahare bunların çıkarılan vergi affından faydalanılarak kanunen kabul edilmeyen gider olarak  kaydedilerek şirket zararının artırıldığı, davacının şirketten çektiği bir kısım paraları davalıya gönderdiği anlaşılmaktadır.  İtirazın iptali davası takiple sıkı sıkıya bağlı olup  davacı tarafın cari hesap alacağına istinaden 600.345.00 TL para gönderildiği ve geri ödenmesi talebiyle icra takibi başlatılmıştır. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir.  Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Dosyada toplanan deliller ve bilirkişi raporu ile davacı ...'a ait banka hareketlerinin incelemesinde davacının 17.01.2011 ile 02.12.2014 tarihleri arasında davalının banka hesabı ve kredi kartlarına 1.595.270,08 TL'nin gönderdiği, bu tutarın 1.360.143,18 TL'sinin aynı tarihlerde tarafların ortağı olduğu ... A.Ş. hesaplarından davacı ...'ın banka hesaplarına gönderildiği,  kalan 235.126,90 TL'nin ise tarafların ortağı olduğu şirket kayıtlarında herhangi bir eşleştirmesinin yapılmadığı, davacının gerçekleştirdiği banka işlem açıklamalarının dikkate alınması neticesinde, \"Hesaba Havale\" açıklaması ile 576.994,60 TL, \"İş avansı\" açıklaması ile 537.330,00 TL, \"... Kredi Kartları\" açıklaması ile 378.917,60 TL, \"...\" açıklaması ile 89.707,88 TL ve diğer işlem açıklamaları ile 12.320,00 TL olmak üzere davacının şahsi banka hesabından davalı banka hesabına toplamda 1.595.270,08 TL gönderildiği' belirlenmiştir. Kural olarak havale bir ödeme aracıdır. Havale belgesinde paranın ne için gönderildiğinin belirtilmesi gerekir. Eğer böyle bir belirleme yok ise havalenin bir borcun ödenmesi amacıyla gönderildiğinin karine olarak kabul edilir.  Banka makbuzları, kişinin hesabına yapılan havaleyi gösterir. Davacının davalıya göndermiş olduğu havaleler veya diğer gönderiler üzerinde bu paraların borç olarak verildiğine dair bir açıklama bulunmamakta olup davacının dayandığı belgeler yalnız başına borç verildiğini ispata yeterli değildir. Borç ödeme belgesi olan havale sebebiyle alacaklı olduğunu ispat yükü davacı alacaklıya aittir. Yine havalenin yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilmesi de  mümkün olmayıp uyuşmazlık miktarına göre tanık ta dinlenilemez. Alacaklı olan davacının alacağını yasal delilerle ispat etmesi gerekmektedir.  Bu sebeple davacı tarafından davalıya gönderilen paraların yerleşik  yargı  içtihatlarında vurgulanan karine gereğince davalıya olan borcun ödenmesi olarak kabul edilmesi gerektiğinden ilk derece mahkemesinin davanın reddine ilişkin kararında bir isabetsizlik yoktur. Davalının kötü niyet tazminatı talebine ilişkin istinafı yönünden yapılan değerlendirmede; davanın reddine karar verilmiş olmakla birlikte davacının takip başlatmasında ve itirazın iptali davası açmasında kötü niyetli olduğu ispat edilmediğinden mahkemece kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesinde de bir isabetsizlik görülmemiştir.  Davalının istinaf talebi müddeabihin fer-i niteliğinde olan kötü niyet tazminatına ilişkin olmakla nispi harç alınmamış, maktu alınması ile yetinilmiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından taraf vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı  ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından yatırılan 54,40 TL istinaf peşin harcının alınması gereken 269,85 TL karar harcından mahsubu ile eksik olan 215,45‬ TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,3-Davalı tarafından yatırılan 54,40 TL istinaf peşin harcının alınması gereken 269,85 TL karar harcından mahsubu ile eksik olan 215,45‬ TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.19/10/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bdce48b979db9d41","SID":"a85c353e0870ea17"}}