{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1472 <br>KARAR NO: 2023/1077<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 05/12/2019<br>NUMARASI: 2016/16 Esas - 2019/925  Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/10/2023<br>Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle,  Taraflar arasında akdedilen 13.09.2012 tarihli hisse devri sözleşmesi ile tarafların, davacının ... A,Ş, ... San. ve Tic. A Ş. ve ...  A.Ş. şirketlerinde sahip olduğu hisseleri davalının kuracağı bir şirkete sözleşmeyle kararlaştırılan bedel karşılığı devretmesi hususunda anlaşmaya vardıklarını, sözleşmenin Pay Devirleri başlıklı 4. maddesinin (2) numaralı bendinde davalı tarafından davacıya yapılacak hisse devirleri ile davacının devredeceği hisseler karşılığında davalının davacıya yapacağı ödemelerin gösterilmiş olduğunu, aynı maddenin (3) numaralı bendinde ise davacı tarafından bizzat davalıya yapılacak hisse devirlerinin gösterildiğini, davacının, sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmek suretiyle hisselerini davalıya devretmiş ise de davalı tarafın, hisse devri karşılığında taraflarca kararlaştırılan bedelin tamamını davacıya zamanında ödemediğini, davalının, hisse devri bedelinin ödenmeyen kısmı için davacıya ... Bankası A.Ş. İstanbul Plaza Şubesine ait ... seri numaralı, 13.09.2015 keşide tarihli, 5.475.000,00 USD bedelli çeki keşide ettiğini, ancak söz konusu çek bedelini de davacıya ödemediğini, bunun üzerine, borçlu aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile (çekin yasal süresi içerisinde bankaya ibraz edilmeyerek kambiyo vasfını yitirdiğinden) ilamsız takip yapıldığını, ancak davalı -borçlunun alacağın tahsilini geciktirmek amacıyla borca itiraz ettiğini, davalı itirazının dayanaktan yoksun ve soyut olduğunu, hiçbir delile ve hukuki gerekçeye dayanmadığını, davalı borçlunun itirazında çek üzerindeki imzaya itiraz etmeyerek takibe konu çekin kendisi tarafından keşide edilmiş olduğunu ve çekin varlığını kabul ettiğini, çekin borçlunun elinde değil, alacaklının elinde bulunmasının da borcun ödenmemiş olduğuna karine teşkil ettiğinden, davalı borçlunun iş bu karinenin aksini ispat etmekle yükümlü olduğunu, davalı borçlunun borca itirazında çek bedelinin ödendiğine dair herhangi bir açıklamada bulunmadığını, çek bedelinin ödendiğini ileri sürmediği gibi ödemeye ilişkin herhangi bir belge de ibraz etmediğini, ayrıca davalı- borçlunun faize ve faiz oranına itiraz etmiş ise de söz konusu takipte \"ticari avans faizi\" talep edilmesinin hukuka uygun olduğunu, zira taraflar arasındaki borç-alacak ilişkisinin temelinin tarafların ticari işlerinden kaynaklanan hisse devri olduğunu, dolayısıyla taraflar arasındaki ilişkiye ticari avans faizinin uygulanması gerektiğini, ayrıca davalı-borçlunun faiz oranının fahiş olduğunu ileri sürmüş ise de takipte çekin keşide tarihi olan 13.09.2015 tarihinden itibaren T.C. Merkez Bankası’nın yıllık olarak değişen oranlarda belirlediği ticari avans faizinin uygulandığını, takip tarihi itibarıyla TCMB avans faiz oranının %10,50 olduğunu belirterek; ; itirazın iptaline, çekten kaynaklanan bakiye alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek yıllık % 10,50 oranında (sonradan lehlerine değişen ve artan oranlarda) ticari avans faiziyle birlikte takibin devamına, borçlunun alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla aleyhinde inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle,  İcra takibine konu alacağın tek delilinin, yasal süresi içinde ibraz edilmeyen çek olduğunu, çekin ne için verildiği, yani temel borç ilişkisinin çek metninden anlaşılmayacağını, bu sebeple çekin hangi maddi hukuk ilişkisinden doğan borç için verildiğinin belli olmadığını, işbu davanın sebebi olan takibin, çeke dayalı kambiyo senetlerine mahsus icra takibi olmadığını, haciz yoluyla adi icra takibi olduğunu, çekin ise temeldeki borcun delili olarak sunulduğunu, davacının, çekin hisse devir sözleşmesinden doğan semen borcunun ifası uğruna düzenlenmiş bir çek olduğunu beyan etmekle, kambiyo senedini ta'lil ettiğini, başka bir deyişle, soyut borç doğuran kambiyo senedini, maddi hukuka ilişkin temel bir hukuki ilişkiye (illete=sebebe) bağlamış olduğunu, bu iddiasıyla davacının çekin düzenlenme sebebi olduğunu iddia ettiği vakıayı (talilin temelindeki illeti) ispat yükünü üzerine aldığını, öyleyse davacının, takip konusu alacağın tecessüm ettiği çekin, iddia ettiği hisse devir sözleşmesi gereği verilmiş bir çek olduğunu ispatla yükümlü olduğunu, ispat yükünü yerine getiremediği takdirde başkaca bir husus incelenmeden davasının reddinin kaçınılmaz olduğunu, davacının çekin sebebi olarak ileri sürdüğü temel borç ilişkisini ispat edebilmesi, iddia ettiği devir sözleşmesinin ve bu sözleşme içeriğinde, söz konusu çekin düzenlendiğine dair bir hükmün mevcudiyetini tam ispat derecesinde ortaya koyabilmesine bağlı olduğunu, bir hisse devir sözleşmesi olmasına rağmen, o sözleşmede, delil olarak sunulan çekten hiç söz edilmediğini ve aslında o sözleşmeden doğan semen borcunun tamamen itfa olunduğunun kesin delillerle ispatlanabiliyor ise, davacının çeki bağladığı sebebin bedel ilişkisinin mevcut olmadığını, başka bir deyişle çekin bedelsiz olduğunun ortaya çıkmış olacağını. davacının, çekte bedel ilişkisi olarak iddia ettiği 13.09.2012 tarihli \"Hisse Devir Sözleşmesi\" başlıklı bir sözleşmenin taraflar arasında imzalanmış olduğunu, fakat iki tarafa düşen edim borçları tamamen ifa olunmakla uygulamasının sona erdiğini; bu sözleşmeden ifası eksik kalan hiç bir borç bulunmadığının kesin delillerle ispat edilebilecek tartışmasız bir gerçek olduğunu, bu sebeple davacının ispatla yükümlü olduğu bedel ilişkisine dair iddiasının ispatsız kalmaya mahkum olduğunu, çekin bedelsiz olduğunu, temelinde hiç bir maddi hukuk ilişkisi ve temel borcu bulunmadığını, işbu takibin de kambiyo senedine dayanan soyut kambiyo borcu değil çekin dayandığı temel borç ilişkisinden doğan borcun tahsili için başlatılmış bir takip olduğundan, temel borç ilişkisini ispatlayamayan davacının davasının reddinin zorunlu olduğunu, çeki, bedel ilişkisi bakımından talil ederek/sebebe bağlayarak  ispat yükünü üstlenen davacı tarafın bu yükü sabit ve mahfuz kalmak kaydıyla, HMK m.191'deki karşı ispat faaliyeti çerçevesinde, aşağıdaki beyan ve delillerinin davacının borç/bedel ilişkisine dair maddi vakıa iddiasının aksini ispatlamaya yeteceğini,13.09.2012 Tarihinde akdedilen Hisse Satış Sözleşmesi uyarınca tarafların, sözleşmede kararlaştıran şekil ve şartlar mucibince üzerlerine düşen edimleri yerine getirmek suretiyle bedel karşılığı hisse devirlerini gerçekleştireceklerini, Tadil Sözleşmesinde Hisse Devir Sözleşmesi tahtında yapılması gereken ödemelerin en geç 31.12.2012tarihine kadar gerçekleşmesi halinde ...'ın bu taahhütle ilgili her türlü talep hakkından feragat ettiğinin belirtildiğini, davalı tarafından üzerine düşen tüm yükümlülüklerin yerine getirildiğini, yukarıda bahsedilen sözleşme maddesine de uygun olarak ödemenin tamamının zamanında yapılmış olduğu cihetle sözleşmeye uygun hisse devirlerinin gerçekleştiğini, anlaşılacağı üzere, sözleşmedeki; \"Hisse Devir Sözleşmesi tahtında yapılması gereken ödemelerin en geç 31.12.2012 tarihine kadar gerçekleşmesi halinde ...'ın bu taahhütle ilgili her türlü talep hakkından feragat ettiği\" hükmünün yürürlük kesbettiğini, tüm ödemelerin zamanında ve tam yapılmış olması sebebiyle hisse devirlerinin gerçekleştiğini, aksi takdirde hem sözleşmede buna ilişkin bir hüküm varken hem de mantık kuralları çerçevesinde, ödeme yapılmadan hisse devrinin gerçekleşmesinin mümkün olmadığını, ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı tarafından, davalının hisse devrinin ödenmeyen kısmı için 5.475.000 USD bedelli çek keşide ettiği ve bu çekin ödenmemesi sebebiyle yargı yoluna başvurulduğunun belirtilmiş olduğunu, gerek taraflar arasında akdolunan Hisse Satış Sözleşmesi’nde gerekse akabinde imzalanan Tadil Sözleşmesi nde böyle bir çekin varlığından söz edilmediğini, değil ödenmeyen kısım için böyle bir çekin verileceği, aksine ödemelerin 31.12.2012 tarihine kadar yapılması durumunda ...'ın bu taahhütle ilgili her türlü talep hakkından feragat ettiğinin kararlaştırıldığını, bu durum da davalı tarafından sözleşme uyarınca üzerine düşen tüm yükümlülüklerin yerine getirilmiş olduğunu, aksi halde ödenmeyen kısım ile ilgili böylesine yüksek bedelli bir çek verileceği hususunun sözleşmede yer alması gereken esas maddelerden biri olması gerekirken, metinde geçmemesi, karşı tarafça iddia edildiği gibi ödenmeyen kısım olmasına rağmen hisse devirlerinin yapılmış olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, değil hukukla, mantıkla dahi bağdaşmadığını, dava konusu çekin herhangi bir yerde ve şekilde konu edilmediğini, sözleşmede geçmediğini, temelinde hiçbir borç ilişkisi olmadığı için hukuki değerinin olmadığını, kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydı İle birlikte, bir an için hisse devir sözleşmesinde bahsi geçen ödemelerin tam yapılmamasına binaen bu çekin verilmiş olduğu düşünülse, sözleşmede kararlaştırılan devir bedelinin eksik ödendiği hususunun ispatının gerektiğini, banka dekontundan da anlaşılacağı üzere, ödemelerin tam olarak ve zamanında yapıldığını, devir işleminin gerçekleşmiş olduğunu, yani bu şekilde dahi çekin bedelsiz ve karşılıksız olduğunu, dava dilekçesinde sunulan Yargıtay kararlarının mevcut vakıa ile ilgisinin bulunmadığını, işbu Yargıtay kararlarının, takip borçlusu tarafından ileri sürülen, \"çek bedelinin ödendiği\" iddianın ispat yüküne ilişkin kararlar olduğunu, oysa ki burada bir çekten dahi söz edilmesinin mümkün olmadığını, zira söz konusu çekin, süresi dahilinde ibraz edilmediğinden çek vasfını kaybetmiş, adi belge haline gelmiş olduğunu, senet de olmadığını, sözleşmede hiç belirtilmeyen, ancak \"sözleşmede kararlaştırılan ödemelerin tam yapılmaması üzerine verildiği\" iddia edilen bir çekin bedel ilişkisinden yoksu olduğunun açık olduğunu, aksini kabul etmenin hukuk ve mantıkla bağdaşmadığını tüm bunların yanında akdedilen Hisse Satış Sözleşmesi tarihinin 13.09.2012 olduğunu, şayet, İddia edildiği gibi ödemeler tam yapılmadığından bahisle verilmiş bir çek söz konusu olması halinde, akla gelen ilk sorunun, neden bugüne dek (yani 3,5 sene) beklenmiş olduğu, ödemeler yapılmadan devrin gerçekleşmiş olabilme ihtimali ne kadar imkânsız ise ödeme yapılıktan ve hisse devirleri gerçekleştikten sonra bunun için 3,5 sene beklenmiş olmasının da o kadar imkânsız olduğunu, kaldı ki davacı tarafın, dava konusu çeki süresi içinde ibraz etmeyip, hukuki bir çok imkân sağlayan kambiyo senedi vasfını kaybettirip adi belgeye dönüşmesine sebep olmasının ticari teamüllerle bağdaşmadığını, başka deyişle 5.475.000 USD gibi yüksek bedelli bir çekin ibraz süresinin kaçırılması ve unutulmasının davacı tarafın aslında bedelsiz/karşılıksız bir çeki haksız yere elinde tuttuğunun ve gayriciddî bir durumun varlığına fiili karine teşkil ettiğini, sonuç olarak davalı aleyhine, hukuki dayanaktan yoksun, mesnetsiz ve varlığı ispat hukuku bakımından delil sayılmayan vasıtalarla ikame edilen işbu davanın, yukarıda açıkladıkları hususlar ve sundukları hukuki dayanaklar doğrultusunda, ispat yükünün talil yoluyla üstlenilmesi ve davacı tarafından yerine getirilememesi, davalıca sunulan delillerle karşı ispatın tartışmasız bir biçimde ortaya konulması, çekin bedelsiz olması, başka bir deyişle temel bir borç ilişkisinin, maddi hukuktan doğan bir borcun mevcut olmaması gerekçeleriyle haksız ve temelsiz olduğunu öne sürerek; davanın reddi ile reddedilen miktar üzerinden kötü niyetli takip yapıp dava açan davacı aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına ve yargılama masraflan ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:  İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda \".. Taraflar arasında düzenlenen hisse devir ve tadil sözleşme örnekleri dosya arasına alınmış incelenmiştir.  ... ve ...  arasında akdedilen 13.09.2012 tarihli hisse devir sözleşmesine göre; ... A Ş, grup şirketleri vasıtasıyla ilaç ve kozmetik alanında faaliyet gösteren bir şirket olup, ...’ın yönetim hâkimiyetine sahip olduğu iştiraklerinden ... A.Ş, ve ... AŞ. ilaç sektöründe; ... AŞ ve ... A.Ş. ise kozmetik sektöründe faaliyet göstermekte olup, işbu Sözleşmenin akdedildiği tarih itibariyle ...'ın ortaklık yapısının %31,6865 oranında  ..., %31,6801 oranında ..., %31,7845 ..., %4,85 oranında diğer kişiler adına paylı olduğu anlaşılmıştır. İşbu Sözleşme'de belirtilen şartlar ve hükümlere uyulması kayıt ve şartıyla ...'ın ..., ... ve  ... sahip olduğu paylarının tamamını ...'ın kuracağı bir şirkete (SPV) satma ve   ...’ın da bu payları doğrudan veya kuracağı bir SPV vasıtasıyla iktisap etmeyi kabul, beyan ve taahhüt etmişlerdir. Yukarıda sözü edilen pay devirleri hususunda mutabakat sağlayan taraflar; sözleşmede bu devirlerin sözleşmede alınan temel prensipler dâhilinde gerçekleştirilmesini şart kılmışlardır. Buna göre yeniden yapılanma bakımından SPK kaydından çıkma, bölünme, dört ayrı ve ayrıntılı düzenleme ile gayrımenkuller, ayrıca pay devirleri, net borç tutarları, ... tarafından ...'a yapılacak ödeme ve devirler, ... tarafından  ... yapılacak devirler, pay devirleri prosedürü ayrıntılı olarak düzenlenmiş, 27.12.2012 tarihli tadil sözleşmesiyle de 13.09.2012 tarihli Hisse Devir Sözleşmesi'nin bazı hükümleri tadil edilmiştir. Genel haciz yolu ile ilamsız icra takibinin diğer dayanağını oluşturan çek incelendiğinde; ... Bankası Plaza-İstanbul şubesi muhataplı, keşidecisi davalı  ..., lehdarı davacı ...  , 13.9.2015 keşide tarihi, 5.475.000 USD bedelli çektir. Çek süresi içerisinde bankaya ibraz edilmemekle, çek hamiline tanınan ve kambiyo hukukundan kaynaklanan talep hakları da son bulmuştur. Çekte yer alan taraflar ile ayrıca davanın tarafları arasındaki akdi ilişkinin varlığı dikkate alındığında, kambiyo senedi vasfını yitirmiş bulunan çekin yazılı delil başlangıcı niteliğini haiz olduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasında imzalanan hisse devir sözleşmesi ile tadil sözleşmeleri tarafların üstlendikleri edimler, edimlerin nasıl ifa edilecekleri, yapılacak iş ve işlemlerin yürütülmesi bakımından ayrıntılı hükümler içermektedir. Buna karşın anılan çek'e ilişkin olarak,  ayrıntılı hükümler içeren sözleşme ve tadil sözleşmesinde bir düzenleme ya da çeke dair bir atıf bulunmamaktadır. Yine sözleşmelerde taraflarca belirlenen bedeller ve ifa edilen edimler bakımından da, davacının iddiasının aksine, işlem tutarları ile fiili işlem tutarlarının örtüşmediği tesbit edilmiştir. Bilirkişi kurulu da,  davacının talep miktarına nasıl ulaştığının anlaşılamadığını beyan etmiştir. Bu noktada İstanbul Maslak'taki taşınmazın 23.000.000 USD bedelle satın alınması hususunda anlaşmaya varıldığı ve malik ... A.Ş. Hisselerinin neredeyse tamamını elinde bulunduran ... A.Ş.'nin %31.6801 oranındaki hisselerini elinde bulunduran davacıya, bedelin ...  ödenecek olması sebebiyle bu bedelin %31.6801 oranında ki kısmına isabet eden 7.296.423 USD bedelin davalı tarafından davacıya ödenmesinin kararlaştırıldığı yönündeki iddiası bakımından yapılan değerlendirmede, yukarda belirtildiği üzere, taraflar bütün iş ve işlemleri, üstlenilen edimleri ayrıntılı olarak sözleşme ve tadil sözleşmesinde düzenlemiş bulunmaktadırlar. Ancak anılan sözleşmelerde bu yönde bir hüküm ve düzenleme bulunmamaktadır. Anılan işlem ve bedelin yüksek miktarı dikkate alındığında, böyle önemli bir edimin ayrıntılı iş bu sözleşmelerde yer almaması mümkün değildir. Kaldı ki çekte yazılı bedel,  hisseye tekabül ettiği belirtilen bedelin de çok altındadır. Diğer yandan ödemelerin yapılması, devir ve tescil işlemlerinin gerçekleştirilmesi sonrasında ...'in bölünme işlemi yapılmıştır. Ayrıca  (uzman görüşünde yer alan açıklama aksine) davalı ...'in sahip olduğu hisseye, bölünme sonucunda sahip olunmuştur. Adı geçen Holding'in 2012 yılı sonunda bölünme kararı aldığı, ... ve ...'in bu doğrultuda holding bünyesinden koptuğu ve ... Kozmetik şirketine devrine karar verildiği, hemen akabinde 2012 yılı sonunda taraflar arasında hisse satış sözleşmesi imzalandığı, yine bu kapsamda ve aynı yıl Aralık ayında davacıya ödeme yapıldığı, 2013 yılı Mayıs ayında Holding'in bölünme işleminin gerçekleştiği, müteakiben  ... tarafından fatura edilen arazilere ait ödemelerinde  gerçekleştirildiği ve devir ve tescillerinin de yapıldığı anlaşılmaktadır. Yine iki taşınmazdan, iddia kapsamında bir taşınmaz bu şekilde dikkate alınırken diğer taşınmazın hesap dışı tutulmasının da maddi bir temeli bulunmamaktadır. Yine aynı şekilde davacı yanın diğer taşınmazlar ve tapu harcı bakımından ileri sürdüğü iddialar da davacı talebine dayanak teşkil edecek nitelikte olmayıp, talebi karşılamaktan uzaktır.Yazılı delil başlangıcı niteliğindeki çekin anılan akdi ilişki kapsamında verildiği yönündeki iddiası ile isbat yükü üzerinde bulunan davacı taraf, ayrıntılı sözleşme ve tadil sözleşmesi hükümleri ile edimlerin ifa edilmiş olması karşısında, isbat yükümünü yerine getirememiştir. Dinlenen tanıklarda çekin tanzimine ve tanzim nedenine ilişkin birbirinden farklı ve duyuma dayalı bilgilerini ifade etmişlerdir. Yine davacı tanıklarından Umur beyanında davacının elinde çekle geldiğini ve satış işlemi tamamlandı abimden çek aldım dediğini, çeki bankaya vermesi konusunda uyarısı üzerine daha vadesi var dediğini, kısa bir süre sonra odadan gelerek, bu kez çekin vadesi geçmiş şeklinde beyanda bulunduğunu bildirmiş, tanıklardan ... de beyanında çekin devirlerde gecikme ve ödemelerde sıkıntı çıkması halinde ve bu ihtimale binaen ve işlemler tamamlandığında iade edilmek üzere çek tanzim edildiğini bildirmiştir .Bu açıklamalar ve tesbitler ışığında, taraflar arasında imzalanan sözleşme ve tadil sözleşmeleri kapsamında, edimler ifa edilmiş, ödemeler yapılmış, devir ve tescil işlemleri ile bölünme işlemleri gerçekleştirilmiştir. Tadil sözleşmesi ile davacı 31.12.2012 tarihine kadar ödemelerin yapılması halinde bu taahhüt ile ilgili her türlü talep hakkından feragat ettiğini ve bu çerçevede herhangi bir talepte bulunmayacağını kabul, beyan ve taahhüt etmiştir. Açıklanan bu durum karşısında, tarafların dayandıkları tüm delillerin de toplanması sonucunda, davacının alacak talebinin yerinde olmadığı, keza akdi ilişki de dikkate alınarak davalı yanın kötüniyet tazminatı talep şartlarının da bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılarak davanın reddine \"  karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyaya mübrez 23.11.2017 tarihli uzman gürüşünün hiç değerlendirilmeden karar verilmesi sonucu hukuki dinlenilme haklarının ihlal edildiğini, Mahkemece yapılan yargılamada adeta davalı lehine yorum ilkesi benimsenerek müvekkilinin adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, 05.12.2019 tarihli gerekçeli kararda yer alan tespitlerin aksine dava konusu çek, taraflar arasındaki münakid 13.09.2012 tarihli “...  ve ...  arasında hisse satış sözleşmesi ile 27.12.2012 tarihli tadil sözleşmesi'ne dayandığını, mahkemenin 05.12.2019 tarihli gerekçeli kararındaki müvekkilinin  ... A.Ş.'deki hisseye bölünme yoluyla sahip olduğu tespitinin gerçek dışı olduğunu, 05.12.2019 tarihli gerekçeli kararda belirtilenin aksine dosyaya mübrez 12.07.2019 tarihli ek bilirkişi raporu ile tanık beyanları dava konusu çekin tutarını ve de çekin ortak mal varlığının tasfiyesine yönelik akdi ilişki kapsamında verildiği hususlarını ortaya koyduğunu, 05.12.2019 tarihli gerekçeli kararın aksine; 27.12.2012 tarihli tadil sözleşmesinin 3/a maddesi müvekkilin ailesel mal varlıklarının tasfiyesine ilişkin tüm talep haklarından feragat ettiği anlamına gelmediğini, kararının öncelikle murafaalı olarak incelenmesine ve neticesinde kaldırılmasına ve davanın kabulü ile İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yapılan itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE:Dava, bankaya ibraz edilmeyen çeke dayalı olarak alacağın tahsili amacıyla yapılan ilamsız takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacı, çek bankaya ibraz edilmemekle birlikte keşideci olarak davalının çek bedelinden sorumlu olduğunu ileri sürmüş, davalı ise çek nedeniyle alacağın olmadığını savunmuştur.İlk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş, bu karara karşı, davacı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. HMK 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf nedenleri ile bağlı kalınarak bunun dışında kamu düzenine aykırılık yönünden re'sen yapılmıştır. Davacı tarafından, davalı hakkında İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında 13/09/2012 tarihinde taraflar arasında düzenlenen hisse devir sözleşmesinden (27/12/2012 tarihli tadil) ve ... Bankası İstanbul şubesine ait 13.09.2015 keşide tarihli ... seri numaralı 5.475.000,00 USD bedelli çekten kaynaklanan 16.100.880,00 TL asıl alacak, 444.648,96 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 16.545.528,96 TL üzerinden 18.12.2015 tarihinde icra takibi başlatılmış, takibe itiraz edilmesi üzerine takip durmuştur. Kural olarak çek yasal süresinde ibraz edilmediği takdirde TTK 808. Madde gereğince hamil, kambiyo hukukuna dayalı müracaat hakkını kaybeder. Bu durumda müracaat hakkını yitiren hamilin alacağına kavuşabilmesi için aralarında temel ilişki bulunan keşideciye veya cirantaya karşı çeke yazılı delil başlangıcı olarak dayanmak suretiyle dava açması gerekecek ya da TTK 818. madde atfıyla çeklerde uygulanması gereken 732. Madde uyarınca sebepsiz zenginleşme hükümleri doğrultusunda keşideciden alacağını talep etmesi gerekecektir.Somut olayda davacı, davalı ile aralarında temel ilişki bulunduğu iddiasıyla çeke yazılı delil başlangıcı olarak dayanmak suretiyle dava açmıştır. Taraflar arasında 2012 yılında yapılan hisse devir sözleşmesi hükümleri uyarınca davacının, ortağı olduğu ... A.Ş. tarafından, yine hissedarı olduğu ... A.Ş.ye ait ... mahallesi ... ada ... parsel sayılı taşınmazı (Maslak Binası olarak adlandırılan) 23 milyon USD karşılığında 20.12.2012 tarihinde satın alındığı ve bedelin ödendiği, davacıya hisse devri karşılığında 27.12.2012 tarihinde 230.186 milyon USD ödeme yapıldığı, davacının hisse devirleri nedeniyle alacaklı olmadığı  ihtilafsızdır. Taraflar arasında imzalanan hisse devir sözleşmesi ile tadil sözleşmesinde  icra takibine konu çek hakkında bir düzenleme  bulunmamaktadır. Davacı, hisse devir sözleşmesine göre Maslak binasının devri için ortağı olduğu ...A.Ş. Tarafından davalının hissedarı olduğu ...A.Ş.'ye ödenen 23 milyon USD'nin davalı hissesine düşen ve davalı tarafından  davacıya ödenmesi kabul edilen kısımdan,  davalının,  davacı  ile diğer müşterek varlıklarındaki ortaklıklardan ayrılmak istemesi sonucu şirketler adına kayıtlı olmayan bazı taşınmazların satışı sebebiyle davalıya ödenmesi gereken miktar mahsup edildikten sonra çek bedeli kadar alacaklı olduğunu iddia etmektedir. Ancak taraflar arasındaki hisse devir sözleşmesinde Maslak binası olarak adlandırılan taşınmazın satış bedeli nedeniyle davacının hissesi oranında alacaklı olacağına dair bir  kararlaştırma  olmadığı gibi bu taşınmaz satışı için yapılan 23 milyon USD tutarındaki  ödemenin  dava dışı ... A.Ş.'ya yapılan bir ödeme olduğu gözetildiğinde bu ödemenin doğrudan şirket ortağına yapılan bir ödeme olduğu söylenemez. Diğer yandan davacının çekin veriliş sebebine dayanak olarak gösterilen ve  davalı tarafça mahsuplaşmaya konu olduğu iddia edilen taşınmaz satışlarına ilişkin tapu kayıtlarından ... İli, .... İlçesi, ... Mahallesi ... ada ... parsel sayılı taşınmazın davacı adına kayıtlı 89/2000 hissesinin dava dışı ... A.Ş.'ne  09.10.2014 tarihinde satışının yapıldığı; ... ili, ... İlçesi ... Köyü ... parsel sayılı taşınmazın 2008 yılında davalı tarafından davacıya devredildiği tespit edilmiştir. Mahsuplaşmaya konu olduğu iddia edilen taşınmazlardan ... ili, ... köyü ... ada ... parselde kayıtlı taşınmazın taraflar arasındaki hisse devir sözleşmesine konu olduğu; ... ili ... İlçesi ... Köyünde bulunan ... parsel sayılı taşınmazın   hisse devir sözleşmesinin imzalandığı 2012 yılından önceki bir tarih olan 2008 yılında satışının yapıldığı ve taşınmazların satış tarihindeki döviz karşılığının, davacının iddiasındaki  işlem tutarları ile  örtüşmediği anlaşılmaktadır. Dinlenen tanıklar da  çekin tanzimine ve tanzim nedenine ilişkin birbirinden farklı ve duyuma dayalı bilgilerini ifade etmişlerdir. Tüm bu hususlar gözetildiğinde davacı, çekin veriliş sebebine ilişkin temel ilişkiyi  ispatlayamamıştır. Bu nedenle mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Bu yönlere ilişkin  davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde değildir. Davacı vekilinin istinaf dilekçesinde 23.11.2017 tarihli uzman görüşü hiç değerlendirilmeden karar verilmesi sonucu hukuki dinlenilme haklarının ihlal edildiğine ilişkin istinaf sebebi yönünden yapılan değerlendirmede; dosya kapsamında bulunan taraflarca sunulan hukuki görüşlerin herhangi bir bağlayıcılığı bulunmamaktadır.  HMK'nın 293. maddesinde uzman görüşü bir tür delil olarak düzenlenmiştir. Somut olayda sunulan uzman görüşü teknik bir konuya ilişkin olmayıp hukuki meseleye ilişkindir.  HMK'nın 33. maddesi uyarınca hakim Türk hukukunu resen uygular. Dosyadaki delillerin hukuki nitelemesi ve delillere tecrübe kuralı uygulanarak maddi vakıaların tespiti, niteliği itibariyle yargılama faaliyeti olup mahkemeye aittir. Bu nedenle davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davacı vekilinin istinaf dilekçesinde 27.12.2012 tarihli tadil sözleşmesinin 3.a maddesinin  tüm talep haklarından feragat ettiği anlamına gelmediğine ilişkin istinaf sebebi yönünden yapılan değerlendirmede;  tadil sözleşmesinin 3.a maddesinde davacıya tanınan talep hakkı, davalı tarafından (Urfar vasıtasıyla) davacıdan  satın alınması öngörülen ... şirketi hisseleri için davacıya yapılacak ödemelerin 31 Aralık 2012 tarihine kadar yapılmaması halinde davalının bu tarihi takip eden yedi (7) gün içinde çağrı yoluyla iktisap edilen ... hisselerinin 1/3'ünün  davacıya çağrı fiyatı esas alınarak hesaplanacak tutar karşılığında ... tarafından devrini temin etmesine ilişkin olup, davacıya 27/12/2012 tarihinde ödemenin yapılmış olması sebebiyle davacı, hisselerini çağrı fiyatı üzerinden talep etme hakkından feragat etmiştir. Ancak davacı, takibe konu çekin bu madde kapsamında verildiğini ileri sürmediğinden ilk derece mahkemesince davacının bu taahhüt ile ilgili herhangi bir talepte bulunmayacağı kabul edilmekle davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde  isabetsizlik görülmemiş olup, usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından  davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından yatırılan 44,40 TL istinaf peşin harcının alınması gereken 269,85 TL karar harcından mahsubu ile eksik olan 225,45 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 19/10/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9497b85af4a4f07e","SID":"9ff838d4951b2bd7"}}